Halk dilinde mürver ağacına verilen ad …

Yalankoz,

Melesir,

Patlangıç,

Mürver,

Alacalı,

Elder,

Sambucus,

Sanmelek,

Santal,

Holunder,

Hanımeligiller familyasından; türlerinin çoğu kış aylarında çiçekleri döken çalı veya ağaççık halinde odunsu, ender olarak da otsu karakterde olan bir bitki cinsidir. Sürgünlerinin geniş bir özü vardır. Tomurcukları bol sayıda pullarla örtülmüştür. Çiçekleri beyazdır. Meyveleri kabuksuz tane şeklindedir. 20 kadar türü vardır. Yurdumuzda doğal olarak bulunur. Yaprakları uçucu yağ, şekerler ve bazı organik asitler taşır. Meyvelerinde acı madde, tanen, şekerler, valerian asidi ve bol miktarda renk maddesi bulunur. Yapraklar ve meyveler müshil olarak kullanılır. Köklerinde müshil tesiri vardır.

Çiçekleri terletici ve hafif yatıştırıcıdır. Kullanılan kısımları; yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kabızlığı giderir. Ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrarı çoğaltır. Anne sütünü artırır. Nezlede faydalıdır. Güneş yanıklarında da faydalıdır.

İzmir' in Dikili ilçesinde bir kaplıca…

Nebiler kaplıcası,

İzmir Dikili ilçesi, Dikili ilçesine 12 km. uzaklıkta, Dikili-Ayvalık yolundan 4 km. içeride bulunan bu kaplıcanın suyu 55–75 derece arasında değişmektedir. Kaplıca suyu hidroasetat iyonu içermektedir. Kaplıcanın suyu ağrı dindirici özelliğinden ötürü banyo uygulamalarında kullanılmaktadır.

Bademli Kaplıcası,

Dikili ilçesine bağlı 15 km mesafedeki Bademli köyündedir. Suyun sıcaklığı 41 derece olup arsenik ve hidroasetat bulunmaktadır. Burada eski bir hamamın kalıntıları vardır.

Kaynarca Çamuru,

Dikiliye 10 km mesafededir. Kadın hastalıkları ve deri hastalıkları tedavisindi kullanılmaktadır.

İzmir’de, Dikili ilçesinde Nebiler Kaplıcası ve Bademli Ilıcaları, Menemen’de Deniz ve Ilıcagöl ılıcaları, Tire’de Tavşan Adası Ilıcası, Çeşme’de Şifne Kaplıcası, Seferihisar’da Cumalı, Karakoç ve Kelalan ılıcaları, Urla’da Malkoç İçmeleri ve Gülbahçe Ilıcaları da bulunuyor.

Sambaya benzer, Haiti kökenli bir dans…

Merenge,

Merengue (okunuşuyla merenge).

1850 yılına doğru Dominik Cumhuriyetinde doğmuş bir dans ve müzik türüdür. Günümüzde Latin dans okullarında öğretilen dans türlerinden biri olan Merenge en kolay öğrenilen Latin dansıdır. Merenge müziği günümüzde özellikle Porto Rikolu müzisyenlerce yorumlanmakta ve icra edilmektedir. Merenge, küçük ve kalabalık dans salonlarına uygun, oldukça hareketli, öğrenmesi kolay, doğaçlamaya açık bir eğlence dansıdır. Salsa’da olduğu gibi, kıvrak kalça hareketleri barındırır. Diğer danslardan esinlenen hareketlerden dolayı geniş bir hareket dağarcığına sahiptir.

Merenge dansının upa habanera adlı dans türünden kaynaklandığı sanılmaktadır. Merenge, Dominik Cumhuriyetinin yerel dansı olmakla beraber komşu ülke Haiti’ nin de etkisinde kalmıştır. Merenge dansının adımlarının kısa, sürünür biçimde olması, bu dansın ilk kez ayakları zincirli kölelerce oynanmış olmasının öne sürülmesine yolaçmıştır.

Dansın kökeninin iki popüler hikâyesi vardır:

İlk hikayeye göre bu dans zincirlenmiş olan kölelerin hareket edebilme arzusuyla yaptıkları davranışları konu alır.
Diğer hikaye ise bu dansın ülkedeki bir devrim sırasında bacağından vurulan bir kahramanın eve dönüş partisinde yandaşlarının zıplayarak ve bir bacaklarını sürükleyerek yaptıkları hareketleri temsil ettiğini söyler.

Merenge çiftler halinde veya grupça yapılan bir Latin dansıdır. Günümüzde dans pistlerinde genellikle çiftler halinde yapılmaktaysa da, orijinal halinde grupça, bir çember oluşturularak yapılmaktaydı. Hızlı ayak hareketleri ve omuzların silkilme hareketi dansın karakterini oluşturur. Merenge, özellikle 19. yüzyıl ortalarında popüler hâle gelmiştir.

Merenge, küçük ve kalabalık dans salonlarına uygun, oldukça hareketli, öğrenmesi kolay, doğaçlamaya açık bir “eğlence” dansıdır. Salsada olduğu gibi, kıvrak kalça hareketleri barındırır. Diğer danslardan esinlenen hareketlerden dolayı geniş bir hareket dağarcığına sahiptir.

Merenge dansında ayaklar yerden çok kısa bir mesafe (yaklaşık 2 cm. kadar) kaldırılır ve adımlar yerinde sayar gibi atılır. Bir sağ ayak, bir sol ayak hareket eder. Başka hiçbir karmaşık adım biçimi yoktur. Bu yüzden adımı en basit danstır. Bu ayak hareketlerinin sadeliği kol ve vücut figürleriyle süslenerek dans hareketleri zenginleştirilir.

Merenge müziği çok değişik stillere sahip olmasına rağmen tümünde keskin bir çabukluk ve sürekli tekrarlandığını hissettiren ritimler vardır.

Merenge müziğini çalan bir orkestrada genellikle şu çalgılar bulunur,

Akordiyon, güira, büyük davul, ikili küçük davul, bazen marimba ve bandurria. Merenge önceleri tumba burjuvazi tarafından aşağılanmış bir kırsal kesim dansıydı. Bu aşağılanma diktatör Rafael Trujillo’nun bu dansı ulusal dans olarak ilan etmesiyle son bulmuştur.

1970’li yıllarda salsa akımının da etkisiyle merenge modernleştirilmiş ve merenge çalan orkestralara piyano, trombon , saksofon, synthesizer ve bas gitar da girmiştir. Merenge’nin, öteki Karayip müzikleri ile karşılaştırıldığında, hızlı bir dizemi vardır. Merenge şarkıcılarına örnek olarak Elvis Crespo, Juan Luis Guerra isimleri sayılabilir.

Merenge çiftler hâlinde değil, bir çember hâlinde yapılır. Hızlı ayak hareketleri ve omuzların silkilme hareketi dansın karakterini oluşturur. Merenge, özellikle 19. yüzyıl ortalarında popüler hale gelmiştir.

Kaynak:http://tr.wikipedia.org/

Halk dilinde kızılcığa verilen ad…

Kiren,

Ergen,

Zoval,

Kızılcık,

Ekşi Kiraz,

Kiren, Halk dilinde kızılcık ağacına ve meyvesine verilen ad.

Kızılcık (Cornus mas), kızılcıkgiller (Cornaceae) familyasından bir ağaç türü.

Isparta ve Eskişehir’de Ergen, Sinop ve Samsun çevresinde Kiren olarak anılır.

En fazla 5-8 m boy yapar. Sarı renkli küçük Çiçekler açar. Meyveleri kırmızı renkli, eliptik şekillidir. Kızılcık ağacı kuru, balçıklı topraklarda yetişir, çoğalması tohumlar yardımıyla gerçekleşir.

Kızılcık meyvelerinin tadı ekşi olup, taze ya da kurutulmuş olarak tüketildiği gibi, tarhana, hoşaf, reçel ve marmelat yapımında da kullanılmaktadır. Odunu lifli olup çok esnek ve dayanıklıdır, yoğunluğu fazla olduğundan suda batar. Baston ve sopa yapımında kullanılır. Kızılcık sopası ile dövülenler iflah olmaz. Ayrıca vücutta iz bırakmaz. Kabuğundan boya, yapraklarından tanen elde edilir. Bahçe ve parklarda süs bitkisi olarak da yetiştirilir. Kızılcık meyvesi şeker ilave edilmiş suda kaynatılıp, kapalı kaplarda uzun süre saklanabilir ve yemek arasında içecek olarak tüketilebilir.

Koyun ya da keçi den sağılarak içilen çiğ süt …

Köremez,

Çiğ sütle, yoğurt karıştırılarak pişirmeden yapılan bir çeşit yiyecek.

Ankara yöresine özgü bir yemek.

İçine ekmek doğranmış ayran.

Koyun ya da keçiden sağılarak içilen çiğ süt.

Koyulaşmış koyun ve keçi sütü.

İçine ekmek doğranmış şekerli süt.

Süt içine kavrulmuş buğday atılarak yapılan yemek.

Ayran ya da yoğurt karıştırılmış süt.

Ayranla pişmiş süt karıştırılarak yapılan yiyecek.

Yoğurtla sütü karıştırarak yapılan yemek.

Keçinin erkeği, teke.

Ahududu soslu şeftalili,krem şantili dondurma…

Peşmelba,
(Fr. pêche melba).

Şeftalili, kremalı bir çeşit dondurma.
Fransız Augusto Escoffier (1846-1935) şef olarak otelde çalışırken ünlü opera sanatçısı Dame Nellie Melba’ ya olan hayranlığını bu tatlı ile ifade etmiştir. Fransızca “peş”şeftali anlamındadır. “Melba” da sanatçının adıdır. Böylece peşmelba adı bu tatlıya verilmiştir.

Malzemeler;
1 su bardağı toz şeker
1 paket vanilya
5 şeftali
1 su bardağı su

Sos için:
1 su bardağı Frambuaz – Ahududu,
2 yemek kaşığı pudra şeker
1 yemek kaşığı limon suyu
6 top vanilyalı dondurma
Antep fıstığı veya fındık

Peşmelba Hazırlanışı:
Şeftalilerin kabuklarını soyup ortadan ikiye ayırın. Su, toz şeker, vanilya ve şeftalileri tencereye alıp orta ateşte 30 dakika kaynatın. Ocaktan alarak soğumaya bırakın.
Sos için, frambuaz, pudra şeker ve limon suyunu mutfak robotunda 1 dakika karıştırarak püre haline getirin.
Şeftalileri, kesik tarafları yukarı gelecek şekilde servis tabağına yerleştirin. Ortalarına vanilyalı dondurma paylaştırın. Frambuaz sosunu üzerine döküp, Antep fıstığı ile süsleyerek servis yapın.

At arabası tekerleğine takılan demir çember…

Şına,

At arabası tekerleğinin demir çemberi.

Tekerleğin demir çemberi.

Tekerleğin demir çemberi ile tekerlek arasına çakılan taban demiri.

Araba tekerlerindeki demir çember.

Tekerlek, bir eksen etrafında dönen bir disk veya dairevi bir çatı vasıtasıyla dönme hareketi yapabilen mekanik bir düzen. Tekerleğin keşfi çok eski zamanlara uzandığından zaman içinde sayısız kullanma alanı ortaya çıktı. Kara taşımacılığında yeni bir devir açtı.

Tekerlekte yapılan değişikliklerle işçiliği azaltmak, verimi arttırmak, taşıma hayvanının ve insanın sınırlı kas gücü kapasitelerine destek olan güç kaynaklarının yerini almak üzere makinalar geliştirildi.

En büyük teknolojik faydası da şüphesiz insanların ve eşitli hayvanların (at, eşek, öküz vb.) taşıyamayacağı yükleri taşınır kılmasıdır. Tekerleğin çalışması sonsuz sayıda kaldıraç gibi düşünülebilir. At arabası tekerleğinde yere değen çember dayanak noktası olmak üzere her parmak bir kaldıraçtır. Lokomotifteki tekerlekteyse dingil dayanak noktası olmak üzere yarıçapın ortasında bir yere bağlanan kol, gücü tekerlek çemberine aktarır. Dingilin sabit olması halindeyse tekerlek çemberine uygulanan kuvvet, bağlanan kolu hareket ettirir. Çeşitli dişli takımları, gücü ve hızı yarıçap uzunluklarıyla orantılı olarak değiştirir. Tekerlek, yükü ileriye çektiği gibi sürüklenen bir cismin aksine sürtünmeyi de azaltır.

Kaynakça; http://bilgilerinize.blogspot.com

Una su katılarak yapılan bir tür çorba…

Umaç,

Bir yemek çeşidi.

Una su katılarak yapılan bulamaç, çorba.

Yağ, un, tuz karışımından yapılan çörek.

Nohut büyüklüğünde yapılan hamur topağı.

Yufkanın ufalanarak yağda kızartılmasından oluşan bir yemek.

Malzemeler;

1 Su Bardağı Un,
5 Su Bardağı Su, Ayrıca yarım su bardağı su, yoğurmak için kullanılır.
1 yumurta ve nane,
Bir tatlı kaşığı salça,

Yapılışı;
Tencereye yağı koyup üzerine 5 su bardağı suyu ilave ediniz. Kaynatılır. Diğer tarafta 1 bardak unun içine yarım çay bardağı suyu ilave edip elimizle unu ufalayarak, unlu bir karışım ve irili ufaklıklı hamur elde edilir. Başka bir kapta 1 yumurta biraz tuz ve un koyup hamur elde edilir. Bu hamurlar nohut büyüklüğünde ufalanarak yağda kızartılır. Kaynamakta olan suya bu hamur partikülleri ve bekletilen unlu hamurlar yavaş yavaş ilave edilerek karıştırılır. Nohut büyüklüğündeki hamurlar pişene kadar kaynatılır. Üzerine kırmızı biber ve naneli yağ gezdirilerek afiyetle yenir.

Yumurtadan yeni çıkmış ve henüz ayakları oluşmamış yavru kurbağa…

İribaş, (İng. tadpole).

Kurbağa larvalarına verilen özel ad.

Tetari.

Kuyruksuz kurbağanın yumurtadan yeni çıkmış kurtçuğu.

Balıklar ve kurbağalarda, dış döllenme ve dış gelişme olur. Bunların yumurtadan çıkan yavruları (larva) suda yaşadığından, dış etkilere kara ortamındakilerden daha az açıktırlar.

Bazı canlılar dünyaya geldiklerinde ana canlıya benzerken bazıları da benzemezler. Ana canlıya benzemeyen canlılar gelişim dönemleri boyunca başkalaşım geçirerek ana canlıya benzer hale gelirler.

Kurbağaların ve böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra yapısal değişikliğe uğrayarak ana canlıya benzer hale gelmesine başkalaşım denir. Kurbağaların ve böceklerin yumurtadan çıktıktan ergin hayvan oluncaya kadar geçirdikleri gelişim evrelerinin hepsine birden başkalaşım denir.

Kurbağalar;

Larva döneminde suda solungaç solunumu, ergin dönemde karada deri ve akciğer solunumu yaparlar. Yumurta ile çoğalırlar. Dış döllenme görülür. Gelişimleri sırasında başkalaşım geçirirler. Kalpleri üç odacıklıdır. Kirli kan akciğerlerde temizlenir. Kalplerinde temiz ve kirli kataşırlar. Vücutlarında kirli ve temiz kan dolaşır. Nemli bölgelerde yaşarlar. Suda, karada ve ağaçlarda. Avustralya ve çevre adaları hariç, bütün dünyaya yayılmışlardır. Soğukkanlı canlılardır.

Kurbağalar böcek, solucan ve sümüklü böcekleri severek yerler. Kurbağalar işitmede en duyarlı canlılardandır. İşitme duyuları görme duyularından çok daha hassastır. Dış kulakları bulunmaz. Ancak hareket eden avlarını fark ederler. İnce ve çıplak derilerinde müküs ve zehir bezleri vardır. Müküs yapışkan bir sıvıdır. Vücudu su kaybına karşı korur. Derilerindeki zehir tahriş edicidir.

Kaynakça;

http://tr.wikipedia.org/

http://mydonoz.net/

Lidyalıların kullandığı bir tür lir…

Paktis,

Lidyalıların kullandığı bir tür lir.

Lydialıların kullandığı bir tür lir.

İlkçağda kabaca bugünkü Gediz ve Küçük Menderes vadilerini kapsayan bölgeye Lydia adı verilmekte idi. Bu aynı zamanda Anadoluya özgü bir uygarlığa da adını vermektedir. Kökenleri konusunda kesin birşey söylenilemeyen Lidyalıların oturdukları yerlere MÖ 2. Bin yıldan önce geldikleri bilim adamlarının ortak görüşüdür. Dilleri nedeniyle Hint-Avrupa kökenli oldukları düşünülmektedir. Sonraları Lidce konuşan bu halk kütlesinin MÖ 2000 ya da daha erken bir tarihte Hititlerden ayrıldığı sanılır. Buna karşılık Lidyada hiç olmazsa Kalkolitik çağdan başlayarak yerli bir halk kitlesinin oturduğu kesindir.

Lidyalılar yerli halkla kaynaşmış gibidir. Herodotostan öğreniyoruz ki;Yunanlıların Lydia diye bildikleri ülkede eskiden ,Maionlar adında, Lidlerden farklı, ama onlara tümüyle yabancı olmayan başka bir halk yaşardı. Lidler, Maionları yenip topraklarını alınca onlar da ya denizi geçip batıya kaçtılar ya da kalıp yenenlere boyun eğdiler.

MÖ 7.yy.’ ın ilk yarısı içinde birdenbire parlayan Lidya krallığı, Önasya dünyasının en ilginç kültürlerinden biridir. Bu krallık ne tam anlamıyla doğulu, ne de tam anlamıyla batılı devletlere benzer; her iki bloğun siyasal ve kültürel etkilerinden oluşmuş yeni bir Anadolu Krallığıdır.

Lidyalıların günlük yaşamda, akşam yemeği için kırmızılar giydiklerini ve fildişi ayaklı, mor döşemeli yataklarına önemle uzandıkları anlatılır. Güzel kokuları Lidyan denen kaplarda saklamaları güzellik merhemlerinin sürülmesi uzun saçarlını süs eşyaları kullanmaları toplantıya gidilirken mor giysiler, kokulu merhemlerin saçlara sürülmesi onlara büyük zevk vermesi bir yaşam tarzıydı. Lidya halkı oyunun her türlüsüne düşkündü. Kumar oyunları ve aşık kemiği ile oynana oyunlar başta gelirdi.

Görünüşe bakılırsa mimarlık açısından çok yoksul görüşleri olduğu bilinir. Yaşamları oldukça sıkıcı olması ve Lidyalılar bu oyunları yaşamalarına daha renkli bir hale getirmek amacıyla bulmuşlardır. Müzik konusunda pek açık olmayan belgelere sahibiz. Yalnız paktis denilen Lidya liri olduğu ve süvarileri savaş yürüyüşlerinde uyum sağlanması için flüt ile kaval kullandıkları belirtilir.

kaynakça; http://www.defineharitasi.com

http://www.google.com.tr

Hafıza, düşünme ve muhakeme becerilerinin aşama aşama ilerleyerek azalması …

Bunama,

Demans, Demantia

Demans (bunama);

Hafıza, düşünme ve muhakeme becerilerinin aşama aşama ilerleyerek azalmasıdır. Demans hastalığına yol açma ihtimali olan birçok rahatsızlık bulunmaktadır. Demans; banyo yapmaktan, yemek pişirmekten tutun da evin yolunu bulmak gibi birçok günlük rutinleri etkileyebilir. Amerika’da demansın en yaygın nedeni Alzheimer hastalığıdır. Aynı zamanda Alzheimer hastalığı, bir insanın kişiliğini, davranışlarını, ailesi ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerini de etkileyebilir. Eğitim ve destekleyici hizmetler, Alzheimer hastalarının ve onların ailelerinin yaşam kalitesini artırabilir.

Organik bir beyin hastalığı sonunda akıl gücünün gitgide bozularak yitirilmesidir. Beyin dokusu faaliyeti (fonksiyonu) o derece zedelenir ki sosyal yaşamla veya işle ilgili faaliyetleri etkileyecek derecede zekâ kaybı veya azalması olur. Demans’ın belki de en çarpıcı özelliği, hafıza kaybıdır. Depresyon veya kuruntu da olabilir. Alzheimer hastalığı, en bilinen ve tartışılan örnektir. Demans, ekseriyetle düzelmez.

Tüm demansların %60-65’i Alzheimer tipi demanstır. Hastalığın başlangıcı kesin olarak belirlenemez. İlk evrelerde ılımlı düzeyde unutkanlık vardır ve kişi genellikle bellek bozukluğundan yakınır (telefon no’su isimleri unutma gibi). bellek sorunları ilerleyici nitelikte değilse bu durumu tanımlamak için Yaşlılığın Benin Unutkanlığı tanımı kullanılır.
Bellek bozukluğunun ilerlemesi sonucu sosyal ve mesleki işlevsellikte azalma, konsantrasyon güçlüğü, konuşma bozukluğu ortaya çıkar. İlk dönemde hasta bellek bozukluğunun farkında olduğu için yeti yitimine bunaltı ve çökkünlük ile yanıt verir. Daha sonra bellek bozukluğunu inkar etmeye başlar.

Demansın en önemli belirtisi bellek bozukluğudur. Hem yakın bellek (anterograd amnezi) hem de uzak bellek (retrograd amnezi) görülür. Ribot yasasına göre demansın gidişi sırasında öncelikle yakın bellek sonra uzak bellek yıkıma uğrar.

Kaynakça; http://www.google.com.tr

Marmara Denizinde bir ada…

Marmara Denizindeki Adalar;

Avşa (Ofiousa), Akça adası, Aksaz adası, Asmalı ada,
Büyükada (Prinkipo), Bostancı Çöken ada, Burgaz ada, Bozcada,
Çiçek adası, Çıplak ada,
Ekinlik (Koutalli), Eşek adası.
Fener Adası.
Galatasaray (Kuruçeşme), Gökçeada(Antigoni),
Hayırsızada, Halil Adası, Heybeli (Halki), Hasır ada,
Koyun Adası, Kınalıada (Proti), Kaşık adası (Pita), Kuş adası, Kumbaros Adası,
Karayer adası, Karaada (Kalamo), Kız adası, Kumru, Kızlarmanastırı, Kamış, Kalemli,
Mamali Adası(Mamelya),
Marmara (Prokonisos), Melina, Maden, Mırmırcalar,
Öreke adaları,
Paflima Adası, Paşalimanı adası (Aloni), Pale Adası, Prens adası, Pide adası, Pırasa adası,
Pınar adası (Kılavuzada),
Rahmi Koç adası, Rabbit adası,
Sedef adası(Antirovithos), Sivriada (Oksia), Sıçancık adası, Sazlıada,
Şemsiye adası,
Tavşan Adası (Neandros), Tuzla adası,
Yassıada, Yerada,
Zeytinli Ada,

Lesotho' nun başkenti…

Maseru,

Lesotho Krallığı, (Muso oa Lesotho) Güney Afrika’da bir ülkedir.

Başkent; Maseru.

Para birimi; Loti.

Resmi dil; Sesotho, İngilizce.

Önemli Şehirleri;

Quthing, Mohale’s Hoek, Mokhotlong, Thaba-Tseka, Makheka, Pitseng, Maputsoe, Kao, Nykosoba, Phomong, Semonkong, Butha-Buthe, Mphorosane, Mapoteng, Qacha’ s Nek, Malumeng, Mafeteng,

Güney Afrika topraklarıyla çevrelenmiş bağımsız bir cumhuriyettir. Ülkenin büyük bölümü yüksek plato diye adlandırılan yüksek düzlüklerdir. Birçok bölümü 1.200 metre yüksekliğindedir. Plato, kıyı bölümünden, doğudaki en yüksek tepeleri 3.300 metreyi aşan Draken(Drakensberg) Sıradağları’yla ayrılır. Güney Afrika’nın önemli ırmaklarından Oranj ve Tugela bu ülkeden doğar. Oranj Irmağı ülkenin ortasında doğudan batıya doğru uzanır. Ülkenin batı kesimi, kıtanın iç kesimimdeki yüksek platonun devamıdır.

Eski adı Basutoland’ dir; Lesotho’ nun kabaca anlamı, sotho dilini konuşanların ülkesi demektir. Lesoto, ilk olarak 1822 yılında ayrı bir yönetim olarak kuruldu, İngiltere tarafından 1843′ te tanındı. 1868′ de Basutoland adıyla İngiliz himaye bölgesi haline geldi. 4 Ekim 1966 tarihinde İngiltere’den bağımsızlığını kazandı. Bağımsızlıktan sonra iktidar mücadeleleri ve iç savaşlar yaşayan ülke şu an meşruti bir monarşi ile yönetilmektedir.

Ülke ekonomisi, Güney Afrika Cumhuriyeti’ne yapılan su ve elektrik ihracatına, tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ayrıca elmas, koyun ve keçi yünü de ihraç edilmektedir.

"İskoç çoban köpeği" de denilen, uzun tüylü bir köpek cinsi…

Collie,

Koli,

İskoç çoban köpeği ırkı.

Kaslı bedenli, ince uzun burunlu, uzunca kuyruklu olan Colley’nin uzun tüylü ve kısa tüylü iki çeşidi vardır. Bol tüylü bir köpektir. Omuzdan yere yüksekliği 60 – 65 cm, ağırlığı 23 – 34 kg’dır. Post rengi kahverengi – beyaz, kremrengi ve beyaz, siyah – beyaz ve kahverengi olabilir. Çoban köpeği olarak ve refakat köpeği ya da bekçi köpeği olarak kullanılmaktadır.

Bu ırkı dünya çapında üne kavuşturan, Lassie filmi ve dizisidir.Hatta film öylesine ünlü olmuştu ki,bu film yüzden yanlış bir şekilde Collie ırkı,pek çok yerde Lassie ırkı sanılmaktadır. Çok zeki, herkesle iyi geçinen bir köpektir.

Sevdiği insanlara yakın davranır ve onları korumasına alır. Çocuklarla iyi anlaşır. Saldırgan değildir, ama hoşlanmadığı kimseler kuşkuyla yaklaşır. Gereken durumlarda hemen savunmaya geçer. Sıcak havalarda bol su bulunan gölge yerleri arar. Kurtarma, körlere rehberlik ve koruma görevlerini başarıyla yerine getirir.

Bu ırk için önemli olan konulardan biri apartman hayatına asla uygun olmamasıdır zira köpeğin doğal özelliklerinden biri ona nekadar egzersiz imkanı tanınsa da o kendisi için yeni işler yapma fikri edinmesidir. Köpek dünyada kabul görülen kaynakların çoğunda en zeki ırk olarak bilinir ve zekası boş boş tüm günü evde geçirmeyecek kadar geniştir.

Yalnız bırakıldığında ve ilgilenilmediğinde kötü alışkanlıklar edinir ve eşyalara zarar verebilrir. Bu ırk büyük bahçeler veya çiftlikler içinse ideal bir seçimdir. Koyun gütme güdüsü okadar güçlüdür ki eski bir inanışa göre sığırları hipnoze etme gücüne sahiptir. Gerçekten de ırk sığırların gözlerine dik dik ve derin derin baka baka sığırı yönlendirir. Irk insanların yanında da aynı güdüyü sergileyebilir kimi zaman bu ırktan bireyler çocukları yönlendirmeye kalkışır. Köpek arama kurtarma, bomba bulma, narkotik köpeği olarak en başarılı ırklardandır. oldukça eğitilebilir bir köpektir. Iskoçyada ingiltere sınırında Northumberland bölgesinde üretilen ırkın kanında Spaniel kanı ve eski ingiliz koyun gütme köpeklerinin kanı bulunmaktadır.

http://tr.wikipedia.org/

"Grida" da denilen eti lezzetli bir balık …

Lahoz, Lahos, Lagos (Percıfonnes Serranidae, Epinephelus aeneus).

Grida,

Hani balığı,

Serranidae familyasından olan lahoz balığının bilimsel adı Epinephelus aeneus’tur. Halk dilinde kaya hanisi, grida diye de adlandırılır.

Lahoz balığının sırtı ve yanları koyu gri veya koyu kahverengi olup karnı daha açık gri ve kahverengidir. Baş ve operculum üzerinde zehirsiz dikenleri vardır. Galsamaları jilet gibi keskin olduğu için göz çukurlarından tutulur. El galsamaya sokulduğu takdirde kesilir.

Atlas Okyanusunun doğusunda, Akdeniz’de ve Ege denizinde bulunan bir balık türü. En büyükleri 120 cm uzunluğa ve 25 kilo ağırlığa ulaşabilir. Sırt yüzgecinde toplam 11 sert diken, 14-16 adet de yumuşak diken, Anal yüzgecinde 3 sert, 7-9 yumuşak diken bulunur.

Orfoz balığı Lahoz balığının yakın bir akrabasıdır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Amatör Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen tebliği gereğince zıpkınla avcılığı yasaktır. Lahoz, Ege, Çanakkale Boğazı ve Marmara’da görünmesine rağmen tipik bir Akdeniz balığıdır. Ağırlıkları 3 – 5 kiloyu bulan lahozlar 50 – 100 metre derinlikte dibi taşlık, mağaralık, ılık sularda yaşarlar.

Lahoz ayında orfozda olduğu gibi zokalı takım, çift göz iskandilli takım, dip sürütmesi ve köstekli takım kullanılır. Derin sularda avlanıldığı zaman iskandil ağırlıkları 1-2 kiloyu bulur. Köstekli takımlarda olta 100 no., köstekler yine 0.90 no. ‘dur. Köstek uzunlukları 3 karış olup ucuna 0/6 no. iğne bağlanır. Yemler başta karides olmak üzere sübye, ahtapot ve akyemlerdir. Daha sığ sularda, gündüz dip sürütmesinde canlı yem, yapay balık veya kaşık kullanılır.

Lahoz balığı sinarit, orfoz veya trança kadar sert olmamakla beraber oltaya atladığı zaman mücadele eden bir balıktır. Ancak yukarıda saydığımız balıklara oranla çabuk yorulur. Kakıçla veya göz çukurlarına parmak sokmak suretiyle sandala alınır. Avı zevkli olup marine edildikten sonra ızgara şişi çok lezzetlidir.

"Sultan Güvercini" de denilen bir cins güvercin…

Hünkari,

Tüm batılı kaynaklarda anavatanının İzmir ve Manisa çevresi olduğu tanımlanmaktadır.
Bu inanılmaz güzellikteki ırk Osmanlı İmparatorluğu döneminde Manisa daki Şehzade saraylarında geliştirilmiştir. “Hünkari” adı da aslında buradan gelmektedir. O dönemde sadece sarayda yaşayanlar tarafından yetiştirilmesine izin verilen bu kuşların bazıları halk tarafından yakalanarak gizlice mağaralarda yetiştirilmeye çalışılmıştır.
Temel olarak iki sınıfa ayrılırlar:
Blondinette (Gövde işlemeli) ve Satinette (Kanat ve kuyruk işlemeli)

Manisa ve İzmir de hala büyük bir ilgiyle karşılanan bu ırk ne yazıkkı Türkiye’de tükenmiştir. Ancak son zamanlarda bazı yetiştiriciler yurtdışından getirdikleri saf kan damızlıklarla bu geleneği yaşatmaya çalışmaktadırlar.

Hünkar güvercini anlamına gelen Hünkari adıyla anılan güvercinler özel öneme sahiptir. Bugün Oriental Frill adı ile anılan Hünkariler Blondinette ve Satinette tipleri ile ifade edilerek 12 renk çeşidi ile Amerika ve Avrupa’da özel dernekleri olan ve ülkelerarası yarışmalar ile estetik değeri en yüksek ırk olarak itibar görmektedir.

Hünkari ırkı ülkemizde farklı bakım ve yetiştirme olanakları istemesi, yeterince damızlık ve bilgi sahibi olunamaması nedeni ile sınırlı sayıdadır.

Ancak kesin olan şudur ki “Hünkari”nin nitelikleri ile tanışan her güvercinsever mutlak birkaç çift Hünkari besleme arzusu duymaktadır.

Silah, zırh gibi savaş aracı …

Pusat,

Cebe (Moğolca),

Pusat,

Asker ,

Zırh(Far. zirih).

Araç.

Silah, zırh vb. savaş aracı.

Giysi veya giysilik kumaş.

Silâh, zırh gibi harp için giyinilip kuşanılan şeyler.

Âlet ve edevat.

Osmanlıda silah ihtiyacını karşılayan aracın adı. Cebeci ocağı, yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla ilga edilmiş, kaldırılmıştır

Savaşlarda ok, kılıç, süngü vb. silahlardan korunmak için giyilen, çelik, demir ve tel levhalardan yapılmış giysi.

Bedeni düşman silahlarının etkisinden korumak için savaşta giyilen çok parçalı zırh, kalın meşinden giysi.

Ankara yemekleri …

Ankara Kalesi kentin sembolüdür. Ankara’nın bekçiliğini yapan kalenin tarihi, kentin tarihi kadar eskidir. Kalenin bulunduğu tepe yanındaki Hatip Çayı – Bent deresinden 110 m. yüksektedir. Bugün kale içindeki değişik dönemlerden kalmış birçok eski Ankara Evi bulunmaktadır.

Ankara mutfağına eskiden Aşhane-Ayşene denir. Bu mutfaklarda yemekler tandır ve ocaklarda pişirilir ve yere serilen sofralarda yenir. Kiler, ocak ve tandır bu amaçla kullanılır. Bu yöreye ait yemekler aşağıda sıralanmıştır.

Çorbalar;

Aş Çorbası (Ayaş), Miyane Çorbası , Dutmaç , Tarhana Çorbası (Ankara), Keşkek Çorbası, Toyga-Toyka Çorbası, Sütlü çorba.

Toyga çorbası tarifi;

Malzemeler:

1/3 su bardağı nohut

1/2 bardak dövme

5 bardak su

3 çorba kaşığı un

1,5 bardak yoğurt

4 çorba kaşığı tereyağı

1 çorba kaşığı nane, tuz,

Hazırlanışı:

Nohut ve dövme 2 bardak su ile bir gün önceden ıslatılır. Kalan su ilave edilip basınçlı tencerede yumuşayıncaya kadar yaklaşık 1 saat pişirilir.

Un başka bir kapta yoğurtla ezilip içine pişme suyundan birkaç kaşık konularak ılıtılır. Yoğurtlu karışım tencereye azar azar eklenirken, çorba sürekli karıştırılır. Tuz ilavesi ile 10 dakika pişirilir. Yağ tavada eritilip nane eklenir, birkaç kez çevrilip ocaktan alınır ve çorbanın üzerine gezdirilir.

Et Yemekleri;
Ankara tavası, Alabörtme (Sorgun-Güdül), Calla (Ortabereket-Ayaş), Çoban Kavurması , İlişkik (Demirtaş), İrişkik (Sirkeli-Çubuk-Ayaş), İrişilik (Ayaş), Kapama, Orman Kebabı, Patlıcanlı Et, Sızgıç, Siyel-Siğer(Göveç9, Siyer, Micirim köftesi, Tiritli köfte, Domates salatası-Çırga.

Ankara Tava ,

Malzemeler:

5 kg koyun eti (kol tarafından)

4 diş sarımsak

9 su bardağı su

10 adet tane karabiber

1 orta boy soğan

4 çorba kaşığı tereyağı

4,5 su bardağı pirinç

1 çorba kaşığı zeytinyağı

tuz, karabiber.

Hazırlanışı:

Pirinci ayıkladıktan sonra beyaz suyu gidene kadar iyice yıkanır. Tuzlu sıcak suda yarim saat bekletilip, süzülür. Et 8 eşit parçaya bölünür. Bir tencereye koyulup, soyulup ikiye bölünen soğanlar, soyulmuş bütün sarımsaklar, tane karabiberler ve 9 su bardağı su ilave edilip kaynatılır. Kaynamaya başladığında üzerinde oluşan köpükler bir kaşıkla alınır, ağzı kapatılarak kısık ateşte et yumuşayana kadar haşlanır. Etin suyu süzülüp, ayrı bir kaba alınır. Derin bir fırın kabına ıslatılmış pirinç yayılır. Bir tencerede tereyağı ve zeytinyağı kızdırılır. 6 su bardağı et suyu, karabiber ve tuz eklenip kaynatılır. Sıcak et suyu pirincin üzerine dökülür. Haşlanmış etler pirincin üzerine yerleştirilir. 160 derece işitilmiş fırında pilav suyunu çekip, etler kızarana kadar yaklaşık 45-50 dakika pişirilir. Servis yapılmadan önce, etler üzerinden alınıp, pilav karıştırılır. Pilav servis tabağına koyulup, etler üzerine dizildikten sonra servis yapılır.

Pilavlar;
Bici (Güdül), Bulgur pilavı, Oğmaç aşı (Beypazarı), Pıt pıt pilavı.

Köfteler;
Kadınbudu köfte, Mücirim köftesi, Yumurtalı köfte, Tohma , Tiritli köfte.

Dolmalar;
Efelek Dolması, Mantı, Şirden dolması-Bumbar, Yalancı dolma , Yaprak dolması (Beypazarı)

Börekler-Çörekler;
Altüst böreği, Ay böreği, Bohça böreği, Entekke böreği, Gömme (Beypazarı), Poğaça (Nallıhan), Hamman-Homman (Akdoğan-Kızılcahamam), Kaha-Kana (Kalecik), Kolböreği, Papaç (Keskin), Pazar böreği, Tandır Böreği, Yalkı (Kozalan-Beypazarı).

Ebesüt (Beypazarı)-Un,Süt ve cevizle yapılan pohaça.

Yemekler;
Cancıran (Büyükafşar-Ankara), Bici aşı ( Beypazarı), Bahçe kebabı, Cılbır (Gürdül), Çırpma, Göçel-Göçe (Beypazarı), Göter (Ankara), Kalle (Gürcü köyü-Kızılcahamam), Kapuska (Kalecik), Keşkek, Domates salçası (Kalecik), Keşkek yemeği (Nallıhan), Köremez ( Karahoca, K.Haymana/Üçem K.Bala), Mıhlama (Kızılcahamam), Omaç (Kılıçlar K.Ankara), Papara (Ankara), Saz (Başköy-Ankara), Tamtak İridi (Ankara), Topaç (Bala).

Hamur İşi Yemekler;
Bazlama, Cızlama, Gözleme, Nevzime , Öllüğün Körü , Su böreği.

Tatlılar-Kompostolar-Hoşaflar;
Ayva Boranası, Bırtlak (Güdül), Datlaş (Ayaş), Ekir (Şereflikoçhisar), Fıslak, Höşmerim, Kabak Tatlısı (Arkatça K. Nallıhan), Karga beyni, Kar helvası, Kaygana, Köyler (Şabanözü-Polatlı), Omaç Helva (Bahşılı Keskin), Perçem (Beypazarı), Saraylı, Tiltil Helvası, Tuhafiye, Zerdali boranası, Zerdali Hoşafı.

Ekmekler;
Bazlamacın (Beypazarı), Bezetleme (Kızılcahamam), Bezdirme (Ankara), Çerpit (Bala), Gizleme(Kızılcahamam), Ebem Ekmeği (Ankara), Göbü (Kalecik-Çiflik Köyü), Kabalı (Bala), Kartalaç (Haymana-Beypazarı), Kömbe (Ankara), Kete (Ankara), Saçkıran (Karahoca K.-Haymana), Şerit (Beypazarı), Şaplak (Haymana), Şebit (Güdül), Şipleme (Polatlı), Yarımca (Beypazarı).

Konya' nın Cihanbeyli ilçesinin eski adı …

İnevi,

Esbikeşan,

Cihanbeyli,

Cihanbeyli, Türkiye’nin Konya ilinde ilçe. Cihanbeyli’nin ilk adı Esbikeşandır. Daha sonraları “İnevi” adını almış ve uzun yıllar İnevi adını taşımıştır. Esbikeşan İlçesi ilçelikten bucaklığa, bucaklıktan ilçeliğe çok kez yer değiştirmiştir. 1866 yılında Kulu Köyü Esb Keşan adı ile ilçe olmuş Cihanbeyli ve Şerefli koçhisar Kulu Köyüne bağlanmıştır. Ancak Cihanbeyli ve Koçhisar’ın Aşair beyleri Kulu’ya bağlanmak istememişler ve Ankara’ya baskı yapmışlardır. Bunun üzerine Kulu’nun ilçe teşkilatı lağv edilmiş ve cihanbeyli, Koçhisar Kulu’dan ayrılmıştır. Kulu’da Konya’nın Sille Bucağına bağlanmıştır.

İç Anadolu Bölgesi’nde Konya İline bağlı bir ilçe olan Cihanbeyli, kuzeyinde Ankara ve Kulu, güneyinde Konya Merkez ilçesi, doğusunda Tuzla Gölü ile Niğde, batısında da Yunak ve Sarayönü ilçeleri ile çevrilidir. Cihanbeyli, Konya ilinin 100 km. kuzeyinde, Tuz Gölü’nün batısında yer almaktadır. Ayrıca Türkiye’nin yüzölçümü bakmından en büyük ilçesidir.

İlçe toprakları Cihanbeyli Platosu üzerinde yer alır. Bu plato, kuzeyde Haymana ile güneyde de Obruk platoları arasında, bir çöküntü alanıdır. Denizden 1.000 m. yükseklikte olan platonun üzerinde yer yer tepecikler bulunmaktadır. Bunların başlıcaları Nuras Dağı tepesi (1.566 m.), Kırklar Tepesi (1.736 m.), Kandil Tepe (1.363 m.), Kırkarşın Tepe (1.321 m.), Bağtepe (1.043 m.) ve Çayırtepe’dir (1.357 m.). Bu plato doğuda Tuz Gölü’ne doğru alçalmaktadır. Neojen döneminde oluşmuş tortullar üzerindedir. Yer yer çakıllı, kumlu, killi tortullar ve tuzlu yapıların olmasına rağmen kalkerli bir oluşumdur. Plato üzerinde yaz aylarında kuruyan küçük akarsular bulunmaktadır. Cihanbeyli’deki bir başka düzlük alan da kuzey-güney doğrultusundaki Altıntekin Ovası’dır.

Cihanbeyli Ovası’nın bir bölümünü sulayan İnsuyu Deresi ilçenin başlıca akarsuyudur. Büyük bir bölümü ilçe toprakları içerisinde kalan Tuz Gölü’nün yanı sıra Tersakan, Bolluk, Musalar, Süt, Acı, Adil ve Köpek gölleri de ilçe sınırları içerisindedir.

Cihanbeyli’ de tarihi eser olarak; Çorca Höyüğü, Akçaşar Köyü yakınlarındaki Bizans kalıntıları günümüze kadar gelen tarihi eserlerdir.

Uçan kuşların en irisi olan bir tür akbaba …

Kondor,

Tepeli akbabaya “kondor” da denir. Andrean kondoru (Vultur gryphus) ve Kaliforniya kondoru (Gymnogyps californianus) 7.500 metreden daha yükseklere çıkabilirler. Kanat açıklıkları 3 metre kadar olup vücut ağırlıkları 10 kg kadardır. İyi bir hedef olduğu için avcılar tarafından kolaylıkla avlanır. Bu bakımdan nesli hayli azaltılmıştır. Yediği leşlerden saatlerce ayrılmaz.

O kadar çok yer ki, havalanması için koşması gerekir. Leş hayvanı olmalarına rağmen bazan kuzu ve süt danalarına da saldırdıkları olur.

Akbabalar,

Gündüz yırtıcıları (Falconiformes) takımının Yeni Dünya akbabaları (Cathartidae) familyasını ve Atmacagiller (Accipitridae) familyasına ait Eski Dünya akbabaları (Aegypiinae) alt familyasını oluşturan ve iri, leş yiyen kuşların ortak adıdır. Akbaba terimi belirli bir taksonomik grubu karşılamaz.

Akbabaların başları kel kursakları büyüktür. Yürümeye ve leşleri tutup kaldırmaya uyum sağlamış olan ayakları iri ama güçsüz, tırnaklarıysa yassıdır. Gagaları genellikle eti ve deriyi koparabilecek kadar güçlü ve kalındır. Görme duyusu bütün türlerde, duyma duyusu ise hindi akbabasında gelişmiştir. Tekeşli bir üreme özelliği gösterirler. Özellikleri, 60-116 cm uzunlukta. İki kanat ucu arası 2,5 m, ağırlığı 7 kg’dır. Ömrü: 100-118 sene. Esaret hayatında 30 yıl kadar yaşar. Akbabaların hepsi leş yiyici ve yağmacıdır. En yükseklerde uçan kara kuşlarıdır. 7000 metreden daha yükseklere çıkanları vardır. En önemli özellikleri yuva yapmamalarıdır. Yumurtalarını dağ ve kuru ağaç zirvelerindeki kovuklara bırakırlar. 1-2 yumurta yumurtlarlar. Akbabalar Avustralya ve Okyanus Adaları dışında bütün ılıman ve tropik bölgelere dağılmıştır.

Çoğunun besin seçme alışkanlığı olmadığından genellikle leş, çöp, ve ara sırada canlı hayvan gibi ne bulurlarsa yerler. Yalnızca bazı türleri kaplumbağa kuzu gibi savunmasız hayvanlara saldırır.

Akbabalar uzun ve geniş kanatları üstünde zarif bir biçimde dönerek saatlerce havada kalabilirler. İçlerinde biri ölü ya da can çekişen bir hayvan bulduğunda öbürleri de kilometrelerce uzaktan uçarak gelir. Besini paylaşırken gövdesi daha büyük ve gagası daha güçlü olana öncelik tanıyan topluluk düzenine sıkı sıkıya bağlı kalırlar. Akbabalar genellikle kümeler halinde tünedikleri ve yuva yaptıkları sarp kayaların ve yüksek ağaçların tepesinde ya da yerde yaşayabilirler. Dişisi bir ya da iki yumurta yumurtlar ve 7-8 hafta boyunca kuluçkaya yatar. Eskidünya akbabalarının avlarını kolayca yakalamaya elverişli kartalınkine benzer kıvrık pençeleri vardır.

Akbaba çeşitleri;

Mısır Akbabası,
Hindi akbaba, Kara Akbaba, Kızıl akbaba, Rahip akbaba, Tepeli akbaba(Kondor), Leş Akbabası, Kral akbaba, Amerika Kara akbabası.

Kaynakça:

http://tr.wikipedia.org/

http://www.turkcebilgi.com/

Deriyle kaplı bir çeşit Eskimo Kayığı …

Umiak,

Umiak, umialak, umiaq, umiac, oomiac, oomiak,

Ahşap çerçeveye gerilen deriden yapılam açık Eskimo sandalı.

Ren geyiği derisinden yapılmış Eskimo kayığı.

Eskimoların daha çok kadınlarca yük taşımak ve yolculuk yapmak için kullandıkları ve deri kayık tekniğiyle yapılan, boyu dokuz eni bir buçuk metre olan kayıklarının adı.

Deri ile kaplı Eskimo kayığı ve ya Deriyle kaplı bir çeşit Eskimo kayığı ve ya Ren geyiği derisinden yapılmış Eskimo kayığı olarak tanımlana bilir.

Fok balığı derilerinden dikilerek yapılan ve taşıma işlerinde kullanılan Eskimo kayığı

Eskimo insanları, hem Yupik ve Inuit tarafından kullanılan botun bir tipidir. Başlangıçta Siberia’dan Greenland’a kadar kıyılarda kullanılırdı. Thule’de geleneksel olarak mevsimlik avlanma bölgelerinde kullanılmıştır. Genellikle umiağı, kadınlar kürekler ile sevk ederek kullanılır.

İnce kabuklu, tatlı ve kırmızı renkli bir kiraz cinsi …

Alyanak,

İnce kabuklu, tatlı ve kırmızı renkli bir kiraz cinsi .
Kiraz (Prunus avium), Rumca.

Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı ve bu ağacın kırmızı veya beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesidir.
Dünyada geniş bir yayılmaya sahip olmakla beraber ticari üretimi bazı ülkelerde yoğunlaşmıştır. A.B.D, Türkiye, Almanya, İtalya, Fransa, Bağımsız Devletler Topluluğunun Avrupa kısmı önemli üretici ülkelerdir.

Ülkemiz iklim şartlarına bağlı olarak A.B.D.’den sonra: genellikle ikinci sırada yer almaktadır. Üretim miktarı bakımından dünyada ikinci durumda olmamıza rağmen, üretim kalitesi ve ihracat miktarı bakımından durumumuz istenilen düzeyin altındadır. Gülgiller (Rosaceae) familyasından olan kiraz, Giresun, Güney Kafkasya, Hazar Denizi ve Kuzeydoğu Anadolu’da doğal olarak bulunan meyve ağacı.

Türkiyede en kaliteli kirazlar Torosların kuzey yamaçlarında,Göksu Nehrinin kaynağında yer alan Korualan Kasabasında yetişir. Gezlevi Kirazı olarak namlanmıştır. Kiraz yetiştiriciliği ve üretimi olarak Afyonkarahisar ili Sultandağı ve Çay ilçeleri Konya Ereğli yöreside çok meşhurdur. Bu kaliteli kirazın yetişme sebebi ise Sultandağları ve akşehir ve eber göllerin Özel iklim koşulları oluşturmasıdır.

Meyvesi taze olarak yenir. Hoşaf, reçel ve konservesi yapılır. Kiraz kabuğu kabız ve ateş düşürücü, çiçekleri göğüs yumuşatıcı, yaprakları ise müshil olarak kullanılmaktadır. Ayrıca Giresun ilinde ‘kiraz kavurma’ adıyla yemeği yapılmaktadır.

Kanı sulandırıp, temizleyen kiraz, karaciğer ve safrayı temizliyor, böbreklerde biriken zararlı maddelerin atılmasına yardımcı oluyor, kabızlığı gideriyor, hazmı kolaylaştırıyor…

Kiraz çeşitleri;

Alyanak,
Bing,
Early Burlat,
Karagevrek, Karabodur, Kuş kirazı,
Lambert,
Majeste, Merton Late,
Napolyon, Noble,
Starksgold Beyaz Kiraz, Stella,
Türk kirazı Ziraat 0900,
Vista,

1 64 65 66 67 68 73