İzmir’e egemen olarak Anadolu kıyılarında ilk Türk donanmasını kuran Türk beyi …

Çaka Bey,
Çaga Bey,
Çakan,
Kaptan,
İlk Türk kaptanı (D. ve Ö. XI. Yüzyıl).
Oğuzların çavuldur boyundan olan Türk beyi.
İzmir’e egemen olarak Anadolu kıyılarında ilk Türk donanmasını kuran Türk beyi. XI. yy. ilk yarısında İzmir bölgesinin hakimi olan denizci. Asıl adı Çakan ya da Çaga Bey’dir. 1071 yılında Anadolu’yu yurt edinme girişimlerine başlayan Türkmen beylerinden ve Oğuzların Çavuldur boyundandır.

Danişmend Gazi’nin komutanlarından birisi olup, Malatya yöresinde başarı gösterdi. Anadolu’ya akın eden beylerin en gencidir. O da diğer arkadaşları gibi ün kazanmak için akınlara karışarak Kastamonu ve Bolu taraflarında savaştıktan sonra İzmir civarına gitti. Bu bilgedeki savaşlarda gösterdiği cesaretle ünlendi. Esir bulunduğu dönemde vakarlı davranışlarıyla imparatorun da dikkatini çekti. İmparatoru, onu diğer tutsaklar gibi ağır işlerde kullanmayıp sarayda alıkoydu. Çaka Bey burada Yunanca öğrendi. İmparatorun değişmesinin ardından Bizans sarayından kaçarak Ege kıyılarına gitti. Kurduğu orduyla İzmir’i fethetti ve İzmir Beyliğini kurdu. Bu sırada Türkmen akınları, Anadolu’nun fethini tamamlamıştı. Çaka Bey, Ege adaları dahil olmak üzere, beyliğini deniz yoluyla genişletti. Çaka Bey, kırk gemiden oluşan bir donanma kurdu. Ege Denizi’ne açıldı. Akdeniz’ de ilk Türk denizcisi oldu. Donanmasıyla ele geçirdiği ilk yer Foça idi. Daha sonra Midilli ve Sakız adalarını ele geçirdi. Türklerin, Akdeniz’de Bizanslılara karşı ilk zaferleri bu deniz savaşıdır. Tarihe Türklerin yaptığı ilk deniz muharebesi olarak geçen bu savaş, Koyun Adaları Deniz Savaşı adıyla anıldı. Çaka Bey, birçok önemli ada ile birlikte, İzmir’den Çanakkale’ye kadar olan yerleri ve Bizans’ın Trakya kısmını ele geçirdi. Büyük bir donanma meydana getirerek, ilk etapta Edremit’i ve Çanakkale bölgesini aldı.

Çaka Bey, Edremit’i beyliğine kattı. Çanakkale’yi alarak Marmara’ya doğru ilerlemesi, Bizans İmparatorunu ürkütüyordu. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıçaslan’la bir anlaşma yaptı. Anlaşmaya göre Selçuklular, Çaka Bey’in Marmara’ya doğru ilerlemesine engel olacaktı. 1097 yılında I. Kılıçaslan’ın Edremit’teki karargahında kendisine eksiksiz bir ziyafet verildi. Bu ziyafette yenilip içildiği sırada I. Kılıçaslan, birden bire kılıcını çekerek Çaka Bey’in üzerine yürüdü ve onu öldürdü. Böylece, Bizans ve Selçuklular için bir tehlike olarak görülen Çaka Bey, böyle bir tuzakla ortadan kaldırıldı. Böylece İzmir Beyliği de kuruluşundan sadece on altı yıl sonra yıkıldı.

1918-2000 yılları arasında yaşamış, özgün resim tarzı ve kadın portreleri ile tanınmış kadın ressamımız…

Şükriye Dikmen,
(D. 1918 İstanbul – Ö. 2000 İstanbul)
Çizgilerin ve yalın formların ressamı.
1918 yılında İstanbul’da doğdu. 1942-1946 yılları arasında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Leopold Levy ile çalıştı. Sonra 1949 yılında kendi imkanlarıyla Paris’e gitti. 1952 yılına kadar ünlü ressam Fernand Leger ile çalıştı. Aynı yıllarda Ecole de Louvre’da sanat tarihi eğitimi aldı. Sanatçı on yıldan fazla araştırma ve çalışmalar yaptı.

Kendi stilini uygulayarak yaptığı çalışmaları, 1953 yılında Paris’te Galerie Jeanne Castel’de açtığı ilk kişisel sergisinde sergiledi. Ressam Şükriye Dikmen, hem özgün resim tarzı hem de özgür yaşamıyla ülkemizdeki Modern Sanat çalışmalarına katkı sağlamıştır.

1954 yılında Paris’ten İstanbul’a döndü. Sanatçı 1960 yılında figürleri sadeleştirme yoluna giderek mümkün olduğu kadar az renk ve çizgiyle birbiri ardına etkileyici kadın portreleri üzerine yoğunlaştı. Son kişisel sergisi yirmi yıl önce açtı.

Ressam Tiraje Dikmen kız kardeşidir. Aynı evde büyüyen, aynı akademilerde çalışan iki kız kardeş olarak birbirinden çok farklılıkları vardı.
16 Eylül 2000 yılında hayatını kaybetti.

1897-1960 arasında yaşayan ve Köy Enstitüleri’nin kurulup gelişmesinde büyük rol oynayan eğitimcimiz …

İsmail Hakkı Tonguç,
Eğitimci, yazar.
(D.1897, Silistre / Bulgaristan – Ö. 1960).
Köy Enstitüleri’nin kurulup gelişmesinde büyük rol oynayan eğitimcimiz.
İstanbul Öğretmen Okulu 1918 yılı mezunu. Öğretmen Okulunu bitirdiği yıl eğitim için Almanya’ya gönderildi. 1921–1922 yılları arasında Karlsruhe Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda eğitim gördü. Yurda dönüşünde 1922-1925 yılları arasında Konya, Ankara, Adana gibi yurdun çeşitli illerinde öğretmenlik yaptı. 1926 yılında Levazım ve Ders Araçları Müzesi Müdürü oldu. 1930 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü öğretmenliğine atandı ve 1933 yılında Resim-İş Bölümünü kurdu. 3 Ağustos 1935 yılında İlköğretim Genel Müdürlüğüne vekaleten atandı.

1940 yılında İlköğretim Genel Müdürü oldu.
Bu görevini 1948 yılına kadar sürdürdü. Bu dönemde ve Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı altında Köy Enstitülerini kurdu.

MEB Talim ve Terbiye Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Demokrat Parti iktidara geçtikten sonra Ankara Atatürk Lisesi resim öğretmenliğine atandı. 1954 yılında bu görevinden emekliye ayrıldı.

26 Ocak 1927 tarihinde ilkokul öğretmeni Nafia Kamil ile dünya evine giren Tonguç’un iki oğlu oldu.

1958 yılında hastalanan Tonguç, 1960 yılında dünyaya gözlerini yumdu.

Eserleri;
Elişleri Rehberi (1927, Arap harfleriyle),
Mürebbinin Ruhu (1931),
Resim-Elişleri ve Sanat Terbiyesi (1932),
İş ve Meslek Terbiyesi (1933),
Köyde Eğitim (1938),
İlköğretim Kavramı (1947)
Canlandırılacak Köy (1939).

Selçuklularda has, tımar, zeamet gibi dirliklerle ilgili olarak çıkarılan fermanlara verilen ad …

Pervane,
Farsça pervane, (ﭘﺮﻭﺍﻧﻪ)
Selçuklularda has, tımar, zeamet gibi dirliklerle ilgili olarak çıkarılan fermanlara verilen ad.
Selçuklularda ve İlhanlılarda has, zeamet, tımar ile ilgili olarak verilen ferman.

Pervane sözcüğünün diğer anlamları;
Geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek, kepenek.
Döndüğünde bir mekanizmayı işleten bir eksene dikey olarak bağlanmış, iki veya ikiden çok kanattan yapılmış alet, uskur.
Yol gösteren, kılavuz, rehber.

Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğul. ..

Tekin,
Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğul.
Eski Türklerde bir babanın taşınılmaz mallarının kalıtçısı olan en küçük oğlu.

Tekin kelimesinin diğer anlamları;
Boş, içinde kimse bulunmayan.
Güvenilir (kişi, yer).
İçinde doğaüstü varlıklar bulunmadığına inanılan (yer)
Cin, peri vb. tabiat üstü güçlerle ilişkisi olmadığı için uğurlu sayılan yer veya kimse anlamında olup özellikle Tekin değil şeklinde kullanılır.

1 2 3 833