Para arzının ekonomideki etkinlik düzeyini belirlediğini savunan iktisat okulu …

Monetarizm,

Klasik makro iktisadın modern bir versiyonu olan Monetarizm, nominal (parasal değerlerle ifade edilen) milli gelir düzeyi­nin belirlenmesinde ve değişmesinde para­sal faktörlerin önemini vurgulayan doktriner bir yaklaşımdır.

Monetarizm iktisadi politika uygulamalarında para arzını önemli bir araç olarak gören bir iktisadi öğretidir. Monetaristler’ e göre para arzı hiçbir zaman mal ve hizmet arzından fazla olmamalıdır.

Monetaristler’ in en ünlülerinden biri Chicago Üniversitesi’nde bir akademisyen olan Amerikalı iktisatçı Milton Friedman, 1976 Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanmıştır.

Friedman’ a gore eğer hükümet ekonomiyi serbest bırakır ve Merkez Bankası para arzını kontrol ederse enflasyon azalır, yeni yatırımlar teşvik edilir, ekonomik gelişme sağlanır ve işsizlik önemli ölçüde azaltılır. Başka bir deyişle para arzı bir ekonomide üretim, istihdam ve işsizlik üzerinde doğrudan etkili olup para politikası araçları içinde en etkili olanıdır. Fakat Friedman son zamanlarda Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada fikrini değiştirdiğini, para arzının hedef alınmasının başarılı olmayabileceğini söylemiştir.

Klasik iktisat ve monetarizm arasındaki bu iki temel farklılığa rağmen her iki teori de enflasyonun en önemli kaynağının para arzındaki artışlar olduğunu kabul etmektedir. Monetaristlere göre enflasyonu kontrol altına almak için en etkin araç para politikasıdır. Para arzındaki değişmeler, para talebinden bağımsız bir şekilde para otoritesince belirlenir. Ancak para otoritesinin bu gücünün sık sık değişen para artış hızları şeklinde uygulanması istikrar değil, istikrarsızlık getirir. Monetaristler, bu istikrarsızlıkları önlemek için para arzının belirli bir oranda ve ekonomideki gelişmelerle orantılı olarak kademeli bir şekilde artırılmasını önermektedir.

Serbest piyasa ekonomisinin önde gelen ismi ve Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Milton Friedman, (d. 31 Temmuz 1912, Brooklyn – ö. 16 Kasım 2006 San Francisco), 94 yaşında hayatını kaybetti. 1980′ li yıllarda popüler hale gelen monetarist (parasalcı) görüşleriyle Margaret Thatcher ve Ronald Reagan’ın uyguladıkları politikaları büyük ölçüde etkileyen Amerikalı ünlü ekonomist, ABD başkanlarından Nixon, Ford ve Reagan’a da danışmanlık yaptı.

1976 yılında “Paranın Miktar Teorisi üzerine çalışmalar” adlı kitabında Monetarizmin temel ilkelerini ortaya koymuştur. Amerika’daki Devlet okullarında öğrencilere ücretsiz öğle yemeği verilmesi tartışmaları sırasında söylediği “There is no such thing as a Free Lunch” (Bedava öğle yemeği diye bir şey yoktur) sözü monetarist ekonomi’ye inananların ana tartışma ekseni oldu. Milton Friedman kendisine Nobel Ekonomi Ödülü verilirken yaptığı konuşmada “enflasyon her zaman ve her yerde parasal bir olgu olmuştur” sözüyle parasal genişleme – enflasyon arasındaki sıkı ilişkiye vurgu yapmıştır.

Monetarizm,

Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş “en iyi eserim” dediği Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtı camii …

Selimiye,
Selimiye Camii,

Edirne’de Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş camidir. Mimar Sinan 80 yaşında gerçekleştiirdiği bu eser için en iyi eserim demiştir. Cami 14 Mart 1575 yılında ibadete açılmıştır.

Mimar Sinan’ın ve Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtlarından birisidir. Mülkiyeti Sultan Selim Vakfındadır. Bu caminin yapıldığı alandan Sarıbayır veya Kavak Meydanı diye bahsedilir.

Bir tepede yer alan Selimiye Camisinde 43,25 metre yüksekliğinde, 31,25 metre çapında, tek bir lebi ile örtülmüştür. Selimiye Camisinin kubbesi 8 sütuna dayanan bir kasnak üzerine oturtulmuş. Kasnak, fil ayaklarına 6 metre genişliğinde kemerlerle bağlıdır. Sinan, bu şekilde örttüğü iç mekana verdiği genişlik ve ferahlıkla birlikte mekanın bir kerede kolayca anlaşılmasını sağlar.

Selimiye camisi kubbesi ile ayrı bir ihtişam verir. Caminin mermer, çini ve hat işçilikleri de önemlidir. Yapının içi İznik çinileriyle süslüdür. Büyük kubbenin tam altındaki hünkar mahfili, 12 mermer sütunludur ve 2 metre yüksekliktedir.

Rivayete göre, caminin inşa edileceği alan önceden bir lale bahçesidir. Bahçenin sahibi burayı satmak istememiş. En sonunda camiye bir lale motifi konulması şartıyla arsayı satmıştır. Mimar Sinan da lale motifini, ters olarak yapmıştır.

Hakasya Cumhuriyeti’nin başkenti …

Abakan,
Hakasya Cumhuriyeti,

Diğer Şehirleri;
Başkent, Abakan.
Çernogorsk, Sayanogorsk,
Abaza, Ust-Abakan,
Sorsk, Şira, Veltirskoye.

Hakasya,
Khakassia,
Hakasya Cumhuriyeti,
Hakasça, Khakasiya Respublikazı.
Rusça: Pеспублика Хакасия,
Hakasya.

Sibirya’da Rusya’ya bağlı bir cumhuriyet. Hakasya Cumhuriyeti, Orta Sibirya’nın güneyinde bulunur. Ülkenin batısında Altay Cumhuriyeti ve Şorya, güney ve doğusunda Tuva Cumhuriyeti, kuzeydoğusunda Kızılyar yeri vardır.
Yüzölçümü 61 900 km².

İdari merkezi başkent Abakan’dır. Güney Doğu Sibirya’da bulunan bu bölge, Rusya’nın Krasnoyarks eyaletine bağlıdır. 1729 yılında Çar Petro döneminde, Rusya ve Çin arasındaki anlaşma ile Hakasya, Rus İmparatorluğu’ na katıldı. Sibirya’ daki diğer bölgelere benzer olarak, Rusya’ nın batı bölgelerinden hüküm giymiş suçluların tutulduğu kaleler yapılmıştır. Yerli Hakas halkı Rus Ortodoks dinindendir. 1930 yılında Sovyet Rusya tarafından Hakas Özerk Oblastı kuruldu. 1991 yılına kadar Krasnoyarsk Krayı’ na bağlı kalan Hakaslar, 1992 yılında Hakasya Cumhuriyeti oldu.

Yenisey Irmağı, Hakasya Cumhuriyetinin en uzun akarsuyudur. Çulım, Tom ve Abakan Nehri diğer önemli nehirlerdir. Rusya’ daki en büyük molibden yatakları bu bölgede bulunuyor.

Dağları;
Karagoş-Karatoş Dağı (2.930 m), Sayan Dağları, Çonhır dağ, Hara dağ, Verhniy Zub dağı, Bobrovaya dağı.

Shira Gölü,
Geniş bir bozkır havzasında yer almaktadır. Shira Gölü, Rusya’nın en büyük tıbbi maden suyu depolarından biridir.

Bele Gölü,
Güney Sibirya’nın en büyük maden suyu rezervuarıdır.

Salbyksky Höyüğü,
Antik mezar mimarisinin bir şaheseri ve Sibirya’daki en büyük mezar höyüğü olan Tagar kültürünün görkemli bir anıtıdır.

Sunduki (sandık),
Ordzhonikidze ve Shirinsky bölgelerinde Beliy Yus Nehri’nin orta kesimlerinde yer alan doğa ve arkeoloji anıtlarından oluşan bir komplekstir.

Kazanovka, Khakassky Müzesi,
Sulek Müzesi,

Mount Gladenkaya,
Abakan’a yaklaşık 120 km, Sayanogorsk’a ise 40 km uzaklıktadır. Khakassia, Krasnoyarsk krai sakinleri ve kayak yapmayı sevenlerin favori tatil yeridir.

Eski dilde, haydutluk, soygunculuk …

Şekavet,
Arapça şekavet, شقاوت

Şakavet,
Eski dilde, Haydutluk.
Soygunculuk.
Eşkiyalık,

Her çeşit kötülük içinde olmak.
Bela ve zillete düşmek.
Sıkıntıda kalmak.
Haydutluk, eşkiyalık.
Bela ve zillete düşmek.

Kötü iş yapma, soygunculuk, haydutluk.
Sıkıntıda kalmak, mutsuzluk, bir kimsenin iç dünyasının kötü ve çirkin bir hale gelmesi.

Osmanlı Döneminde her çeşit kötülük içinde olmak şekavet demektir. Hukukta haydutluk, soygunculuk anlamında kullanılır. Osmanlılarda şakavet, haydutluk, eşkiyalık demektir.

Şüzuz, Şazz kelimesinden türemiştir. Kaide ve kanun dışı, yalnız kalmak, karşı, muhalif olmak demektir.

Muskovit, moskof camı, evren pulu …

Mika,
Muskovit,

Eng. İsinglass, Mica.
Alm. Glimmer,
Fr. Mica,
Rusça, слюда,
Evren pulu,
Muscovite,
Muskovit,
Moskof camı,
Rus camı,
Ak mika,

Bu mineralden yapılmış olan.
Püskürük ve başkalaşmış kayalar içinde bulunan, alüminyum silikat ile potasyumdan oluşmuş, yapraklar durumunda ayrılabilen, ateşe dayanıklı parlak bir mineral.
Doğada, ince, saydam katmanlar olarak bulunan silis minerallerinin genel adı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda alınan bir vergi çeşidi …

Osmanlılarda alınanlar vergiler …

Cizye,
(Arapça, جزیه )

Gayrimüslim vergisi.
Müslüman olmayan erkek vatandaşlardan alınan vergiye Cizye denir.
Cizye, askere gitmeyen azınlıklardan alınan vergidir.
Müslümanların fethettikleri yerlerde, müslüman olmayanlardan alınan ve devlet teminatı altında bulunmanın karşılığı olan vergi.
Vergi, Haraç;
Osmanlı Devleti’nde alınan Şeri ve Örfi Vergiler adında iki tip vergi vardı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda alınan vergiler;
Ağıl, Ağnam (sipahinin arazisine yaptığı ağıl için, ağnam ise koyun ve keçi üzerinden alınan vergilerdir.)
Arus, Aşar,
Avarız, İlk önce savaş daha sonra sel, yangın gibi devletin paraya ihtiyaç duyduğu durumlarda sıkça toplandı.
Bac, Bedl-i, Bennak,
Cizye
Cürm-ü cinayet
Çift resmi
Damga, Deştbani,
Gümrük resmi
Haraç
İhtisab
İspenç
İştira ,
İltizam,
İhtisab
Maktu
Mururiye resmi
Müskirat resmi
Nüzul
Otlak resmi


Öşür (Aşar) vergisi; Osmanlı döneminde köylülerden, ürettikleri tarım ürünleri için %10 oranında alınan vergi.
Rav akçesi
Resm-i bostan
Resm-i dönüm
Ağnam resmi
Resm-i hınzır
Resm-i mücerred
Resm-i sicill
Rusum-e-eflak
Selamet isni
Tapu resmi
Tekalif-i örfiye
Temettü Vergisi
Tuz resmi
Zakat

Osmanlılarda alınanlar vergiler …

Alev, kıvılcım …

Şihab,
(Arapça, شهاب )

İng. flame
Fr. feu
Alev,
Alaz,
Absimat.
Kıvılcım,
Şerare,
Şahap,
Şule,
Yalaz, Yalım,
Flama,
İjek,

Arapça şihab, akan yıldız, kayan yıldız, Parlak yıldız ve kıvılcım anlamındadır.
Cığa, Cılıngı, Civek,
Çingi, Çakım, Çakın.
Sinskal, Sagım,

Yıldızdan fırladığı zannedilen ve dünyanın atmosferinde bir an görünüp kaybolan gök taşı.
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule , kıvılcım.

Adını Bergama kentinden alan ve yazı yazmakta ya da cilt yapmakta kullanılan deri …

Parşömen,
Parchment,

Pergamena,
Tirşe,

Parşömen üzerine yazılan yazılar okunduğunda gözü yormaması gibi özelliğe sahiptir. Yırtılmaması, alev almaması, dayanıklılığı, hat ve tezhip sanatına uygunluğu ayrıca belli başlı özellikleridir.

Mısır Kralı, Anadolu’ya papirüs ihracatını yasaklamış. Dünyaca ünlü Bergama kütüphanesi, kağıtsız kalmış. Bergama Kralı II. Eumenes, papirüsün yerini tutabilecek yeni bir malzeme yapılmasını ve yapanı ödüllendireceğini söylemiş. Bergama Kütüphanesi Müdürü Krates, oğlak derilerini işleyerek, yazılabilecek duruma getirmiş. Elde ettiği malzemeyi krala sunmuş. Krates’in yardımcısı İrodikos’un derileri daha ince bölümlere ayırıp istenildiği gibi kullanılacak duruma getirmiş. Ortaya çıkan örneğe Bergama kağıdı “Charta Pergamena” adı verilmiş. İlk kez Bergama’da yapıldığı için pergamana adı verildi.

M.Ö. 197- 159 yılları arasına rastlayan ve en iyi kalitede parşömen üretim yöntemleri geliştirilmesine vesile olan bu olaydan sonra, Bergama merkez olmak üzere tüm Ege Denizi çevresindeki elyazması üretimi de katlanarak artmış. M.S. IV. yüzyıla kadar Avrupa, Asya ve Afrika’da papirüs ve parşömen birlikte kullanılmış.

Koyun, keçi, dana, domuz, antilop, oğlak derisinden yapılırdı. Oldukça uzun işlemleri gerektiren parşömenin yapımına, özel bir makasla derinin iç yüzündeki et parçaları kesilerek başlanır. Daha sonra bu kısım üzerine kireç sürülür, dış yüzü de kuru olarak ponza taşıyla ovulur ve nişastadan yapılan ince bir zamk tabakası sürülerek cilalanır. Sanayide de tutkalsız kağıt üzerine önce seyreltik sülfürik asit, ardından amonyaklı bir çözelti etki ettirilerek bitkisel parşömen hazırlanır.

Sonraları Avrupa’da paçavradan yapılan kağıdın kullanılmaya başlanması ve matbaanın keşfi ile parşömen önemini yitirmiş. Pahalı bir yazı gereci olduğu için de papirüs kadar yaygınlaşmamış.

Kıta sahanlığı …

Şelf,
Kıta sahanlığı,

İng. shelf, Continental shelf,
Frn. Plateau continental,
Arapça, المشهد القاري

Karaları çevreleyen ve karalardan sayılan, 200 metre derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri.
Cografi bir terim olup, uluslararası politika ve hukuk anlamında daha çok konuşulur. Ülke karasuları, balıkçılık, petrol ve turizm gibi ekonomik konuları yakından ilgilendirmektedir.

Jeolojik anlamda bir ülkeyi oluşturan kara parçasının deniz altındaki uzantısıdır ve kıtanın bitip okyanusun başladığı kıtasal çizgiye kadar olan bölgedir. Kıta sahanlığı, kara platformu olarak da bilinir. Eskiden arapça içinde yemek ısıtılan veya yumurta gibi şeyler pişirilen, derinliği az metal kaplara sahan denirdi. Bir kıtayı ya da kara parçasını çevreleyen görece sığ ve eğimli deniz tabanına denir.

Kara sularının bittiği yerden başlayan ve ilgili ülkenin topraklarının deniz altındaki doğal uzantısı olup, 200 metre derinliğe kadar olan alanı kaplayan su altı bölgesidir.

Kıta sahanlıklarının sığ derinliklerde yer almaları nedeni ile deniz suyu seviyesi ve değişimi etkiler. Tektonik depresyonlar ve iklim değişikliği ile alakalı dır. Kuzey kutup bölgelesinde sahanlıklar buzul aşınmasına maruz kalır. Ama daha sıcak güney kutbu bölgesinde ise akarsu vadilerinin etkisindedir.

Kıta sahanlıklarının eni bölgelere göre oldukça değişmekle birlikte jeolojik açıdan ortalama 75 km olarak kabul edilir. Çoğu yerde kıta sahanlığı, kara kütlesinin deniz sınırından sonraki uzantısı biçimindedir. Derinlikleri bölgelere göre değişmekle birlikte, 150 metreden fazla olmayan derinliklere sahiptirler.

20 Grammy ödülü sahibi, soul müziğinin Kraliçesi Amerikalı sanatçı …

Aretha Franklin,
(D.1942 – Ö.2018)

Amerikalı soul ve gospel sanatçısı.
Amerikalı sanatçı, Memphis, Tennessee,
Soul müziğin kraliçesi,
20 Grammy ödülü sahibi.

Aretha Franklin, 25 Mart 1942 yılında Memphis’de dünyaya geldi. Aretha 6 yaşındayken anne ve babası ayrıldı. 10 yaşına geldiğinde ise annesini kalp krizinden kaybetti. Babasının rahip olmasından dolayı kilise korosunda vokal olarak şarkılar söyledi. 1956 yılında henüz 14 yaşındayken, babasının gospel kayıtlarını yapan Checker Records ile albüm anlaşması imzalayarak müzik dünyasına girdi.
Gospel(Gospel müziği), kilisedeki törenler esnasında org ya da piyano eşliğinde, genellikle bir kadın vokalin söylediği doğaçlamalardır. 1956 yılında “The Gospel Soul of Aretha Franklin” adlı kaydını yayınladı.

İki defa evlenen ve daha 12 yaşında iken ilk çocuğunu doğuran Kraliçe dört erkek çocuğuna sahib oldu.

Sanatçı, 2005 yılında ABD’nin eski Başkanı George W. Bush tarafından Amerika’nın en yüksek sivil onuru olan Başkanlık Özgürlük Madalyası ile ödüllendirildi. Soul müziğinin Kraliçesi, üç ABD Başkanının (Jimmy Carter, Bill Clinton ve Barack Obama) açılış törenlerinde şarkı söylemiş.

1968 yılında Aretha Franklin ilk Grammy ödülünü “Respect” ile aldı. 1974 yılına kadar da “En İyi Kadın Vokal” ve “En İyi R&B Sanatçısı” gibi dallardaki ödülleri kimselere kaptırmadı.

1960lı yılların sonu gelindiğinde Aretha Franklin, “The Queen of Soul”(Soul Kraliçesi) ve “Lady Soul” gibi lakapları alarak sou’lun en büyük isimlerinden olduğunu kanıtladı. Mezzo-soprano sesi ve sesinin rengi ile bir idol haline geldi. Ancak daha sonra durgunluk dönemine giren sanatçı 70li yıllara gelindiğinde temposunu düşürerek daha az sayıda kayıt çıkarmaya başladı.

“Respect (You Make Me Feel) A Natural Woman”, “Think” ve “Spanish Harlem” gibi şarkılarıyla tanınan sanatçı, sağlık problemleri sebebiyle 2017 yılında müziği bıraktığını açıkladı.

Sanatçı bugüne kadar 75 milyonun üzerinde albüm satışına imza attı. Franklin’in 20’den fazla şarkısı ise müzik listelerinde ilk sıraya yerleşti.

8 Şubat 2008 yılında, Musicares tarafından “yılın insanı” seçildi. Aretha Franklin, 50. Grammy Ödül töreninde 20. Grammy Ödülü’nü alarak onurlandırıldı.

2018 yılının Ağustos ayında pancreas kanserine yenik düşerek, 76 yaşında hayata veda etti.

Etil Alkol ..

Etanol,
Ethanol,

Ethyl alcohol,
Grain alcohol,
C₂H₅OH
Yoğunluğu, Density: 789 kg/m³ (20°C’de)
Formül, Formula: C2H6O
Kaynama Noktası, Boiling point: 78.37 °C
Mol Ağırlığ, Molar mass: 46.07 g/mol
Erime Noktası, Melting point: -114.1 °C

Saf Etilalkol, Etanol hafif karakteristik kokusu olan, uçucu, yanıcı ve renksiz bir sıvıdır. Alkollü bir maddedir. Alkollü içeceklerde kullanılan başlıca alkol türüdür.

Etanol doğal olarak şekerlerin mayalanması veya makrokimyasal işlemlerle fermantasyon yoluyla üretilir. En yaygın kullanılan bir eğlence ilacı olarak tüketilir. Ayrıca antiseptik ve dezenfektan olarak tıbbi uygulamalarda da kullanılır. Etanol ayrıca temiz yanan bir yakıt kaynağı olarak kullanılır. Sıcaklıkla hacim büyümesi nispeten muntazam olduğundan, hava sıcaklığını ölçen termometrelerde termometre sıvısı olarak kullanılır. Sıvı seviyesinin rahat görülmesi için bir boya maddesi konur. Su, eter ve asetonda her nispette karışır.

Mardin mutfağına özgü iç pilav …

Haşuharuf,
Haşu,

Mardin mutfağına özgü iç pilav.
Haşu da denilen Haşuharuf Mardin’e özgü bir etli pilavdır. Tek başına servis edilebildiği gibi çoğunlukla kaburga dolması iç pilavı olarak kullanılır.

Haşuharuf Tarifi;
Malzemeler
250 gr kemiksiz kuzu eti
1. 5 su bardağı pilavlık pirinç
2 yemek kaşığı zeytinyağı
3 su bardağı su
1 avuç badem, bademlerin üzerine sıcak su döküp kabuklarını soyunuz.
1/2 (yarım) demet maydanoz
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı yenibahar

Yapılışı
Eti pişirilir. Et suyunu salıp çektikten sonra tuz ve su ekleyip etler iyice yumuşayıncaya kadar pişiriniz.
Ayrı bir tencerede pirinci yıkayıp suyunu süzünüz. Pirinci zeytinyağıyla kavurup, tuzunu ve baharatları ekleyin ve iyice kavurun. Sonra etin kalan suyu ile 3 bardak olacak şekilde sıcak su ekleyin. Sonra pirinci pişirin. Kısık ateşte birkaç damla yağla kabukları soyulmuş bademleri kavurun. Üzerine suyu süzülmüş etleri ve ince doğranmış maydanozu ekleyip bir iki tur çevirdikten sonra ocağın altını kapatın. Pilav pişince etli karışımı pilavla karıştırın ve kapağını kapatın. Tenceredeki pilavı bir bezle sarıp, 10 dakika kadar demlenmesi için bekletiniz. Daha sonra pilav karıştırılır ve servis edilir. Afiyet olsun.

Haşu

Buğday …

Hınta,
Buğday,

İng. common wheat,
Osm. hınta,
Arapça buğday, قمح
Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum),
Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.
Buğday, tohumu ekmek yapımında kullanılan bitki ve aynı bitkinin başaktan ayrılmış tanesi.

Buğday, un, yem üretilmesinde kullanılan temel bir besin maddesidir. Kabuğu ayrılabileceği gibi kabuğu ile de öğütülebilir. Buğday aynı zamanda çiftlik hayvanları için bir yem maddesi olarak da yetiştirilmekdedir. Hasattan sonra atık ürün olarak alınan saman hayvanlar için kullanılır. Buğday, dünyada ıslahı yapılmış tek yıllık otsu bir bitki. Karasal iklimi tercih eder. Buğdayın ana vatanı olarak Anadolu, Batı İran ve Kafkasya sayılır.

Sınıflandırmada önce başak özellikleri yani, kılçıklılık, kılçıksızlık, kavuz rengi, dane rengi gibi kriterleri değerlendirilmiştir. Rusya taksonomistleri buğdayları ekotipler ve biyotipler olarak sınıflandırmışlar.

Buğdaylar, Kaplıca grubu, Makarnalık buğdaylar grubu ve Ekmeklik buğdaylar grubu olmak üzere kromozom sayıları ve genom formüllerine göre üç gruba ayrılır.

Ekmeklik buğday (Triticum aestivum)
Doğu buğdayı (Triticum carthlicum)
Topbaş buğday (Triticum compactum) T
Gernik (Triticum dicoccon)
Durum buğdayı (Triticum durum)
Kaplıca buğdayı (Triticum monococcum)
Polonya buğdayı (Triticum polonicum)
Kavuzlu buğday (Triticum spelta)
Turnadili buğday (T. turanicum)
İngiliz buğday (Triticum turgidum)
Meksika buğdayı.

Buğdayların öğütülmesine göre altı tipi vardır.
Sert kırmızı kışlık,
Yumuşak kırmızı kışlık,
Sert kırmızı yazlık,
Yumuşak kırmızı yazlık,
Yumuşak beyaz,
Durum buğdayı,

Buğday ne kadar sert olursa, un o kadar çok protein içerir. Yumuşak, düşük proteinli buğdaylar kek, kurabiye, hamur işi, bisküvi ve şehriyede kullanılır. Sert, yüksek proteinli buğdaylar ise ekmek yapımında kullanılır. Durum buğdayı ise makarna üretiminde kullanılır.

Mardin yöresine özgü, kuzu budu ve bademle yapılan bir yemek…

Dobo,
Kuzu but, badem, sarımsak, yeni bahar ile fırında pişirilen bir yemek.

Mardin, tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yedi kültürün, dillerin ve dinlerin birlikte kardeşçe yaşadığı örnek bir il olan Mardin’in zengin mutfağı da bu kültürlerden etkilenmiştir.

Mardin yemekleri;
Alluciye (ekşili erik yahnisi),
Bırgıl-Şehriyeli bulgur ,
Bello-Mercimekli köfte,
Çorten (Çorba),
Firkiye-Et yemeği,
Gasore(pilav), Göveç-Tava yemeği,
Gırar (Şehriyeli bulgur pilavı),
Haside, Hımmısiye (ekşili nohut yemeği),
İkbebet-İgbebet-Basmavat (Haşlama içli köfte), Kitel Raha (Süryani içli köftesi),
İncasiye (Kurutulmuş et, pekmezli erik tavası),
İrok, Kızarmış içli köfte, İhşane (yarma bulgur pilavı), İmceddere,
Kazan kebabı,
Kaburga dolması, Kıneble,
Kibe (İşkembe dolması),
Keme Kebabı, Kişk Çorbası, Kibbe et yemeği,
Kiliçe(Kliçe, İkliçe) Mardin Çöreği-Hayat Çöreği-Mevlüt Çöreği,
Lebeniye Çorbası- Çoban çorbası, Corten Çorbası,
Malzum, Maldum(Patlıcan kebabı),
Meyir çorbası,
Mumbar-Bumbar dolması,
Nişebulamacı,
Sembüsek (Kapalı Lahmacun),
Yarpızlı köfte,
Frik salatası,
Acı kahve-Mırra,

Tatlılar;
Şilik tatlısı, Zerde, Harire, Zingil, Davk Bi Dips, Kahıyye, Kahiyyat, İsfire, İpsise,
Mardin yemeklerine tarçın, kişniş, mahlep, zencefil, yeni bahar, sumak, pul biber gibi değişik baharatlar ayrı bir tat vermektedir.

Düşmanlık …

Adavet, (Arapça).
Düşmanlık, (İng. hostility).

Husumet, düşmanlık.
Kin. buğz.
Garaz.
Antagonizm,

Düşmanca duygu veya davranış, yağılık, hasımlık, adavet, muhasamat, husumet, antagonizm.
Adavet ve muhabbet, nur ve zulmet gibi zıttırlar. İkisi, mana olarak hakikisinde olarak beraber cem olmazlar. Eğer muhabbet, kendi esbabının rüçhaniyetine göre bir kalbde hakiki bulunsa, o vakit adavet mecazi olur; acımak suretine inkılab eder.
Canlının, engellenme karşısında başka birine karşı kırıcı ya da yok edici duygular beslemesi durumu.

Husumet;
Husumet,

Yazı yazacak yer, okul …

Mektep,
Arapça مکتب‏

Okul,
Mektebe (Arapça: مكتبة)
Mektephane (Farsça: مكتب، مکتبخانه)
Mettap,
Okul, Mekteb,
Arapça, mekteb,
El- küttab,
Kottab, (Arapça, الكتَّاب )
Eski dilde okul,
Mekatib,
School,

Eğitim ve öğrenim görülen yer.
Yazı yazacak yer, okul.
Okuma ve yazmanın öğretildiği yer.
Osmanlılar’da çocuklara temel eğitimin verildiği yer.
Mekteb kelimesi arapça üzerinde birşey yazılan masa anlamında kullanılır.
Orjinal kelime yazmak anlamına gelen ketebe, kelimesinden türetilmiştir.
Eskiden argoda kerhane anlamında kullanılıyordu.

Bir kimseyi kötüleme, yergi …

Zem,
Yergi,

Yerme,
Gıybet,
Satir,
Osm. Hiciv, Hicviye
Ar. Zemm, ذم

Zemmetme,
Kötüleme,
Eski dilde, Bir kimseyi kötüleme, yerme, yergi, zemmetme.
Bir kimseyi, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi, bir göreneği yermek için yazılmış yazı veya söylenmiş söz, hicviye, hiciv, satir.
Birinin veya bir şeyin kusurlu taraflarını acı, batıcı ve alaycı bir dille anlatan yazı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda alınan bir vergi çeşidi …

Cizye,
(Arapça, جزیه )

Gayrimüslim vergisi.
Müslüman olmayan erkek vatandaşlardan alınan vergiye Cizye denir.
Cizye, askere gitmeyen azınlıklardan alınan vergidir.
Müslümanların fethettikleri yerlerde, müslüman olmayanlardan alınan ve devlet teminatı altında bulunmanın karşılığı olan vergi.

Vergi, Haraç;
Osmanlı Devleti’nde alınan Şeri ve Örfi Vergiler adında iki tip vergi vardı.
Osmanlı İmparatorluğu’nda alınan vergiler;
Ağıl, Ağnam (sipahinin arazisine yaptığı ağıl için, ağnam ise koyun ve keçi üzerinden alınan vergilerdir.)
Arus, Aşar,
Avarız, İlk önce savaş daha sonra sel, yangın gibi devletin paraya ihtiyaç duyduğu durumlarda sıkça toplandı.
Bac, Bedl-i, Bennak,
Cizye
Cürm-ü cinayet
Çift resmi
Damga, Deştbani,
Gümrük resmi
Haraç
İhtisab
İspenç
İştira ,
İltizam,
İhtisab
Maktu
Mururiye resmi
Müskirat resmi
Nüzul
Otlak resmi
Öşür (Aşar) vergisi; Osmanlı döneminde köylülerden, ürettikleri tarım ürünleri için %10 oranında alınan vergi.
Rav akçesi
Resm-i bostan
Resm-i dönüm
Ağnam resmi
Resm-i hınzır
Resm-i mücerred
Resm-i sicill
Rusum-e-eflak
Selamet isni
Tapu resmi
Tekalif-i örfiye
Temettü Vergisi
Tuz resmi
Zakat

Osmanlılarda alınanlar vergiler …

Afrika’ da yaşayan bir antilop türü …

Afrika’daki Antilop türleri,

Gnu,
Beisa, Beria,
Develand,
Kaama,
Kob,
Kudu,
Gerenuk, (Zürafa Antilop, Waller Ceylanı),
İmpala,
Nyala,
İnyala (Nyala angasii),
Oribi, Orongo (Çiru),
Puku,
Sitatunga,
Urebi,

Antiloplar (Antilopinae);
Familyası: Boynuzlugiller (Bovidae). Antilopinae alt sınıfının dışında da kullanılan, antilop ismi belli bir cins değildir. Yaşadığı yerler: En çok Afrika ve Güney Asya. Özellikleri: Geviş getiren, halkalı boynuzlu, zarif vücutlu, iyi koşucu hayvanlar. Ömrü: 10-12 sene.

Çeşitleri:
Keseli, kara, su, orman antilopları, ceylan ve impalalar meşhurlarıdır.

Çift tırnaklı, geviş getiren, zarif ve süratli hayvanların meydana getirdiği bir alt familya (Antilopinae). Boynuzları halkalı, çoğunlukla yukarı ve geriye doğru kıvrıktır. Burun delikleri dışında suratları kıllarla kaplı, orta veya küçük bedenlidirler. Ağır bir misk kokusu yayan, güçlü göz salgı bezlerine sahiptirler. Genellikle Afrika ve Güney Asya’nın çöl, ova ve ormanlarında yaşarlar. Pekçok türü vardır. Büyüklükleri yaban tavşanından öküz büyüklüğüne kadar değişir. Boynuzlarının büyüklüğü de cinslere göre farklıdır. Yalnız ve çekingen yaşayanları olduğu gibi, çoğunluğu sürüler halinde yaşarlar. Tehlike anında kaçarlar, fakat uzun süre koşamazlar. Ot, kök, yaprak ve bodur bitkileri yiyerek beslenirler. Su ihtiyaçlarını, yedikleri nemli bitkilerden sağladıklarından pek nadir su içerler. Erkekleri boynuz tokuşturmayı sever. Dişileri yılda bir yavru doğurur. Yavru doğar doğmaz annesini takip etmeye başlar.

Antilopun en çok bilinen türleri, Amerika antilopu, Develand, Cüce antilop, Dört boynuzlu antilop, Kudu, Gnu, Orongo (Çiru), Ceylan, İran Ceylanı, Hint Ceylanı ve İmpaladır.
Antilop

Fovist ve dışa vurumcu ögelerin egemen olduğu yapıtlarıyla tanınmış ressamımız …

Fikret Mualla,
Fikret Mualla Saygı,

D. 1903 Kadıköy, İstanbul –
Ö. 20 Temmuz 1967, Reillanne, Fransa,
Fovist ve dışa vurumcu ögelerin egemen olduğu yapıtlarıyla tanınmış ressamımız.

Çalışmalarını, kahveler, sirkler ve sokaklar gibi Paris yaşamının ayrıntıları oluşturmuştur. Yaşamın gerçeklerini büyük bir içtenlikle renge ve biçime aktarmış, içinde yaşadığı bohem çevrenin insanını konu etmiş, Ekspresyonizm ve Fauvism’den gelen etkileri yansıtmıştır.

Fikret Mualla,
1903 yılında İstanbul Kadıköy’de doğdu. Saint Joseph Fransız Okulu’nda ve Galatasaray Lisesi’nde okudu. 12 yaşında sağ ayağından sakat kaldı. Annesi genç yaşta öldü. Babası Mühendislik eğitimi için İsviçre, Zürih’e gönderdi. Sonradan Almanya’nın Berlin kentine yerleşti.

Fikret Mualla hayatının yirmi altı yılını Fransa’da yaşadı. Başarılı resimlemeler, moda çizimleri ve gravürler yaptı, desenleri dönemin önemli Alman dergilerinde yayınlandı.
1928 yılında alkol nedeniyle bir süre hastanede tedavi gördü. 1936 yılında yeniden hastaneye yatırıldı ve bir yıl boyunca yeniden hastanede kaldı.

Ressam Hale Asaf’a karşılıksız olarak aşık olan Mualla, tedavisi için iki ay hastanede yattı. 1954 yılında, Fikret Mualla ilk sergisini Paris’te açtı. Pablo Picasso da dahil olmak üzere birçok tanınmış sanatçıyla arkadaş oldu. 1939 yılından beri sanatçı olarak Paris’te yaşadı ve çalıştı.

Resimlerinin sürekli müşterisi olan Madame Anglés ile tanıştı. Fikret Mualla’yı koruması altına alan Madame Anglés, 1962 yılında felç geçirdiğinde hastaneye kaldırılarak bakım görmesini sağladı. Daha sonra sanatçıyı Nice şehrinde Reillane kasabasındaki evine yerleştirdi ve bütün giderlerini karşıladı. Fikret Mualla ömrünün sonuna dek felçten muzdarip kaldı. 20 Temmuz 1967 yılında hayatını kaybetti. Ölümünden yedi yıl sonra 1974 yılında Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün ilgilenmesiyle kemikleri Türkiye’ye getirildi ve Karacaahmet Mezarlığı’na gömüldü.

Mozart’ın bir operası …

Idomeneo,
Mozart’ın bir operası,

Mozart,
Wolfgang Amadeus Mozart,
(1756, Salzburg, Avusturya – 1791, Viyana, Avusturya),
En saygın ve etkin Besteci
Mozart 35 yıllık ömrüne 626 eser sığdırmıştır.
Müzik tarihinin en büyük dehalarından birisidir.
Mozart, böbrek yetmezliğinden 5 Aralık 1791 tarihinde öldü. Mezarının üzerine herhangi bir yazı yazılmadığı için nereye gömülü olduğu bilinmemektedir.

Mozartın Eserleri;
Operaları:

Apollo et Hyacinthus (1767),
Bastien ve Bastienne (1768),
La Finta Semplice (1768),
Mitridate (1770),
Ascanio in Alba (1771),
İl Signo di Scipione” (1772),
Lucia Silla (1772),
La Finta Giardiniera (1775),
İl re Pastore (1775),
Zaide (1780),
İdomeneo (1781),
Saraydan Kız Kaçırma (1782),
Loca de Cairo ve La Sposo Delluso (1783),
Tiyatro Müdürü (1786),
Figaronun Düğünü (1786),
Don Juan (1787),
Cosi Fan Tutte (1790),
Sihirli Flüt (1791),
Titus (1791).
Mozart’ın 41 senfonisi, 27 piyano, 5 keman, 2 flüt, 4 korno, 1 klarinet konçertosu, 20 piyano sonatı vardır.

Türk adını müzikte en çok duyuran besteci Mozart olup 1785 yılında yazdığı Türk Marşı, 1780 yılında yazdığı Zaide ve 1782 yılında yazdığı Saraydan Kız Kaçırma operası en ünlü eserleridir.

Babası saray bestecisi Leopold Mozart, Wolfgang ‘ın müzik eğitimine büyük önem vermiş. Çocukluğundan beri hep müzikle büyüyen Mozart, 3 yaşında piyano çalmaya ve 5 yaşında beste yapmaya başladı. Henüz 5 yaşında iken klavsen için iki kısa parçayı besteleyerek müzik tarihine geçmiş. Linz şehrinde 1 Ekim 1762 tarihinde halk önünde ilk konserini vermiştir. Tanrı vergisi bir yetenek olan Mozart, 27 Kasım 1769 tarihinde başpiskoposluk Saray Orkestrası baş kemancılığına getirildiğinde henüz 12 yaşındaydı.

Mozart 1762 yılında keman çalmaya başlamıştı. 1763 yılından 1766 yılına kadar Avrupa ‘da Münih, Augsburg, Frankfurt, Cologn, Londra ve Paris şehirlerinde tanıtım için çaldı. 1769 yılında Mozart’ın dehası herkes tarafından kabul ediliyordu. Mozart 1778 yılında Paris’te sahne aldı. 1777 yılında Mannheim’da bulunduğu sırada 18 yaşındaki Aloysia Weber’e aşık oldu. 1781 yılında Viyana’ya yerleşen Mozart Weber ailesinin ortanca kızı Constanze’ye aşık olur ve evlenir. Weber ailesi Bohem tarzı yaşamaktadır. Bu evlilikten 6 çocukları olmasına rağmen, sadece 2 tanesi yaşadı. Constanze de aynı Mozart gibi elinde para tutamaz. Evliliğinin ardından Mozart verimli bir döneme girer.

Her türde şaheser eserler verir. Le Nozze di Figaro (1786), Don Giovanni(1787) ve Cosi fan tutte (1790) operalarını besteler. Bu dönemde iyi gelir elde etmesine rağmen parayı elinde tutmayı bilemez. 9 yılda 11 kez ev değiştirir. Ayrıca mason olur. Bu dönemde The Magic Flute operasını besteler.

Mozart, 1784 yılında Viyana Mason locasına katılmıştı. Aktif bir üyeydi, son tamamladığı eseri Sihirli Flüt dahil, Masonik temaları olan birçok eser bestelemişti. Mesela, Mason törenlerinde büyük anlam taşıyan 18 rakamını, operalarında kullanmış. Mason olduğu için masonlar tarafından zehirlenmiş olduğu söylenir. 1791 yılında Berlin gazetesi, Mozart’ın ölümünden sonra cesedinin şişmiş olması, zehirlendiği yolunda kuşkular doğurdu diye yazmıştı.

Mozart’ın mezarı kaybolmuş. O zamanlar hijyenik kurallar nedeniyle ölen kişi kireçlendikten sonra mezarlığa götürülüyor. Ölüsü, fakirlere mahsus ortak bir çukura konur. O dönemde Viyana’nın orta sınıfı için geçerli olan örf ve adetlere uygun olarak, Mozart’ın naaşı herhangi bir mezar taşı konulmadan ortak bir mezara gömülür.

Türk Marşı
Idomeneo

1 2 3 4 75