Akdenizde yaşayan bir balık …

Çotira,
Çotira (Balistes capriscus),
Çotiragillerden, dikenli, sert pullu, kısa ve geniş, siyaha yakın esmer bir balıktır.
Akdeniz ve Atlantik kıyılarında yaşar. Boyu 30 cm kadar. Rengi, göz alıcı değildir. Morumsu kahve zemin üzerinde çeşitli renklerde dalgalıdır.

Akdenizde yaşayan balıklar;
Akya,
Barbunya,

Çipura, Halk arasında “Çipura” ya da “çupra” olarak bilinen, Sparidae familyasına mensup sparus aurata, genellikle Akdenizde yaşayan bir balık türüdür.

Çırçır, Çupra, Çütre-Domuz,
Dikenli Lipsoz,
Dülger,
Fener,

Grondin, Gümüş,
Hannos, Hani, Horozbina,
Iskarmoz (Turna), Iskatari,
İşkin, İskorpit, İzmarit
Karavida, Kardinal, Kılıç, Kırlangıç, Kikle, Kupes, Kolyos,
Lahos, Lagos, Lambuka, Lapin, Lipsos,
Lüfer,
Levrek,
Mazak,
Melanurya, Mendik, Mercan, Mırmır,
Orkinos,
Orfoz,
Palamut,
Papağan,
Papaz,
Sarpa,
Sargos,
Sinarit,
Tekir,
Tirsi,
Tombik,
Trakonya,
Uskumru,
Yalederma,
Yılan,
Zargana,
Zurna.

Mezar …

Gor,
Sin,
Kabir,
Makber,
Karayer,
Karatoprak,
Medfen,
Gömüt,
Mezar,
Merkat,
Mezel,
Mezer.

Ölünün gömülü olduğu yer.

Ölmüş birinin ya da bir hayvanın gömülü olduğu yer. Mezarların baş tarafına ölenin adı, doğum ve ölüm tarihlerinin yazıldığı bir tahta parçası ya da bir taş dikilir. Buna şahide denir. Ölü, mezara çoğunlukla yatay ve yan olarak konulur. Bazı kültürlerde ölülerini toprağa dik gömerler. Bazen de evli çiftler ranza gibi mezar tasarımları sayesinde aynı mezara gömülebilirler.

Ziyaret yeri.
Ziyaretgah.

“Boynuzlu Kavun”, da denilen ve yurdumuzda da yetiştirilen bir meyve …

Kiwano,
Kivano,
Boynuzlu Kavun,
Afrika Salatalığı,
Alanya kavunu.

Boynuzlu Kavun, da denilen ve yurdumuzda da yetiştirilen bir meyvedir. Ana vatanı Afrika olan kivano adlı asma türü bir bitkinin meyvesi olup sıcak iklimlerde yetişir.

Ülkemizde boynuzlu kavun ya da Alanya kavunu olarak bilinen bu meyve Kiwano(Kivano) ya da Afrika salatalığı olarak biliniyor. Ana vatanı Afrika olsa da Avustralya, Yeni Zelanda, Amerika gibi dünyanın farklı yerlerinde de yetiştiriliyor. Belki hiç karşılaşmadınız ama bu meyve, ülkemizde Alanya ve çevresinde yetiştiriliyor. Alanya kavunu olarak anılıyor. Meyve olgunlaştıkça çevresindeki kabuk, kalınlaşıyor ve turunculaşıyor. Kalınlaşan kabukta boynuz gibi sivri çıkıntılar oluşuyor. Halk arasında bu çıkıntılar boynuza benzetildiğinden boynuzlu kavun olarak isimlendirilmiştir.

Meyve içeriğinde A ve C vitamini, protein, kalsiyum, demir ve besin lifi olduğu biliniyor. Tadı muz ve salatalık arası bir lezzettedir. Yenilen kısım jölemsi bir yapıda olup bolca çekirdeklidir.

Faydaları;
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
Güçlü antioksidan özelliği vardır.
Toksinleri vücuttan uzaklaştırır.
İdrar yolu enfeksiyonlarında etkilidir.
Kemikleri, tırnakları ve dişleri güçlendirir.
Erken yaşlanmayı geçiktirmektedir.

Fenike mitolojisinde en büyük tanrı …

El,
Fenike mitolojinde en büyük tanrısı, tanrıların babası.

El’ in karısı olan deniz tanrıçası Aşera tanrıların anasıydı.
Eşmun – Eshmun, (fenike mitolojisinde bitkiler ve şifa tanrısı).
Haddad,
İştar,
Milkat, Tanrıçalar,
Mot, Ölüm tanrısı,
Şadrapa,
Tammuz,
Tanit,

Fenikeliler, Rumca, Phoinike. doğu ırklarında fenikelilere Kenaniler denmiştir. Ama esas Yunan tarihçi Heredot ilk önce Fenikeliler adını kullanmıştır. Antik çağda yaşamış Sami ırkından Akdenizli bir kavimdir.

Yaban mersini…

Enir,
Bir tür yaban mersini.

Likapa, (Çalı).
Aronya,
Çay üzümü,
Avcı üzümü,
Yaban Mersini,
Ayı üzümü,

Fundagiller familyasından; 20-50 cm boyunda çok dallı, odunsu bir bitkidir.
Karadeniz bölgesinin dağlarında çok miktarda bulunur.
Meyvelerinde; organik asitler, şekerler, pektin, tanen ve mirtilin denilen bir boya maddesi ile A ve C vitaminleri vardır.
Yaprakları ve meyveleri kullanılır.
Yaprakları şeker hastalığında faydalıdır.
Meyvesi dizanteride etkilidir.
İshali keser.

Avcı üzümü, Çay üzümü..

Likaba,
Likapa,
Anadolu otu,
Avcı üzümü,
Ayı yoncası,
Çalı çiçeği,
Çoban üzümü (Vaccinium myrtillus L.),
Çera,
Gara gilik,
Hencoyik,
Kuş üzümü,
Kaskanaka,
Libade, Lifar, Lifor, Ligarba,
Likaba, Likapa,

Likarba, Lifora,
Maviyemiş,
Mehobah,
Orman liforu,
Orman ligarbası,
Peygamber üzümü,
Trabzon çayı,
Yaban mersini,
Yayla liforu,
Yayla likaparası,
Yer ligarbası,
Yer liforu,

Aronya,
(Trabzon ve Rize yörelerinde likapa’ ya verilen ad.)
Maviyemiş, Fundagiller (Ericaceae) familyasından, çalı formunda, kışın yaprağını döken, çok yıllık bir bitkidir. Normalde koyu yeşil renk olan yaprakları, sonbaharda kırmızı ve sarı renge dönüşür. Çiçekler beyaz renkli, bazen pembe çizgilidir. Maviyemiş meyveleri, salkım halindedir. Salkımda olgunlaşma dipten uca doğru devam eder. Meyve sapsız, kabuksuz ve 1,5-6,0 gr ağırlığındadır. Mavi, siyah, pembe renkli meyveleri, ekşi-tatlı ve bol suludur. Olgun meyveler, mavi-siyah ya da koyu mor renkli, yüzeyi puslu görünümlüdür.

Armut cinsleri…

Ahlat (Rumca).
Akarmut,
Akça Armut(Hüsnüyusuf da denir.),
Ahmet ağa(kışlık), Ankara armudu,
Azdavay armudu,
Arpa Armudu-Arpa zamanı yetişen, orta boy, uzunca ve sulu bir armut cinsi.

Bahribey,
Bardak armudu (Uzunca yapılı bir armut cinsi).
Bozdoğan-Yeşil ve iri bir armut cinsi , Burağan-Ekşimsi, buruk tatta bir armut cinsi,
Concorde, Coscia,
Çistavur-Yuvarlak ve sarı renkli armut,
Deveci,
Etruşka,
Göksulu, Gıcıgıcı,
Gök, Gülçiçela, Gimeciya,

Girikdira-Kış armudu, İçi kumlu bir armut cinsidir,

Güz armudu-Sonbaharda yetişir. Sarı renkli ve kahverengi beneklidir. Bol sulu bir armut cinsidir,
Hamzabey, Haçeçur (Sulu bir armut cinsi),
Hacı Hamza, Hamidüsükkari ,(Güz armudu).
Hüsnüyusuf (Akça armut),
June Beauty,
Katılak, Kızıl, Kum,Koha, Kera,
Katırbaş(İri bir armut cinsi),
Malatya armudu,
Melleçi, Melleki, Marahor-Ekşi armut,
Naşi (Nashi).
Paşik,
Paskrasan, (Kışlık bir armut cinsi).

Santa Maria (İtalya), Sobyuce,
Saltapla-Meyvesi tatlı, aşılanmış bir çeşit armut.
Sakit-Sakide-Kış armudu,
Sahrela-Sakara-Sakera-Küçük ve yuvarlak taneli, yeşil renkte bir armut cinsi,
Sarı armut.

Tavrecul -Sarı ve sulu bir armut cinsi.
Tokat (çiçek) armudu,
Tosca, Tokva-Tokya (Yeşil armut),
Ürüngüs, (Yaz armudu).
Vanta, Williams,
Yaban armudu-Ahlat (Rumca, Pyrus elaeagnifolia).
Yaz, Yağ armudu-Uzun ve ince biçimli bir armut cinsi,
Yanıkızıl – Bir yanı kızıl/kırmızı, diğer yanı sarı-yeşil renkte, yuvarlak biçimli, bol sulu bir armut çeşidi,

Kenya’ da yaşayan bir halk…

Kikuyular,
Nandiler,
Luhyalar,
Luolar,
Kalenjinler,
Kambalar,
Kisiiler,
Samburular,


M.S. 10. yüzyılda bu gün Kenya nüfusunun dörtte üçünü oluşturan Nilotic ve Bantu halkları Kenya’ ya göç etmiştir. Bu yıllarda Swahili dili meydana gelmiştir. Swahili bir çok Arapça kelime içeren bir Bantu lisanıdır.

Kenya, Hint Okyanusu’ na kıyısı olan bir doğu Afrika ülkesidir. Komşuları Tanzanya, Uganda, Sudan, Etiyopya ve Somali’dir. Başkenti Nairobi’ dir. Doğu Afrika, Hint Okyanusu kıyısında, Somali ve Tanzanya arasında yer almaktadır. Kenya’ nın yüzölçümü, 582,650 km² dir. Kıyıda tropikal, iç kesimde çöl iklimi hakimdir. Altın, kireçtaşı, soda, tuz, hidro güç, vahşi doğa doğal güzellikleridir. Kuraklık ve su baskınları ülkenin doğal afetleridir.

Kenya’nın en büyük etnik grubu Kikuyu’ lar nüfusun %25′ ini oluşturur, Başkent Nairobi çevresinde yoğun olarak yaşarlar ve geleneksel olarak politik iktidarı elinde tutan grup olmuştur.

Luhya’ lar ülkenin ikinci büyük etnik grubunu oluşturur. Batı Kenya’ da Uganda sınırının güney kesimlerinde yaşarlar. Batı Kenya’ da Victoria Gölü çevresinde yerleşmiş Luolar Kenya’nın üçüncü büyük etnik grubunu oluşturan halktır ve Uganda ve Tanzanya’ da yaşayan halklarla akrabadırlar. Son dönemlerde yaşanan bölgesel savaşlar Luo’ların Kikuyu yönetimiyle tarihi hesaplaşmasından ibarettir.

Kenya’ nın dördüncü büyük etnik grubu Kalenjinler , beşinci ise Kamba’ lardır. Kambalar geleneksel olarak askeriyede söz sahibi roller üstlenmişlerdir. Altıncı en büyük etnik grup olan Kisiiler nüfusun %6’sını oluşturur ve politik olarak Luolar gibi Kikuyu karşıtı bir duruş sergilerler.

Samburular,
Samburu halkı, Kenya’nın kuzeyinde yaşayan yarı göçebe bir kabiledir. Yaşamları inek, koyun, keçi ve deveden oluşan sürülerine bağlıdır. Sürülerin bakımını kabilenin erkekleri üstlenir. Kadınların görevi ise kulübe inşa etmek, inek sağmak, su, yiyecek ve ateş için odun bulmaktır. Kabile içinde Samburu çocuklarının da önemli görevleri vardır. Erkekler küçük yaşlarda sığır ve koyunları otlatmayı, avlanmayı ve sürüleri korumayı, kızlar ise yemek yapmayı, su ve odun bulmayı öğrenir. Samburu kabilesinde cinsiyet ve yaşa bağlı sosyal sınıflar vardır. Kızlar ve erkekler yetişkinliğe kabul edilme sürecinden geçer. Bu geçiş döneminde yapılan tören ve kutlamalar çok önemlidir.

Tüm zamanların en iyi Türk haltercisi …

Naim Süleymanoğlu,
Naum Şalamanov,
D. 23 Ocak 1967; Mestanlı, Kırcaali
Ö. 18 Kasım 2017, İstanbul,
Türk halterci.
Bütün otoritelere göre tüm zamanların en iyi haltercisidir.
Lakabı, Cep Herkülü’dür.


Bulgaristan, Mestanlı kentinde 23 Ocak 1967 yılında dünyaya gelen Naim Süleymanoğlu, güreşle başladığı spor hayatına halterle devam eder. Bulgaristan için, Naum Şalamanov adıyla 2 dünya şampiyonluğu kazandı. 1984 Los Angeles Olimpiyat Oyunlarına doğu bloku katılmaması nedeniyle katılmadı.

1986 yılında Melbourne kentinde düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası esnasında Türkiye’ye iltica etti. Başbakan Turgut Özal iltica etmesinde çok gayret göstermiştir.
Başarısız olduğu 2000 Sidney Olimpiyat Oyunlarından sonra sporculuğa veda etti. Siyasete atıldı ama başarı elde edemedi.

Unutulmayan Başarıları;

İlk dünya rekorunu 15 yaşında kırdı.
1984 yılında dünyada yılın haltercisi seçildi.
1985 yılında dünyada yılın haltercisi seçildi.
1986 yılında dünyada yılın haltercisi seçildi.
1988 Seul Olimpiyadında Şampiyon oldu. Time dergisine kapak oldu.
1994 yılında Bulgaristan’da yapılan Avrupa Halter Şampiyonasında sadece üç dünya rekoru kırdı.

1994 yılında Çin, Guangzhou kentinde yapılan dünya şampiyonasında 3 altın madalya kazandı.
1992 Barcelona Olimpiyatında Şampiyon oldu.
1996 Atlanta Olimpiyatında 64 kiloda 4 dünya rekoru kırarak Şampiyon oldu.
8 Kez dünya şampiyonu oldu,
46 dünya rekoru kırdı.
Kendi ağırlığının üç katından fazla kaldırarak, efsane oldu.
Tüm zamanların en iyi haltercisi.
Türkiye’ye Olimpiyatlarda güreş dışında ilk altın madalya kazandıran sporcudur.
Uluslararası Halter Basın Komisyonu tarafından 1992 yılında Dünyanın En İyi Sporcusu seçildi.
Uluslararası Halter Federasyonunun 2000 yılında Atina’da toplanan kongresinde asbaşkanlığa seçildi.

Yüzeni içeriye çeken deniz akıntısı …

Rip,
Rip akıntısı,
İçe çeken akıntı,
Yüzeni içeriye çeken deniz akıntısı.

Marmara ve Karadeniz sahillerinde ölümlerin yaşanmasının sebebinin çoğumuzun haberdar olmadığı hatta adını dahi bilmediği rip akıntılarından kaynaklandığını söylüyor. Rip akıntısı (içe çeken akıntı), sahile vuran dalgaların, deniz zemini ve derinlik farkı nedeniyle birleşerek dar bir bölgeden hızla geri çekilmesine deniyor.

Rip akıntısı kısaca kıyıdan denize doğru olan bir akıntının adı. Dalgalarla kıyıya ulaşan suların tekrar denize dönmesi sebebiyle meydana geliyor. Pek çok plajda bu oluşum kıyıya dik bir şekilde gerçekleşiyor. Eğer yüzmekte olduğunuz suyun rengi çevresindeki suyun rengine nazaran daha koyu ise orada rip akıntısı var. Rengin yanında ortalama derinliğin çevreye göre daha fazla olması da akıntının belirtisi. Halk arasında ‘kum kayması’ şeklinde tarif edilen olay tam da bu akıntının yaşandığın göstergesi.

Rip akıntısı aylar boyunca aynı yerde görüldüğü gibi kısa bir zaman aralığında sahile gelen dalgaların yüksekliğinin değişmesi yani aniden meydana gelen akıntılar şeklinde de olabiliyor. Kıyıya paralel bir akıntının sebep olduğu ve kıyı boyunca yer değiştiren rip akıntısı da az da olsa rastlanılan türden.

Uzmanlar rip akıntısına maruz kalındığı zaman çok sakin olunmasını tavsiye ediyor. Böyle bir durumda kıyıya doğru dik bir şekilde yüzmemek gerekiyor. Ripten kurtulmak için kıyıya paralel yüzülmeli. Uzun süre suda kalma tehlikesi olduğu için yorulmamak da önemli.

Rip akıntısı kıyıya dik gelen dalgaların kıyıdaki kayalık, rıhtım, mendirek ve hatta kalabalık hâlde yüzen insanların dalgaların yönünü kesintiye uğratması sebebiyle oluşabiliyor. Böyle durumlarda dalgalarla kıyıya yığılan sular geri dönerken denize doğru kuvvetli bir basınç oluşturuyor. Sonrasında da söz konusu dalgalar kıyının uygun bir kesiminden denize doğru dönerek rip akıntısını meydana getiriyor. Akıntı deniz tabanındaki ince malzemeleri karıştırarak çamurlu bir su görüntüsü oluşturuyor.

Uyarılara dikkat
Çok iyi yüzme bilenleri bile denizin derinliklerine çeken, zaman zaman saatte 70 kilometre hızla hareket eden bu sinsi ve çok güçlü akıntı, çok sığ plajlarda da görülüyor. Akıntıya kapılan insanlar kuvvetli bir basınç ile denize doğru sürükleniyor. Panikle birlikte karaya direkt yüzülünce yorulmayla birlikte istenmeyen sonuçlar ortaya çıkıyor. Bu konuda vatandaşı uyaran kurumların başında Sivil Savunma ekipleri geliyor. Bunun yanında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı ekiplerin de broşürlerle halkı uyardığını belirtelim. Her iki kuruma bağlı uzmanlar vatandaşların ‘Ben çok iyi yüzerim, bana bir şey olmaz, ben zaten açılmıyorum’ düşüncesine kapılmamalarını tavsiye ediyor. Çünkü rip akıntıları tam kıyıdan ve üstelik bilek hizasından başlıyor.

Rip akıntısına karşı yapılması gerekenler:
Sakin olun, asla paniğe kapılmayın.
Akıntı sizi derine çekmez, sahilden uzağa götürür.
Akıntı durduktan sonra belirli mesafe yanlara doğru, sahile paralel yüzün ve akıntıdan çıkın.
Sonra sahile doğru yüzün.
Marmara ve Karadeniz sahillerinde genellikle 100 metreden daha fazla açığa götürmez.
Asla çeken akıntıya karşı sahile doğru yüzmeye çalışmayın, dünya yüzme şampiyonu olsanız dahi rip akıntısına karşı koyamazsınız.
Akıntıya karşı yüzerek gücünüzü tüketmeyin, akıntıdan değil, yorgunluktan ölürsünüz.
Akıntının sizi götürmesine izin verin (akıntıdan derhal kurtulmak istiyorsanız sahile değil; sağa veya sola yanlara doğru yüzün).
Bu arada seslenerek veya sadece tek kolunuzu kaldırarak yardım isteyin.
Yüzünüz daima sahile dönük olsun.
Akıntı sizi açığa çektikten 1-2 dakika sonra duracaktır.

Zararlılarla savaşta kullanılan öldürücülerin genel adı …

Pestisit,
İng. pesticide.
Zararlılarla savaşta kullanılan öldürücülerin genel adı. Pestisit, kimyasal bir madde, virüs ya da bakteri gibi biyolojik bir ajan, anti mikrobik, dezenfektan ya da herhangi bir araç olabilir.
Bitki ve hayvanları zararlılardan korumak için mücadele amacıyla kullanılan kimyasal ilaçlar, böcek zehri.

Zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışımlardır. Canlı veya cansız maddeler üzerinde yaşayan ve besin maddelerinin üretimi, hazırlanması, depolanması veya tüketilmesi sırasında onların besin değeri ve kalitelerini azaltarak veya bozulmalarına sebep olarak etkisini gösteren her türlü böcek, kemirici, yabani ot, mantar, parazit vb. canlılara verilen ortak ad.

Zararlı organizmalar, insanların besin kaynaklarına, mal varlıklarına zarar veren, hastalık yayan böcekler, bitki patojenleri, yabani otlar, yumuşakçalar, kuşlar, memeliler, balıklar, solucanlar ve mikroplar olabilir. Son dönemlerde gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda, lösemi ve karaciğer kanserinin pestisit alımıyla doğrudan ilişkili olduğunu göstermiştir.

Her ne kadar pestisitlerin kullanılmasının bazı yararları olsa da, insanlar için zararlıdır. Kullanıldıkları canlıların yiyecek şeklinde insanlar tarafından kullanılmaları sonucunda insanlarda yaygın hastalıklara ve istenmeyen sıkıntılı durumlara sebep olurlar. Pestisitlerin kronik etkisine maruz kalan tarım işçilerinde birçok genetik hasarın yanı sıra karaciğer, böbrek ve kaslarda bozukluklar görülmüştür.

Pestisitlerin Sınıflandırılması;
Etkiledikleri canlı türlerine ve kullanım alanlarına göre
İnsektisitler: Böcekleri öldürenler
Rodendisitler: Kemiricileri öldürenler
Fungusitler: Mantarları öldürenler
Bakterisitler: Bakterileri öldürenler
Mitisitler: Keneleri öldürenler
Larvasitler: Larvaları öldürenler
Nematositler: Solucanları öldürenler
Akarisitler: Örümcekleri öldürenler
Mollusitler: Salyangozları öldürenler
Herbisitler: Yabancı otları öldürenler

Pestisit formülasyonları;
EC (Emülsiyon Konsantre):
WP (Islanabilir toz) :
EW ( Suda yağ emülsiyonu):
EW formülasyonları,
SC (Suspansiyon Konsantre)
CS (Kapsül Süspansiyon)
SE (Suspoemülsiyon)
ME (Mikro Emülsiyon)
WG (Suda dağılan Granül)
DT (Suda dağılan Tablet)
SL (Solubl Likit)
OD (Oil Dispersiyon)

Halk sağlığı amacıyla kullanılacak bir pestisitin ideal nitelikleri şöyle sıralanabilir:
Hedef canlıya spesifik olarak toksik olmalıdır. İnsanlara zarar vermemelidir. Ucuz olmalıdır. Kolay uygulanabilmelidir. Yanıcı olmamalıdır. Korozif olmamalıdır. Patlayıcı olmamalıdır. Kolayca toksik olmayan maddelere dönüşebilmelidir. Boyayıcı etkisi olmamalıdır.

Et sucuğu …

İrişkit,
İrişkin,
(Adana yöresine özgü bir sözcük),
İrişgi,
İrişgil,
İrişgik,
Sucuk.
Et sucuğu.

Halk dilinde Sucuk, Et sucuğu.
Sinop, Bayburt ve Kahramanmaraş yöresinde de yukarıdaki adlarla bilinir.
Çukurovada sucuk anlamında kullanılan kelime.

Şişirilip kurutulmuş bağırsak içine baharlı et kıyması doldurularak yapılan bir tür yiyecek.

Orta Asya ve Balkanlara özgü özellikle Bulgaristan, Ermenistan, Türkiye gibi ülkelerde, kurutulmuş, şişirilmiş bağırsaklar içerisine dolduurulmuş baharatlı kıyılmış fermante et ürünüdür. Eski zamanlarda eti saklamak sorun olduğundan bu metodla üretilip saklanmış ve tüketilmiştir. Elde edilen lezzet o kadar güzelki etleri saklama imkanı olmasına rağmen sucuk imalatı ve tüketimi günümüzdede farklı lezzet olarak devam etmiştir. Sucuk, bol miktarda yağ ve tuz içeren bir besin maddesidir. İçerisine baharat ve sarımsak konur.

Sucuk yapımı ve gerekli malzemeler;
5 kilo yağlı dana kıyması. Özellikle kaburga kısmından olursa makbuldür. Etin içerisinde miktarının yarısı kadar iç yağı olmalıdır. Sucuklar için bu oran 3 kilo sığır eti, 1.5 kilo koyun eti, 500 gram kuyruk yağı da olabilir.
150 gram kırmızı (tatlı veya acı) biber.
150 gram kimyon
50 gram karabiber
20 gram yeni bahar, sumak
150 gram ince tuz
2 baş sarımsak
Yeterince yıkanmış, temizlenmiş kalın bağırsak.

İnce kıyılmış yağlı kıyma kap içerisine konulur, içerisine 150 gram isteğinize göre baharat, 150 gram ince ayıklanıp makinede çekilmiş toz kimyon, 50 gram toz karabiber, 20 gram ince dövülmüş yeni bahar, 150 gram ince tuz, 2 büyük baş soyulmuş, dövülmüş sarımsak karıştırıp iyice yoğrulur. Yoğrulan bu karışım tekrar makineden geçirilir. Üzeri ıslak bir bezle örtülerek serin bir yerde 12 saat kadar bekletilir.

Genelde kışın sucuk yapıldığından daha iyi kıvama gelir. Bekletilen malzeme tekrar yoğrulur. Yıkanmış ve temizlenmiş kurutulmuş bağırsaklara hazırlanan malzeme doldurulur. Sucukların yapımında doldurulan bağırsaklarda boşluk kalmışsa, boş olan yerler iğne ile delinir. Sıkıştırmak, et makinesinden kıyma vermek suretiyle de yapılarak boşluklar giderilir. Sucuklar şekil ve acı miktarına göre şöyle sınıflandırılır. En çok tercih edilen ve lezzetli olanı kangal sucuktur. Sığır etinden yapılan bu sucuklar orta ateşte ısıtılarak tüketilir. Baton tipi sucuklar kangal sucuk gibi hazırlanır ama şekli kangal değil düzdür. Bir başka tip ise parmak sucuktur.Yine aynı malzeme ile yapılır. Ancak acı biber miktarı fazla olup çok acıdır.

Mangalda sucuk ekmek hele hele kar kış kıyamet afiyetle yenir. Ya da kahvaltıda sucuklu yumurta çok güzeldir. Benim size sucuk için önerimi mutlaka pazar günü sabah kahvaltısında deneyin. Yarım ekmek içi alınmış, kuru soğan, maydanoz. Patlıcanı közleyin kabuklarını soyun. Yeşil biberi acı olacak, közleyin ve iki parçaya bölün. Bir domatesi dörde bölüp şişe dizip közleyin. Şimdi sucuk operasyonu. Sucukların zarını soyup yarım ekmek için yetecek kadar şişte közleyin. Kurutmayın. Sonra hazırlanan yarım ekmek içine sucukları dizin.

Üzerine maydanoz, közlenmiş acı biberleri, patlıcan közlemesini, doğranmış soğanları da koyup biraz tuz atıp ekmeği kapatın. Elinizle altından tutup ısırarak afiyetle yeyiniz. Yerken közlenmiş domatesleri yemeyi unutmayın. Bu başka bir tat katacaktır. Unutmadan sucuklar pişerken sabrınızı nefsinizi soğanın üzerine közlenmiş patlıcanı tuzlayarak koyarak köreltiniz. Başka bir lezzet tadacaksınız.

Fransızcadan dilimize geçmiş olan “arena” kelimesinin kökeninin anlamı nedir …

Kum,
Fr arène,
kumluk, kumsal,
Jeoloji, kum
Stadyumun kumluk zemini,
Latarena,
Harena
Arena,
Kumluk.
Amfiteatr,


Fransızcadan dilimize geçmiş olan arena kelimesinin kökeninin anlamı.
Fransızca sözcük Latince aynı anlama gelen arena veya harena sözcüğünden alıntıdır.
Boğa güreşi, yarış, oyun, maç vb. gösteriler yapılan alan,
Siyasi çekişmelerin geçtiği yer” olarak tanımlanıyor.
Arena, Eski Yunan ve Roma tiyatrolarında olurdu.
Sirk gibi yerlerin ortasında, eski çağlarda gladyatörlerin dövüştüğü, daha sonraları güreş, boğa güreşi, yarış, oyun gibi türlü gösterilerin yapıldığı, üzerine kum serilmiş alan.

Latince, kılıç ustası silahşör, gladius anlamına gelen gladiator, gladyatörler, Eski Roma’da arenanın kumlu zemininde ayakkabı ya da sandalet giyilmez, ayak bileklerini destekleyici kısa tozluk kullanılırdı. Savaşcılar genellikle savaş esirleri ve kölelerden oluşturulan, Romalı insanları eğlendirmek, Roma halkını askerliğe, dövüşlere ve olası savaşlara hazırlamak amacı ile halkın seyirciliği refakatinde birbirleri veya vahşi hayvanlarla dövüşmek zorunda bırakılan insanlardır. Gladyatörlerin her biri farklı silahlara sahiptir. Hemen her gladyatör elinde bir kılıç veya mızrak, başında ağır metalden siperli miğferle ve üstü çıplak olarak dövüşürdü. Altta bir kasık örttüğü ve onu tutan bir kemer bulunurdu.

Hindiye verilen bir ad …

İbi.
Hindi,
Fransızca erkek hindi dindon.
Fransızca Dişi hindi, dinde.
Arapça, Hind.

Tavukgillerden, XV. yüzyılda evcilleştirilerek Amerika’dan bütün dünyaya yayılan, boyun ve başı çıplak, parlak, yeşil ve esmer tüylü, kümes hayvanlarının en büyüğü (Meleagris gallopavo).

Tavuksular (Galliformes) takımının, sülüngiller (Phasianidae) familyasından, 100-110 cm kadar uzunlukta, Meksika ve Teksas’tan bütün dünyaya yayılmış bir tür.

Sarı ya da kahverengi, doğal hidratlı demir oksit …

Limonit,
Limonite (2Fe203.3H20)

Yumuşak, kolay ufalanır bir yapıda olan limonit % 58-59 oranında demir oksit içerir ve sarıdan turuncu ve koyu kızıla kadar renkleri vardır. Demirin bileşik şeklinde bulunduğu minerallerin sayısı çok fazladır. Bir çok mineral az yada çok oranda demir içerir. Bu mineraller demirin oksijen, karbon, kükürt ve hidrojen ile yaptığı bileşiklerdir.

Manyetit (Fe304),
Hematit (Fe203),

Limonit(2Fe203.3H20),
Pirit (kübik-FeS2)
Markazit(ortorombik-FeS2)

Cehennem…

Tamu,
Dinî inanışlara göre, dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer,
Hölle, Hell,
Niran,(Farsça)
Cehennem, çeşitli inançlarda ölüm sonrası ceza çekilen ateşli bir yer olarak gösterilir.

Cehennemde kalma süresi inanca göre değişiklik gösterebilir. Cehennemde günah borcu ödeninceye kadar kalınıp sonra tekrar cennete gidilebilir. Ancak, cehennem bazıları için sonsuza dek ateşte yanmak anlamına gelir.

Balede kullanılan bir dans figürü …

Ekar,
Balede kullanılan bir dans figürü.

Bacakların boydan boya yere değmesini sağlayacak biçimde ayrılmasına dayanan bale figürüdür.
Tutu, Bale yapan kadının giydiği kısa kabarık giysi.
Bale; dans, müzik ve dekor sanatlarının birleştirilerek kullanıldığı bir tiyatro gösterisi olarak tanımlanabilir. Balenin belli figürleri ve adım atışları vardır.

Baledeki erkek dansçılara “balet”, kadın dansçılara ise “balerin” denir. Balede tayt, mayo ve “tütü” denilen özel etek kullanılır. Bale yaparken ayakların tam parmak ucunda durmasını sağlayan ayakkabıya “point” ya da “puant” denir. Bale eğitiminde vücut çok önemlidir; bu nedenle bale yapılmadan önce mutlaka esneme hareketleri yapılmalıdır, aksi halde kaslar yırtılabilir ya da vücudun bir yeri incitilebilir.

Bağırsak solucanı …

Askarit,
Asgaris,
Enterobius,
Tenya,
Şerit,
Bağırsak solucanı, (Ascaris lumbricoides).
Bağırsağın yuvarlak solucanı.
Bağırsak kurdu, paraziti.
Ascarididae familyasının bir üyesidir. Omurgasız olan bu canlı, ince bağırsağa yerleşerek enfeksiyona neden olur.

Geri kalmış ülkelerde sık görülür. Ascaris veya Askarit diye bilinir. Genellikle nemli ve sıcak iklimlerde yaşamasına rağmen, ılıman iklimlerde de yaşar. Bu parazit ülkemizde kıl kurdundan sonra en sık gözlenen yuvarlak solucandır. Dişi ve erkek formları ayrı olup, dişisi 20-35 cm, erkeği 15-30 cm büyüklüğündedir. Genellikle gri beyaz veya kırmızı renktedir.

Bağırsak parazitleri, yuvarlak olanları solucan, yassı olanları şerit adıyla bilinir. Yuvarlak olanlarından en çok rastlanılanlardan biri oksiyürlerdir. Bunlar ince bağırsaklarda yaşarlar. Genelde çocukların bağırsaklarında görülen bağırsak solucanları anal kaşıntıya neden olurlar. Bulaşıcıdırlar ve çocuğun bağırsak solucanı yumurtalarını alıp elini ağzına götürmesiyle vücuda girerler. 0.5 mm. lik beyaz, ipliksi kurtçuklardır ve bağırsakta yaşarlar. 0.5 mm’lik beyaz, ipliksi kurtçuklardır ve bağırsakta yaşarlar ve anüsün dışındaki deriye yumurtalarını bırakıp ölürler. Bu yumurtlamalar sırasında anüste şiddetli kaşıntılar meydana gelir. Bu bölge kaşınır ve el ağıza götürülürse, yumurtalar sindirim sistemine geçer. Yumurtalar burada olgunlaşır. Karın ağrısı, ishal ve kusma yapar. İlaçla tedavi edilir.

Bağırsak solucanı yumurtaları toprakta, evdeki tozlarda, nevresimlerde ve kıyafetlerde haftalarca yaşayabilirler. Öncelikle doktora görünmeli bir takım inceleme ve tahlillerden geçmelisiniz. Eğer bağırsaklarınızda bu parazitlerden varsa doktor kurtçukları öldüren bir ilaç verir ve bu ilaç tüm aile bireyleri tarafından kullanılmalıdır. Yumurtaların en sevdiği bölge tırnak içleridir. Bu yüzden çocuğunuzun ve kendinizin tırnak bakımına özen gösterin. Yumurtaları öldürmek için yatak örtülerinizi sıcak suda yıkayıp yüksek ısıda kurutun. Her konuda hijyene dikkat edilmelidir.

1 2 3 4 5 60