İsrail’de ortaklaşa kullanılan yerleşim bölgesi. ..

Kibbutz,
İbranice topluluk, birlikte anlamındadır.

İsrail’de ortaklaşa kullanılan yerleşim bölgesi.

Topluluk,
Cemaat, Camis,
Cemiyet,
Arapça Topluluk, جماعت,
Communal.
Collective,
Kibbutzim İsrail devletinin kuruluşunda önemli rol oynamıştır. Ortaklaşa toplum hareketlerinden birisidir. İsrail’e özgün bir yapılanmadır. Sosyalizm ve Siyonizmi bir araya getirir. İlk kibbutz 1909 yılında kurulmuştur. İsrail’in nüfusunun %3’ü kibbutz olarak yerleşmiştir. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde bizdeki köy enstitüleri gibi bir uygulamadır.

Başlangıçta sadece tarım alanında uygulan bu düzen endüstrinin gelişmesine parelel olarak sanayi, tarım ve fabrikaları da kapsamış.

Kibbutz, esasen tüm üyelerin genel olarak birlikte hareket etmesinden meydana gelir. Haftada bir kez toplanır ve kibbutz hayatının esas konularında karar verirler. Sekreteri, diğer resmi görevlileri ve fabrika yöneticilerini seçerler. Her çeşit konuda, ekonomik, mali, kültürel, iskan, sağlık gibi çeşitli komitelerin üyelerinin oylarıyla genel meclis karar verir.

Kibbutz ilke olarak çocukların yetiştirilmesini ve eğitilmesini ortaklaşa yapar. Çocukların çoğu eğitilmiş bakıcıların nezaretinde çocuk yuvalarında yaşarlar. Yaşı ilerledikçe gelişen gruplar içerisinde büyür ve demokratik ilkelere göre kendilerini teşkilatlandırırlar. İlkokul eğitimi her kibbutzda sağlanır. Orta dereceli okul için ise bir kaç kibbutzun bir araya gelerek oluşturduğu okullarca verilir. Çocuklar 18 yaşına kadar 12 yıllık kesintisiz eğitime tabi tutulurlar.

Kibbutz, bütün değerlerin toplu mülkiyet altında bulunmasıdır. Çalışmanın toplu olarak örgütlendiği ve çocukların bakımında beraber olmak üzere hayat şartlarının büyük bir bölümünün toplu olarak düzenendiği zirai bir köydür.

“Guguk Kuşu”, “Amadaus”, “Hair” gibi filmleriyle tanınan ve geçenlerde 86 yaşında ölen Çek sinema yönetmeni …

Milos Forman,
(Jan Tomas Forman),

(18 Şubat 1932 – 13 Nisan 2018)

1968 yılına kadar eski Çekoslovakya’da yaşamış ve çalışmış.
Çekoslovak göçmeni, Amerikalı yönetmen, senarist, oyuncu ve profesördür.
Milos Forman Guguk Kuşu filmi ile 1975 yılında Oscar ödülünü kazanmıştır. Milos Forman, 1975 yılında Amerikan vatandaşlığına geçmiştir.

18.02.1932 yılında Caslav’ da doğdu. Babası yahudi, annesi Protetan olup ikisi de nazi toplama kampında öldürüldü. Akrabaları tarafından büyütüldü. 1951-1956 yılları arasında Prag’daki Müzik ve Dramatik Sanatlar Akademisi ile Film Akademisinde (FAMU) eğitim gördü. Mezuniyetinden sonra senorya yazmaya başladı. 1968 yılında Fransa’da Paris’te kaldı. 1969 yılında arkadaşları ile ABD’ye göçtü. Burada filmlerini çekti.

1984 yılında Peter Schaeffer’in Amadem adlı sahne yapıtını sinemaya uyarladı. Columbia Üniversitesi sinema bölümünde öğretim üyeliği görevini de yapıyordu.

13 Nisan 2018 tarihinde 86 yaşında hayatını kaybetti.

Milos Forman’ın Filmleri;
Cerny Petr-Maça Ası (Cerny Petr, 1963)
Loves of a Blonde-Bir Sarışının Aşkları (Lasky jedne plavovlasky, 1966)
The Firemen’s Ball-Koşun İtfaiyeciler (Hori, ma panenko, 1968)
Taking Off-Kalkış(1971), Bodil, En İyi Amerikan Filmi Ödülü
Chinatown (1974)
One Flew Over the Cuckoo’s Nest-Guguk Kuşu (1974) Oscar, 1975
Hair-Bırak Güneş İçeri Girsin (1979)
Ragtime-Bir Zamanlar (1981)
Amadeus-Amadeus (1984) Altın Küre
Valmont -Valmont(1989)
The People vs. Larry Flynt-Skandalın Adı Larry Flynt (1996) Altın küre ödülü.
Man on the Moon-Aydaki Adam (1999)
Goya’s Ghosts- Goya’nın Hayaletleri (2006)

“Selam” anlamında Latince sözlük ..

Ave,
Selam,

Salut
İng. To salute.
Hello,
Arapça, selam, .مرحبا
Rusça, привет
Yunanca, γεια
Hintçe, हाय
Etiopya, ሠላም
Merhaba,
Barış, rahatlık.
Sonu iyi ve hayırlı çıkma.
Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine söz ve işaretle bir nezaket gösterisi yapma, esenleme, merhaba.
Ayıplardan, afetten salim oluş.
Selamet, emniyet.
Sulh.
Asayiş.
Bütün korktuklarından emin olma.
Selamün aleyküm,

Türkiye’nin öncü seramik sanatçılarından biri olan ve duvar panelleri ile tanınan kadın seramik sanatçısı …

Füreya Koral,
(1910-1997),
Seramik Sanatçısı,

İlk Türk profesyonel kadın seramik sanatçısı.
Özgün tekniğiyle seramik sanatına önemli katkılarda bulunmuştur.


Füreya Koral İstanbul’da doğdu. 1927 yılında Notre Dame de Sion Kız Lisesinden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde okudu. Dönemin ünlü Macar keman virtüözü, Charles Berger’den özel keman dersleri aldı. 1940-1944 yılları arasında çeviriler yaptı. Sanatçı bir aileden gelir. Teyzesi, Aliye Berger gravür sanatçısıdır. Dayısı yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı ve babası tanınmış fotoğraf sanatçısı Şakir Paşadır.

Evliliği esnasında yakalandığı tüberküloz tedavisi için İsviçre Leysen’e gitti. Sanatoryumda tedavi görürken seramik üzerine çalışmaya başladı. 1947 yılında başladığı çalışmalarına ait seramik ve taşbaşkı sergisini 1951 yılında Paris’te açtı. Özellikle duvar dekorasyonu, pano ve şömine üstüne çalışmalar yaptı.

Ankara’daki bir otel için büyük bir pano yaptı. Yine Ankara’da Ulus Çarşısı’na, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’na, Ziraat Bankası’na ve İstanbul Divan Oteli’ne yaptığı panolar önemli eserleridir.

Füreya Koral, 26 Ağustos 1997 yılında 87 yaşında İstanbul’da öldü.

Aldığı ödüller;
1955 yılında Cannes Milletlerarası Sergisinde gümüş madalya,
1962 yılında Prag Milletlerarası Sergisinde altın madalya kazandı.
1967 yılında İstanbul’da Milletlerarası Seramik Sergisinde gümüş madalya aldı.
1981 yılında Kültür Bakanlığı ödülü,
1986 yılında Sedat Simavi Vakfı Plastik Sanatlar Ödülü,
Washington Smithsonian Enstitüsü’nden ödül
Fransa’daki Vallauriş bienalinden onur diploması.

Ayrıca yazar Ayşe Kulin de Füreya Koral’ın hayatını anlatan “Füreya” adlı bir roman yazmıştır.

Mayhoş ve kokulu bir elma cinsi …

Renet,
Mayhoş ve kokulu elma.

Açık yeşil renkli, mayhoş ve kokulu bir elma cinsi. Mayhoş ve kokulu bir elma cinsi.

Elma (Malus domestica),
Gülgiller(Rosaceae) familyasından kültürü yapılan bir meyve türüdür. Eski Türkçe’de alma diye bilinen adının, meyvenin rengi olan Kırmızı-Al’dan geldiği bilinmektedir. Doğu Asya, Orta Asya, Batı Asya-Avrupa ve Kuzey Amerika bölgesinde doğal olarak yetişir.

Besin değeri çok yüksek olan bir meyvesi vardır. Tarih boyunca kültür çalışmalarıyla 1000 farklı elma çeşidi üretildiği tahmin edilmektedir. (Kazakistan’nın doğusu) dolaylarında ortaya çıktığı sanılmaktadır.

Renet, açık yeşil renkli, mayhoş ve kokulu bir elma cinsidir. Amasya, Antalya, Yalova başta olmak üzere ülkemizin her tarafında yetiştirilebilir. Mayhoş ile ekşi arasında tadı vardır.
Renet’in esas rengi kırmızı olup basık ve geniş şekillidir. Yeşil iken toplanan elmalar daha mayhoş olur.

Elma çeşitleri;
Amasya,
Alyanak (Elbistan’ da en büyük ve en ağır elma), Amasya, Arapkızı,
Ak elması,(Yazlık), Anna,
Badik,
Çadır, Çakıldaklı, Çıngıldaklı,
Demir elması: (Kışlık çeşittir. Meyvesi mayhoş, irice, yuvarlak koniktir.),
Elstar
Ferik, Fuji,
Gala, (Güzlük)
Golden(Kışlık çeşittir, meyvesi orta iri, yuvarlak koniktir),
Hasan,
Hüryemez (Kışlık çeşittir. Meyvesi çok iri, basıktır.),
Jonathan (İri, silindirik ya da konik biçimdedir.),
Kalvil (Sarı renkli),
Mehrani,
Niğde,
Osmanbey (Yeşil kabuklu, ekşi),
Pamuk, Pink Lady
Renet (Kanada),
Starking(Kışlık çeşittir. Meyvesi iri, yuvarlak konik, dilimli,sarı üzerine kırmızı, seyrek noktalı ve parlaktır.),
Scarlet Spur, Summer Red,
Topaz,
Vista Bella,

https://www.bulmacabil.com/2009/10/elma-cinsi.html

Turhan Selçuk’ un yarattığı ünlü çizgi roman kahramanı …

Abdülcanbaz,
Çizgi roman kahramanı.

Turhan Selçuk’ un yarattığı ünlü çizgi roman kahramanı.
1957 yılında Turhan Selçuk tarafından Milliyet gazetesi için çizilmeye başlanan çizgi roman ve çizgi romanın baş kahramanıdır.
O yıllarda Milliyet gazetesinde yarım sayfalık yabancı bir çizgiroman vardır. Abdi İpekçi, Turhan Selçuk’tan israrla bu çizgi romanın yerlisini ister. Turhan Selçuk, mizah yazarı Aziz Nesin’den yardım ister. Aziz Nesin, hilekar ve düzenbaz bir turist rehberi tipi yaratır. Bu üçkâğıtçı adama “Abdülcanbaz” adını takar. Birinci öykünün yayını bitince, Aziz Nesin diziye devam etmek istemez.

Turhan Selçuk, bunun üzerine Rıfat Ilgaz’dan yardım ister. Bir süre sonra Rıfat Ilgaz’dan gelen senaryolar da aksamaya başlayınca, Turhan Selçuk, diziyi kendisi yazmaya başlar. Bu, düzenbaz Abdülcanbaz tipinin değişmesine, yeniden yaratılmasına neden olur. Abdülcanbaz, düzenin düzensizliğine ve bu ortamdan doğan ahlaksız, namussuz, utanmaz, arlanmaz tiplere karşı savaşan bir semboldür artık.

Abdülcanbaz, yaratıldığı tarihsel dönemden de çıkarılır. Artık hikaye, Osmanlı döneminde, Kurtuluş Savaşı’nda, uzayda, Eski Mısır’da geçebilir.

Abdülcanbaz, uzun yıllar Milliyet, Cumhuriyet, Akşam ve Yeni İstanbul gazetelerinde yer aldı. Yetmişli yıllarda Mehmet Benli, seksenli yıllarda da Milliyet Yayıncılık tarafından albüm olarak yayınlandı. Turhan Selçuk, 1987 yılında Abdülcanbaz’ı emekli etti. Ancak 1994 yılında, ısrarlar sonucu tekrar çizmeye başladı.

Abdülcanbaz karakterleri;
Abdülcanbaz, Karanfil Hoca, Tarzan, Fettah, Fayrabi, Gözlüklü Sami Bey, Sürmegöz İhsan Bey.

Bir tür pamuklu bez …

Pazen,
Hasse,


Divitin,
Patiska (Fransızca pathétique).
Pamuklu bez,

İtalyanca pamuk, Bambax kelimesinden türetilmiş bambasin sözcüğünden basin kelimesi Pazen’e dönüşmüştür. Pazen, içi havlı, dışı perdahlı pamuktan dokunmuş kumaştır. Hafif gramajlı, iç çamaşırı ve işleme yapmak için kullanılan bir kumaş türüdür. Hasse adıyla da bilinen Pazen, Fransızca basin sözcüğünden gelir. Uygulanan apre türüne göre yumuşak ya da diri tutumlu olabilir.

Divitin, içi perdahlı dışı havlı pamuklu kumaş. Divitin Fransızca duvet (kuştüyü) anlamına gelen kelimeden türetilmiştir. Bir yüzünde çözgü, öteki yüzünde atkı iplikleri kullanılan kadife görünümlü kumaş divitindir.

Pazen ve Divitin kumaşlar aynıdır. Bu iki kumaş temelde aynı kumaşlar olmakla birlikte, pazen daha seyrek dokunmuşken,divitin daha sık dokunmuş tok bir kumaştır

Divitinde atkı ipliği, çözgü ipliğine göre bir numara daha kalın ve daha az bükümlüdür. Atkı ipliğinin az bükümlü olması tüylendirme sırasında kumaşa kadife görünümü sağlar.

Fransız okyanus bilimci, deniz subayı ve sinema yönetmeni …

Kaptan Cousteau,
Jacques-Yves Cousteau

(1910 – 1997),
Fransız okyanus bilimci.
Fransız okyanus uzmanı, deniz subayı ve sinema yönetmeni.

Kaptan Cousteau 11 Haziran 1910 yılında Fransa’da Saint-André-de-Cubzac’da doğdu. 1937 ve 1991 yılların iki evlilik yapmıştır. Philippe, Jean-Michel, Pierre-Yves, Diane ve Jacques beş çocuk sahibi olmuştur. Jacques-Yves Cousteau 25 Haziran 1997 yılında Paris’te vefat etti.

II.Dünya savaşı yıllarında 1943 yılında Émile Gagnan ile birlikte modern otonom dalgıç giysisi olan dalgıçların uzun süre su altında kalmasını sağlayan bir soluma cihazını, Scuba (self-contained underwater breathing apparatus) icat etti.

Okyanuslarda yaşamla ilgili çok sayıda muhteşem film ve televizyon dizileri çekti. 1949 yılında ordudan ayrılıp Fransız Oşinografik Seferleri’ni kurdu. Ünlü gemisi Calypso’yu satın alıp dünyanın en ilgi çekici denizlerini ve ırmaklarını gezdi. Bu gezileri sırasında birçok filme imza attı. Louis Malle ile 1956 yılında çektiği Le Monde du silence-Sessiz Dünya filmi Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye ödülüne layık görüldü.1979 yılında, Calypso ile Portekiz’e doğru bir sefer esnasında büyük oğlu Philippe bir kaza sonucu hayatını kaybetti.

İsviçreli bilim adamı Auguste Piccard ile birlikte büyük derinliklere inebilen “batiskaf” adındaki yüzer sualtı aracı üzerinde çalıştı ve geliştirdi. Bu türden sualtı istasyonlarında uzun süre yaşayan insanların uyum sorunları ile ilgili araştırmalar yaptı.

Cousteau, 1950 yılında Calypso adlı araştırma gemisiyle sualtında televizyon kullanımına ilişkin yeni bir yöntem buldu. Cousteau’nun bu çalışmaları sualtı fotoğrafçılığının gelişmesine öncülük etti.

Eserleri;
Okyanus Dünyası,
Sessiz Dünya,

Bir yeri istila eden, yönetimi altına alan …

Müstevli,
İstilacı,

Eski dilde, Osmanlı döneminde müstevli,
(Arapça Müstevl, مستولی)
İng. the invaders,
İstilacı,
İstila eden, ele geçiren idaresi altına alan.
Yayılmacı,
Emperyalist.
Bir yeri istila eden, yönetimi altına alan …
Bir yeri istila eden, yönetimi altına alan kimse, devlet, ordu vb.
Bir yeri istila eden, yönetimi altına alan (kimse, devlet, ordu vb.)
Yayılma, kaplama, sarma, bürüme.
İstila etmek.

Müstevli ayrıca Salgın anlamındadır.

“Uçu”, “Lanetliler”, “Kızıl Kale” ve “İncir Ağacının Ölümü” adlı öyküleriyle tanınmış, feminist bir yazarımız …

Erendiz Atasü,
Deneme, roman, öykü yazarı.

Feminist yazar.
1947’de Ankara’da doğdu.
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli isimlerinden birisidir.

1968 yılında Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitirdi. Aynı fakültede uzun yıllar öğretim üyesi olarak çalıştı ve 1977 yılında Farmakognozi profesörlüğünden emekli oldu.
Eserlerini feminist bilinçle yazdı. Öyküleri 1981 yılından bu yana, çeşitli dergi ve gazetelerde gazetelerde yayımlanmıştır.

Kimi öyküleri başka dillere çevrilmiş, İngiltere, ABD, Fransa, Almanya, Hollanda, İsviçre, İtalya, Çek Cumhuriyeti ve Hırvatistan’da yayımlanmıştır. Yazarın eserleri aşağıda gösterilmiştir. Kitaplarının bir kısmı ödüle layık görülmüş ve aldığı ödüller şunlardır.

Ödülleri:
Akademi Kitabevi Öykü Birincilik Ödülü(1982), Kadınlar da Vardır
Orhan Kemal Roman Ödülü(1996), Dağın Öteki Yüzü
Yunus Nadi Öykü Ödülü(1997), Taş Üstüne Gül Oyması
Haldun Taner Öykü Ödülü(1998), Taş Üstüne Gül Oyması
Dünya Kitap Yılın Telif Kitabı Ödülü(02010), Hayatın En Mutlu An’ı
Yunus Nadi Öykü Ödülü(2010), Hayatın En Mutlu An’ı
Türkan Saylan Sanat Ödülü(2015), Kızıl Kale

Yeniyüzyıl Üniversitesi tarafından mayıs 2012 yılında düzenlenen “2. Kadın Yazarlar” sempozyumu Erendiz Atasü’nün eserlerine ayrılmıştır.

Yapıtları;
Roman;
Dağın Öteki Yüzü (roman,1995), (İngilizceye çevrilmiş)
Gençliğin O Yakıcı Mevsimi (roman 1999),
Bir Yaşdönümü Rüyası (roman 2002), (Yunanca’ya çevrilmiş)
Açıkoturumlar Çağı (roman 2006),
Baharat Ülkesinin Hazin Tarihi (roman 2016)
Güneş Saygılı’nın Gerçek Yaşamı (roman 2011),
Dün ve Ferda (roman 2013),

Öykü;
İncir Ağacının Ölümü (öykü 2008),
Hayatın En Güzel Anı (öykü 2010),
Kadınlar da Vardır (öykü, 1983),
Lanetliler (öykü, 1985), (Almancaya çevrilmiş)
Kızıl Kale (öykü 2015),
Dullara Yas Yakışır (öykü, 1988),
Onunla Güzeldim (öykü 1990),
Taş Üstüne Gül Oyması (öykü, 1997),
Uçu (öykü 1998),

Deneme;
Benim Yazarlarım (deneme 2000),
Kadınlığım, Yazarlığım, Yurdum (deneme 2001),
İmgelerin İzi (deneme 2003),
Kavram ve Slogan (deneme 2004),
Saldırganı Hoş Tutmak(deneme 2015),
Düşünce Sefaletinin Kıskacında (deneme 2008),
Yıllar Geçerken Hayat ve Roman (deneme 2013),
Beden ve Bilinç Arasındaki Uzaklık (deneme 2009),

Tokat ilinin bir ilçesi …

Niksar,
Caberia,

Neocaesarea,
Diospolis,
Sebaste

Tokat’ın ilçeleri;
Tokat (merkez)
Almus, Artova, Başçiftlik,
Erbaa, Niksar, Pazar,
Reşadiye, Sulusaray, Turhal,
Yeşilyurt, Zile

Niksar;
Orta Karadeniz Bölümünün iç kesiminde yer alır. Niksar 1891 yılında belediye olmuştur. Romalılar döneminde Diospolis, Sebaste isimleriyle anılmıştır. Pontus Krallığı döneminde Caberia adıyla anılan şehir Danişmendli Devleti’nin başkenti olmuştur. MÖ 72 yıllarında Romalılarla Pontuslular arasındaki savaştan sonra şehir Romalıların eline geçmiştir. Romalılar, şehre Neocaesarea, Kayser’in yeni şehri adını vermiş. Adı, Neocaesarea’dan Niksar olarak türemiş.

Niksar, 1175 yılında II. Kılıçaslan zamanında Selçuklu topraklarına katılmış. Moğol istilası ile 1341 yılında önce Eretna Devleti’nin sonra Tacettinoğulları Beyliği’nin hakimiyetine girmiş.

Yıldırım Beyazıt’ın oğul Süleyman Çelebi 1398 yılında Niksar’ı Osmanlı topraklarına katmıştır. Osmanlıların son yıllarında Tokat Sancağı’na bağlı bir kaza merkezi olarak var olmuş.

Tarihi eserleri;
Ulu Cami, Niksar Kalesi, Taşmektep, Melikgazi Türbesi, Cikrikci Baba Türbesi, Talazan Köprüsü, Kırkkızlar Kümbeti, Leylekli(Yılanlı) Köprü, Akyapı Kümbeti, Kolag Kümbeti, Çöreğibüyük Cami, Yağıbasan Medresesi.

Niksar’ın rakımı ortalama 350 m. dir. Dağları Canik Dağları ve Dönek Dağıdır. Niksar Ovası ve Çamiçi Yaylası ile ünlüdür. Niksar topraklarını Kelkit Çayı sular. Niksar’ın kuzeyindeki ormanlarda ladin, kayın, gürgen ve çam ağaçları ve sansar, tavşan, kurt, tilki, vaşak, ayı ve domuz gibi hayvanlar yaşar. Kavak ağacı yetiştiriciliği yapılan Niksar’ın kışları genellikle ılık ve yağışlı, yazları sıcak geçer.

İlçede buğday, arpa ve mısır yetiştirilir. Bunun yanında şekerpancarı, tütün, ayçiçeği, patates ve mahlep gibi sanayiye hammadde olan ürünlerde üretilmektedir. Üzüm, elma, kiraz, şeftali ve ceviz yetiştirilir. Niksar’ın cevizi meşhur olup ilçe ekonomisine büyük bir katkı sağlar.

Anadolunun önemli yerleşim yeri olan Niksar’ın önemli lezzetleri Aşevi ya da Aşgana denilen mutfaklarda pişirilir. Son derece zengin bir mutfağa sahip olan yörenin yemekleri;

Aşlık çorbası,
Bacaklı Çorba,


Baklalı Yaprak Dolması,
Bişi,
Cevizli Çörek, Cızlak,
Cevizli Bat,
Çarşaf Böreği, Çökelikli Katmer,
Dut Pekmezi,
Gendirme Toygası,
Helle Çorbası,
Kabak Kabuğu Kavurması,
Katıklı Düğün Çorbası,
Kalburabastı, Kuşburnu Reçeli,
Fasulyeli Bulgur Pilavı,
Keşkek,
Leylek Giliği,
Madımak, Muhacir Böreği,
Pancar, Pehli,
Tokat Kebabı, Tarhana, Toyga çorbası, Tutmaç Çorbası.
Yaprak Sarması, Yavan dolması,
Yufka Böreği ve Yufka Tatlısı,
Zoğallı ve Erikli Çorba.

Meksika’ya özgü acı bir biber cinsi…

Jalapeno,
Jalapeno Biberi,

(Jalapeno pepper, Halapeno okunur).
Acıların en acısı olarak bilinse de acı etkisi çok uzun sürmediğinden yiyene tatlı ve geçici bir keyif veren bir Meksika biberidir. Gelip geçici bir acısının olması sayesinde de yiyenlerin genelde üst üste yuvarladığı bir biber türüdür. İştah açıcıdır. Jalapenoların Scoville değeri 2,500 ve 10,000 arasında değişmektedir.

Teksas’ın Loredo şehrinde düzenlenen ve Washington’s Birthday Celebration (Washington’ın Doğum Günü Kutlamaları) kapsamında düzenlenen Jalapeno Festivalinde, Amerika’nın en iyi gurme festivalleri arasında ilk onda yer almaktadır.

Jalapeno’ nun anavatanı olan Meksika’ da cuaresmeno, huachinango, ve chiles gordo gibi farklı isimlerle de anılabilen bu biberler; Xalapa şehri Veracruz kasabasında yetiştirilmektedir. Zaten Jalapeno’nun da ismini Veracruz’ dan aldığı söylenir. Meksika’ da Veracruz’ un dışında Jalisco, Nayarit, Sonora, Sinaloa ve Chiapas’ ta bulabilirsiniz.

Türkiye’ye de tohumları getirilip yetiştirilen bu biberin acısının hemen ağızda yok olma özelliği, acı yiyemeyenlerin bile bu bibere dayanabilmesini sağlamaktadır. Bu nedenle jalapenoyu, bu zevkten mahrum kalmamaları açısından, acı yiyemeyenlere özellikle tavsiye ediyoruz.

Acı kırmızı biberin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, özellikle kanser hücrelerini yok eden özelliği, İngiltere’ de yapılan bir araştırmayla bir kez daha doğrulanmıştır. Nottingham Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, jalapeno biberinin (Meksika acı kırmızı biberi) içinde bulunan “kapsaisin” maddesinin, hücrelerin enerji üreten ısı odası mitokondriye saldırarak, kanser hücrelerinin ölümünü tetiklediği belirlendi.

Pierre Loti’ nin bir romanı…

Aziyade,
Pierre Loti,

Aziyade, Pierre Loti’ nin uğruna roman döktürdüğü bir kadın. Dünya klasiklerinin çizgi romanları arasında Aziyade de yerini aldı. Pierre Loti onu Selanik’te tanımış, İstanbul’da bulmuş ve saklı saklı buluşmaya başlamıştı. Kadının gerçek adı Hatice’ydi, yeşil gözlü bir Çerkez güzeliydi ve bir adamın üçüncü eşiydi. Kimileri Aziyade’nin gerçek olmadığını söyler. Bunlara göre; eşcinselliğiyle meşhur yazar, İstanbul’da yaşadığı kaçamakları maskelemek amacıyla sevgilisini sanki kadınmış gibi göstermiş ve ona Aziyade adını yakıştırmıştır.

Pierre Loti, (1850-1923),
Rochefort’ta doğmuş, ünlü bir Fransız roman yazarıdır. Denizci bir aileden gelen Pierre, çocukluğunda Latince, Yunanca ve İngilizce dillerini öğrenmiş ve 1865’de Deniz Akademisi’ni bitirmiştir. Gerçek adı Louis Marie Julien Viaud olan yazara, 1867yılındaki Okyanusya seferi sırasında,Tahiti’li yerliler tarafından Pierre Loti adı verilmiştir. Büyük Okyanus’ta yetişen bir çiçeğin adı olan Loti, gül anlamına gelir. Bütün dünyayı dolaşırken bir tesadüf eseri Türkiye’ye yolu düşen Pierre Loti, Eyüp sırtlarındaki tarihi kahveyi, yine o ilk geldiği 1876’lı yıllarda keşfetmiş, nargile içip insanlarla sohbet etmiştir. Modern turizm çağındaki eski turistik yerlerden biri sayılan kahve, 19. yüzyılın sonlarına kadar Rabia Kadın Kahvesi olarak tanınmıştır.

Felsefede, dünyayı daha akılcı bir biçimde ve sonsuz bir ideale göre düzenleyen ikincil bir tanrı …

Demiurgos,
Demiurge,

Eflatun felsefesine göre, evrenin yaratıcısı olan güç, Tanrı.
Kimi felsefelere göre, asıl Tanrı’dan başka bir yaratıcı, ikinci tanrı.
Felsefede, dünyayı daha akılcı bir biçimde ve sonsuz bir ideale göre düzenleyen ikincil bir tanrı .
Platon’un Timaios diyaloğunda, dünyanın yaratıcısı.
Yun. zanaatçı.

Felsefede dünyayı daha akılcı bir biçimde ve sonsuz bir ideale göre düzenleyen ikincil tanrı. Dünya’yı oluşturan ilaha eski Yunan tradisyonunda verilen addır. Kelimenin kökeni insanlar anlamındaki demos sözcüğü ile iş anlamındaki ergon sözcüğünden türetilmiştir.

Platoncular ve Gnostikler’ce kullanılan anlamına göre, Demiurgos, insanlar için imal eden, şekil veren, mimar anlamındadır. Demiurgos’un belirgin özelliği bir şeyi yoktan var etmiyor. Yani yaratmıyor. Ama yaratılmış olanı düzenleyerek yeni yeni şeyler meydana getiriyor.

Platon, eseri Timaeus‘da Demiurgos’u hayırsever olarak anlatır. Demiurgos kaotik ve belirsiz dünyayı oluşturduğu için asla mükemmel olamamaktadır.

Bahçıvan tulumuna benzer, askılı bir pantolon …

Salopet.
Bahçıvan tulumu.

Bahçevan pantolunu,
Askılı pantalon,
Bahçıvanların giydiği tuluma Salopet denir.
Bahçıvan tulumuna benzer askılı bir pantolon. Salopetlerin çıkış noktası bahçıvan tulumları, 1970 yıllarında denim, kot kumaşından yapılıyordu. 1990’lı yıllarda farklı model ve kumaş seçenekleriyle moda oldu. Salopetlerin esası askılı, tulum ve kot kumaştan yapılandır.

Yaş, ağaç türü kombinasyonu, büyüme ya da kuruluş şekli, bunların hepsi veya bir kısmı ile kendisini çevresinden açık olarak ayıran ve en az bir hektar büyüklükte olan orman parçası …

Meşcere,
(Arapça, meşcere, مشجرة ),

Ağaç yetişen yer, belli özelliklere sahip orman birimi.
Yaş, ağaç türü kombinasyonu, büyüme ya da kuruluş şekli, bunların hepsi veya bir kısmı ile kendisini çevresinden açık olarak ayıran ve en az bir hektar büyüklükte olan orman parçasıdır. Botanik ile ilgilidir.

Meşcere kelime kökeni, Arapça maşcarat kelimesinden türemiştir. Arapça şacarat, ağaç sözcüğünün şeceresi (Ağaç, Kütük) demek yani ağacın yeri ve zamanıdır. Ağaç yetişen yer, belli özelliklere sahip orman birimidir. Küme, 3-5 ağacın bulunduğu alana küme denir. Kümenin büyüklüğü 50-100 m2 dir. Büyüklüğü yarım hektar ile 1 hektar arasında olan meşcere parçalarına küçük meşcere denir.

Mısır’da, Süveyş Kanalı ağzında ve Portsait yakınlarında bir iskele …

Dimyat,
Damietta,
Arapça: ‎ مدينة دمياط,

Medinat Dimyat,
Mısır’da bir Akdeniz limanı,

Nil deltasında Kahire’nin 300 km kuzeyindedir. Osmanlı imparatorluğu devrinde Mısır eyaletine bağlı vilayet. Eskiden, Osmanlı zamanında Mısır’ ın meşhur pirinçleri, buradan Türkiye gelirmiş.
Süveyş Kanalı ağzında ve Portsait yakınlarında bir iskele olup İskenderiye’ye açılan bir kapıdır.

“Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” ile kastedilen bu şehirdir.

1 2 3 4 71