İki zıt anlamlı kelimenin bir arada kullanılması…

Oksimoron, (İng. oxymoron).
Tezat söz sanatı.
İki zıt anlamlı kelimenin bir arada kullanılması.
Birbiriyle çelişen ya da zıt iki kavramın, anlamı kuvvetlendirmek için bir arada kullanılmasıdır.
Tezat sözler ile yapılan bu sanat, cümle bazında olursa paradoks adını alır.
“Yaşayan ölü, Öldürücü Şevkat” örneklerinde olduğu gibi birleşemeyecek ters kavramların bir araya getirilmesine verilen ad.
Birbiriyle çelişen iki unsuru, fikri bir arada bulunduran önermeler bir oksimoron oluşturur.

Karanlık ışık,
Orijinal kopya gibi.
Korkunç güzel,
Bilim-kurgu,
Yaşayan ölü,
Kötü şans,
Sıcak buz,
Bakar kör,
Sessiz çığlık,

Durgun sularda ve havuzlarda yetişen geniş yapraklı bir su bitkisi …

Nilüfer,(Nymphaea).
Nilüfer, Nenuphar, Water lily, Weisse Teichrose, Nymphaea alba,
Nymphaea, nilüfergiller (Nymphaeaceae) familyasına bağlı bir su bitkisi cinsidir. Nilüfergiller familyasından nymphaea ve nuphar cinsinden su bitkilerine Nilüfer çiçeği denir.

Su Zambağı,
Sugülü.
Su zambağı da denilen geniş yapraklı bir su bitkisidir.
Beyaz Nilüfer (Nymphaea alba),
Sari Nilüfer (Nuphar luteum),

Kuzey Amerika, Asya, Avrupa’da genelikle yavaş akan ırmak kenarları, göl, gölet ve bataklıklarda yetişir. Kökleri suyun altındaki toprağa yerleşmiş, yuvarlak tepsi şeklinde yaprak ve çiçekleri su üzerindedir.

Yaprakların alt kısmı kahverengimsi veya kırmızımsı esmer, üst yüzeyi koyu yeşil renktedir. Yaprakların su altındaki sapı bazen 2-3 m. dir. Su üstünde bulunan çiçekleri taç yaprakları 2-3 sıra dizilmiş olup, oval, beyaz ve göbek kısmında sarı döllenme tozlukları vardır. Meyveleri şişe şeklinde ve içi tohum doludur.

Eskiden Selçuklu ve Osmanlılar zamanında havuzlar, göletler ve şadırvanlarda bu tür bitkiler yetiştirilirmiş.

Avrupalılar bu kültürü ülkelerine taşıyarak özellikle de Almanlar tarafından bahçede bir gölette balıklarla beraber yetiştirmişler.

Sulak alanlarda Nilüfer çiçeklerinin yaprakları 3 metreye kadar büyüyebildikleri biliniyor. Bu bitkilerin üremesi için polenlerinin bir böcek vasıtasıyla nakledilmesi gerekir. Bunun için bünyesindeki şekeri gece vakti yakarak ısı yaymaktadır. Bu ısı için çevredeki bok böcekleri ni çekmektedir. Böylece polenler bok böcekleri sayesinde üreme için dağılmaktadır. Böylelikle nilüfer çiçekleri üremesini devam ettirmektedir.

Gögüs kemiği arkasında bulunan iç salgıbezi…

Timüs,
Özden,
Timüs bezi, tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk borusunun önünde bulunur. Bu bez insanın bağışıklık sisteminin merkezidir. Yani bütün bağışıklık sistemi buradan yönetilir.
Timüs bezi ne kadar çok titreşirse kişi o kadar sağlıklı ve bağışıklık sistemi sağlam olur. Anadolu’da ağıt yakan kadınların göğüslerine vurduklarına hepiniz şahit olmuşsunuzdur. Bu refleks kaynaklı basit bir el hareketi değildir. Bu beynin otomatik gerçekleştirdiği bir davranıştır.

Kişi göğsüne vururken Timüs bezini titreştirir. Bu sayede üzüntü kaynaklı bağışıklıkta meydana gelen direnç azalmasının önüne geçmeye çalışır. Bu bez ne kadar sıklıkla titreştirilirse kişi o kadar genç ve sağlıklı yaşar ayrıca geç yaşlanır. Sizde parmaklarınızla göğsünüzün ortasına yapacağınız küçük vuruşlarla timüs bezini titreştirebilirsiniz.

Yada daha basit bir yolu kullanırsınız. “Kahkaha” atabilirsiniz. Çünkü kahkaha da göğüs kafesini oynattığı için bu bezi harekete geçirir. Hani yıllar geçerde aradan bir arkadaşımıza rastlarız neşeli halleriyle tanıdığımız bu insanı görünce “hiç değişmemişsin, ne gamsızsın…” deriz ya, işte timüs bezinin gücü. Sonuç olarak kahkaha bağışıklık sistemini güçlendirir ve sizi genç tutar.

Mutluluk bir seçimdir. Mutsuzluğumuz kadere, şansızlığa ve talihsizliğe inancımız ölçüsündedir. Mutlu duyguların hissedilmesinde hormonların rolü büyük.Bedenimizde o hormonları salgılayan salgı bezlerinden minicik ama çok güçlü bir salgı bezi var: timus.

Timus uyarıldığında salgıladığı hormonlar kişide haz ve mutluluk duygusu yaratır.Çünkü timus aktive olduğunda bedenin kimyasının değişimine neden olur. Bu değişiklik sinir sistemini sakinleştirir ve beyin fonksiyonları nı hızlandırır. Bu da kişide rahatlama duygusu yaratır.

Avustralyalı Nobel ödüllü kanser araştırmacısı Sir Mac Farlane Burnet timus bezinin aktif hale getirilmesiyle insan bedeninin kendisini kanserden koruyabilme yeteneğine sahip olacağını savunuyordu.

Çocuklarda iri olan timus ergenlik döneminde bir ceviz kadar irileşiyor. Ama yas ilerledikçe bir bezelye tanesi kadar küçülüyor, yaşlılıkta ise tamamen köreliyor. Ama bazı insanlarda ileri yaslarda bile hala ceviz büyüklüğünü koruması, bilimin henüz çözemediği alanlardan biri.

Timusun sağlığımız üzerindeki önemli yararlarından biri de T hücrelerini üretiyor olması. T hücreleri denilen lenfositler bedene zarar verebilecek zararlı hücreleri yok ederler. Bu küçük T hücrelerine yaşamımızı borçluyuz. AIDS gibi bağışıklık sistemini çökerten hastalıkların ölümcül olması T hücrelerinin haberleşme hatlarını öncelikle kesmelerinden kaynaklanıyor.

Timus göğüs kafesinin üst kısmının tam arkasında, göğsün tam ortasında yer alıyor. Timusu uyarmanın üç basit yolu var:

Timusu uyarmanın birinci yolu gülmek.Yani gerçek, içten, sıcak bir gülüş, bir kahkaha. Her gülündüğünde timus bezi aktive oluyor. Her aktive olduğunda bedenimize kimyasal dalgalar göndererek kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor. 1993 yılında California Üniversitesi’ nde Dr. Paul Ekman tarafından yapılan araştırmada gülmenin timusu ve beynin değişik haz bölgeleriyle bağlantısı olan kasları harekete geçirdiği ve insanda haz duygusu yarattığı kanıtlanmış.

Timusu uyarmanın ikinci yoluiki parmakla timusun üzerine gelen noktaya vurulması, yani elle uyarmak.Timusu uyarmanın üçüncü yolu ise dilin üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirilmesi. Dr. John Diamond ve ekibi dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin küresi arasında denge oluşmasını sağladığını tespit etmiş. Bu da insanin daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor.

Dağlıç ve Karaman koyunları arasındaki melezlemeden doğan hayvan …

Çandır,
Kesbir,
Dağlıç ve Karaman koyunları arasındaki melezlemeden doğan hayvan.

Dağlıç koyunları Batı Anadolu Eskişehir, Kütahya, Afyon, Aydın, Muğla ve kısmen Isparta, Burdur ve Antalya illerinde yetiştirilmektedir. Kıvırcık ve Karaman koyunlarıyla meydana gelen melezlemeler sonucu Dağlıç’tan farklı başka tipler de meydana gelmiştir. Kıvırcık-Dağlıç melezlerine Kama Kuyruk, Dağlıç-Karaman melezlerine de yöresel olarak Çandır ve Kesbir adları verilmektedir.

Çandır diğer kelime anlamları;
Çandır-Kırma: melez, karışık anlamındadır.
Karışık, melez. Aşılanmamış, yaban.
Dikbaşlı, kavgacı. Ürkek hayvan.
Aşılanmamış.
Piç, edepsiz, yabanî.

Yurdumuzdaki Yerli koyun ırkları;

Akkaraman(Batıda Eskişehir ve Kütahya’dan başlayarak, doğuda Sivas’a kadar, sahil bölgeleri dışında Orta Anadolu’da ve geçit bölgelerinde yetiştirilir),

Acıpayam,

Anadolu Merinosu,
Asaf,

Bafra koyunu,

Bandırma(Siyah Başlı Alman Et Koçları ile Kıvırcık Koyun Irkının çiftleştirilmesi ile elde edilen melez bir koyun ırkıdır).

Çapar,

Çine Çaparı,

Çandır(Dağlıç ve Karaman koyunları arasındaki melez),

Dağlıç (Yetiştirildiği alan Sakarya nehrinden başlayıp, Ege bölgesinin kıyı illerine kadar uzanır. Vücut beyaz renkli, kaba karışık yapağı ile örtülüdür. Ağız, burun, göz etrafında ve ayaklarda siyah lekeler görülür. Erkekler helezoni boynuzlu, dişiler boynuzsuzdur. Kuyruk yağlı olup, kalp şeklindedir),

Ege koyunu(Süt ve döl verimi yüksek bir anaç tipinin oluşturulmasında Tahirova ile Sakız ırkından yararlanılmaktadır. Özünde üç ırk (Doğu Friz, Kıvırcık ve Sakız) arası birleştirme melezlemesi ile oluşturulan bir tiptir),

Hemşin (Karadeniz sahilleri ile kuzey doğu bölgemizde, özellikle Artvin dolaylarında yetiştirilen bölgesel bir koyun tipidir.),

Herik koyunu (Sivas, Amasya, Sinop, Samsun, Trabzon, kısmen de Çorum illerinde çoğunlukla da dağlık bölgelerde yetiştirilir).

Hasak,

Hasmer,

Gökçeada-İmroz (İmroz-Gökçeada adası ve kısmen Çanakkale çevresinde yetiştirilir).

İvesi (Anavatanı ve yayılma sahası Fırat ve Dicle nehrinin dolaştığı Mezopotamya bölgesi olan İvesi koyunları; yurdumuzda Şanlıurfa, Gaziantep ve Hatay illerinde, daha çok Suriye sınırı boyunca alçak ve çöl karakteri gösteren ovalarda yetiştirilir),

Kamakuyruk,

Karayaka koyunu (Karadeniz kıyı şeridinde özellikle Sinop, Samsun, Ordu, Giresun ve Tokat illerinde yetiştirilir).

Kıvırcık (Trakya’da ve Marmara’nın güney doğusundaki illerde ve Ege bölgesinin bazı illerinde (Manisa, İzmir, Aydın) yetiştirilir).

Kesbir (Dağlıç ve Karaman koyunları arasındaki melez).

Karacabey merinos,

Merinos,

Morkaraman(Doğu illerimizde, kısmen Kuzey Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde özellikle Erzurum, Erzincan, Kars, Van, Bitlis, Bayburt taraflarında yetiştirilmektedir),

Malya(Merinoslarla Akkaramanlar arasında bir melez),

Menemen,

Norduz,

Ödemiş koyunu,

Ramliç,

Sakız(Adını Sakız adasından almıştır. Türkiye’de en çok İzmir ilinde özellikle Çeşme ilçesinde yetiştirilir. Bu nedenle Çeşme koyunu olarak da adlandırılır.),

Sönmez,

Tahirova (Kıvırcık koyundan Doğu Friz ırkı ile melezlenmesiyle geliştirilen bir tiptir.),

Türkgeldi,

Tuj (Türkiye’nin kuzey doğu ,özellikle Kars, Ardahan ve Iğdır bölgelerinde yetiştirilmektedir),

Halk dilinde anjine verilen ad…

Boğak, (Fr. Croup).
Anjin ( Akut tonsillofarenjit).
Boğaz iltihabı, Anjin,
Boğaz mukozasının şişmesi,
Yutak yangısı,
Hunnak,
Farenjit.

Tıp dilinde farenjit veya anjin adı verilir.

İltihabın bademcikten öte bütün boğaza yayılmasına anjin denir. Anjin hastalığının nedeni çeşitli mikroplardır.

Mikropların çoğunluğu boğazda bulunur ve üşütme, morötesi ışın tedavisi, burun, boğaz bölgesindeki ameliyatlar anjine neden olurlar. Bütün bulaşıcı solunum yolu enfeksiyonlarında olduğu gibi mikroorganizmalar ağız ve burun yolu ile alınır.

Bu yollarla alınan mikroorganizmalar bademciklere bulaşarak enfeksiyonu başlatırlar. Mikroplar kendi kendine veya damlacık yoluyla bulaşır. Çocuklarda gençlerin anjine yakalanmaları daha çok olur. Anjin tipik bir üşütme hastalığı olarak görülür. Anjin hastalığı bağışıklığa neden olmadığı için sık sık tekrarlayabilir.

Hastalık 1-3 günlük kuluçka devrinden sonra ortaya çıkar. Baş ağrısı, ateş ve kusma şeklinde belirtileri vardır. Boğazda kızarıklık ve ağrı vardır. Bademcikler iltihaplanarak şişer ve zor yutkunulur.

Bademciklerin üzeri sarımtırak renkli iltihapla kaplanır. Boğazın iki tarafında yukardan aşağıya doğru dağılmış olan lenf bezlerinde gözle görülebilecek kadar şişlik olur. Böbrekler, kalp ve eklemlerde bu hastalığın yan etkileri görülür.

Hafif durumlarda yatak istirahati, garagara ve boğazın sarılarak sıcak tutlması yeterli olabilir. İltihabın önlenmesi için gerekli antibiyotikler verilir. Doktora gitmeyi gerektirmeyen hafif anjinlerde, papatya çiçeği ve adaçayı kaynatılarak suyu ile gargara yapılabilir. Tekrarlayan bademcik iltihaplarında, ilk fırsatta bademciklerin aldırılması gerekir.

Yeşil Başlıklılar mezhebi diye de bilinen Tibetli din adamı tarafından kurulan Budizm okulu. ..

Gelug,
Gelug-pa,
dGe Lugs Pa, dge-lugs-pa, Dgelugspa.

Yeşil Başlıklılar mezhebi,
Yeşil Başlıklılar mezhebi diye de bilinen Tibetli budist din adamı ve filozof Tsongkhapa (1357–1419) tarafından kurulan budizm okulu.
Tibetli budist din adamı ve filozof Tsongkhapa (1357–1419) tarafından kurulan Budizm okulunun adıdır. Tsongkhapa’ nın Ganden’de kurduğu ilk manastırı Ganden Tripa halen bu okulun merkezidir. Okulun mensupları arasında en önemli kişi Dalai Lama’dır. Lama Tsongkhapa, Kadam Okulu veya Kadampa’nın evrensel merhamet prensibini Hintli üstadlardan Nagarjuna’nın shunyata (boşluk) öğretisiyle biraraya getirmiştir.
Ona göre manevi yolda bu iki ilke, gerçek bir zühd/terk duygusunun teşvikiyle oluşan kurtuluş arzusuyla birlikte kalpte yer etmelidir. Vajrayāna Budizm’inin yolu Tsongkhapa’nın “Yolun Üç Temel Yönü” adını verdiği bu üç temelin üzerinde izlenir. Lamrim denilen Yolun Aşamaları Gelug Okulunun ana öğretisini oluşturur.

Gelug geleneğinin çalışmalarının ana kaynağı Tsongkhapa’nın altı yorum kitabı şunlardır.
-Yolun Aşamalarına Dair Büyük Şerh (Lam-rim chen-mo),
-Tantralara Dair Büyük Şerh (sNgag-rim chenmo),
-Tefsiri ve Nihai Öğretilerdeki Belağatın Özü (Drnng-nges legs-bshad snying-po),
-İzafiyetin Övgüsü (rTen-‘brel bstodpa),
-Guhyasamaja’nın Beş Aşamasına Dair Geniş İzah (gSang-‘dus rim-lnga gsal-sgron) ve
-Altın Tespih (gSer-phreng)

Gelug, Yeşil Başlıklılar Mezhebi

Yabancı bir proteine karşı aşırı duyarlılık hali …

Anafilaktik,
Anafilaksi,

Anafilaksi (anafilaktik şok),
Allerjik reaksiyonların en şiddetlisidir. Anafilaktik şok, alerjinin çok hızlı ve güçlü tepki veren bir çeşididir. Normal alerjideki gibi, vücut alerjen maddeyi tehlike olarak algılayıp tepki verir, ancak anafilaktik şok durumunda bu tepki çok daha hızlı ve güçlüdür.

Yabancı bir proteine karşı aşırı duyarlılık hali. Vücutta alerjen maddelere karşı oluşabilen ciddi bir allerjik reaksiyon biçimidir. Allerjen maddelere örnek olarak böcek zehirleri, polenler, yiyecekler, ilaçlar verilebilir. Vücuttaki tüm doku ve organları etkiler. Ağır anafilaksi vakaları bazen ölümle sonuçlanabilir. Mesela ülkemizde süt için bu duyarlılık hali ilkokullarda görülüştür. Bir restoranda kullanılan kırmızı biber sosundan müşteri ölüyor. Halbuki ölen kişi sosun içinde bulunan fıstık yağına olan duyarlılığından dolayı ölümle sonuçlanmıştır. Yani kendi özelliklerini bilen kişiler bu ürünlere karşı hassasiyetlerini bildiklerinden tedbir alırlar.

Gaziantep içmesuyu arıtma tesislerinde çalışırken bir Alman arkadaşıma Türklerin genel özelliği ile ısrarla taze antepfıstığı ikram ettim. Yemedi yemedi ve yedi. Sonra hastaneye yetiştirdik. 2-3 gün kendine gelemedi. Az daha gidiyordu. Sonra anladık ki anafilaktik duyarlılığı varmış. Şimdi umarım sağlıklıdır.

Anafilaktik şokun genel olarak görülen semptomları; cilt sıcak ve kırmızıdır. Vücudun büyük bir kısmında kabarıklıklar-ürtiker bulunur. Genellikle hasta hırıltılı ve zor nefes alır. Belirtiler arasında bulantı, kusma, karın krampları, nabız yükselmesi ve tansiyonun aniden düşmesi sendromları görülebilir. Anafilaktik şoktan doğan ölüm en büyük sıklıkla, boğazdaki dokuların şişmesi hava yolunun tıkanması sonucunda şiddetli nefes alma zorluğu nedeniyle olur.

Arı venomları-zehiri, Gıdalar, Aşılar, Radyokontrast maddeler-ilaçlı film, Lateks ürünler, Aşılar ve anti-serumlar, İlaçlar, Kan ve kan ürünleri Anafilaksiye neden olurlar.

Manisa Lalesi …

Anemon,
Dağ lalesi,
Manisa lalesi,
Tulipa,
Tulipa orphanidea (Manisa lalesi)
Familyası, Liliaceae (Zambakgiller)

Trakya, Marmara ve Ege Bölgelerinin dağları ile Toros dağlarının batı yarısında, ormanlık alanlar, çalılıklar ve makiliklerde 0-1700 m. arasındaki yüksekliklerde yetişen bir çok yıllık otsu ve soğanlı bir bitkidir. Mart ve Mayıs aylarında çiçeklenme dönemi olan bitkinin 25 cm.’ye kadar boylanabilen, bu lale türünün ince, kanallı ve şerit şeklinde yaprakları vardır. Her soğan 1-4 çiçeklidir. Çiçek boyu 50 mm olup, 6 taç yapraklıdır. Genellikle taç yaprağının zemininde siyah bir leke vardır. Çiçek taç yaprağı turuncu-kırmızı renklere sahiptir. Ülkemizde nadir türler arasında yer alır.

Manisa Lalesi, Spil dağında kendi halinde yabani olarak yetişen bir çiçek türüdür. Soğangillerden bir bitkidir. Spil dağında özellikle Mart-Nisan aylarında yoğun olarak görülebiliyor. Duruma göre -15 derece soğukta bile yetişebiliyor. Çiçekleri koyu mavi, açık mavi, beyaz, pembe ve kırmızı renklerde oluyor.

Yetiştirilmek istenirse; soğanları ilkbahar veya sonbaharda, 5 cm derinlikte, 10 cm mesafelerde dikilmelidir.

Manisa Lalesi, Düğün çiçeği ailesinden olan “anemon” ile karıştırılıyor. Oysa anemon makilik alanlarda (ova gibi alçak yerlerde) yetişirken Manisa Lalesi daha yükseklerde (dağlarda) yetişiyor. Yanlışta olsa halk arasında anemon ismi oldukça benimsenmiş ve oturmuştur. Gerçek Manisa lalesi tulipa’dır

Spil Dağının bitki örtüsü ormanlıktır. Manisa lâlesi gibi endemik türler de dahil olmak üzere, zengin bir floraya sahiptir. Dağın en ünlü bitkisi kümeler halinde yetişen Spil ya da Manisa Lalesi adıyla anılan lalelerdir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul’a götürülmüş ve bir döneme adını vermiştir.

Celal Bayar Üniversitesi, 5 fakültesi, 4 yüksek okulu, 15 meslek yüksek okulu, 3 enstitüsü, 9 araştırma merkeziyle 17 yerleşkede eğitim ve öğretime devam eden Celal Bayar Üniversitesi, 1156 akademik personeli, 732 idari personeli ve 26500 öğrencisiyle, Ege Bölgesi’nin en büyük 3 üniversitesinden biri olup simge olarak Manisa Lalesi (Anemon)’ ni alan üniversite, bu simge ile sevgi, bilgi ve gelişmeyi geçmişten geleceğe taşımayı temsil etmektedir.

kaynaklar;
http://www.cicekansiklopedisi.com/
http://tr.wikipedia.org/

Adem ile Havva' nın üçüncü oğlu …

Şit,
Seth,

Hz. Adem’ in oğullarından ve ondan sonra peygamber olan zat olup kendisine 50 sayfalık kitab nazil olmuştur. Kabe-i Mükerreme’ yi ilk önce taştan bina eden zat olduğu Kısas-ı Enbiya’da mezkûrdur.

Adem ile Havva’ nın oğulları,
1. Kabil
2. Habil
3. Şit (Topal anlamında).

Kabil (Musevi kaynaklarında Kain, Kayn, Kayin)
Habil (Musevi kaynaklarında Hevel),
Tanah’ta, Eski Ahit’te, Kur’an’da ve hadislerde bahsi geçen dini şahsiyetler.
Kabil, Adem ve Havva’nın büyük oğlu, Habil ise küçük oğludur. Kabil’in, kardeşi Habil’ i öldürdüğüne ve tarihteki ilk katil olduğuna inanılır. Üçüncü oğul topal anlamında Şit (Seth)’ tir.

Âdem ve Havva’dan çocuklar oldu her birini ikiz doğurdu. Allah bir batından gelen erkek ile kızın, bir başka batından gelenlerle evlenmesini emreyledi. Habil ve Kabil arasında kıskançlık bürüdü. Çünkü Adem İklima’yı Habil’e, Lübüda’yı da Kabil’e nikahlamıştı. İklima daha güzeldi. Bu yüzden kıskançlık doruğa ulaştı ve ilk cinayet Kabil tarafından gerçekleşti.

İlk kan, ilk kardeş katili. Böylece dünyanın gidişatı iki kutup üzerine cereyan etti. Habil merhametin, güzelin, iyiliğin kutbu, Kabil ise kötülüğün, fesadın kutbu oldu. Adem üzülse de dünya var oldukça hem kötüler hem de iyiler sahnede yerini alacak.

Habil’in ölümünden beş yıl sonra Şit dünyaya geldi. Şit Adem’in bir nebze olsa üzüntüsünü almıştır. Artık Adem’ in ahır ömrü yaklaşmış ve hastalanmıştır. İlk insan aynı zamanda ilk peygamber olarak bu dünyadan göç eden Adem Peygamberden sonra Şit(Seth) ikinci peygamber olarak yoluna devam etmiştir.

"Vizon" adlı değerli kürkün elde edildiği hayvan …

Mink, (Fr. vison, İng. Mink).
Sansargillerden, kürkü çok beğenilen bir memeli türü, mink (Mustela vison).
Bu hayvanın kürkünden yapılan.
Vizon (Mustela vison) için Amerika’ da kullanılan bir ad.

Mustela vison, Etçiller (Carnivora) takımının, sansargiller (Mustelidae) familyasından, 35-51 cm kadar uzunlukta, sırtı koyu, karnı açık kahverengi, kuyruğu püsküllü, kürkü çok değerli olan ve Amerika’da bir memeli türüdür.

Vizon Kürkü mink adı ile çok ünlüdür. Bu hayvan Kuzey Amerikada yaşar. Mink veya Amerika vizonu olarak da bilinir. Kanadanın, gelinciğe benzer bir nevi sansarıdır. Gelincikten daha iri ve güçlüdür.

Kulakları gayet kısa, geniş ve yuvarlaktır. Bütün vücudu koyu kestane renginde yumuşak, ışıkta parlayan tüylerle örtülüdür. Postu, içine su almayacak yapıdadır. Hem suda hem karada yaşayabilen Usta bir avcıdır.

Çoğunlukla gece ortaya çıkar. Küçük kemirgenler, bataklık kuşları ve tavşanları avlar. Ayakları kısmen perdeli olduğundan usta bir yüzücü olup, iyi bir balıkçıldır. Çoğunlukla avlarını inine götürerek yer. İni, girişi sualtında kalan eski bir miskfaresinin veya susamurunun yuvasıdır. Bazan suya yakın ağaç kovuklarında da barınır. Ağaçlara tırmanmaz. Şubat ve mart aylarında eşleşir. Dişi, altı haftalık gebelik sonucu 3-4 yavru doğurur. Yavruların gözleri bir ay zarfında açılır. Yaz sonuna kadar anne ve babalarıyla beraber avlanırlar.

Amerika vizonu (Mustela vison) ve Sibirya vizonu (Mustela sibirica) kürkü makbul türlerdir. Kürk manto yapımında postu kıymetli bir memeli hayvandır. Baykuşlar, vaşak ve tilkiler, vizonun amansız düşmanlarıdır.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

İtalyan mutfağına özgü, mısır unuyla yapılan koyu bulamaç …

Polenta, (İtalyanca arpa unu anlamında kullanılır),
İtalyan mutfağına özgü, mısır unuyla yapılan koyu bulamaç.
Romalıların arpa unu, keten ve kişniş tohumundan yaptıkları bulamaç.
İtalya’nın birçok bölgesinde millî yemek olarak bilinen mısır veya kestane unuyle yapılan bu­lamaç.

Polenta;
İyi bir Polenta, İtalyan usulü mısır bulamacı nasıl yapılır. ?

Malzemeler;
250 gr mısır unu
50 gr permesan peyniri
1 litre su, Tuz, Zeytinyağı,

Yapılışı;
Geniş ve kenarları yüksek bir tencerede suyu, tuzu beraber kaynatın. Su kaynadıktan sonra ocağın altını kısın. Bir yandan düzenli olarak karıştırmaya devam ederken öte taraftan da yavaş yavaş mısır ununu ekleyin. Daha sonra tencerenin kapağını kapatıp, 10 dakika kadar pişmeye bırakın. Tencereyi ocaktan indirdikten sonra karıştırın ve tekrar kapağını kapatıp 15 dakika kadar çekmesini bekleyin. Polenta’ yı ya böyle ya da henüz daha sıcakken düz bir zemine döküp şekil almasını bekleyip, dilimleyin. Zeytinyağında kahverengi olana kadar kızartıp servis yapabilirsiniz.

Yukarıdaki tarif Kıbrıs Gazetesinden derlenmiştir.

Yaprak ve dallarında su biriktiren bitkilere verilen ad …

Sukkulent, (Succulent).
Gövdesi etli ve sulu bir bitki türü.
Yaprak ve dallarında su biriktiren bitkilere verilen ad.

Sukkulent bitkinin en önemli özelliği gövde ve/veya yapraklarında su biriktiren bitkilerdir. Buna en güzel örnek kaktüslerdir ve bütün kaktüsler sukkulent bitkidir.

Kaktüsler ve diğer sukkulentler sıcak havayı sever.

Yazın sıcaklığın 40 santigrad dereceyi geçmemesine dikkat edilmelidir. Yüksek ısılarda büyüme durur. Kaktüsler kışın soğuğa dayanıklı olur. Tropikal bölge kaktüsleri ise kışın 15 santigrad derecenin altına düşmemesi gerekir. Az da olsa ara sıra su verilmelidir.

Sukkulentlerin ve kaktüslerin barındırıldıkları ortam kapalı ise biriken rutubet, böceklerin ve akarların türemesine uygun ortam yaratır. Böylece mantar oluşumları için zemin hazırlar. Mantarlar, sukkulent bitkilerde yaprakların ve gövdenin çürümesine, erimesine neden olurlar. Bir çok kaktüs türünde aynı sonuçlar görülür. Çürüme ve erimeler bazen bitki gövdesininden bazen de kökten başlar. Daha sonra bitkinin bütün gövdesini sararak bitkiyi yok eder.

Sukkulent bitkiler genel olarak doğadaki ortamlarında nemli havaya pek alışmamışlardır. Bu nedenle esas ortamına uygun yetiştirilmelidir.

Gemilerde ve yapılarda yatay kollarla ve bir kaç kişi tarafından çevrilen bocurgat. ..

Irgat,(İng. windlass ).
Vinç,
Bocurgat,
Çıkrık,

Gemilerde ve yapılarda yatay kollarla ve birkaç kişi tarafından çevrilen bocurgat.
Kayık çekmekte kullanılan (T) harfini andıran ağaç ı.
Gemilerde demir zincirini toplamak için ve binalarda bazı ağır şeyleri kaldırmak için zincirlerle çevrilmiş, ufki bucurgat.

Diğer anlamları:
Irgat (Rumca).
Tarım işçisi, Rençper.
Yapı işçisi.
Tarım veya inşaat işçisi.
Gündelikçi,
Amele, işçi.

Kale, hisar …

Kirman,
Hisar,
Kale (Arapça Galeğet).
Kermen, Germen,
İstihkam
Kale, germen, hisar.
Müstahkem mevki,

Bir şehri de içine almak üzere, daire şeklinde de tahkim edilmiş bir bölge.

Bir şehrin veya önemli bir yerin korunması için taştan yapılmış, yüksek duvarlı ve kuleli, çevresinde hendekler bulunan küçük kale, kermen, germen.

Diğer anlamlarında ise;
Elde yün eğirmeye yarayan araç.
Sonbaharda biçilen ot, güz çimeni.
Elde yün eğrilen alet. (Kirman-kirmen-girmen-eğirmen).
Güzün sulu çayırlık yerlerde yetişen körpe çimen.
Topaç.
Yün, iplik eğirmeye yarayan araç.
İran’da bir eyalet ve bu eyaletin bugünkü merkezi.

Dağ nanesine verilen ad …

Yarpız, Yarpuz, (mentha pulegium).
Yarpuz, (Fr. Origan, marjolaine, İng. Punnyroyal).
Filiskin (Rumca).
Dağ nanesi,
Pülüskün,
Yabannanesi.
Yabani nane.
Kır nanesi,
Majoran,

Çay kenarlarında biten kokulu bir bitki.
Ballıbabagillerden bir bitki. Leylak rengi-pembe taçyapraklı Çiçekleri halka halka, kısa saplı nane türünden, tüylü, güzel kokulu bir bitkidir.

Eskiden Romalılar, Yunanlılar tarafından yemeklerde kullanılmıştır. Eski Yunanlılar bu bitkiyi şaraplarında tatlandırıcı olarak kullanmışlardır. Şifalı otlar içinde sayılır. Bayılma, gaz, gut, safra ve hepatit hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır. Bitki suyun kaynama noktası altında demlenerek çay olarak kullanılır.

Antalya yöresinde çorbası yapılır.

Yarpızlı Çorba,
Malzemeler: Darı(mısır), yarpız (dağ nanesi), yoğurt, tuz.
Yapılışı: Tencerede kaynayan suyun içine yarma dökülüp pişirilir. İçine kıyılmış yarpız atılır. Biraz daha piştikten sonra ya da ayranlı olarak yenilir.

Satrançta bir değerlendirme ve klasman sistemi …

ELO,
Satrançta bir sıralama, derecelendirme sistemidir.

Satranç sporcularının oyun gücünü gösteren ve FIDE tarafından hesaplanan uluslar arası puan türüdür. İsmini Arpad Elo’ dan alır.

Satranç ve Go gibi iki kişilik oyunlarda izafi yetenek düzeylerini ölçmek için kullanılır. Benzer bir amaçla, kimi çok oyunculu bilgisayar oyunlarında da kullanılmaktadır.
Günümüze kadar en yüksek ELO’ ya ulaşan kişi Garry Kasparov’ dur ve derecesi 2851′ dir. Kasparov 2005′ te satrancı bıraktıktan bir yıl sonra elo derecesi aktif elo listesinden çıkarılmıştır.

Türkiye’de ise ulusal düzeyde geçerli olan UKD (Ulusal Kuvvet Derecesi) sistemi de ELO ile birlikte kullanılmaktadır. ELO, Dünya Satranç Federasyonu (FIDE) tarafından kullanılan rating sistemidir.

UKD puanı alabilmek için UKD hesaplamalarına dahil resmi TSF turnuvası’ nda oynamanız gerekmektedir. Toplam 9 oyun sonunda UKD’ ye sahip olabilirsiniz.

ELO’ ya sahip olabilmek daha zordur. ELO hesaplarına dahil turnuvalarda toplam 9 ELO’ luya karşı maç yapmalı ve belli bir performansın üzerinde başarı göstermelisiniz.

http://www.bulmacabil.com/

Savaşta ölen yeniçerilerin erkek çocuklarına verilen ad …

Nanhar,
Kantara,
Nanhar,

Savaşta ölen yeniçerilerin erkek çocuklarına verilen ad.

Yeniçeri, Hristiyan tebandan devşirilmiş askerdir. 1. Murat’ın veziri âzam Çandarlı Hayrettin Paşa’nın yardımıyla kurduğu bu sistem de, devlet kendi Hrıstiyan tebasından ve bazen eline düşen harp esirlerinden bazı çocuklara el koyuyordu. Acemi Oğlanı denilen bu çocuklar, önce bir tür köylü ailesinin yanına veriliyordu. Orada Türkçe öğreniyor, Müslüman dininin, Türk terbiyesinin icablarına göre yetiştiriliyordu. Devşirilir devşirilmez sünnet edilip, kendilerine bir müslüman adı veriliyordu. Sonra acemi oğlanların kışlalarında, askeri terbiyeleri başlıyordu. Emekli oluncaya kadar evlenmeleri, şehirde oturmaları yasaktı. Kışlalarda yaşarlardı. İstidat ve kabiliyet gösterenler subay ve general olurlardı.

Kaynak:Bulmaca Evreni
http://bulmacabul3.blogspot.com/

Siyah renkten korkma …

Melanofobi,
Siyah renk korkusudur.
Siyah renkten korkma.

Derler ya kara kedi geçti. Bu bir uğursuzluk olarak yorumlanır. Bu durumda işlerin ve günün iyi geçmeyeceğine delalet edeceğine inanılır. O gün başka renkte bir kedi geçse ne olur.
Hatta güzel kadınlardan bile korkanlar vardır. Bu korkuya venüstrafobi derler.

Korkuyu tanımlarsak, Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntüdür. Korku Bim (Farsça), Havf(Arapça), Fear(İngilizce), Peur(Fransızca), Angst (Almanca) olarak bilinir.

Fobi; (İng. Phobia, Frn. Phobie).
Bir şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi hali. Fobi kelimesi,
Yunanca Phobos-Dehşet Tanrısı kelimesinden gelir.

Fobi belirtileri;
Korku yaratan obje, durum ya da aktivite ile karşılaşıldığında anksiyete belirtileri ortaya çıkar. Panik atakta görülen belirtilerin hemen hepsi fobik durumla karşılaşıldığında ortaya çıkabilir.

Fobiler; (Alfabetik olarak)
A

ablütofobi: yıkanmaktan korkma
aerodromofobi: Uçak korkusu
agirofobi: caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma
agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu
amorofobi: aşık olma korkusu
ailurofobi: kedilerden korkma
akluofobi: karanlıktan korkma

Akarofobi, (İng. acarophobia).

Kaşınmaktan veya kaşındıran böcekten korkma

Akar, böcek ve solucan gibi küçük canlılardan korkma durumu.

Uyuz olmaktan duyulan korku,
akrofobi: yüksek yerlerden korkma
akustikofobi: belirli seslerden kokrma
algofobi: acı çekmekten korkmak
amaksofobi: araba (ya da taşıt)korkusu
amatofobi: toz korkusu
amnezifobi:Hafızasını kaybetmekten korkma
amofobi:Sivri cisim korkusu
androfobi: adamlardan korkma
anemofobi: fırtına, rüzgar korkusu
antlofobi: sel korkusu
antropofobi: insanlardan korkma
apifobi: arılardan korkma
arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku
araknofobi: örümceklerden korkma
aritmofobi: sayılardan korkma
asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma
astenofobi: güçsüz olmaktan korkma
astrafobi: şimşek korkusu
astrofobi: gökyüzü ve yıldızlardan korkma
ataksofobi: düzensizlikten korkma
atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma
aviofobi: uçuş korkusu

B

ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma
batofobi: derinlik korkusu, yüksek binaların yanından geçmekten korkma
batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma
basilofobi: mikrop kapmaktan duyulan aşırı korku
belonefobi: iğnelerden korkma
bibliyofobi: kitaplardan korkma
bromidrosifobi: vücut, ten kokusundan korkma
brontofobi: gökgürültüsünden korkma

D

datafobi: veriden korkma
dentofobi: dişçiden korkma
dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma
dekatriaparaskevifobi: ayın 13’ünün Cuma gününe gelmesi korkusu

E

eisoptrofobi: aynalardan korkma
ekuinofobi: Atlardan korkma
elektrofobi: elektrikten korkma
emetofobi: kusmaktan korkma
entomofobi: böceklerden korkma
endofobi: Giyecek korkusu
epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma
eremofobi: yalnızlık korkusu
eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan korku
erotofobi: cinsellik korkusu

F

farmakofobi: ilaçlardan korkma
fazmofobi: hayaletlerden korkma
febrifobi: yüksek ateşten korkma
filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma
filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma
fibofobi: korkmaktan korkma
fitofobi:ışıktan korkma
Fobofobi: korkma korkusu

G

gametofobi: evlenmekten korkma
gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma

Genofobi, Seks korkusu, Cinsel ilişkiye girme korkusu.
Seks yapmaktan korkmak.
gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma
glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma
grafofobi: Yzaı yazmaktan duyulan korku

H

haptofobi: dokunulmaktan korkma
halitofobi: kişinin ağzının kokmasından duyduğu korku
harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma
helyofobi: güneş’ten korkma
hematofobi: kan korkusu
helyofobi: güneş’ten korkma
hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma
herpetofobi: sürüngenlerden korkma
higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma
hipegiyafobi: sorumluluktan korkma
hipnofobi: uyumaktan korkma
hipofobi: atlardan korkma
homiklofobi: sisten korkma
homofobi: eşcinsellerden korkma

İ

ihtiyofobi: balıklardan korkma
islamofobi: islamdan ve müslümandan korkma

J

jinefobi: kadınlardan korkma

K

kainatetofobi:Yenilik korkusu
kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma
kakorafiyafobi: başarısız olma korkusu
kanserofobi: kanser olmaktan korkma
kardiyofobi: kalp hastalığından korkma
karnofobi: etten korkma
katagelofobi: dalga geçilmekten korkma
kemofobi: kimyasal maddelerden korkma
kenofobi:Karanlık korkusu
keymafobi: kıştan ve soğuktan korkma
kimofobi: dalgalardan korkma
kinofobi: köpeklerden korkma
kitinofobi:böcekten korkma
klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma
klinofobi: yatağa girme korkusu
klostrofobi:kapalı yer korkusu Kapalı ve basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı ve kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler ve kilitli odalar onlar için korku verici yerlerdir. Hastanın temel korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak ve boğulmaktır.
Kopofobi: Yorulup bitkin düşmekten duyulan aşırı korku.
koprofobi: dışkı korkusu
koulrofobi: palyaçolardan korkma
kremnofobi: yüksek yamaçlardan ya da uçurumlardan korkma
kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma
kronomentrofobi: saatlerden korkma
ksantofobi: sarı renkten korkma
ksenofobi: yabancılardan korkma
ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma

L

lalofobi: kekemelik korkusu
litikafobi: davalardan ve mahkemelerden korkma
logofobi: belirli kelimelerden, sözcüklerde korkma
lökofobi: beyaz renkten korkma

M

manyofobi: delirmekten korkma
mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma
mekanofobi: makinelerden korkma
melanofobi: siyah renkten korkma
Melofobi, Müzik korkusu.
mikrobiyofobi: mikroplardan ve bakterilerden korkma
mizofobi: kirlilikten, pislikten, tozdan korkma
monofobi: yalnızlıktan korkma
musofobi: farelerden korkma

N

nekrofobi: cesetten korkma
nelofobi: camdan korkma
neofobi: Yenilik korkusu
niktofobi: geceden, karanlıktan korkma
nozokomefobi: hastanelerden korkma
nüdofobi: çıplaklıktan korkma
Negrofobi: Zencilerden korkma
Nomofobi: Cep telefonu eksikliğindendolayı korkma
nozofobi: Bir hastalık kapma, özellikle kanser ya da mikrobik hastalıklar gibi belirli türde hastalıklara yakalanma korkusu İle ortaya çıkan ruhsal hastalık durumu.

O

obesofobi: şişmanlamaktan, obezlikten korkma
odontofobi: Diş sorunlarından ve dişciden korkma
ofidiyofobi: yılanlardan korkma
oklofobi: kalabalık korkusu
okofobi: taşıt araçlarından korkma
orofobi:Yamaçtan iniş korkusu
orotofobi: Kızarmaktan korkma
osmofobi: belirli kokulardan korkma
otofobi:ıssız bir yerde kişinin tek başına olmaktan duyduğu korku
oykofobi: Telefon dinleme korkusu

P

pantofobi: her şeyden korkma
papirofobi: kâğıttan korkma
parafobi: Hafif korku
paraskavedekatriafobi: ayın onüçü ve cuma olan günden korkma
patofobi: hasta olmaktan korkma
payrofobi: Ateş korkusu
pedofobi: çocuklardan korkma
peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma
penyafobi: fakirlikten korkma
pirofobi: ateşten korkma
plakofobi: mezar taşlarından korkma
pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma
politikofobi: politikacılardan korkma
porfirofobi: mor renkten korkma
potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma
potofobi: alkollü içeceklerden korkma
pteronofobi: kuş tüyünden korkma
pupafobi: kuklalardan korkma

R

radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.
ranidafobi: kurbağalardan korkma

S

scatofobi: Dışkıya bulaşma korkusu
scabiofobi:Uyuz olma korkusu.

Skopofobi,

Gözlenilmekten aşırı derecede korkma. Başkası tarafından seyredilme korkusu.

Skopofobi bakılma veya görülme korkusudur.
selenofobi: ay’dan korkma
siderofobi: yıldızlardan korkma
Siderodromophobia: Tren , demiryolu veya tren yolculuğu fobisi.
simetrofobi: simetriden korkma
sitofobi: Yemek yemekten korkma
skiofobi: gölgelerden korkma
sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma
soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma
stazofobi:Hiçbir doku bozukluğu olmadığı halde, sıkıntı verici bir kaygı sonucu ayakta durmakta güçlük çekme korkusu

T

tafefobi: diri diri gömülmekten korkma
takofobi: yüksek hızdan korkma
talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu
tanatofobi: ölümden korkma
teknofobi: teknolojiden korkma
teratofobi: gebe kadının, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması
termofobi: ısıdan korkma
testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma
tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma
tomofobi: ameliyat olmaktan korkma
toksifobi: zehir korkusu
topofobi: belirli yerlerden korkma
travmatofobi: yaralanmaktan korkma
tremofobi: titreme gelmesinden aşırı derecede korkma
trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma
triskaidekafobi: 13 sayısından korkma
tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma
trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma

Ü

ürofobi: idrardan, sidikten korkma

X

xenofobi: yabancılardan korkma

V

Vajinismus, Cinsel ilişkiye girme korkusu, Kadında İlişkiye Girme Korkusu,
venereofobi: zührevî hastalıklardan korkma
venüstrafobi: güzel kadınlardan korkma
vermifobi: solucanlardan korkma

Z

zelofobi: kıskançlıktan korkma
zenofobi: yabancı düşmanlığı ve korkusu
zoofobi: hayvanlardan korkma

Halk dilinde ayrana verilen ad …

Ak,
Ağartı,
Çalhama,
Ayran

Halk dilinde, süt, yoğurt, peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler anlamında isim.
Sulandırılmış yoğurt, ayran.
Sulandırılmış yoğurt, ayran.
Yayık ayranı,
Yandım çavuş ayranı,
Yörük ayranı,
Ayran, Süt veya yoğurt yayıkta çalkalanarak yağı alındıktan sonra kalan sulu bölüm.
Yoğurdun sulandırılıp çalkalanmasıyla yapılan içecek.
Ayran; yağı alınmış süt.

Kebab ile Ayran, Lahmacun ile Ayran, Bulgur pilavı ile ayran, yazın sıcak günlerinde buzlu ayran hep lezzet için bir çifttir.

Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü …

Evlek, (Rumca).
Halk dilinde, Tarlanın, tohum ekmek için saban iziyle bölünen bölümlerinden her biri.
Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü.
Küçük arazi parçası.
Tarlaya tohum ekmek için saban iziyle bölünen kısımlardan herbiri.
Bahçelerde sebze vb. şeyleri dikmek için ayrılan parçalardan herbiri.
Bahçe ve tarlalarda açılan su yolu.
Suyun toprağı oyduğu yer.
Öküzlerin bir seferde sürebileceği tarla parçası.
Tarlalarda suyun akması için açılan su yolu.
Eskiden Osmalı döneminde, On liralık kâğıt para.
On kiloluk tahıl ölçüsü.

Eskiden Türkiye’de ve Sırbistan’da kullanılan Türk bir alan birimidir.
1 dönüm = 4 evlek
1 evlek = 400 arşın kare
1 evlek = 229,667963 m²
1 evlek = ¼ dönüm = 302 m²

Eski Alan Ölçüleri;
Dönüm, evlek, cerip, hat, nokta, arşın, endaze, urup, kirah

İsveç İşçi sendikası' nın simgesi …

LO,
Stockholm
1,5 milyon işçinin üyesi olduğu İsveç İşçi Sendikaları Konfederasyonu, LO.
İsveç’ cesi Landsorganisationen i Sverige.
Swedish Trade Union Confederation.
1898´de kurulmuştur. Genel Başkan, Karl-Petter Thorwaldsson,

LO – İsveç İşçi Sendikaları Konfederasyonu 105 53 Stockholm
Sverige
Tel: +46 (0) 8-796 25 00
Email:
mailbox@lo.se
www.lo.se

LO’ya üye olan sendika federasyonları:

İsveç İnşaat İşçileri Federasyonu
İsveç Elektrikçiler Federasyonu
İsveç Bina Bakımı İşçileri Federasyonu
GS, İsveç Orman, Kereste ve Grafik İşçileri Örgütü
Ticaret Sektörü Çalışanları Federasyonu
Otel ve Restoran İşçileri Örgütü
Endüstri İşçileri Sendikası, Metall
İsveç Belediye İşçileri Federasyonu
İsveç Gıda İşçileri Federasyonu
İsveç Boya İşçileri Federasyonu
İsveç Kağıt Endüstrisi İşçileri Federasyonu
Seko – Hizmet ve İletişim Sektörü İşçileri Örgütü
İsveç Nakliyat İşçileri Federasyonu

Ormanlara büyük zarar veren bir böcek …

Kese böceği,
Çam Kese Böceği,
Thaumetopoea pityocampa.

Çam ağaçları üzerindeki beyaz pamuksu tırtıl keseleriyle kendini belli eden Çam Kese böcekleri, aslında bir kelebek türüdür ve bu kelebeklerin tırtılları ülkemizdeki orman zararlısı böcekler açısından önemli bir yer işgal etmektedirler. Üst üste birkaç yıl bu zararlının tahribatına uğrayan ağaçlarda boy büyümesi gerilemekte ve hacim kaybı olmaktadır…

Çamkese böceğinin tahribatı kış aylarında, yani ağacın gelişme dönemi dışında olduğu için herhangi bir ölüm söz konusu değildir. Ancak yoğun ve arka arkaya birkaç sene devam eden tahribat ağacı zayıf düşürerek kabuk böcekleri ve diğer sekonder zararlıların gelmesine zemin hazırlamış olur.

Bu böcekler başta Kızılçam (Pinus brutia) olmak üzere Karaçam (Pinus nigra), Sarıçam (Pinus silvestris), Pinus maritima, Pinus halepensis, Fıstık Çamı (Pinus pinea), Lübnan Sediri (Cedrus libani) bazen de Juniperus excelsa’larda tahribat yapmaktadır. Böcek yoğunluğu az olduğu zaman genellikle orman açıklıklarının kenar şeridinde veya münferit ağaçlarda görülür. Fakat yoğunluk arttıkça arız olduğu ağaç adedi çoğaldığı gibi her ağaçta görülen kese adedi de çoğalır. Çamkese böceği kitle üremesi yaptığında ibrelerin tamamını yok ederek ağacı çıplak hale getirir. Tırtıllar keselerini genellikle tepe sürgünlerine yakın dallara veya tepe sürgününün bulunduğu dal çatallarına yapar. İlk 3 gömlek değişimine kadar devamlı sürgün değiştiren zararlı kışlık kesesini ördükten sonra bir daha kese değiştirmez ve onu barınak olarak sonuna kadar kullanır. Zararını bu keseden çıkıp dolaşarak yapar ve aynı keseye döner.

Çamkese böceği Anadolu’nun güney, batı ve kuzey kısımları, batı ve orta Karadeniz bölgesinin güney kesimlerinde yayılış gösterir. Yoğunluk genellikle rakım yükseldikçe ve bakı kuzeye kaydıkça azalmaktadır.

Çamkese böceği ile mücadele yöntemleri kısaca mekaniksel, kimyasal ve bu ikisinin kombine edilmesi demek olan entegre mücadele ve ayrıca biyolojik mücadele olmak üzere gruplandırabiliriz.

1- Mekaniksel savaş: Keseleri ağaç üzerinden kesip toplayarak yakma, yumurta koçanlarını toplamak suretiyle yok etmek, krizalitlerini topraktan çıkarıp toplayarak yok etmek ve nihayet keseler içersine petrol dökmek suretiyle öldürmek şeklinde uygulanır.

2- Kimyasal savaş: Çamkese böceği ile mücadelede en uygun zaman tırtılların l. ve 2. stadlarda, çok küçük ve korumasız olduğu, parazit ve yırtıcıların ise henüz doğada bulunmadığı evrede yapılan ilaçlama kesin netice vermektedir. İlaçlama, yağışsız ,açık mümkünse çok hafif meltemli bir havada yapılmalıdır. Bunun için yerel meteorolojik durum iyi takip edilmelidir.

3- Biyolojik savaş: Bu yöntem, gerek yapay olarak üretilen gerekse doğada mevcut organizmaların korunması şekliyle çoğaltılan canlılardan yararlanarak, zararlı böceklerin populasyonunu azalt­mak ve onları zararsız halde baskı altında tutabilmek yöntemidir.

Polis tarafından aranan bir kimsenin, yüz hatlarının, tanıkların ifadelerine göre portre olarak çizilmesi yöntemi …

İdentikit, (İng. Identikit, Frn. portrait-robot),
Robot resim,

Polis tarafından aranan bir kimsenin, yüz hatlarının, tanıkların ifadelerine göre portre olarak çizilmesi yöntemi.

Polis tarafından aranan bir kimsenin, yüz hatlarının, görgü tanıklarının ifadelerine göre portre haline getirilmesi yöntemine verilen ad.

Bilgisayarlar sayesinde göz, kulak, burun, ağız, dudak, bıyık, saç vs.. gibi insan yüzünü oluşturan ne varsa her birini ayrı ayrı ince detaylarıyla seçip robot resim oluşturulmaktadır. Bunlarla ilgili bir çok program mevcut olup kullanılmaktadır. Böylece en ince detayına kadar aranan kişinin resmi yapılabilmektedir.

Yeşil yapraklı bitkiler, narenciye, tahıllar, baklagiller ve yumurta sarısı gibi çok çeşitli kaynaklarda bulunan, B grubundan vitamin …

Folik Asit,

B Grubundan Vitaminler;

B1 Tiamin, Anevrin,
B2 Riboflavin,
B3 Nikotonik asit, Nikotinamin, Niasin, PP vitamini,
B5 Pantotenik asit,
B6 Pyridoxine, Pyridoxamin, Pyridoxal, Pyridoxalphospate,
B11 Folik asit, vitamin BC, Folat, Polisin,
B12 Siyanokobalamin, Kobalamin,

1 61 62 63 64 65 75