Nişastayı parçalayarak şekere çeviren enzim…

Amilaz, (Fr. amylase, İng. amylase ).

Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim.

Polisakkaritlerdeki α-1,4-glukozidik bağların hidrolizini katalizleyen, nişastayı parçalayarak glikoz ve maltoza çeviren hidrolaz sınıfından bir enzim.

Yunanca amylon = nişasta demektir.

Nişasta, farin veya amidon, suda çözünmeyen, kompleks bir karbonhidrat. Bitkiler tarafından fazla glikozu depolamak için kullanılır.

Çoğunlukla tahıllardan ve patatesten elde edilen tatsız ve kokusuz bir tozdur.hayvanlarda ise besinlerle alınan nişasta sindirim sisteminde hidrolize uğrayarak glikoz birimlerine ayrılıp kana geçebilecek duruma gelir. Mısır, bakla, fıstık, fındık, patates, pirinç buğday gibi besinlerde yüksek oranda nişasta bulunmaktadır. Bu besinlerin sindirilmesi amilaz sayesinde gerçekleşmektedir. Amilaz sayesinde başlayan sindirim, bağırsaklara kadar devam eder ve orada son bulur.

Amilazın üretiminin en fazla olduğu yer pankreas olmakla birlikte akciğer, yumurtalık, tükürük bezleri ve böbreklerde de az oranda üretilmektedir. Vücudumuzda bulunan sayısız enzimden sadece bir tanesi olan Amilaz, vücudun doğası gereği idrarda ve kanda belli bir miktarda bulunmaktadır.

Amilaz değerinin yüksek olması demek bir hastalığın belirtisi olması demek değildir. Kan içinde bulunan amilaz miktarının üçte biri pankreasta, geri kalanı ise de tükürük bezlerinde bulunmaktadır. Amilazın pankreastan ilerleyiş yolunda bir tıkanma söz konusu olursa, idrarda bulunan amilaz enzimi ve kan serumundaki amilaz değeri yükselmeye baslar. Amilaz değerinin bu şekilde yükselme seyrine amilaz yüksekliği denmektedir. Amilaz değerinde düşüklüğün bir klinik önemi yoktur.

Normal değeri 60 ila 180 U/L olan amilazın yükselme sebepleri;

Pankreas enzimlerinin üretiminin artırılması için kullanılan ilaçlar

Pankreas salgısını uyarmaya neden olan ilaçların kullanılması

Aspirin, narkotik analjezikler, rifampin, asparajinaz gibi ilaçların kullanılması.

Böbrek yetersizliği

Bağırsaklarda meydana gelen tıkanmalar

Safra kesesinde meydana gelen taslar

Akrep sokması ve ağır seker komaları amilez yüksekliğinin nedenlerinden bazılarıdır

Kanınızda amilaz düzeyinin yükselmesi halinde tedavi olmak için mutlaka doktora görünmelisiniz. Doktorunuzun yönelteceği tedavi sürecine sadık kalmalısınız. Bunun yanında sigara, alkol, fazla yağlı yiyeceklerden uzak durmalısınız.

Ayrıca doğal bitkilerle tedavide ise,

Ebegümecini ince ince doğrayın ve bir su bardağı soğuk suyun içine koyun ve 12 saat bekletip ertesi gün süzüp için.

Bir kabın içine 1 kasık aynısefa otu, bir kasık civanperçemi, bir kasık ısırgan otunu doğrayıp üzerine bir su bardağı kaynar su dökün ve demlemeye bırakın. Demledikten sonra süzüp için

Amilaz türleri;

Alfa-amilaz; tükürük bezleri ve pankreastan salgılanan, üç veya daha fazla glikoz kalıntısı bulunan polisakkaritlerdeki iç alfa-1->4-glikozidik bağlarının hidrolizini katalizleyerek düz ve dallanmış oligosakkaritlerin oluşumunu sağlayan, nişastayı 7-8 glikoz ünitelik parçalar, maltoz ve az miktarda glikoza kadar parçalayan hidrolaz sınıfından bir enzim. Tükürükteki amilaza pityalin adı verilir.

Beta-amilaz; Nişastanın maltoz birimlerine hidrolizini sağlayan maltta bulunan bitkisel enzim.

Sigma-amilaz; ince bağırsaktan salgılanan nişastayı tamamen glikoza hidrolize eden enzim, AMS.

Kaynakça; http://www.kadin.ca/ ve TDK.

Eski dilde gözyaşı …

Eşk, (Farsça),

Gözyaşı,

Dem.

Sirişk, (Farsça),

Göz yaşı.

Ateş şeraresi.

Gözleriniz kemik göz çukurları ve bir yağ tabakası tarafından korunur. Gözkapaklarınız kalın bir koruyucu örtü oluşturur ve kirpikler sayesinde toz toprağın gözünüze girmesini önlemede rol oynar. Ayrıca, düzenli aralıklarla özel bir sıvının (gözyaşı) göz yüzeyine dağılmasını sağlar. Bu ince gözyaşı tabakası, göz çukurunun üst dış bölümünde, göz kürelerinin biraz üzerinde yer alan gözyaşı bezleri tarafından üretilir. Gözyaşı, gözlerinizin kurumasını ve enfeksiyonları önler.

Gözkapaklarınızın göz kırpma eylemiyle yayılan gözyaşı, gözkapaklarınızın iç bölümünde yer alan iki kanaldan (gözyaşı kanalları) geçerek ince bir boruyla burnunuza süzülür.

Gözyaşını, yalnızca aşırı miktarda üretilince, örneğin ağladığımızda fark ederiz. Ağlama sırasında burnunuzun tıkanmasının bir nedeni de gözyaşının burun yoluyla dışa süzülmesidir. Gözyaşı miktarı azalırsa ya da gözyaşı tabakasının niteliği iyi değilse gözleriniz kurur ve batar. Eczanelerde kuru gözleri rahatlatan birbirinden farklı çok sayıda yapay gözyaşı satılıyor, ama bunların hiçbiri doğal gözyaşı tabakasının yerini tam olarak tutmuyor.

Gabon'da yetişen zakkumgillerden ağaç. ..

İboga, Ibogaine, (Tabernanthe iboga).

Gabon’ da yetişen zakkumgillerden ağaç.

İçerdiği alkaloitler, kas ve sinir uyarıcıdır.

Afrika kökenli bu uyuşturucuyu yerliler, afrodizyak, halüsinojen ve yorgunluk giderici olarak kullanırlar.

Afrika’da bulunan,Tabernanthe Iboga adında bu bitki ve bu bitkinin kökünden ve dallarından elde edilen bir psikoaktif alkaloiddir. Ibogaine, hem tedavi hem psikoaktif bağımlılığı giderir.

Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki Ibogaine tek bir kullanımda bile alkol ve uyuşturucu bağımlılıklarındaki belirtileri (tikleri) de beraberinde,hatta sigarayı da beraberinde bıraktırmıştır . Aynı zamanda da, Ibogaine kesin olmamakla birlikte kesin yada uzun süreliğine bıraktırabilir.

Ibogaine ayrıca psikoaktif özelliklerinin yanı sıra yüksek manevi,yani motivasyon duygusu verir. Hasta çevresindeki olayları, daha net ve daha iyi idrak edebiliyor, ki bu da hasta için bir motivasyon ve yaşama sevinci kaynağıdır, Uyuşturucu bağımlılığınız ne olursa olsun, mesela eroin, metadon, kokain, crack(taş) veya alkol, hata sigarayı da beraberinde bıraktırabilir. Ibogaine aynı zamanda psikoterapi alanlarında, travma tedavilerinde de kullanılabilir.

Doğal magnezyum silikat…

Zebercet, (Ar. zeberced, Osm. Zebercet ).

Krizolit, (Chrysolite).

Sarı renkte ve cam parlaklığında, doğal demir ve magnezyum silikat, krizolit.

Zümrütten daha açık yeşil olan, zümrüt kadar değerli olmayan bir süs taşı.

Zebercet taşı, Peridot/Olivin. (MgFe)2SiO4

Olivin (peridot) denilen magmatik kayaçın şeffaf sarı ve açık yeşil renkli türü.

Peridot taşının fiziksel etkileri;

Kalp pankreas dalak ve ciğerler üzerinde olumlu etkileri vardır. Doku bozulmalarını önleyici özelliklere sahiptir. Beden-zihin dengesini sağlar. Metafiziksel ve psikolojik olarak neşe ve sevinç hissi verir. Kişinin yaşam enerjisini canlılığını korumasını sağlar. Kişiyi verici olmaya yönlendirir. İyimserlik verir ve küçük gelişmelerden sevinç duyulmasını sağlar. Nedensiz duyulan korkulara karşı iyi gelir. Kaygıyı azaltır. Kişinin iç dünyasını farketmesini sağlayarak kişisel gelişimi hızlandırır. Çevreyle iletişimi mükemmelleştirir. Kıskançlık egoistlik ve duygusal soğuklukları yokeder.

Nevşehir’ in ilçesi Gülşehir’ in eski adı …


Arapsun,
Gülşehir,

Nevşehir’e 20 km. uzaklıkta, Kızılırmak’ın güney kenarında yeralan antik adı Zoropassos olan Gülşehir’ in eski adı Arapsundur.
Damat İbrahim Paşa’nın Nevşehir’ e yaptığı imari, bir başka Osmanlı Sadrazamı Karavezir Mehmet Seyyid Paşa da Gülşehir’ e yapmış 30 haneli Gülşehir’ i bir külliye ile donatmıştır. Külliye cami, medrese ve çesmeden oluşmaktadır.

Açıksaray ören yeri;
Nevşehir-Gülşehir yolu üzerinde, Gülşehir’ e 3 km uzaklıktaki Açıksaray ören yeri, tüf kayalar içine oyulmuş sayısız mekanları, Roma Dönemi kaya mezarları, 9. ve 10. yüzyıla tarihlenen kaya kiliseleri ile önemli bir piskoposluk merkeziydi. Halk arasında Haci Bektas Veli Mescidi olarak adlandırılan mekanın mihrabının günümüze kadar korunmuş bir İslami yapı olması açısından dikkat çekmektedir.

Karavezir Cami;
Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan cami, iki renkli kesme taştan yapılmış, kare planlı ana mekanını kaplayan kubbe dört kemer üzerine oturtulmuştur. Açık Saray Harabeleri Nevşehir-Gülşehir yolu üzerinde, Gülşehir’e 3 km. uzaklıktaki Açık Saray Harabeleri, tüf kayalar içine oyulmuş sayısız mekanları, Roma Dönemi kaya mezarları, 9. ve 10 yüzyıla tarihlenen kaya kiliseleri ile önemli bir ören yeridir. Bu ören yerinde bulunan mantar biçimindeki peribacaları üniktir.

Karşı (Aziz Jean )Kilisesi;
Gülşehir’in hemen girişinde yer alan ve iki katlı olan Aziz Jean Kilisesi’in alt katında kilise, şarap mahzenleri, mezarlar, su kanalı ve görevlilere ait mekanlar, üst katında ise İncil’den alınmış sahnelerle süslenmiş kilise yer almaktadır.

Alt kata ait kilise, tek apsisli, haç planlı, haç kolları, beşik tonozludur. Merkezi kubbesi çökmüştür. Süsleme açısından direk ana kaya üzerine kırmızı aşı boyası ile stilize hayvan, geometrik ve haç tasvirleri resmedilmiştir.

Üst kattaki kilise ise üç apsisli ve beşik tonozludur. Ana apsisteki resimlerin dışında oldukça iyi korunmuş olan siyah bir is tabakası ile kaplıydı. Kilise’nin restorasyonu ve konservasyonu 1995 yılında Restoratör Rıdvan İşler tarafından yapıldıktan sonra bugünkü haline gelmiştir. İsa ve İncil siklusunu içeren kilisede sahneler bantlar içinde frizler halindedir. Siyah zemin üzerine sarı ve kahverengi renkler kullanılmıştır. Niş tonozlarında ve cephelerinde bitkisel ve geometrik motifler tercih edilmiştir. Batı ve güney duvarında Kapadokya Bölgesi’nde oldukça nadir olarak resmedilen Son yargı sahnesi yer alır.
Sahneleri: Apsiste Deesis, ön cephesinde kuş tasvirleri altında Müjde, tonozunda madalyonlar içinde aziz tasvirleri; tonozun güney kanadında Son yemek, İhanet, Vaftiz, altında Meryem’in ölümü; kuzey kanadında İsa’nın çarmıhtan indirilmesi, Kadınlar Boş Mezar Başında, İsa’nın cehenneme inişi; batı ve güney duvarında ise Son yargı.

Nevşehir’in biri merkez olmak üzere sekiz ilçesi vardır.
Merkez: Merkez bucağına bağlı 17 köyü vardır. İlçe toprakları 900-1350 m yükseklikte platolardan meydana gelir. Başlıca akarsuyu Kızılırmak ve kollarıdır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri Pancar, patates, tahıl ve baklagillerdir. Sümerbank Pamuklu Sanayi, meyve suyu, marmelat, pekmez, tuğla ve kiremit fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.

İlçe merkezi, Kızılırmak’ ın kollarından olan küçük bir çay kenarında kurulmuştur. Denizden yüksekliği 1150 metredir. Eski adı Muşkara’ dır. Lâle devrinin meşhur sadrazamı Nevşehirli Dâmât İbrâhim Paşa 25 hânelik bu köyü îmâr etti ve buraya Nevşehir ismi verildi. 1954’ te il yapılan Nevşehir’in belediyesi Cumhûriyetten önce kurulmuştur. Konya ve Aksaray’ı Kayseri’ ye, Kırşehir’ i Niğde’ ye bağlayan yollar ilçede kesişir.

Acıgöl:
Merkez bucağına bağlı 12 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikte platolardan meydana gelir. Güneydoğusunda Erdaş Dağı yer alır. İlçe merkezi Aksaray-Nevşehir karayolu üzerinde yer alır.

Avanos:
Merkez bucağına bağlı 3, Özkonak bucağına bağlı 10 ve Topraklı bucağına bağlı 5 köyü vardır. Yüzölçümü 1045 km2 olup, nüfus yoğunluğu 38’dir. İlçe toprakları Kızılırmak Platosunda yer alır. Başlıca akarsuları Kızılırmak ve Damsa Çayıdır. Kızılırmak Vâdisi küçük, fakat verimli ovalardan meydana gelir. İlçe merkezi, Kızılırmak kıyısında kurulmuştur. Nevşehir’i Kırşehir-Kayseri karayoluna bağlayan yol üzerindedir. İl merkezine 17 km mesâfededir.

Derinkuyu (Melengübü):
Merkez bucağına bağlı 8 köyü vardır. Yüzölçümü 495 km2 olup, nüfus yoğunluğu 41’dir. İlçe toprakları, kuzey ve doğusu engebeli ve dağlık bunun dışında kalan kısmı düz olan bir arâziden meydana gelmiştir. Doğu ve kuzeydoğusunda Hodul Dağı, kuzeybatısında Erdaş Dağı yer alır. İlçe topraklarında perlit yatakları vardır. Nevşehir-Niğde karayolu kenarında kurulmuştur. İl merkezine 30 km mesâfededir. Eski ismi Melengübü idi. Su kuyularının derinliği sebebiyle 1928’de Derinkuyu ismini aldı. Turizm açısından büyük önem taşıyan ilçenin altında, dünyânın sekizinci hârikası olarak adlandırılan bir yeraltı şehri vardır.

Gülşehir (Arapsun): Merkez bucağına bağlı 26, Gümüşkent bucağına bağlı 6 köyü vardır. Yüzölçümü 931 km2 olup, nüfus yoğunluğu 37’dir. İlçe toprakları 850-1250 m yüksekliğindeki dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Başlıca akarsuyu Kızılırmak olup, bu akarsuyun vâdisinde Gülşehir Ovası yer alır. Kızılırmak’ın güney kıyısında kurulmuştur. Ankara-Nevşehir karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 19 km mesâfededir. Eski ismi Arapsun idi.

Hacıbektaş (Sulucakara Höyük): 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 20.811 olup, 8062’si ilçe merkezinde, 12.749’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 30 köyü vardır. Yüzölçümü 666 km2 olup, nüfus yoğunluğu 31’dir. İlçe toprakları, ortalama yüksekliği 1200 m civârında olan bir platodan meydana gelir. Toprakları sulayan dereler yazın kurur. İlçe topraklarında kaymaktaşı diye de bilinen Hacıbektaş taşı çıkarılır. Bu taş süs eşyâsı yapımında kullanılır. İlçe merkezi, Ankara-Nevşehir karayolu üzerindedir. İl merkezine 46 km mesâfededir. Büyük veli Hacı Bektaş-ı Velî’nin kabr-i şerîfi buradadır. Eski ismi Sulucakara Höyük idi.

Kozaklı:
1990 sayımına göre toplam nüfûsu 25.932 olup, 7556’sı ilçe merkezinde, 18.376’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 22, Karahasanlı bucağına bağlı 7 köyü vardır. Yüzölçümü 789 km2 olup, nüfus yoğunluğu 33’tür. İlçe toprakları ortalama 1000 m yükseklikte bir platodan meydana gelir. Başlıca akarsuları Deli Çayı ve Karasu Çayıdır. Ankara-Kayseri demiryolu ilçe topraklarından geçer. İl merkezine 90 km mesâfededir.

Ürgüp: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 35.688 olup 11.040’ı ilçe merkezinde, 24.648’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 25 köyü vardır. Yüzölçümü 574 km2 olup, nüfus yoğunluğu 62’dir. İlçe topraklarının yarısı dalgalı düzlük, yarısı ise dağlık olan bir arâziden meydana gelir. Dağlık arâzi güneyinde yer alır. Başlıca akarsuyu Damsa Çayıdır. Bu akarsu üzerinde sulama gayeli bir baraj vardır. Damsa Çayı kıyısında kurulmuştur. İl merkezine 18 km mesâfededir. Nevşehir’i İncesu üzerinden Kayseri’ye bağlayan yol ilçeden geçer. Kayalara oyulmuş kiliseleri meşhurdur.

İsviçre'de Bir Kanton …

İsviçre, İsviçre Konfederasyonu,

Almanca: die Schweiz, Fransızca: la Suisse, İtalyanca: Svizzera ve Romanş: Svizra),

Orta Avrupa’da Alp Dağlarında yer alan ve denize kıyısı bulunmayan bir ülkedir. Kuzeyinde Almanya, batısında Fransa, güneyinde İtalya ve doğusunda Avusturya ile Lichtenstein’a komşu olan ve tarihsel olarak bir konfederasyon olan ülke 1848 yılından beri bir federasyondur.

Önemli şehirleri Bern, Zürich, Basel ve Cenevre’dir.

İsviçre’de hâlen yürürlükte olan Anayasa 1848’ de yürürlüğe girmiştir. Anayasaya göre İsviçre 20 egemen, 6 yarım kantondan meydana gelmiştir. Federal meclis 44 üyeden meydana gelen bir devlet konseyi ile, doğrudan doğruya halk tarafından seçilen 200 üyeli bir millî konseyden müteşekkildir. Devlet konseyine hâkim kantonlar ikişer, yarım kantonlar birer üye gönderirler. Federal Konsey, Federal Meclis tarafından 4 yıl için seçilmiş 7 üyeden meydana gelir. Federal Konseyin üyeleri olan konfederasyon başkanı ve başkan yardımcısı her yıl Federal Meclis tarafından seçilir. Bu kantonlar şunlardır;

-Aargau.

-Basel-Stadt.

-Basel-Landschaft.

-Bern.

-Fribourg.

-Cenevre.

-Glarus.

-Graubünden.

-Jura.

-Lüzern.

-Neuchâtel.

-Nidwalden.

-Obwalden.

-Schaffhausen.

-Schwyz.

-Solothurn.

-St. Gallen.

-Thurgau.

-Ticino.

-Uri.

-Valais.

-Vaud.

-Zug.

-Zürih.

Kosta Rika' da bir yarımada …

Osa,

Nicaya,

Kosta Rika,

Orta Amerika’ da küçük bir ülkedir. Kosta Rika adı, Kristof Kolomb, Karaib sahilleri yakınındaki küçük bir adaya 18 Eylül 1502’de çıktığında, burada bulunan altın yataklarından dolayı buraya, “Zengin Sahil” manasına gelen “Kostar Rika” adını vermiştir. Latin Amerika’ da, Panama’ nın kuzeyinde, Nikaragua’ nın güneyinde yer alan batısında Büyük Okyanus, doğusunda Karayip Denizi vardır. Ordusu bulunmayan az sayıda ülkelerden biridir. Karaib Denizi ile Büyük Okyanus kıyıları arasındaki uzaklık 120 ile 265 km arasındadır.

Yükseltiler, Nikaragua Gölünün batısında başlar.En yüksek tepesi Cerro Chirripo 3,810 m., Ülkede bulunan volkanlar, Irazu 3432 m ve Turrilaba 3328 m . Talamanca Dağ silsileleri arasında 2740 m yükseklikte tepelere rastlanır. Batı kıyısından 480 km uzaklıktaki Coco Adası, Kostarika’ya aittir. Nicaya ve Osa yarımadalarının arasında kalan, Büyük Okyanus kıyıları yer alır.

Kosta Rika, idari açıdan 7 ile ayrılmıştır. Bu iller de 81 kanton’a ayrılmıştır. Başkent, Sant José’ dir. Para birimim, Kolon’ dur. Puertolimon, Puontarenas, Golfito başlıca limanlardır. San José yakınlarındaki Juan Santa Maria ülkenin tek milletlerarası havaalanıdır.

Bu İller;

* Alajuela
* Cartago
* Guanacaste
* Heredia
* Limón
* Puntarenas
* San José (Başkent).

Pastırmalı bir börek cinsi …

Paçenga,
Paçanga,

Malzemeler :
2-3 adet yufka
160 gr pastırma
1 adet domates
3 adet sivri biber
1 avuç kıyılmış maydanoz
1 kase rendelenmiş kaşar peyniri
1 kase zeytinyağı + su karışımı
1 yumurta sarısı
Çörek otu

Hazırlanışı:
Sivri biberleri doğrayın. Bir tavada 1 kaşık zeytinyağı ile kavurun. Pastırmaları ince şeritler halinde doğrayın ve biberlere ekleyin. Domatesin kabuğunu soyup küp küp doğrayın ve tavaya ekleyin. Suyunu çekene kadar pişirin. Tuzunu ilave edin ve altını kapattıktan sonra maydanozu da ekleyin.

Bir yufkayı yayıp 8 adet üçgen olacak şekilde kesin. Üzerine yağ ve su karışımından sürün. Ilınan iç malzemeden her parçanın geniş kısmına koyup üzerlerine dilediğiniz miktarda kaşar peyniri ekleyin. Yassı bir sigara böreği sarar gibi her parçayı katlayın. İyi yapışması için uç kısmına yağ+su karışımından bir parça daha sürün. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye börekleri yerleştirin. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp çörek otu serpin. 180 -190 derece fırında üzerleri kızarana kadar pişirin. Ilık olarak servis yapın. Hazırlanan börekler kızgın yağda iki tarafını da kızartarak hazırlanabilir. Kızartılan börekler kağıt havlu üzerine çıkarılır. Sıcak olarak servis yapınız.

Afiyet olsun.

Afrika' da yaşayan, rengarenk parlak tüylü bir kuş…

Turako,

Hartlaub Turako Kuşu,

Afrika’da muzculgiller (Musophagidae) familyasından Turako kuşu (Touroco coryhaix) nun genç olanlarının da kanatlarında pençeler mevcuttur ve bu da uçmaktadır. Bu kuşlar uygun tabakalarda fosil olarak bulunsaydı, evrimciler bunları da sürüngenlerle kuşlar arasında geçiş formları olarak adlandıracaklardı. Günümüzdeki kuşlar dişsiz olduğu gibi, eskiden yaşayıp nesilleri tükenmiş dişli kuşların varlığı da gayet tabiidir.

Nitekim günümüzde yaşayan kurbağaların bir kısmı dişli, bir kısmı ise dişsizdir. Dişsiz sürüngenler de mevcuttur. Arkeopteriks de nesli tükenmiş dişli bir kuştur.En son araştırmalar da, Arkeopteriks’in bir geçiş formu olmadığını ispatlamıştır. Nitekim 1972 yılında Yale Üniversitesi profesörlerinden John Ostron, Arkeopteriks’in yaşadığı Jura devrinden daha eski tabakalar arasında, zamanımızda yaşayan kuşlara benzer fosiller bulmuştur.Yayınladığı makalede de; ’Jura’dan daha yaşlı tabakalar arasında gerçek kuşların varlığının, Arkeopteriks’in bir geçiş formu olmadığını gösterdiğini’ ifade etmiştir.

Kenya ve Tanzanya’da bulunan turakolar, işgalcidir. Ortam müsait oldunda çiftler üremeye çalışır. Boyu kırk santi metredir ve ömrü ortalama on iki yıldır. Kuluçka yirmi gün sürer ve yirmi sekiz gün sonra tüylenmeye başlar.

Türleri;

Turaco, Ross’s, Turaco, Violet, Turaco Green, Turaco Hartlaub’s, Turaco Knysna, Turaco Livingstone’s, Turaco Purple-crested .

Hint müziğine özgü bir tür lavta …

Tanpura,

Hint Lavtası,

Bütün enstrümanların annesi olarak tanınan Tanpura çoğu Klasik Hint müziği şarkılarına eşlik eder. Arka fonda çoğu zaman duyduğunuz derin sesi sağlar. Pek çok boyu vardır. Genelde 4 ya da 5 tellidir ve bunlar şarkılara göre farklı notalara akor edilebilirler. Düzgün çalındığında tanpura’ nın notaları birleşip tek bir ses gibi çıkar. Tanpura, sesi tam ayarında tutar. Yankılanan güçlü derin sesi gösterinin girişi için gerekli ortamı hazırlamaya yardım eder. Hem enstrüman hem de çalınışı çok basit görünse de tanpura’ yı akor etmek ve çalmak çok fazla deneyim ve çok iyi bir kulak gerektirir.

Tanpura olgun tahtadan ve oyulmuş balkabağından yapılır. Enstrümanın boyu 1 ile 1,5 metre arasında değişir. Bugünlerde küçük Tanpuralar da müzisyenler arasında oldukça revaçtadır. Teller fildişi, kemik ya da tahtadan yapılmış olan köprünün üzerinde yer alır.

Tanpuranın dört teli vardır. İlk üç tel çelikten, dördüncü tel ise pirinçten yapılmıştır. İlk tel düşük oktavda Pa notasında ses verir. Sonraki iki tele ‘Jori’ ya da ikiz teller adı verilir. Bunlar orta oktav Sa da ses verirler. Son tele Kharaj adı verilir ve bu tel düşük oktav Sa da tınlar. Bazen Ragalarda Pa notası kullanılmaz, ilk tel raganın belirgin olan notasına akort edilir. Örneğin Raga Malkauns’ta Pa notası çıkarılmıştır.

Tanpura çalınırken çok yetenek gerektirmez ancak sesin sürekliliği sağlanmalıdır. Teller parmak uçları ile nazikçe birbiri ardına çalınmalıdır. Birinci tel orta parmak ile geri kalan teller ise işaret parmağı ile çalınır. Tanpura çalınırken genellikle dik tutulur. Sukabağının düz kısmı yere dayanır.

Erkek ve kadın şarkıcılar tarafından farklı boyutta Tanpuralar kullanılır. Erkek şarkıcılar erkek sesine uyan derin ses üreten daha kalın telli büyük boy Tanpuraları kullanırlar. Kadınlar tarafından kullanılan Tanpuralar ise küçük yapıda ve kadın sesinin yüksek oktavına uygun imal edilirler.

Güneyde kullanılan Tanpuralar ahşap gövdelidir, ancak kuzeyde kullanılar sukabağı gövdeliler daha titreşim verir. Maharashtra’ da küçük bir kasaba olan Miraj, iyi kalite Tanpuraları ile meşhurdur.

Klasik Hint müziğinde diğer Enstrümanlar:

Santoor, Sitar, Sarod, Tabla, Veena, Shehnai, Harmanyum, Tanpura

Kaynakça;http://www.sahajayogaportal.org

Nazi hücum kıtası …

SA, (Sturm Ableitung / Fırtına Kıtaları) .
Kurulmasındaki amaç Hitler’ in bir nevi BodyGuard’ lığını yapmaktı. Bu amaçla 1920′ de kurulmuş 1921′ de yarı askeri bir nitelik kazanmıştı. Zamanla gelişir ve çok daha büyük bir güç, etkin bir örgüt haline gelir. Öyleki partiyi bile tehdit eder hal alır.

Giymiş oldukları üniformanın renginden ötürü, grup “Kahverengi Gömlekliler” olarak da biliniyordu. Başında Ernst Röhm vardı. Zamanla büyüyen ve gittikçe daha kontrolden çıkan bu örgüt, Hitler ve partisine tehdit olmaya başlar.
Röhm’ ün 1934 Şubat’ ında Alman silahlı kuvvetlerinin (Reichswehr) SA’ nın sayısal üstünlüğe sahip olacağı ve bu şekilde hâkim olacağı tek bir örgüt içine katılmasına yönelik teklifi Alman askerî liderliğini çok kızdırdı. Ordu SA’ yı disiplinsiz sokak dövüşçülerinden oluşan yaygaracı ayaktakımı olarak görüyordu. Homoseksüellik iddiaları ve “ahlâksızlıklar” orduda biliniyordu. Röhm’ün teklifi reddedildi.

Ordunun Doğu Prusya’ daki bahar tatbikatı sırasında Deutschland adlı gemide Alman silahlı kuvvetlerinin liderleriyle görüşme fırsatı yakaladı. Savunma Bakanı Werner von Blomberg eşliğinde genelkurmay başkanı Werner von Fritsch ve donanma komutanı Amiral Erich Raeder ile görüştü. Hitler komutanları Hindenburg’un giderek bozulan sağlığı konusunda bilgilendirdi ve Reichwehr’in kendisinin cumhurbaşkanı olmasını desteklemesini önerdi. Buna karşılık olarak da SA’nın boyutunu küçültüp, Röhm’ün isteklerini bastırıp Reichwehr’in Almanya’nın yegane silahlı gücü olmasını önerdi. Shirer’in anlattığına göre Hitler muhtemelen ordu ve donanmanın genişletileceği sözünü vererek de liderleri ayartmıştı.

Nazilerin arasındaki gerginlik daha da arttı ve Hitler ile yaptığı bir ara bulma görüşmesinden sonra Röhm’ ün muhafazakâr iktidar yapısına karşı “ikinci devrim” çağrıları da arttı. Benzer biçimde Hitler’ in 1933 yılında şansölye olmasını destekleyen muhafazakâr sanayiciler de Röhm’ ün Strasser kardeşler ile paylaştığı sosyalist eğilimlerinden duydukları rahatsızlığı dile getirmeye devam ettiler.

Cumhurbaşkanı Hindenburg ile olan yakın ilişkileri vasıtasıyla her iki muhafazakâr grup, askerler ve sanayiciler memnuniyetsizliklerini dile getirdiler.

1934 Haziran’ ının başlarında Hindenburg Hitlere ultimatom vererek Almanya’ daki gerginliğe son verilmediği takdirde sıkıyönetim ilan etmeyi düşündüğünü belirtti. Böyle bir durumda elinde gücü büyük ihtimalle sonsuza dek yitireceğini bilen Hitler SA’ yı bastırmak ve “ikinci devrim” planlarına son vermek için Reichswehr ile olan anlaşmasını daha fazla erteleyemeyeceğine karar verdi.

Son ana kadar tereddütte olan Hitler Hermann Göring ve Heinrich Himmler kışkırtmalarıyla Röhm’ün iddia edilen “planına” son verilmesi emrini verdi. Gerek Göring’ in, gerekse Himmler SA ve liderinin ortadan kaldırılmasından sonra güçlerini pekiştirdiler.

1934 Haziran’ ında “Uzun Bıçaklar Gecesi” olarak anılan SA’nın tasfiyesi sırasında Röhm mahkemeye çıkarılmadan suçlu bulundu. Hitler tarafından 30 Haziran’ da tutuklanmasının ardından Röhm kısa bir süre Münih’te Stadelheim hapishanesinde tutuldu. 2 Temmuz günü SS mensubu Theodor Eicke ve Michel Lippert tarafından ziyaret edildi. Röhm kendisine uzatılan tabancayla intihar etmeyi reddedince Lippert kısa mesafeden Röhm’ ü vurdu. Röhm infaz kararını kimin verdiğini anlamış olabilir. Doğrulanamayan bir iddiaya göre son sözleri “mein Führer, mein Führer” olmuştur. Eicke’nin ölmekte olan Röhm’e “Onu daha evvel düşünecektin. Artık çok geç,” şeklinde karşılık verdiği söylenir. Röhm Münih’ te bir mezarlığa gömüldü.

Ernst Röhm (d.28 Kasım 1887, Münih, Almanya – ö.2 Temmuz 1934) Alman subayı, siyaset adamı ve SA’ ların kurucusu ve kumandanıydı.

1920 yılında Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne üye oldu ve SA’ların kurulmasına yardımcı oldu. 1923’de başarısızlıkla sonuçlanan Münih’ teki Birahanesi Darbesi’ nden sonra 15 ay hapse mahkum oldu. Bu sırada Adolf Hitler ile yakın arkadaşlık kurdu. 1924’te hapisten çıktıktan sonra Röhm Hitler ile Nazilerin yeniden örgütlenmesinde birlikte çalıştı. Ancak zamanla ikisi arasında ciddi anlaşmazlıklar baş gösterdi. 1924′ ün Nisan ayında o sırada yasadışı olan SA’ lara alternatif olarak Frontbannın kurulmasına yardımcı oldu. Ardından Nazilerin Nasyonal Sosyalist Özgürlük Partisi adıyla yeniden kurulan partisinin üyesi olarak Reichstag’ da görev yaptı. 1925′ te istifa etti. Askerî danışman olarak Bolivya’ ya gitti.

Nazi partisinin askeri polis örgütü…

SS,
(Schutz Staffel / Koruyucu Kademe)

SS önceleri Hitler’ in kişisel muhafızlığını yapmak üzere kurulan birliklerdir. İlk kurulduğunda, polis görevi yapan silahlı parti militanlarından oluşuyordu. Toplama kampları kurulup, Himmler tarafından bunların yönetiminden SS sorumlu tutulunca iki ana gruba ayrıldı.

Bunların ilki, Waffen-SS ya da “Silahlı SS” örgütüydü, bu örgüt artık askerî bir yapı almıştı. Ordudan geçmiş subaylar tarafından yönetiliyordu. 1942 yılından sonra askerlik yükümlüsü gençler de burada görev yapmaya başladığı için “parti muhafızı” vasfını kaybetti, normal birliklerden bir farkı kalmadı.

Bu örgüt bir çeşit polis görevi yaptı. SS’ lerin soykırım suçu işledikleri iddia edilen bölümü Allgemeine SS’dir.[kaynak belirtilmeli] Bunların subayları genelde ordu kökenli değildi.

Her iki bölüme de (önce Waffen-SS’e) yabancı personel alındı. Önce Alman asıllılardan veya Alman milletine akraba uluslardan SS Tümenleri oluşturulurken sonraları çeşitli uluslardan toplam 38 SS tümeni oluşturuldu.

SS Şefi Heinrich Himmler Nazi rejiminin Hıristiyanlığa olan nefretini şöyle ifade ediyordu: “Bu din (hristiyanlık) tarih içinde taşınmış olan en büyük veba mikrobudur. Ve ona öyle muamele etmek gerekir”. SS örgütüne katılmakta esas olan gönüllüktür. SS’ lere insanların acı çekişi karşısında soğukkanlı kalmaları ve başka ırka nefret etmeleri öğretilirdi.En önemli erdemleri Onurun Sadakatindir ilkesinden sapmaksızın Führer’e kesin boyun eğme ve bağlılıktı.

Adolf Hitler (d. 20 Nisan 1889, Braunau am Inn, Yukarı Avusturya – ö. 30 Nisan 1945, Berlin, Almanya), 1933 itibari ile Almanya’nın başbakanı ve 1934’den ölümüne kadar Almanya’nın Führer[1] iydi. Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP)’nin kurucusu ve başkanıydı.

Walter Richard Rudolf Hess (d. 26 Nisan 1894, İskenderiye, Mısır – ö. 17 Ağustos 1987, Berlin, Batı Almanya), Nazi Almanyası’nın önde gelen isimlerindendi. Aralık 1933’den itibaren SS-Ehrenführer (SS onursal lideri) olarak Obergruppenführer formasını giyme hakkına sahipti. Adolf Hitler’in Nazi Partisi’ndeki vekiliydi.

Heinrich Himmler,
(1900 – 1945),

Nazi Almanyası’nda SS lideri. Heinrich Himmler, 7 Ekim 1900′ de Bavyeralı bir öğretmenin oğlu olarak Münih’ te doğdu. Ziraat eğitimi aldı. 1923′ teki Hitler Putsch’ da (Hitler’in Darbe girişimi) yer aldı. 1925′ te Nazilerin güvenlik teşkilatı SS’ e katıldı. 1929′ da ise SS’ in başına getirilmişti. 1933’te Nazilerin zaferiyle, Alman polisinin SS kontrolüne geçmesini sağladı. Daha sonraları sıkı bir güvenlik ağı oluşturarak Nazi karşıtı birçok grubu ve kişileri yok etti, Aryan ırkından olmayan azınlıkların imhasını yönetti. 1943 yılında Frick’in yerine İçişleri Bakanlığına getirildi. Ocak 1945′ de Hitler Himmler’i sırf kendine olan sadakatinden dolayı Sovyet taarruzunu durdurabilecegini düşünerek Vistül Ordular Grubu Komutanlığına getirdi.

Trabzon' un Maçka ilçesinde, "ulusal park" kapsamına alınmış ünlü vadi …

Altındere Milli Parkı,

Doğu Karadeniz Bölgesinde, Trabzon ili Maçka ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Trabzon ili merkezinden, Maçka ilçesine bağlantı sağlayan 48 km’ lik karayolu ile ulaşım sağlanır. Milli Parkın ana özelliğini Sümela Manastırı ile Altındere Vadisinin bitki zenginliği ve jeomorfolojik yapısı teşkil etmektedir.

Meryemana adına kurulan Sümela Manastırı, Altındere’nin batı yamacında 300 m. yükseltide kurulmuştur. Hırıstiyanlığın çevrede yayılmasının başlangıç yeri olan manastır; şapel, kilise ve diğer kompleksleriyle sanat tarihinde önemli bir yer tutar.

Efsanelere göre MS 4. yüzyılda kurulduğu iddia edilen manastırın13.yüzyıldan itibaren tarihini takip etmek mümkündür. Trabzon kamnenslarından 3. Alexios (1349-1390) asıl kurucusu sayılabilir. 1860′ a doğru ilavelerle muazzam tesis halini alan Meryemana Manastırı en parlak dönemini 19.yüzyılda yaşamıştır.

Dar ve uzun merdivenlerle girilen manastır; su kemeri, kütüphane , mutfak, misafir odaları, sarnıçları, sonradan kiliseye çevrilen tabii oyuk, kutsal suyun toplandığı havuz ve birçok şapellerle ziyaretçilerini karşılar.

Doğrudan doğruya yamaca yaslanmış bina, keşişlerin barındığı asıl manastır yapısıdır. Yapıların üzerindeki kemerli galerilerin çok etkileyici görüntüleri hayranlık bırakır. Altındere Vadisi dar boğaz karakteri göstermekte olup arazi doğu ve batıdan dik bir meyille vadiye inmektedir.

Milli Park, flora açısından da çok zenginlik içermekte olup yörenin hakim bitki örtüsünü doğu ladini oluşturur. Sahada ayrıca yapraklı ve ibreli ağaçlardan göknar, sarıçam, kestane, meşe, ıhlamur, gürgen, söğüt, karaçam, ormangülü, Kafkas hanımeli’ nden meydana gelen zengin bir bitki örtüsü çeşitliliği görülmeye değer doğal ortamın yaban hayatı için sunduğu yaşam şartları geyik, karaca, çengel boynuzlu yaban keçisi, yabani domuz, ayı, kurt, çakal, tilki, yaban kedisi gibi türlerin yaşamasına ve çoğalmasına olanak sağlamıştır.

Amerika'nın tropikal bölgelerinde yetişen, anonagiller familyasından lezzetli bir meyve …

Korosol, (soursop) delicious.

Uykusuzluğu tedavi etmek için, çocukların başlarını yıkamak için kullanılan tropikal meyvedir. Ağrıyan veya burkulan kemikler için masaj malzemesi olarak kullanılır. Yaprakları, çocuklardaki gaz veya eğer bir çocuğun midesi şişmiş olursa tedavisinde kullanılır.

Anonagillerden,amerika’nın tropikal bölgelerinde yetişen,iri ve lezzetli bir meyve.

Bering Denizi' ni Büyük Okyanus' tan ayıran küçük adalar dizisi …

Aleut adaları,

(Aleutian ıslands).

Kuzey Amerika’nın Alaska kıyıları ile Rusya’ nın Sibirya bölgesi arasında uzanan bir denizdir. Kuzeyde Bering Boğazı ile Kuzey Buz Denizi’ ne bağlanan Bering Denizi’ ni, Büyük Okyanus’ tan Aleut Adaları ayırır. Bering Denizi’ ndeki başlıca adalar, kuzey ve doğuda St. Lawrence, Nuni-vak ve Pribilof Adaları ile batıdaki Komandor Adaları’dır. Amerika’nın kuzeybatısında, Alaska Yarımadası’ndan güneybatıya doğru uzanan ve güneyde Bering Denizi’ni sınırlayan uzun adalar dizisi. 150 volkanik ada ve adacıktan oluşur. Oldukça ılık fakat çok nemli ve sisli bir iklimi vardır.

Bugün Aleut Adaları’nda birçok önemli Amerikan hava üssü bulunmaktadır. Alaska’yla birlikte 1867’de ABD’ye satılan adalarda, en eski yerleşim merkezi Unalaska 1760’a doğru kurulmuştur.

Yanardağ kökenli adalar olan Aleut Adaları’nın en yüksek noktası Unimak adasında Shishaldin Dağı’ dır (2856 m).

Hiç ağaç gelişmeyen ve bitki örtüsü sazlar, otlar ve bodur bitkilerden oluşan adalarda, Bering Denizi’nden gelen soğuk hava ile akıntılar, Büyük Okyanus’un yumuşak etkileriyle karşılaşır, yıl boyunca sis, yağmur, şiddetli rüzgarlara ve aşağı yukarı değişmeyen bir sıcaklığa (3 °C) yol açarlar.

Bering Denizi çevresinde Aleutlar, Eskimolar, Koryaklar ve Çukçiler yaşar. Eskimolar, Alaska kıyılarında ve denizin ortalarındaki adalarda, Eskimolar’ a benzeyen Aleutlar, Aleut Adaları’ nda yaşarlar. Çukçi ve Koryaklar, Asya’nın Kamçatka Yarımadası’ nda yaşayan Sibiryalılar’ dır.

Hamam otu …

Zırnık, (Farsça).

Arsenik,

Hamam otu,

Sarı renkli tabii arsenik sülfür minerali. Limon sarısı renginde, özgül ağırlığı 3.45, sertliği 1,5-2 ve kimyasal bileşimi As2S3 olan rombik trimentrik prizma yapısına sahip çok zehirli bir maddedir.

Zırnık önceleri kral sarısı adı ile renklendirme maksadı ile kullanılırdı. Sanayide en çok deriden kılları ayırmak için kıl dökücü olarak kullanılır. Kızıl renkli zırnık da vardır.

İstenmeyen tüylerden kurtulmak için bir çok yöntem ağda, epilasyon, lazer vb. vardır. Bir kısmı pahalı bir kısmı da can acıtır. Bu yüzden zırnık kullanılması yaygındır. Ayrıca zırnık doğaldır.

Zırnık kullanımı için su bardağına yarım çay kaşığı atılır ve iyice karıştırılır. Kıl istenmeyen yerlere sürülür. 3-4 dakika sonra yıkanılır. Hamamlarda bu malzeme hazırlanmış olarak sunulur. İstenildiği zaman kullanılır. Bu nedenle de kıllardan temizlik için kullanılır. Bu ota, Hamam Otu’ da denir. Ancak deride hasar ve acıya neden olmamak için dikkatli kullanılmalıdır. Attarlarda toz olarak satılıyor ve kilosu 15 ile 20 TL. arası değişiyor. Tüyler alındıktan sonra ıslatılarak sürülüyor. En fazla 3-5 dakika bekletin. Sonra yıkayın. Fazla bekletirseniz cildinizi yakar ve yara yapar. Zamanla tüylerde azalma ve incelme yapıyor. Sonra da sabrınız varsa ve devamlı kullanırsanız yok eder. Direk sürüldüğü zaman sadece üstteki tüyleri öldürür. Ama önce aldıktan sonra kıl diplerine sürdüğünüz zaman kıl diplerini öldürür ve zamanla bir daha oralarda tüy çıkmaz. Hafif kızarıklık olsa da geçecektir. Eğer sahte zırnık aldıysanız, kızarma çok olacak ve tehlikelidir.

Deri tabaklamada fungus(mantar) oluşumunu önlemek için kullanılır.Ayrıca kibrit yapımında da kullanılır. üç çeşidi bulunmaktadır. Gri zırnık tüyleri yok etmek için, beyaz zırnık şaç çıkarmak için (vazalinle karıştırıp sürülür), kırmızı zırnık hat sanatında mürekkep yapımında kullanılmaktadır. Havayla temasında H2S oluştuğu için kötü kokar.

Tıp dilinde cüzzam hastalığına verilen ad…

Lepra,

Hansen,

Cüzzam,

Cüzzam 1876’da Armauer Hansen tarafından bulunan lepra basili tarafından oluşturulan öncelikle, deri ve siniri tutan kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır. Cüzzamın nedeni Hansen basili “mycobacterium leprae” adlı bakteridir. Bu mikroorganizmanın yol açtığı, çevresel sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen, bulaşıcı bir hastalıktır. Ağız ve burundan yakın temas sonucu damlacık enfeksiyonu ile bulaşır.

Lepra mikrobacterium lepra basilinin neden olduğu kronik,erken teşhis ve tedavi edildiğinde kesinlikle iyileşen ve bildirimi zorunlu bir hastalıktır. Hastalığın tek taşıyıcısı insandır.

Deri ve mukoza lezyonları ile birlikte duyu kaybı, kas zayıflaması ve felçle sonuçlanan periferik sinirlerin tutulması ve çoğu kez ele gelir şekilde büyümesi ile karakterizedir. Bu hastalıkta sakatlıklar geç teşhis ve yetersiz tedavi sonucu yıllar sonra oluşur. Hastalık böyle şekil bozukluklarına uğramış hale gelmeden teşhis ve tedavi edilmeli, bunun içinde iyi bilinmelidir. Lepra hastalığı genellikle tedavisiz ve basilli hastalardan, uzun süre yakın temas halinde bulunan bünyesi hastalığı almaya müsait olan çocuk yaştaki bireylere geçebilir. Erişkinlerin lepraya doğal dirençleri vardır, bu nedenle ileri yaşlarda hastalığı alma çok enderdir. Bulaşma teorik olarak üst solunum yollarından damlacıklarla atılan basillerden olur. (Tüberkülozda olduğu gibi). Kuluçka süresi ortalama 2-7 yıldır, bilinen en kısa süre 7 aydır. Lepra hastalığının sağlam erişkinlere bulaşmasının hemen hemen imkansız oluşu ve hastaların basillerinin tedaviden çok kısa süre sonra ölü hale gelmesi hastalık hakkında yaygın ön yargı ve korkuların yok olmasını sağlamıştır. İdeal olan hastanın ayaktan tedavisidir. Tedavi altındaki bir lepralının işini sürdürmesinde veya evlenmesinde sakınca yoktur. Lepralı hastaların sağlam olan çocukları okullarına devam edebilirler, ancak hasta olanlar tedaviden sonra devam edebilirler. Lepra teşhisi konan bir hastanın sosyal açıdan yıkıma uğramaması,toplumdan dışlanmaması ve düzenli tedaviden uzaklaşmaması için her türlü yardım sağlanmalıdır.

Kesin tanı için ayrıntılı muayene ve çeşitli testler uygulanır. Deri lezyonlarında özel boyalarla bakterinin gösterilmesi veya patolojik olarak cilt lezyonlarının incelenmesi gerekir. Histamin testi, terlemenin yokluğunu gösteren metakolin testi, lepra bakterisine karşı oluşan antikorların araştırıldığı FLA-ABS (Fluoresan Leprosy Antibody Absorbtion Test) , RIA ve ELİSA testleri kullanılır. Lepra hastalığı karaciğer tutulumu olmadıkça hayatı tehdit etmez.

Tedavisinde, Dünya Sağlık Örgütünün uyguladığı çok ilaçlı tedavi (Multi Drug Treatment=MDT) uygulanmaktadır. Kayıtlı hastaların tedavisini Dünya Sağlık Örgütü karşılamaktadır. Lepralı hastaların ilk tedavileri İstanbul, Ankara ve Elazığ İllerinde bulunan Lepra Hastanelerinde yapılır, tedavileri ise yaşadıkları İldeki sağlık ocaklarınca yürütülmektedir. Hastaların tedavi giderleri Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz karşılanmaktadır.

Cüzzam hastalığı, vücudun direncine bağlı olarak birbirinden ayrılan iki ana tip ve iki ara tip olarak sınıflandırılır.

Ana tipler;

Lepramatöz,

Tüberküloit,

Ara tipler;

Borderlein,

İndetermine.

cüzzamlardır.

Kırılmış taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol …

Makadam, (Fr. macadam).

Yolların kaplanması için genellikle 4-7 santimetre arasında parçalara bölünmüş taş.

Kırılmış taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol.

Bu teknikle yol yapımı 1800 ‘ lü yıllarında John Loudon McAdam tarafından bulunmuş ve uygulanmıştır. Üç tabakadan oluşan drenajı sağlanmış bir dolgu metodudur. Önce aynı derecelenme aralığındaki malzeme, 20 cm. kalınlığında serilir.

Serilen bu malzemenin maksimum dane çapı 7.5 cm. olan taşların üzerinden silindir geçirilerek sıkıştırılır. Yine aynı malzeme grubu ile ikinci bir tabaka daha serilir ve sıkıştırılır. Daha sonra maksimum dane çapı 2,5-5,0 cm. arasında bulunan yol malzemesi serilir. Tekrar silindirle sıkıştırılır. Yolun eğimi ve kenarında drenajı sağlanarak sıkıştırılan bu malzemelerden oluşan yol kullanım için hazırdır. Bu biçimde inşa edilen yollar, için şose yapılar olarak tanımlandı.

Yaprak tütünle yapılmış sigara …

Puro, (İtalyanca puro),

Yaprak sigarası.

Sıkıca sarılmış fermente edilmiş ve kurutulmuş tütüne verilen isimdir. Puronun ucu ateş ile yakılır. Puro ağıza alınarak duman kişinin ağzına çekilerek kullanılır. Puro tütünü Küba , Meksika, Amerika Birleşik Devletleri, Endonezya, Honduras, Kamerun, Brezilya, Dominik Cumhuriyeti ve Nikaragua gibi ülkelerde oldukça yüksek miktarlarda üretilmektedir.

Küba’ da üretilen purolar dünya çapında emsalsiz olarak nitelendirilseler de birçok uzman Honduras ve Nikaragua purolarının Küba purolarına rakip olduğuna inanmaktadır.

Puro, güç, başarı, takdir ve ince zevkler üzerine kurulmuş bir tutku, heyecan ve statü simgesidir.

Puro yakılmasından saklanmasına, içilmesinden satın alınmasına kadar çok zengin bir kültüre sahip olup, her detayın farklı incelikleri ve özellikleri vardır.

Puro yakarken en önemli husus kükürtlü kibrit veya gazlı çakmak kullanılmamalıdır. Gazlı çakmak veya kibritle yakılan puro tütününün aroması gazın veya kibritin kokusuyla birleşip gerçek aromasını kaybedebilir. İçim zevkini azaltabilir. Dolayısıyla torch diye nitelendirilen ve yandığında gaz kokusu bırakmayan özel çakmak kullanılması tavsiye edilir.

Otomobiller için verilen geçici gümrük belgesi …

Triptik, (Fr. triptyque),

Otomobiller için verilen geçici gümrük belgesi.

Gümrüklerden geçiş karnesi .

Türkiye’ ye tescilli taşıtların yurtdışına çıkışları ve gümrüklerden geçisleri için kullanılır. Belge 1954 ve 1956 yıllarında imzalanan ve son düzenlemeleri 1990 İstanbul Sözleşmesi ile yapılan Uluslararası Geçici İthalat Sözleşmelerine göre düzenlenir.

Belge için gerekli evraklar;

* Kullanıcı taşıt sahibiyse; Ruhsat aslı, TC kimlik numarası, Başvuru formu.
* Kullanıcı taşıt sahibinden baskasıysa; Ruhsat aslı, Noter tasdikli vekaletname, Vekilin TC kimlik numarası, Başvuru formu.
* Taşıt tüzel kişi adına tescilli ise; Ruhsat aslı, Yetki Belgesi, Kullanıcı yetkilinin dışında biriyse beraberinde noter vekaletnamesi, Başvuru formu.

Önamli uyarı;

İran için 200 USD yada muadili ve Hindistan, Pakistan, Mısır, Libya için ise 1.000 USD yada muadili tutarında geçici bir depozito yatırılması gerekir. Bu depozito bankaya mutlaka karne sahibi ismine yatırılmalıdır.

Rio De Janerio kentinde üzerinde dev İsa Heykeli bulunan tepenin adı …

Corcovado,

Morro do Corcovado,

Kurtarıcı İsa (Portekizce: Cristo Redentor),

Brezilya’nın Rio de Janeiro şehrinde Corcovado Dağı üzerinde yer alan ve şehrin sembollerinden biri olan dev İsa heykelidir. 7 Temmuz 2007 tarihinde, Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olarak seçilmiştir.

Corcovado Tepesi, Brezilya’nın Rio de Janeiro şehrinin en yüksek tepelerinden biridir. Yaklaşık 710 metre yüksekliğindeki Corcovado; “kambur” anlamına gelir. Tepenin yamaçlarında Brezilya’nın ünlü yağmur ormanı Tijuca Milli Parkı bulunur. Corcovado Tepesi tüm şehre hâkim geniş bir manzara sunar. Botanik bahçeleri, jokey kulüpleri, dünyaca ünlü Copacabana ve Ipanema Plajı, Leblon, Maracanã Stadyumu ve büyük gölet Lagoa Rodrigo de Freitas ayaklarınızın altındadır. Her zaman yukarı bakarak gördüğünüz uçakları, Corcovado’dan aşağı bakarak görebilirsiniz.

Kıvrılarak yukarı çıkan bir yol ve Corcovado dağ treni, dağın zirvesinin yakınına kadar ulaşır. Trenden indikten sonra 233 basamaktan oluşan merdivenleri çıkarak zirveye ulaşırsınız. Ancak isterseniz asansörleri kullanarak çıkmanız da mümkün. Bu tepeyi şehirdeki diğer tepelerden ayıran en büyük özellik, tepesindeki 38 metre yüksekliğe sahip Reedemer isimli İsa heykelidir. Brezilya’nın dünyaca ünlü Reedemer Heykeli, 7 Temmuz 2007 tarihinde, dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olarak seçilmiştir. Türkçe, “Kurtarıcı İsa” anlamına gelen 32 metre uzunluğundaki heykel, yalnızca Brezilya’nın değil, Güney Amerika’nın da simgesi durumundadır. Kollarını açmış bekleyen Reedemer, âdeta Brezilya halkının sıcaklığını simgeler.

Aslında heykelin inşası, Katolik derneği tarafından başlatılmış; heykel, çirkin telefon direklerinin görüntüsünü engellemek için sipariş olarak verilmiştir. Heitor Silva Costa tarafından tasarlanan ve Fransız heykeltıraş Paul Landowski tarafından dokuz yıl içinde yapımı tamamlanan İsa heykeli, 8 metre yükseklikteki bir kaide üzerinde durur. Toplam 1145 ton ağırlığındaki heykelin yalnızca başı 3.75 metre yüksekliğinde olup 30 ton ağırlığındadır. Açık kollarının eni 30 metredir. Yapı malzemesi olarak beton, onun üzerinde ise sabun kayası (talk) kullanılmıştır. Bu kayanın özelliği, yumuşak bir yüzeye sahip olmasına rağmen çok dayanaklı oluşudur. Tırnaklarınızla bile bu heykelde iz bırakmanız mümkündür.

Kurtarıcı İsa Heykeli Rio de Janeiro 1926 ile 1931 arasında inşa edilmiştir. Mesih’in anıt Halaskar Rio de Janeiro, Ekim 12, 1931 tarihinde açıldı.

Dominik Cumhuriyeti’nin kuzeyindeki Puerto Plata şehrindeki 793 m yüksekliğindeki Pico Isabel de Torres Dağı’nda heykelin bir benzeri inşa edilmiştir. Ancak bu heykel, hiçbir zaman Reedemer kadar ünlü olamamıştır.

Yeraltı suyunu taşıyan geçirimli katman …

Akifer, (aquifer).

Sutaşır,

Yeraltı suyunu tutan ve ileten kayaç ortamına akifer denir.

İçlerine suyun serbestçe girebileceği veya hareket edebileceği boyutta ve miktarda birbiriyle bağlantılı boşluk içeren kayaçlardan oluşmuş geçirimli kesimlerdir.

Suyun çok uzak mesafelere gitmesini sağlayan, yer altı sularını pınarlara ve kuyulara ileten gözenekli toprak ya da jeolojik oluşum. Yer altı suyunu içinde tutabilen, belirli miktarlarda suyun hareketine olanak sağlayan jeolojik oluşumlara akifer adı verilir.

Akifer: Boşlukları tamamen yeraltı suyu ile dolmuş olan, bu suyu bir noktadan diğerine iletebilen, tabanında geçirimsiz bir seviye ile sınırlanmış olan ve bir kaynak olarak ekonomik olarak su verme özelliğine sahip jeolojik oluşuklardır.

Serbest Akifer: Yalnız alt tarafından geçirimsiz bir ortamla sınırlanmış ve yeraltı suyu atmosfer basıncı altında (serbest yüzeyli) olan akiferlerdir .

Basınçlı Akifer: Alttan ve üstten geçirimsiz ortamlarla sınırlanmış ve yeraltı suyu jeolojik birimlerin basıncı altında bulunan akiferlerdir.

Sızıntılı Akifer: Basınçlı veya serbest akiferi sınırlayan yarı geçirimli ortamlardan su kazanıp kaybeden akiferdir. Akifer basınçlı ise sızıntılı basınçlı akifer serbest yüzeyli ise sızıntılı serbest akifer olarak nitelendirilir.

Tangoya benzer Arjantin halk dansı …

Milonga,

Arjantin ve Uruguay kökenli bir müzik ve dans türüdür.

Ayrıca Arjantin Tango’ sunun yapıldığı partilere de verilen isimdir.

Milonga bir müzik türünün ve o müzikle yapılan dansın adıdır. Tango’ya çok yakındır ve her ikisi de aynı kökten gelirler.

Milongaların marşa benzeyen bir ritmi vardır ve tatlı, kalbi yumuşatan bir duygu verirler.

Río de la Plata, Arjantin ve Uruguay kökenlidir ve 1870’lerde çok popüler olmuştur, payada de contrapunto denilen müzik türünden türemiştir. 2/4 zamanlıdır, genellikle de doğaçlama öğeler taşırdı. Zaman içerisinde diğer müzik türlerinden etkilenerek Tango’ya dahil özgün ve dinamik bir dans türü olmuştur.

Tango Şarkılar 3,4 veya 5’li Tanda denilen gruplar halinde çalınırlar ve aralarda kısa bir süre beklenir. Genellikle aynı yılların hatta aynı orkestranın şarkıları bir grup içinde bir araya getirilir. Böylece şarkıların benzer biçim ve havada olması sağlanır. Bir grup şarkı tango türünde olabilirken, diğeri milonga ve bir diğeri de Arjantin valsi olabilir.

Genellikle dans edeken konuşmamalısınız ve her zaman şarkının son ya da sondan bir önceki notasında dansı bitirmelisiniz. Dans edenlerin birbirlerine teşekkür etmeleri birlikte bir dans daha etmeyi istemediklerini gösterir. Eğer aynı kişiyle dansı sürdürmek istiyorsanız, ilk teşekkür eden kişi olmayın. Eğer dans bitmişse erkeğin kadına masasına kadar eşlik etmesi adettendir.

Avusturalya' da yaşayan gösterimli bir kuş …

Lirkuşu,

Lirkuşugiller (Menuridae).

Avustralya ormanlarında yaşayan, kuvvetli bir gaga, kısa ve yuvarlak kanatları mevcut olan kuşun iki türü bulunur.

Kuyrukları zarif bir lir şeklindedir.

Lirkuşugiller familyası türlerinin genel adıdır. İsmini eski zamanlarda kullanılan bir müzik aletinden alan lirkuşunun erkeklerinin, çok uzun ve yelpaze biçiminde açılan kuyrukları vardır. Kuyruğunun açılmış hali lir denen müzik aletini andırır. Böcekler ve solucanlarla beslenir. Kuşlar içinde en güzel şakıyanlardandır. Bir başka özellikleri de diğer kuşların seslerini kolaylıkla taklit edebilmesidir. Erkek lir kuşu dikkate değer bir ses sanatkârıdır.

İki ayrı türü bilinmektedir. Bunlardan “Menura superba” türü Avustralya’ nın doğusundaki ormanlık alanlarda yaşar. Kuzeydoğu Avustralya’daki astropikal bölgede bulunan (M. alberti) türlerinden daha iridir. Boyu 75 ile 100 cm kadardır.

Rebap veya lir biçimii uzun dış kuyruk tüyleri vardır. Lir kuşunun erkeğinin 130 santimlik uzunluğunun 70 santimi kuyruktur. Beyazımsı olan bu tüyler, V biçimli koyu kahverengi bölgelerle işaretlidir. Beyazımsı orta kuyruk tüylerinin pek ince ve dantelamsı bir yapısı vardır.

Daha çok kahvemsi gri renkli bir kuş olan lir kuşunun yuvası iri ve küre biçiminde bir yapıdır. Yumurta tek ve bol beneklidir. Beş haftada yumurtadan çıkan yavruların gelişmesi de o nispette uzun zaman alır. Eski gezginler, başının ve gagasına yapısıyle kuvvetli bacaklarına bakarak lir kuşunu sülünler ailesine katmışlardı.

1 67 68 69 70 71 75