Marmara Denizinde bir ada…

Marmara Denizindeki Adalar;

Avşa (Ofiousa), Akça adası, Aksaz adası, Asmalı ada,
Büyükada (Prinkipo), Bostancı Çöken ada, Burgaz ada, Bozcada,
Çiçek adası, Çıplak ada,
Ekinlik (Koutalli), Eşek adası.
Fener Adası.
Galatasaray (Kuruçeşme), Gökçeada(Antigoni),
Hayırsızada, Halil Adası, Heybeli (Halki), Hasır ada,
Koyun Adası, Kınalıada (Proti), Kaşık adası (Pita), Kuş adası, Kumbaros Adası,
Karayer adası, Karaada (Kalamo), Kız adası, Kumru, Kızlarmanastırı, Kamış, Kalemli,
Mamali Adası(Mamelya),
Marmara (Prokonisos), Melina, Maden, Mırmırcalar,
Öreke adaları,
Paflima Adası, Paşalimanı adası (Aloni), Pale Adası, Prens adası, Pide adası, Pırasa adası,
Pınar adası (Kılavuzada),
Rahmi Koç adası, Rabbit adası,
Sedef adası(Antirovithos), Sivriada (Oksia), Sıçancık adası, Sazlıada,
Şemsiye adası,
Tavşan Adası (Neandros), Tuzla adası,
Yassıada, Yerada,
Zeytinli Ada,

Lesotho' nun başkenti…

Maseru,

Lesotho Krallığı, (Muso oa Lesotho) Güney Afrika’da bir ülkedir.

Başkent; Maseru.

Para birimi; Loti.

Resmi dil; Sesotho, İngilizce.

Önemli Şehirleri;

Quthing, Mohale’s Hoek, Mokhotlong, Thaba-Tseka, Makheka, Pitseng, Maputsoe, Kao, Nykosoba, Phomong, Semonkong, Butha-Buthe, Mphorosane, Mapoteng, Qacha’ s Nek, Malumeng, Mafeteng,

Güney Afrika topraklarıyla çevrelenmiş bağımsız bir cumhuriyettir. Ülkenin büyük bölümü yüksek plato diye adlandırılan yüksek düzlüklerdir. Birçok bölümü 1.200 metre yüksekliğindedir. Plato, kıyı bölümünden, doğudaki en yüksek tepeleri 3.300 metreyi aşan Draken(Drakensberg) Sıradağları’yla ayrılır. Güney Afrika’nın önemli ırmaklarından Oranj ve Tugela bu ülkeden doğar. Oranj Irmağı ülkenin ortasında doğudan batıya doğru uzanır. Ülkenin batı kesimi, kıtanın iç kesimimdeki yüksek platonun devamıdır.

Eski adı Basutoland’ dir; Lesotho’ nun kabaca anlamı, sotho dilini konuşanların ülkesi demektir. Lesoto, ilk olarak 1822 yılında ayrı bir yönetim olarak kuruldu, İngiltere tarafından 1843′ te tanındı. 1868′ de Basutoland adıyla İngiliz himaye bölgesi haline geldi. 4 Ekim 1966 tarihinde İngiltere’den bağımsızlığını kazandı. Bağımsızlıktan sonra iktidar mücadeleleri ve iç savaşlar yaşayan ülke şu an meşruti bir monarşi ile yönetilmektedir.

Ülke ekonomisi, Güney Afrika Cumhuriyeti’ne yapılan su ve elektrik ihracatına, tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ayrıca elmas, koyun ve keçi yünü de ihraç edilmektedir.

"İskoç çoban köpeği" de denilen, uzun tüylü bir köpek cinsi…

Collie,

Koli,

İskoç çoban köpeği ırkı.

Kaslı bedenli, ince uzun burunlu, uzunca kuyruklu olan Colley’nin uzun tüylü ve kısa tüylü iki çeşidi vardır. Bol tüylü bir köpektir. Omuzdan yere yüksekliği 60 – 65 cm, ağırlığı 23 – 34 kg’dır. Post rengi kahverengi – beyaz, kremrengi ve beyaz, siyah – beyaz ve kahverengi olabilir. Çoban köpeği olarak ve refakat köpeği ya da bekçi köpeği olarak kullanılmaktadır.

Bu ırkı dünya çapında üne kavuşturan, Lassie filmi ve dizisidir.Hatta film öylesine ünlü olmuştu ki,bu film yüzden yanlış bir şekilde Collie ırkı,pek çok yerde Lassie ırkı sanılmaktadır. Çok zeki, herkesle iyi geçinen bir köpektir.

Sevdiği insanlara yakın davranır ve onları korumasına alır. Çocuklarla iyi anlaşır. Saldırgan değildir, ama hoşlanmadığı kimseler kuşkuyla yaklaşır. Gereken durumlarda hemen savunmaya geçer. Sıcak havalarda bol su bulunan gölge yerleri arar. Kurtarma, körlere rehberlik ve koruma görevlerini başarıyla yerine getirir.

Bu ırk için önemli olan konulardan biri apartman hayatına asla uygun olmamasıdır zira köpeğin doğal özelliklerinden biri ona nekadar egzersiz imkanı tanınsa da o kendisi için yeni işler yapma fikri edinmesidir. Köpek dünyada kabul görülen kaynakların çoğunda en zeki ırk olarak bilinir ve zekası boş boş tüm günü evde geçirmeyecek kadar geniştir.

Yalnız bırakıldığında ve ilgilenilmediğinde kötü alışkanlıklar edinir ve eşyalara zarar verebilrir. Bu ırk büyük bahçeler veya çiftlikler içinse ideal bir seçimdir. Koyun gütme güdüsü okadar güçlüdür ki eski bir inanışa göre sığırları hipnoze etme gücüne sahiptir. Gerçekten de ırk sığırların gözlerine dik dik ve derin derin baka baka sığırı yönlendirir. Irk insanların yanında da aynı güdüyü sergileyebilir kimi zaman bu ırktan bireyler çocukları yönlendirmeye kalkışır. Köpek arama kurtarma, bomba bulma, narkotik köpeği olarak en başarılı ırklardandır. oldukça eğitilebilir bir köpektir. Iskoçyada ingiltere sınırında Northumberland bölgesinde üretilen ırkın kanında Spaniel kanı ve eski ingiliz koyun gütme köpeklerinin kanı bulunmaktadır.

http://tr.wikipedia.org/

"Grida" da denilen eti lezzetli bir balık …

Lahoz, Lahos, Lagos (Percıfonnes Serranidae, Epinephelus aeneus).

Grida,

Hani balığı,

Serranidae familyasından olan lahoz balığının bilimsel adı Epinephelus aeneus’tur. Halk dilinde kaya hanisi, grida diye de adlandırılır.

Lahoz balığının sırtı ve yanları koyu gri veya koyu kahverengi olup karnı daha açık gri ve kahverengidir. Baş ve operculum üzerinde zehirsiz dikenleri vardır. Galsamaları jilet gibi keskin olduğu için göz çukurlarından tutulur. El galsamaya sokulduğu takdirde kesilir.

Atlas Okyanusunun doğusunda, Akdeniz’de ve Ege denizinde bulunan bir balık türü. En büyükleri 120 cm uzunluğa ve 25 kilo ağırlığa ulaşabilir. Sırt yüzgecinde toplam 11 sert diken, 14-16 adet de yumuşak diken, Anal yüzgecinde 3 sert, 7-9 yumuşak diken bulunur.

Orfoz balığı Lahoz balığının yakın bir akrabasıdır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Amatör Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen tebliği gereğince zıpkınla avcılığı yasaktır. Lahoz, Ege, Çanakkale Boğazı ve Marmara’da görünmesine rağmen tipik bir Akdeniz balığıdır. Ağırlıkları 3 – 5 kiloyu bulan lahozlar 50 – 100 metre derinlikte dibi taşlık, mağaralık, ılık sularda yaşarlar.

Lahoz ayında orfozda olduğu gibi zokalı takım, çift göz iskandilli takım, dip sürütmesi ve köstekli takım kullanılır. Derin sularda avlanıldığı zaman iskandil ağırlıkları 1-2 kiloyu bulur. Köstekli takımlarda olta 100 no., köstekler yine 0.90 no. ‘dur. Köstek uzunlukları 3 karış olup ucuna 0/6 no. iğne bağlanır. Yemler başta karides olmak üzere sübye, ahtapot ve akyemlerdir. Daha sığ sularda, gündüz dip sürütmesinde canlı yem, yapay balık veya kaşık kullanılır.

Lahoz balığı sinarit, orfoz veya trança kadar sert olmamakla beraber oltaya atladığı zaman mücadele eden bir balıktır. Ancak yukarıda saydığımız balıklara oranla çabuk yorulur. Kakıçla veya göz çukurlarına parmak sokmak suretiyle sandala alınır. Avı zevkli olup marine edildikten sonra ızgara şişi çok lezzetlidir.

"Sultan Güvercini" de denilen bir cins güvercin…

Hünkari,

Tüm batılı kaynaklarda anavatanının İzmir ve Manisa çevresi olduğu tanımlanmaktadır.
Bu inanılmaz güzellikteki ırk Osmanlı İmparatorluğu döneminde Manisa daki Şehzade saraylarında geliştirilmiştir. “Hünkari” adı da aslında buradan gelmektedir. O dönemde sadece sarayda yaşayanlar tarafından yetiştirilmesine izin verilen bu kuşların bazıları halk tarafından yakalanarak gizlice mağaralarda yetiştirilmeye çalışılmıştır.
Temel olarak iki sınıfa ayrılırlar:
Blondinette (Gövde işlemeli) ve Satinette (Kanat ve kuyruk işlemeli)

Manisa ve İzmir de hala büyük bir ilgiyle karşılanan bu ırk ne yazıkkı Türkiye’de tükenmiştir. Ancak son zamanlarda bazı yetiştiriciler yurtdışından getirdikleri saf kan damızlıklarla bu geleneği yaşatmaya çalışmaktadırlar.

Hünkar güvercini anlamına gelen Hünkari adıyla anılan güvercinler özel öneme sahiptir. Bugün Oriental Frill adı ile anılan Hünkariler Blondinette ve Satinette tipleri ile ifade edilerek 12 renk çeşidi ile Amerika ve Avrupa’da özel dernekleri olan ve ülkelerarası yarışmalar ile estetik değeri en yüksek ırk olarak itibar görmektedir.

Hünkari ırkı ülkemizde farklı bakım ve yetiştirme olanakları istemesi, yeterince damızlık ve bilgi sahibi olunamaması nedeni ile sınırlı sayıdadır.

Ancak kesin olan şudur ki “Hünkari”nin nitelikleri ile tanışan her güvercinsever mutlak birkaç çift Hünkari besleme arzusu duymaktadır.

Silah, zırh gibi savaş aracı …

Pusat,

Cebe (Moğolca),

Pusat,

Asker ,

Zırh(Far. zirih).

Araç.

Silah, zırh vb. savaş aracı.

Giysi veya giysilik kumaş.

Silâh, zırh gibi harp için giyinilip kuşanılan şeyler.

Âlet ve edevat.

Osmanlıda silah ihtiyacını karşılayan aracın adı. Cebeci ocağı, yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla ilga edilmiş, kaldırılmıştır

Savaşlarda ok, kılıç, süngü vb. silahlardan korunmak için giyilen, çelik, demir ve tel levhalardan yapılmış giysi.

Bedeni düşman silahlarının etkisinden korumak için savaşta giyilen çok parçalı zırh, kalın meşinden giysi.

Ankara yemekleri …

Ankara Kalesi kentin sembolüdür. Ankara’nın bekçiliğini yapan kalenin tarihi, kentin tarihi kadar eskidir. Kalenin bulunduğu tepe yanındaki Hatip Çayı – Bent deresinden 110 m. yüksektedir. Bugün kale içindeki değişik dönemlerden kalmış birçok eski Ankara Evi bulunmaktadır.

Ankara mutfağına eskiden Aşhane-Ayşene denir. Bu mutfaklarda yemekler tandır ve ocaklarda pişirilir ve yere serilen sofralarda yenir. Kiler, ocak ve tandır bu amaçla kullanılır. Bu yöreye ait yemekler aşağıda sıralanmıştır.

Çorbalar;

Aş Çorbası (Ayaş), Miyane Çorbası , Dutmaç , Tarhana Çorbası (Ankara), Keşkek Çorbası, Toyga-Toyka Çorbası, Sütlü çorba.

Toyga çorbası tarifi;

Malzemeler:

1/3 su bardağı nohut

1/2 bardak dövme

5 bardak su

3 çorba kaşığı un

1,5 bardak yoğurt

4 çorba kaşığı tereyağı

1 çorba kaşığı nane, tuz,

Hazırlanışı:

Nohut ve dövme 2 bardak su ile bir gün önceden ıslatılır. Kalan su ilave edilip basınçlı tencerede yumuşayıncaya kadar yaklaşık 1 saat pişirilir.

Un başka bir kapta yoğurtla ezilip içine pişme suyundan birkaç kaşık konularak ılıtılır. Yoğurtlu karışım tencereye azar azar eklenirken, çorba sürekli karıştırılır. Tuz ilavesi ile 10 dakika pişirilir. Yağ tavada eritilip nane eklenir, birkaç kez çevrilip ocaktan alınır ve çorbanın üzerine gezdirilir.

Et Yemekleri;
Ankara tavası, Alabörtme (Sorgun-Güdül), Calla (Ortabereket-Ayaş), Çoban Kavurması , İlişkik (Demirtaş), İrişkik (Sirkeli-Çubuk-Ayaş), İrişilik (Ayaş), Kapama, Orman Kebabı, Patlıcanlı Et, Sızgıç, Siyel-Siğer(Göveç9, Siyer, Micirim köftesi, Tiritli köfte, Domates salatası-Çırga.

Ankara Tava ,

Malzemeler:

5 kg koyun eti (kol tarafından)

4 diş sarımsak

9 su bardağı su

10 adet tane karabiber

1 orta boy soğan

4 çorba kaşığı tereyağı

4,5 su bardağı pirinç

1 çorba kaşığı zeytinyağı

tuz, karabiber.

Hazırlanışı:

Pirinci ayıkladıktan sonra beyaz suyu gidene kadar iyice yıkanır. Tuzlu sıcak suda yarim saat bekletilip, süzülür. Et 8 eşit parçaya bölünür. Bir tencereye koyulup, soyulup ikiye bölünen soğanlar, soyulmuş bütün sarımsaklar, tane karabiberler ve 9 su bardağı su ilave edilip kaynatılır. Kaynamaya başladığında üzerinde oluşan köpükler bir kaşıkla alınır, ağzı kapatılarak kısık ateşte et yumuşayana kadar haşlanır. Etin suyu süzülüp, ayrı bir kaba alınır. Derin bir fırın kabına ıslatılmış pirinç yayılır. Bir tencerede tereyağı ve zeytinyağı kızdırılır. 6 su bardağı et suyu, karabiber ve tuz eklenip kaynatılır. Sıcak et suyu pirincin üzerine dökülür. Haşlanmış etler pirincin üzerine yerleştirilir. 160 derece işitilmiş fırında pilav suyunu çekip, etler kızarana kadar yaklaşık 45-50 dakika pişirilir. Servis yapılmadan önce, etler üzerinden alınıp, pilav karıştırılır. Pilav servis tabağına koyulup, etler üzerine dizildikten sonra servis yapılır.

Pilavlar;
Bici (Güdül), Bulgur pilavı, Oğmaç aşı (Beypazarı), Pıt pıt pilavı.

Köfteler;
Kadınbudu köfte, Mücirim köftesi, Yumurtalı köfte, Tohma , Tiritli köfte.

Dolmalar;
Efelek Dolması, Mantı, Şirden dolması-Bumbar, Yalancı dolma , Yaprak dolması (Beypazarı)

Börekler-Çörekler;
Altüst böreği, Ay böreği, Bohça böreği, Entekke böreği, Gömme (Beypazarı), Poğaça (Nallıhan), Hamman-Homman (Akdoğan-Kızılcahamam), Kaha-Kana (Kalecik), Kolböreği, Papaç (Keskin), Pazar böreği, Tandır Böreği, Yalkı (Kozalan-Beypazarı).

Ebesüt (Beypazarı)-Un,Süt ve cevizle yapılan pohaça.

Yemekler;
Cancıran (Büyükafşar-Ankara), Bici aşı ( Beypazarı), Bahçe kebabı, Cılbır (Gürdül), Çırpma, Göçel-Göçe (Beypazarı), Göter (Ankara), Kalle (Gürcü köyü-Kızılcahamam), Kapuska (Kalecik), Keşkek, Domates salçası (Kalecik), Keşkek yemeği (Nallıhan), Köremez ( Karahoca, K.Haymana/Üçem K.Bala), Mıhlama (Kızılcahamam), Omaç (Kılıçlar K.Ankara), Papara (Ankara), Saz (Başköy-Ankara), Tamtak İridi (Ankara), Topaç (Bala).

Hamur İşi Yemekler;
Bazlama, Cızlama, Gözleme, Nevzime , Öllüğün Körü , Su böreği.

Tatlılar-Kompostolar-Hoşaflar;
Ayva Boranası, Bırtlak (Güdül), Datlaş (Ayaş), Ekir (Şereflikoçhisar), Fıslak, Höşmerim, Kabak Tatlısı (Arkatça K. Nallıhan), Karga beyni, Kar helvası, Kaygana, Köyler (Şabanözü-Polatlı), Omaç Helva (Bahşılı Keskin), Perçem (Beypazarı), Saraylı, Tiltil Helvası, Tuhafiye, Zerdali boranası, Zerdali Hoşafı.

Ekmekler;
Bazlamacın (Beypazarı), Bezetleme (Kızılcahamam), Bezdirme (Ankara), Çerpit (Bala), Gizleme(Kızılcahamam), Ebem Ekmeği (Ankara), Göbü (Kalecik-Çiflik Köyü), Kabalı (Bala), Kartalaç (Haymana-Beypazarı), Kömbe (Ankara), Kete (Ankara), Saçkıran (Karahoca K.-Haymana), Şerit (Beypazarı), Şaplak (Haymana), Şebit (Güdül), Şipleme (Polatlı), Yarımca (Beypazarı).

Konya' nın Cihanbeyli ilçesinin eski adı …

İnevi,

Esbikeşan,

Cihanbeyli,

Cihanbeyli, Türkiye’nin Konya ilinde ilçe. Cihanbeyli’nin ilk adı Esbikeşandır. Daha sonraları “İnevi” adını almış ve uzun yıllar İnevi adını taşımıştır. Esbikeşan İlçesi ilçelikten bucaklığa, bucaklıktan ilçeliğe çok kez yer değiştirmiştir. 1866 yılında Kulu Köyü Esb Keşan adı ile ilçe olmuş Cihanbeyli ve Şerefli koçhisar Kulu Köyüne bağlanmıştır. Ancak Cihanbeyli ve Koçhisar’ın Aşair beyleri Kulu’ya bağlanmak istememişler ve Ankara’ya baskı yapmışlardır. Bunun üzerine Kulu’nun ilçe teşkilatı lağv edilmiş ve cihanbeyli, Koçhisar Kulu’dan ayrılmıştır. Kulu’da Konya’nın Sille Bucağına bağlanmıştır.

İç Anadolu Bölgesi’nde Konya İline bağlı bir ilçe olan Cihanbeyli, kuzeyinde Ankara ve Kulu, güneyinde Konya Merkez ilçesi, doğusunda Tuzla Gölü ile Niğde, batısında da Yunak ve Sarayönü ilçeleri ile çevrilidir. Cihanbeyli, Konya ilinin 100 km. kuzeyinde, Tuz Gölü’nün batısında yer almaktadır. Ayrıca Türkiye’nin yüzölçümü bakmından en büyük ilçesidir.

İlçe toprakları Cihanbeyli Platosu üzerinde yer alır. Bu plato, kuzeyde Haymana ile güneyde de Obruk platoları arasında, bir çöküntü alanıdır. Denizden 1.000 m. yükseklikte olan platonun üzerinde yer yer tepecikler bulunmaktadır. Bunların başlıcaları Nuras Dağı tepesi (1.566 m.), Kırklar Tepesi (1.736 m.), Kandil Tepe (1.363 m.), Kırkarşın Tepe (1.321 m.), Bağtepe (1.043 m.) ve Çayırtepe’dir (1.357 m.). Bu plato doğuda Tuz Gölü’ne doğru alçalmaktadır. Neojen döneminde oluşmuş tortullar üzerindedir. Yer yer çakıllı, kumlu, killi tortullar ve tuzlu yapıların olmasına rağmen kalkerli bir oluşumdur. Plato üzerinde yaz aylarında kuruyan küçük akarsular bulunmaktadır. Cihanbeyli’deki bir başka düzlük alan da kuzey-güney doğrultusundaki Altıntekin Ovası’dır.

Cihanbeyli Ovası’nın bir bölümünü sulayan İnsuyu Deresi ilçenin başlıca akarsuyudur. Büyük bir bölümü ilçe toprakları içerisinde kalan Tuz Gölü’nün yanı sıra Tersakan, Bolluk, Musalar, Süt, Acı, Adil ve Köpek gölleri de ilçe sınırları içerisindedir.

Cihanbeyli’ de tarihi eser olarak; Çorca Höyüğü, Akçaşar Köyü yakınlarındaki Bizans kalıntıları günümüze kadar gelen tarihi eserlerdir.

Uçan kuşların en irisi olan bir tür akbaba …

Kondor,

Tepeli akbabaya “kondor” da denir. Andrean kondoru (Vultur gryphus) ve Kaliforniya kondoru (Gymnogyps californianus) 7.500 metreden daha yükseklere çıkabilirler. Kanat açıklıkları 3 metre kadar olup vücut ağırlıkları 10 kg kadardır. İyi bir hedef olduğu için avcılar tarafından kolaylıkla avlanır. Bu bakımdan nesli hayli azaltılmıştır. Yediği leşlerden saatlerce ayrılmaz.

O kadar çok yer ki, havalanması için koşması gerekir. Leş hayvanı olmalarına rağmen bazan kuzu ve süt danalarına da saldırdıkları olur.

Akbabalar,

Gündüz yırtıcıları (Falconiformes) takımının Yeni Dünya akbabaları (Cathartidae) familyasını ve Atmacagiller (Accipitridae) familyasına ait Eski Dünya akbabaları (Aegypiinae) alt familyasını oluşturan ve iri, leş yiyen kuşların ortak adıdır. Akbaba terimi belirli bir taksonomik grubu karşılamaz.

Akbabaların başları kel kursakları büyüktür. Yürümeye ve leşleri tutup kaldırmaya uyum sağlamış olan ayakları iri ama güçsüz, tırnaklarıysa yassıdır. Gagaları genellikle eti ve deriyi koparabilecek kadar güçlü ve kalındır. Görme duyusu bütün türlerde, duyma duyusu ise hindi akbabasında gelişmiştir. Tekeşli bir üreme özelliği gösterirler. Özellikleri, 60-116 cm uzunlukta. İki kanat ucu arası 2,5 m, ağırlığı 7 kg’dır. Ömrü: 100-118 sene. Esaret hayatında 30 yıl kadar yaşar. Akbabaların hepsi leş yiyici ve yağmacıdır. En yükseklerde uçan kara kuşlarıdır. 7000 metreden daha yükseklere çıkanları vardır. En önemli özellikleri yuva yapmamalarıdır. Yumurtalarını dağ ve kuru ağaç zirvelerindeki kovuklara bırakırlar. 1-2 yumurta yumurtlarlar. Akbabalar Avustralya ve Okyanus Adaları dışında bütün ılıman ve tropik bölgelere dağılmıştır.

Çoğunun besin seçme alışkanlığı olmadığından genellikle leş, çöp, ve ara sırada canlı hayvan gibi ne bulurlarsa yerler. Yalnızca bazı türleri kaplumbağa kuzu gibi savunmasız hayvanlara saldırır.

Akbabalar uzun ve geniş kanatları üstünde zarif bir biçimde dönerek saatlerce havada kalabilirler. İçlerinde biri ölü ya da can çekişen bir hayvan bulduğunda öbürleri de kilometrelerce uzaktan uçarak gelir. Besini paylaşırken gövdesi daha büyük ve gagası daha güçlü olana öncelik tanıyan topluluk düzenine sıkı sıkıya bağlı kalırlar. Akbabalar genellikle kümeler halinde tünedikleri ve yuva yaptıkları sarp kayaların ve yüksek ağaçların tepesinde ya da yerde yaşayabilirler. Dişisi bir ya da iki yumurta yumurtlar ve 7-8 hafta boyunca kuluçkaya yatar. Eskidünya akbabalarının avlarını kolayca yakalamaya elverişli kartalınkine benzer kıvrık pençeleri vardır.

Akbaba çeşitleri;

Mısır Akbabası,
Hindi akbaba, Kara Akbaba, Kızıl akbaba, Rahip akbaba, Tepeli akbaba(Kondor), Leş Akbabası, Kral akbaba, Amerika Kara akbabası.

Kaynakça:

http://tr.wikipedia.org/

http://www.turkcebilgi.com/

Deriyle kaplı bir çeşit Eskimo Kayığı …

Umiak,

Umiak, umialak, umiaq, umiac, oomiac, oomiak,

Ahşap çerçeveye gerilen deriden yapılam açık Eskimo sandalı.

Ren geyiği derisinden yapılmış Eskimo kayığı.

Eskimoların daha çok kadınlarca yük taşımak ve yolculuk yapmak için kullandıkları ve deri kayık tekniğiyle yapılan, boyu dokuz eni bir buçuk metre olan kayıklarının adı.

Deri ile kaplı Eskimo kayığı ve ya Deriyle kaplı bir çeşit Eskimo kayığı ve ya Ren geyiği derisinden yapılmış Eskimo kayığı olarak tanımlana bilir.

Fok balığı derilerinden dikilerek yapılan ve taşıma işlerinde kullanılan Eskimo kayığı

Eskimo insanları, hem Yupik ve Inuit tarafından kullanılan botun bir tipidir. Başlangıçta Siberia’dan Greenland’a kadar kıyılarda kullanılırdı. Thule’de geleneksel olarak mevsimlik avlanma bölgelerinde kullanılmıştır. Genellikle umiağı, kadınlar kürekler ile sevk ederek kullanılır.

İnce kabuklu, tatlı ve kırmızı renkli bir kiraz cinsi …

Alyanak,

İnce kabuklu, tatlı ve kırmızı renkli bir kiraz cinsi .
Kiraz (Prunus avium), Rumca.

Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı ve bu ağacın kırmızı veya beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesidir.
Dünyada geniş bir yayılmaya sahip olmakla beraber ticari üretimi bazı ülkelerde yoğunlaşmıştır. A.B.D, Türkiye, Almanya, İtalya, Fransa, Bağımsız Devletler Topluluğunun Avrupa kısmı önemli üretici ülkelerdir.

Ülkemiz iklim şartlarına bağlı olarak A.B.D.’den sonra: genellikle ikinci sırada yer almaktadır. Üretim miktarı bakımından dünyada ikinci durumda olmamıza rağmen, üretim kalitesi ve ihracat miktarı bakımından durumumuz istenilen düzeyin altındadır. Gülgiller (Rosaceae) familyasından olan kiraz, Giresun, Güney Kafkasya, Hazar Denizi ve Kuzeydoğu Anadolu’da doğal olarak bulunan meyve ağacı.

Türkiyede en kaliteli kirazlar Torosların kuzey yamaçlarında,Göksu Nehrinin kaynağında yer alan Korualan Kasabasında yetişir. Gezlevi Kirazı olarak namlanmıştır. Kiraz yetiştiriciliği ve üretimi olarak Afyonkarahisar ili Sultandağı ve Çay ilçeleri Konya Ereğli yöreside çok meşhurdur. Bu kaliteli kirazın yetişme sebebi ise Sultandağları ve akşehir ve eber göllerin Özel iklim koşulları oluşturmasıdır.

Meyvesi taze olarak yenir. Hoşaf, reçel ve konservesi yapılır. Kiraz kabuğu kabız ve ateş düşürücü, çiçekleri göğüs yumuşatıcı, yaprakları ise müshil olarak kullanılmaktadır. Ayrıca Giresun ilinde ‘kiraz kavurma’ adıyla yemeği yapılmaktadır.

Kanı sulandırıp, temizleyen kiraz, karaciğer ve safrayı temizliyor, böbreklerde biriken zararlı maddelerin atılmasına yardımcı oluyor, kabızlığı gideriyor, hazmı kolaylaştırıyor…

Kiraz çeşitleri;

Alyanak,
Bing,
Early Burlat,
Karagevrek, Karabodur, Kuş kirazı,
Lambert,
Majeste, Merton Late,
Napolyon, Noble,
Starksgold Beyaz Kiraz, Stella,
Türk kirazı Ziraat 0900,
Vista,

Filmlerde kendine tutulan erkekleri mahveden, güzel ve acımasız kadın tipi …

Vamp, (Fr. vamp).

Erkekleri peşinde koşturan, tavır ve kıyafetiyle bakışları üzerinde toplayan kadın.

Erkeklerin cinsel yönden çekici buldukları kadın tipidir. Yüz hatları keskin çizgilere sahip olması, iri ve çekik gözler ve dolgun dudaklar vamp bir görüntü için gerekli özelliklerdir.

Erkek peşinde koşan kadın, serüvene düşkün kadın.

Türk sinemasının ünlü vamp kadınları;

Lale Belkis, (1938 İstanbul)

Tiyatro, sinema oyuncusu, pop müzik şarkıcısı, manken. Gerçek adı Belkıs Durmaz’dır.

Leyla Sayar, (1939 İstanbul)

Bir süre Ankara Devlet Tiyatrosu ve Amerikan Kız Koleji’nde okudu.

“Plaj Güzeli” seçilince okul yaşamı sona erdi.

Suzan Avcı (1935 Bursa).

Türk sinemasının ‘femme fetale ‘ı…(baştan çıkaran,kötü yola iten, ölümcül kadın) Annesi Kırım Tatarı, babası ise Kazan Tatarı olan göçmen bir ailenin kızıdır.

Sevda NUR (1944, İstanbul)

1960’lı yıllarda dansözlük yaparken siyah saçları ve çok güzel gözleriyle dikkat çekerek keşfedildi. Yan rollerde gözüken Nur, o dönemin aranan ‘vamp kadın’ oyuncularındandı.

Serpil Örümcer, (1952). 1968-1978 yılları arasında sinemanın vamp kadını “Bayan Bacak” lakaplı sanatçı.

Gülbin Eray, (1936 İstanbul).

Gerçek adı Güngör Eraybar’dır. Kadıköy Kız Sanat Enstitüsü’nü bitirdi.

Aysel Tanju, (1939 – 2003). İzmit’te doğdu. Sinemanın dansöz oyuncularındandı.

1960′ ların dansöz oyuncuları;

Leyla Sayar, Nilüfer Aydan, Özcan Tekgül, İnci Birol, Birsen Ayda, Sedef Türkay, Zennube, Muzaffer Nebioğlu

Birkaçı dışındaki tüm filmlerinde dişiliğini, fettanlığını kullanıp ‘esas oğlan’ı sevdiği kızdan ayıran ‘vamp kadın’ı oynamıştır.

Sembolizm akımına öncülük eden şairlere verilen …

Dekadan, (Fr. décadent),

XIX yüzyıl sonlarında Fransa’da doğalcılığa karşı çıkan ve simgecilik akımına öncülük etmiş olan sanatçılara verilen ad.

Düşkünleşmiş anlamına gelen Fransızca bir kelime.

On günlük eşek yavrusuna da dekadan denir.

19. yüzyıl sonlarında Fransa ‘da natüralistlere karşı ortaya çıkan sembolizm akımına öncülük eden sanatçılara, edebiyatı soysuzlaştırdıkları ima edilerek verilen isim. Akım o zamana kadar gelen edebiyat geleneklerini yıkma yoluna giderek, toplumsal ve sanatsal düzenin dışına çıkmayı planlamıştır. İmgeye karşı aşırı neredeyse hastalık derecesindeki duyarlılığa sahip dekadanlar, daha önce görülmemiş imgeler yaratarak bu imgeleri karşılayacak sözcükler oluşturmuşlardır.

Dekadanlar daha öncelerde olduğu gibi başkalarına tepki olarak çıkmıştır. Toplumda çok çabuk yayılmıştır en önemlisi bambaşka ilkeler ortaya atmışlardır ve bu öncülüğü yazarlar devam ettirmişlerdir.

Dekanlık meselesi, edebiyat tarihimizin Servet-i Fünun Dönemi olarak adlandırılan, zaman olarak çok kısa, fakat edebi verim bakımından zengin bir devresinde yaşanmış bir tartışmadır. Türk edebiyatını biraz ‘ölçüsüz’ sayılabilecek bir şekilde Batılaştırmak isteyen bir grup genç şair ve yazarın, yine Batılaşma yönündeki Tanzimat yazarlarının bir temsilci olan Ahmet Mithat Efendi tarafından eleştirilmesi ile başlayan ve devrin diğer birçok şair ve yazarının da katılmasıyla genişleyen bu tartışma yaklaşık dört yıl boyunca devam etmiştir. Türk edebiyatında dekadan ifadesi Ahmet Mithat Efendi tarafından Servet-i Fünun sanatçıları için kullanılmıştır.

Kaynakça; TDK ve http://www.turkceciler.com

Dilimize de çevrilen "Ağaca Tüneyen Baron", "Sandık Müşahidi", "Varolmayan Şövalye" gibi romanlarıyla tanınmış yazar …

Italo Calvino, (1923-1985).

15 Ekim 1923’te Küba’nın Santiago de las Vegas kentinde doğdu. 19 Eylül 1985’te, geçirdiği beyin kanaması sonucu İtalya’da Siena’da yaşamını yitirdi. Genç yaşta Küba’dan İtalya’ya göç etti. Kurmaca yazarlığının yanı sıra, İtalya Komünist Parti üyeliği, Einaudi Yayınevi’ndeki göreviyle tanındı. Gazetelerle çeşitli dergilerde yazılar yazdı.

II. Dünya Savaşı sonrası İtalyan kültürünün en önemli adlarından biri oldu. Birçok edebiyat ödülü kazandı. 1960 yılında yayınlanan I Nostri Antenati (Atalarımız) adlı kitabında yer alan fantastik öyküleriyle uluslararası bir üne ulaştı.

1950’lerde fantezi ve alegoriye yöneldi. Yazdığı üç anlatı ününü pekiştirdi: İkiye Bölünen Vikont, Ağaca Tüneyen Baron ve Varolmayan Şövalye. Bilinç akışı yöntemiyle yazdığı ve evrenle insanların yaratılışını konu alan Kozmokomik Öyküler’den Marco Polo-Kubilay Han ilişkisi çerçevesinde arzu, bellek, yaşam, ölüm gibi temaları büyük bir incelik ve şiirsellikle işlediği “Görünmez Kentler”e; yazma ve okuma etkinliğini, okurun anlatı sanatıyla karmaşık ilişkisini ele aldığı “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu”dan, İtalyan masallarını derlediği ve kendisi açısından bir tür anlatıda ekonomiklik alıştırması olan “Fiabe Italiane”ye (İtalyan Masalları) birçok yapıtı içeren yazarlık yaşamının son ürünü “Amerika Dersleri.”

Türkçeye çevrilen eserleri;

Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu (1990)

Palomar (1991)

İkiye Bölünen Vikont (1991)

Amerika Dersleri (1994)

Ağaca Tüneyen Baron (1995)

Jaguar Güneş Altında (1997)

Varolmayan Şövalye (1997)

Kesişen Yazgılar Şatosu (1997)

Gözlemci (1998),

Sandık Müşahidi,

Savaşa Giriş (1998)

Kozmomik Öyküler (1999)

Zor Sevdalar (1999)

Karga Sona Kaldı (2000)

Sıfır Zaman (2001)

Görünmez Kentler (2002)

Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler (2004).

Diğer eserleri;

Örümceklerin Yuvalandığı Patika,

Emlak Vurgunu,

Kirli Hava Bulutu,

Arjantin Karıncası,

Kesişen Yazgılar Şatosu,

Paris’te Münzevi,

Nişastayı parçalayarak şekere çeviren enzim…

Amilaz, (Fr. amylase, İng. amylase ).

Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim.

Polisakkaritlerdeki α-1,4-glukozidik bağların hidrolizini katalizleyen, nişastayı parçalayarak glikoz ve maltoza çeviren hidrolaz sınıfından bir enzim.

Yunanca amylon = nişasta demektir.

Nişasta, farin veya amidon, suda çözünmeyen, kompleks bir karbonhidrat. Bitkiler tarafından fazla glikozu depolamak için kullanılır.

Çoğunlukla tahıllardan ve patatesten elde edilen tatsız ve kokusuz bir tozdur.hayvanlarda ise besinlerle alınan nişasta sindirim sisteminde hidrolize uğrayarak glikoz birimlerine ayrılıp kana geçebilecek duruma gelir. Mısır, bakla, fıstık, fındık, patates, pirinç buğday gibi besinlerde yüksek oranda nişasta bulunmaktadır. Bu besinlerin sindirilmesi amilaz sayesinde gerçekleşmektedir. Amilaz sayesinde başlayan sindirim, bağırsaklara kadar devam eder ve orada son bulur.

Amilazın üretiminin en fazla olduğu yer pankreas olmakla birlikte akciğer, yumurtalık, tükürük bezleri ve böbreklerde de az oranda üretilmektedir. Vücudumuzda bulunan sayısız enzimden sadece bir tanesi olan Amilaz, vücudun doğası gereği idrarda ve kanda belli bir miktarda bulunmaktadır.

Amilaz değerinin yüksek olması demek bir hastalığın belirtisi olması demek değildir. Kan içinde bulunan amilaz miktarının üçte biri pankreasta, geri kalanı ise de tükürük bezlerinde bulunmaktadır. Amilazın pankreastan ilerleyiş yolunda bir tıkanma söz konusu olursa, idrarda bulunan amilaz enzimi ve kan serumundaki amilaz değeri yükselmeye baslar. Amilaz değerinin bu şekilde yükselme seyrine amilaz yüksekliği denmektedir. Amilaz değerinde düşüklüğün bir klinik önemi yoktur.

Normal değeri 60 ila 180 U/L olan amilazın yükselme sebepleri;

Pankreas enzimlerinin üretiminin artırılması için kullanılan ilaçlar

Pankreas salgısını uyarmaya neden olan ilaçların kullanılması

Aspirin, narkotik analjezikler, rifampin, asparajinaz gibi ilaçların kullanılması.

Böbrek yetersizliği

Bağırsaklarda meydana gelen tıkanmalar

Safra kesesinde meydana gelen taslar

Akrep sokması ve ağır seker komaları amilez yüksekliğinin nedenlerinden bazılarıdır

Kanınızda amilaz düzeyinin yükselmesi halinde tedavi olmak için mutlaka doktora görünmelisiniz. Doktorunuzun yönelteceği tedavi sürecine sadık kalmalısınız. Bunun yanında sigara, alkol, fazla yağlı yiyeceklerden uzak durmalısınız.

Ayrıca doğal bitkilerle tedavide ise,

Ebegümecini ince ince doğrayın ve bir su bardağı soğuk suyun içine koyun ve 12 saat bekletip ertesi gün süzüp için.

Bir kabın içine 1 kasık aynısefa otu, bir kasık civanperçemi, bir kasık ısırgan otunu doğrayıp üzerine bir su bardağı kaynar su dökün ve demlemeye bırakın. Demledikten sonra süzüp için

Amilaz türleri;

Alfa-amilaz; tükürük bezleri ve pankreastan salgılanan, üç veya daha fazla glikoz kalıntısı bulunan polisakkaritlerdeki iç alfa-1->4-glikozidik bağlarının hidrolizini katalizleyerek düz ve dallanmış oligosakkaritlerin oluşumunu sağlayan, nişastayı 7-8 glikoz ünitelik parçalar, maltoz ve az miktarda glikoza kadar parçalayan hidrolaz sınıfından bir enzim. Tükürükteki amilaza pityalin adı verilir.

Beta-amilaz; Nişastanın maltoz birimlerine hidrolizini sağlayan maltta bulunan bitkisel enzim.

Sigma-amilaz; ince bağırsaktan salgılanan nişastayı tamamen glikoza hidrolize eden enzim, AMS.

Kaynakça; http://www.kadin.ca/ ve TDK.

Eski dilde gözyaşı …

Eşk, (Farsça),

Gözyaşı,

Dem.

Sirişk, (Farsça),

Göz yaşı.

Ateş şeraresi.

Gözleriniz kemik göz çukurları ve bir yağ tabakası tarafından korunur. Gözkapaklarınız kalın bir koruyucu örtü oluşturur ve kirpikler sayesinde toz toprağın gözünüze girmesini önlemede rol oynar. Ayrıca, düzenli aralıklarla özel bir sıvının (gözyaşı) göz yüzeyine dağılmasını sağlar. Bu ince gözyaşı tabakası, göz çukurunun üst dış bölümünde, göz kürelerinin biraz üzerinde yer alan gözyaşı bezleri tarafından üretilir. Gözyaşı, gözlerinizin kurumasını ve enfeksiyonları önler.

Gözkapaklarınızın göz kırpma eylemiyle yayılan gözyaşı, gözkapaklarınızın iç bölümünde yer alan iki kanaldan (gözyaşı kanalları) geçerek ince bir boruyla burnunuza süzülür.

Gözyaşını, yalnızca aşırı miktarda üretilince, örneğin ağladığımızda fark ederiz. Ağlama sırasında burnunuzun tıkanmasının bir nedeni de gözyaşının burun yoluyla dışa süzülmesidir. Gözyaşı miktarı azalırsa ya da gözyaşı tabakasının niteliği iyi değilse gözleriniz kurur ve batar. Eczanelerde kuru gözleri rahatlatan birbirinden farklı çok sayıda yapay gözyaşı satılıyor, ama bunların hiçbiri doğal gözyaşı tabakasının yerini tam olarak tutmuyor.

Gabon'da yetişen zakkumgillerden ağaç. ..

İboga, Ibogaine, (Tabernanthe iboga).

Gabon’ da yetişen zakkumgillerden ağaç.

İçerdiği alkaloitler, kas ve sinir uyarıcıdır.

Afrika kökenli bu uyuşturucuyu yerliler, afrodizyak, halüsinojen ve yorgunluk giderici olarak kullanırlar.

Afrika’da bulunan,Tabernanthe Iboga adında bu bitki ve bu bitkinin kökünden ve dallarından elde edilen bir psikoaktif alkaloiddir. Ibogaine, hem tedavi hem psikoaktif bağımlılığı giderir.

Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki Ibogaine tek bir kullanımda bile alkol ve uyuşturucu bağımlılıklarındaki belirtileri (tikleri) de beraberinde,hatta sigarayı da beraberinde bıraktırmıştır . Aynı zamanda da, Ibogaine kesin olmamakla birlikte kesin yada uzun süreliğine bıraktırabilir.

Ibogaine ayrıca psikoaktif özelliklerinin yanı sıra yüksek manevi,yani motivasyon duygusu verir. Hasta çevresindeki olayları, daha net ve daha iyi idrak edebiliyor, ki bu da hasta için bir motivasyon ve yaşama sevinci kaynağıdır, Uyuşturucu bağımlılığınız ne olursa olsun, mesela eroin, metadon, kokain, crack(taş) veya alkol, hata sigarayı da beraberinde bıraktırabilir. Ibogaine aynı zamanda psikoterapi alanlarında, travma tedavilerinde de kullanılabilir.

Doğal magnezyum silikat…

Zebercet, (Ar. zeberced, Osm. Zebercet ).

Krizolit, (Chrysolite).

Sarı renkte ve cam parlaklığında, doğal demir ve magnezyum silikat, krizolit.

Zümrütten daha açık yeşil olan, zümrüt kadar değerli olmayan bir süs taşı.

Zebercet taşı, Peridot/Olivin. (MgFe)2SiO4

Olivin (peridot) denilen magmatik kayaçın şeffaf sarı ve açık yeşil renkli türü.

Peridot taşının fiziksel etkileri;

Kalp pankreas dalak ve ciğerler üzerinde olumlu etkileri vardır. Doku bozulmalarını önleyici özelliklere sahiptir. Beden-zihin dengesini sağlar. Metafiziksel ve psikolojik olarak neşe ve sevinç hissi verir. Kişinin yaşam enerjisini canlılığını korumasını sağlar. Kişiyi verici olmaya yönlendirir. İyimserlik verir ve küçük gelişmelerden sevinç duyulmasını sağlar. Nedensiz duyulan korkulara karşı iyi gelir. Kaygıyı azaltır. Kişinin iç dünyasını farketmesini sağlayarak kişisel gelişimi hızlandırır. Çevreyle iletişimi mükemmelleştirir. Kıskançlık egoistlik ve duygusal soğuklukları yokeder.

Nevşehir’ in ilçesi Gülşehir’ in eski adı …


Arapsun,
Gülşehir,

Nevşehir’e 20 km. uzaklıkta, Kızılırmak’ın güney kenarında yeralan antik adı Zoropassos olan Gülşehir’ in eski adı Arapsundur.
Damat İbrahim Paşa’nın Nevşehir’ e yaptığı imari, bir başka Osmanlı Sadrazamı Karavezir Mehmet Seyyid Paşa da Gülşehir’ e yapmış 30 haneli Gülşehir’ i bir külliye ile donatmıştır. Külliye cami, medrese ve çesmeden oluşmaktadır.

Açıksaray ören yeri;
Nevşehir-Gülşehir yolu üzerinde, Gülşehir’ e 3 km uzaklıktaki Açıksaray ören yeri, tüf kayalar içine oyulmuş sayısız mekanları, Roma Dönemi kaya mezarları, 9. ve 10. yüzyıla tarihlenen kaya kiliseleri ile önemli bir piskoposluk merkeziydi. Halk arasında Haci Bektas Veli Mescidi olarak adlandırılan mekanın mihrabının günümüze kadar korunmuş bir İslami yapı olması açısından dikkat çekmektedir.

Karavezir Cami;
Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan cami, iki renkli kesme taştan yapılmış, kare planlı ana mekanını kaplayan kubbe dört kemer üzerine oturtulmuştur. Açık Saray Harabeleri Nevşehir-Gülşehir yolu üzerinde, Gülşehir’e 3 km. uzaklıktaki Açık Saray Harabeleri, tüf kayalar içine oyulmuş sayısız mekanları, Roma Dönemi kaya mezarları, 9. ve 10 yüzyıla tarihlenen kaya kiliseleri ile önemli bir ören yeridir. Bu ören yerinde bulunan mantar biçimindeki peribacaları üniktir.

Karşı (Aziz Jean )Kilisesi;
Gülşehir’in hemen girişinde yer alan ve iki katlı olan Aziz Jean Kilisesi’in alt katında kilise, şarap mahzenleri, mezarlar, su kanalı ve görevlilere ait mekanlar, üst katında ise İncil’den alınmış sahnelerle süslenmiş kilise yer almaktadır.

Alt kata ait kilise, tek apsisli, haç planlı, haç kolları, beşik tonozludur. Merkezi kubbesi çökmüştür. Süsleme açısından direk ana kaya üzerine kırmızı aşı boyası ile stilize hayvan, geometrik ve haç tasvirleri resmedilmiştir.

Üst kattaki kilise ise üç apsisli ve beşik tonozludur. Ana apsisteki resimlerin dışında oldukça iyi korunmuş olan siyah bir is tabakası ile kaplıydı. Kilise’nin restorasyonu ve konservasyonu 1995 yılında Restoratör Rıdvan İşler tarafından yapıldıktan sonra bugünkü haline gelmiştir. İsa ve İncil siklusunu içeren kilisede sahneler bantlar içinde frizler halindedir. Siyah zemin üzerine sarı ve kahverengi renkler kullanılmıştır. Niş tonozlarında ve cephelerinde bitkisel ve geometrik motifler tercih edilmiştir. Batı ve güney duvarında Kapadokya Bölgesi’nde oldukça nadir olarak resmedilen Son yargı sahnesi yer alır.
Sahneleri: Apsiste Deesis, ön cephesinde kuş tasvirleri altında Müjde, tonozunda madalyonlar içinde aziz tasvirleri; tonozun güney kanadında Son yemek, İhanet, Vaftiz, altında Meryem’in ölümü; kuzey kanadında İsa’nın çarmıhtan indirilmesi, Kadınlar Boş Mezar Başında, İsa’nın cehenneme inişi; batı ve güney duvarında ise Son yargı.

Nevşehir’in biri merkez olmak üzere sekiz ilçesi vardır.
Merkez: Merkez bucağına bağlı 17 köyü vardır. İlçe toprakları 900-1350 m yükseklikte platolardan meydana gelir. Başlıca akarsuyu Kızılırmak ve kollarıdır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri Pancar, patates, tahıl ve baklagillerdir. Sümerbank Pamuklu Sanayi, meyve suyu, marmelat, pekmez, tuğla ve kiremit fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.

İlçe merkezi, Kızılırmak’ ın kollarından olan küçük bir çay kenarında kurulmuştur. Denizden yüksekliği 1150 metredir. Eski adı Muşkara’ dır. Lâle devrinin meşhur sadrazamı Nevşehirli Dâmât İbrâhim Paşa 25 hânelik bu köyü îmâr etti ve buraya Nevşehir ismi verildi. 1954’ te il yapılan Nevşehir’in belediyesi Cumhûriyetten önce kurulmuştur. Konya ve Aksaray’ı Kayseri’ ye, Kırşehir’ i Niğde’ ye bağlayan yollar ilçede kesişir.

Acıgöl:
Merkez bucağına bağlı 12 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikte platolardan meydana gelir. Güneydoğusunda Erdaş Dağı yer alır. İlçe merkezi Aksaray-Nevşehir karayolu üzerinde yer alır.

Avanos:
Merkez bucağına bağlı 3, Özkonak bucağına bağlı 10 ve Topraklı bucağına bağlı 5 köyü vardır. Yüzölçümü 1045 km2 olup, nüfus yoğunluğu 38’dir. İlçe toprakları Kızılırmak Platosunda yer alır. Başlıca akarsuları Kızılırmak ve Damsa Çayıdır. Kızılırmak Vâdisi küçük, fakat verimli ovalardan meydana gelir. İlçe merkezi, Kızılırmak kıyısında kurulmuştur. Nevşehir’i Kırşehir-Kayseri karayoluna bağlayan yol üzerindedir. İl merkezine 17 km mesâfededir.

Derinkuyu (Melengübü):
Merkez bucağına bağlı 8 köyü vardır. Yüzölçümü 495 km2 olup, nüfus yoğunluğu 41’dir. İlçe toprakları, kuzey ve doğusu engebeli ve dağlık bunun dışında kalan kısmı düz olan bir arâziden meydana gelmiştir. Doğu ve kuzeydoğusunda Hodul Dağı, kuzeybatısında Erdaş Dağı yer alır. İlçe topraklarında perlit yatakları vardır. Nevşehir-Niğde karayolu kenarında kurulmuştur. İl merkezine 30 km mesâfededir. Eski ismi Melengübü idi. Su kuyularının derinliği sebebiyle 1928’de Derinkuyu ismini aldı. Turizm açısından büyük önem taşıyan ilçenin altında, dünyânın sekizinci hârikası olarak adlandırılan bir yeraltı şehri vardır.

Gülşehir (Arapsun): Merkez bucağına bağlı 26, Gümüşkent bucağına bağlı 6 köyü vardır. Yüzölçümü 931 km2 olup, nüfus yoğunluğu 37’dir. İlçe toprakları 850-1250 m yüksekliğindeki dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Başlıca akarsuyu Kızılırmak olup, bu akarsuyun vâdisinde Gülşehir Ovası yer alır. Kızılırmak’ın güney kıyısında kurulmuştur. Ankara-Nevşehir karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 19 km mesâfededir. Eski ismi Arapsun idi.

Hacıbektaş (Sulucakara Höyük): 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 20.811 olup, 8062’si ilçe merkezinde, 12.749’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 30 köyü vardır. Yüzölçümü 666 km2 olup, nüfus yoğunluğu 31’dir. İlçe toprakları, ortalama yüksekliği 1200 m civârında olan bir platodan meydana gelir. Toprakları sulayan dereler yazın kurur. İlçe topraklarında kaymaktaşı diye de bilinen Hacıbektaş taşı çıkarılır. Bu taş süs eşyâsı yapımında kullanılır. İlçe merkezi, Ankara-Nevşehir karayolu üzerindedir. İl merkezine 46 km mesâfededir. Büyük veli Hacı Bektaş-ı Velî’nin kabr-i şerîfi buradadır. Eski ismi Sulucakara Höyük idi.

Kozaklı:
1990 sayımına göre toplam nüfûsu 25.932 olup, 7556’sı ilçe merkezinde, 18.376’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 22, Karahasanlı bucağına bağlı 7 köyü vardır. Yüzölçümü 789 km2 olup, nüfus yoğunluğu 33’tür. İlçe toprakları ortalama 1000 m yükseklikte bir platodan meydana gelir. Başlıca akarsuları Deli Çayı ve Karasu Çayıdır. Ankara-Kayseri demiryolu ilçe topraklarından geçer. İl merkezine 90 km mesâfededir.

Ürgüp: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 35.688 olup 11.040’ı ilçe merkezinde, 24.648’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 25 köyü vardır. Yüzölçümü 574 km2 olup, nüfus yoğunluğu 62’dir. İlçe topraklarının yarısı dalgalı düzlük, yarısı ise dağlık olan bir arâziden meydana gelir. Dağlık arâzi güneyinde yer alır. Başlıca akarsuyu Damsa Çayıdır. Bu akarsu üzerinde sulama gayeli bir baraj vardır. Damsa Çayı kıyısında kurulmuştur. İl merkezine 18 km mesâfededir. Nevşehir’i İncesu üzerinden Kayseri’ye bağlayan yol ilçeden geçer. Kayalara oyulmuş kiliseleri meşhurdur.

İsviçre'de Bir Kanton …

İsviçre, İsviçre Konfederasyonu,

Almanca: die Schweiz, Fransızca: la Suisse, İtalyanca: Svizzera ve Romanş: Svizra),

Orta Avrupa’da Alp Dağlarında yer alan ve denize kıyısı bulunmayan bir ülkedir. Kuzeyinde Almanya, batısında Fransa, güneyinde İtalya ve doğusunda Avusturya ile Lichtenstein’a komşu olan ve tarihsel olarak bir konfederasyon olan ülke 1848 yılından beri bir federasyondur.

Önemli şehirleri Bern, Zürich, Basel ve Cenevre’dir.

İsviçre’de hâlen yürürlükte olan Anayasa 1848’ de yürürlüğe girmiştir. Anayasaya göre İsviçre 20 egemen, 6 yarım kantondan meydana gelmiştir. Federal meclis 44 üyeden meydana gelen bir devlet konseyi ile, doğrudan doğruya halk tarafından seçilen 200 üyeli bir millî konseyden müteşekkildir. Devlet konseyine hâkim kantonlar ikişer, yarım kantonlar birer üye gönderirler. Federal Konsey, Federal Meclis tarafından 4 yıl için seçilmiş 7 üyeden meydana gelir. Federal Konseyin üyeleri olan konfederasyon başkanı ve başkan yardımcısı her yıl Federal Meclis tarafından seçilir. Bu kantonlar şunlardır;

-Aargau.

-Basel-Stadt.

-Basel-Landschaft.

-Bern.

-Fribourg.

-Cenevre.

-Glarus.

-Graubünden.

-Jura.

-Lüzern.

-Neuchâtel.

-Nidwalden.

-Obwalden.

-Schaffhausen.

-Schwyz.

-Solothurn.

-St. Gallen.

-Thurgau.

-Ticino.

-Uri.

-Valais.

-Vaud.

-Zug.

-Zürih.

Kosta Rika' da bir yarımada …

Osa,

Nicaya,

Kosta Rika,

Orta Amerika’ da küçük bir ülkedir. Kosta Rika adı, Kristof Kolomb, Karaib sahilleri yakınındaki küçük bir adaya 18 Eylül 1502’de çıktığında, burada bulunan altın yataklarından dolayı buraya, “Zengin Sahil” manasına gelen “Kostar Rika” adını vermiştir. Latin Amerika’ da, Panama’ nın kuzeyinde, Nikaragua’ nın güneyinde yer alan batısında Büyük Okyanus, doğusunda Karayip Denizi vardır. Ordusu bulunmayan az sayıda ülkelerden biridir. Karaib Denizi ile Büyük Okyanus kıyıları arasındaki uzaklık 120 ile 265 km arasındadır.

Yükseltiler, Nikaragua Gölünün batısında başlar.En yüksek tepesi Cerro Chirripo 3,810 m., Ülkede bulunan volkanlar, Irazu 3432 m ve Turrilaba 3328 m . Talamanca Dağ silsileleri arasında 2740 m yükseklikte tepelere rastlanır. Batı kıyısından 480 km uzaklıktaki Coco Adası, Kostarika’ya aittir. Nicaya ve Osa yarımadalarının arasında kalan, Büyük Okyanus kıyıları yer alır.

Kosta Rika, idari açıdan 7 ile ayrılmıştır. Bu iller de 81 kanton’a ayrılmıştır. Başkent, Sant José’ dir. Para birimim, Kolon’ dur. Puertolimon, Puontarenas, Golfito başlıca limanlardır. San José yakınlarındaki Juan Santa Maria ülkenin tek milletlerarası havaalanıdır.

Bu İller;

* Alajuela
* Cartago
* Guanacaste
* Heredia
* Limón
* Puntarenas
* San José (Başkent).

Pastırmalı bir börek cinsi …

Paçenga,
Paçanga,

Malzemeler :
2-3 adet yufka
160 gr pastırma
1 adet domates
3 adet sivri biber
1 avuç kıyılmış maydanoz
1 kase rendelenmiş kaşar peyniri
1 kase zeytinyağı + su karışımı
1 yumurta sarısı
Çörek otu

Hazırlanışı:
Sivri biberleri doğrayın. Bir tavada 1 kaşık zeytinyağı ile kavurun. Pastırmaları ince şeritler halinde doğrayın ve biberlere ekleyin. Domatesin kabuğunu soyup küp küp doğrayın ve tavaya ekleyin. Suyunu çekene kadar pişirin. Tuzunu ilave edin ve altını kapattıktan sonra maydanozu da ekleyin.

Bir yufkayı yayıp 8 adet üçgen olacak şekilde kesin. Üzerine yağ ve su karışımından sürün. Ilınan iç malzemeden her parçanın geniş kısmına koyup üzerlerine dilediğiniz miktarda kaşar peyniri ekleyin. Yassı bir sigara böreği sarar gibi her parçayı katlayın. İyi yapışması için uç kısmına yağ+su karışımından bir parça daha sürün. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye börekleri yerleştirin. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp çörek otu serpin. 180 -190 derece fırında üzerleri kızarana kadar pişirin. Ilık olarak servis yapın. Hazırlanan börekler kızgın yağda iki tarafını da kızartarak hazırlanabilir. Kızartılan börekler kağıt havlu üzerine çıkarılır. Sıcak olarak servis yapınız.

Afiyet olsun.

Afrika' da yaşayan, rengarenk parlak tüylü bir kuş…

Turako,

Hartlaub Turako Kuşu,

Afrika’da muzculgiller (Musophagidae) familyasından Turako kuşu (Touroco coryhaix) nun genç olanlarının da kanatlarında pençeler mevcuttur ve bu da uçmaktadır. Bu kuşlar uygun tabakalarda fosil olarak bulunsaydı, evrimciler bunları da sürüngenlerle kuşlar arasında geçiş formları olarak adlandıracaklardı. Günümüzdeki kuşlar dişsiz olduğu gibi, eskiden yaşayıp nesilleri tükenmiş dişli kuşların varlığı da gayet tabiidir.

Nitekim günümüzde yaşayan kurbağaların bir kısmı dişli, bir kısmı ise dişsizdir. Dişsiz sürüngenler de mevcuttur. Arkeopteriks de nesli tükenmiş dişli bir kuştur.En son araştırmalar da, Arkeopteriks’in bir geçiş formu olmadığını ispatlamıştır. Nitekim 1972 yılında Yale Üniversitesi profesörlerinden John Ostron, Arkeopteriks’in yaşadığı Jura devrinden daha eski tabakalar arasında, zamanımızda yaşayan kuşlara benzer fosiller bulmuştur.Yayınladığı makalede de; ’Jura’dan daha yaşlı tabakalar arasında gerçek kuşların varlığının, Arkeopteriks’in bir geçiş formu olmadığını gösterdiğini’ ifade etmiştir.

Kenya ve Tanzanya’da bulunan turakolar, işgalcidir. Ortam müsait oldunda çiftler üremeye çalışır. Boyu kırk santi metredir ve ömrü ortalama on iki yıldır. Kuluçka yirmi gün sürer ve yirmi sekiz gün sonra tüylenmeye başlar.

Türleri;

Turaco, Ross’s, Turaco, Violet, Turaco Green, Turaco Hartlaub’s, Turaco Knysna, Turaco Livingstone’s, Turaco Purple-crested .

1 62 63 64 65 66 71