Kilis’e özgü bir zeytin cinsi …


Attün (Siyah Zeytin)

Kilis’e özgü bir zeytin cinsi.

Attün eylül ayından itibaren ağaç dalından değil de olgunlaşarak yere düşen zeytinlerden elde edilir. Ağustos ayında ağaçların altına açılan brandalar ile olgunlaşan attünların zarar görmesi engellenir. Branda üzerinden toplanan attünlar katkısız ve ev yapımı olarak tuzlanır ve tüketilir.

Zeytin, meyvesi, yağı, çekirdeği, dalı ve yaprağıyla çok eski çağlardan beri insan yaşamında önemli bir olmuştur. Kilis zeytini, ince kabuğu, küçük çekirdeği ve %35 yağ oranıyla tanınır. Sofralık değildir. Zeytinyağı üretimi ve sabun imalatı ayrı bir sektör olark gelişmiştir.

Sabun, saf zeytinyağlı, defne yağından (garlı sabun), yarısı zeytinyağı yarısı pirina yağından ve sadece pirina yağından (Güllü Sabun) olmak üzere Mahşere ve Masmana( sabunhane) adlarıyla anılan imalathanelerde üretilir.

Rusya’da 1773-1775 yılları arasındaki büyük bir Kazak ve köylü ayaklanmasının önderi olan Kazak isyancı …

Pugaçev,
Yemelyan Pugaçev,

Pugaçev Ayaklanması,
Yemelyan Ivanovich Pugachev,
Rusça: Емельян Иванович Пугачёв
Don Kazakı, Kazak beyi.
(D. 1740/42 – Ö. 1775),

Rusya’da 1773-1775 yılları arasındaki büyük bir Kazak ve köylü ayaklanmasının önderi olan Kazak isyancı. Pugaçov, Rusya tarihindeki en korkunç isyancılardan biri olarak anılır. Kazaklar içinse büyük bir halk kahramanıdır.

1762 yılında Rusya tahtında olan Çar III. Petro, 186 gün sürecek olan hükümdarlığı sırasında yaptığı reformlarla soyluları ve toprak sahiplerini karşısına almıştı.

Çar III. Petro, kendisini boşayacağından korkan karısı II. Katerina tarafından tahttan indirildi. Çar Petro, Katerina’nın yandaşları tarafından 17 Temmuz 1762 tarihinde Petersburg’ta öldürüldü. Çar III. Petro’nun şaibeli bu ölümü üzerine Kazak beylerinden Pugaçov kendisinin çar olduğunu, iddia ederek çevresine topladığı güçlerle bir isyan başlattı.

Rus ordusunun Osmanlılarla savaşıyor olması isyancıların işini kolaylaştırdı. Kazaklardan büyük destek alan Pugaçov, Rus birliklerini yenerek Kazan’ı ele geçirdi. Moskova ve St. Petersburg’u bile tehdit altındaydı. Rusya ile 1774 yılında yapılan savaşta yenilen Pugaçev, Ossa kentine çekildi. Kazaklar, Ruslarla barış yapmanın tek yolunun Pugaçev’i teslim etmek olduğunu anlamışlar ve L. Tvorogov, F. Çumakov, İ. Fegulyev gibi Kazak komutanlar Çar’la anlaşarak yüklü bir para karşılığında 15 Eylül 1774 yılında Pugaçev’i İyatski’ye götürüp Rus ordusuna teslim ettiler.

4 Kasım 1774 tarihinde Moskova’ya getirilen Pugaçev günlerce süren sorgulamadan sonra 21 Ocak 1775 yılında Moskova’nın Bolotnoy Meydanında ikiyüz sadık silah arkadaşıyla birlikte asıldı.

Madagaskar’ın para birimi …

Aryari,
Ariary,(MGA)

Afrika’nın doğusunda, Hint Okyanusu’nda yer alan ada ülkesi olan Madagaskar ülkesinin para birimi Ariary (MGA).
Ülkenin başkenti; Antananarivo
Madagaskar Cumhuriyeti
Repoblikan’i Madagasikara (Malgaşça)
République de Madagascar (Fransızca)
Madagaskar,
São Lourenço,

Madagaskar 26.Haziran 1960 yılında bağımsızlığını kazanmıştır.
Afrika kıtasında bir ada ülkedir. Afrika’nın doğusunda, Hint Okyanusu’nun batısındadır.
Dünyanın dördüncü büyük adası olan Madagaskar ile Afrika kıtası arasında Mozambik Kanalı vardır.
Madagaskar adasının yine ada komşuları, ise kuzeybatıda Komorlar ve Fransa’nın Mayotte adası, doğuda Mauritius ile Fransa Réunion adalarıdır.

Arşının sekizde biri uzunluğundaki ölçü …

Urup,

Arşının sekizde biri uzunluğundaki ölçü.
Halk dilinde Urup, Arşının sekizde biri uzunluğundaki ölçü.
Halk dilinde bir şeyin dörtte biri, çeyrek demektir.

Arşın, Eriş, ارش ,
Eskiden kullanılan arşın, 68 santimetreye eşit bir uzunluk ölçüsüdür.
Urup, 8,5 cm. uzunluğunda bir ölçü.

Urup, kelimesinin diğer anlamları şöyledir.
Halk arasında çeyrek altına verilen isim.
Bir çeşit tahıl ölçeği.
Dörtte bir, Çeyrek,
Karganın yavrusuna yem vereceği zaman çıkardığı ses için urup kelimesi kullanılır.
El gergin durumdayken başparmakla gösterme parmağı arasındaki uzaklık.
Arapça arub, bir teneke tahılın sekizde birindeki miktar.

Girit’in ikinci büyük şehri …

Hanya,
(Chania).

Girit’in ikinci büyük şehri olan Hanya adanın batısında yer alır. Hanya, 828 yılında adayı fetheden Araplar tarafından kurulmuş. Doğu Roma ve Venedik yönetimlerinden sonra ada İstanbul’un fethi sonrası buraya sığınan Bizanslı din adamı ve sanatçılara mesken olmuş. 1645 yılında 54 gün süren kuşatmadan sonra 17 Ağustos’ta Osmanlılar tarafından fethedilen Hanya, Osmanlıların Girit Adası’nda fethettiği ilk kale olma özelliğini taşıyor.
1898-1908 yılları arasında, Girit Cumhuriyeti döneminde başkent olarak işlev görmüş.

Girit (Κρήτη),
Yunanca: Krētē, Kriti,
Osmanlıca گريد,
Island of Crete,
Girit adası, Ege denizinin güneyinde, Akdenizin beşinci büyük adası olup, Yunanistan’ın ise en büyük adasıdır. Dünyaca tanınmış bir turizm merkezidir. Adanın en yüksek tepesi, İda Dağı 2456 m. dir. Girit’in Yüz ölçümü 8303 km2 ve nüfusu 620,000 kişidir. Girit Başpiskoposluğu, Atina merkezli Yunanistan otosefal kilisesi’ne değil, Fener Patrikhanesi’ne bağlıdır.

İlgi çeken turistik yerleri;
Knossos, Faistos ve Gortis ‘deki arkeolojik sitler,
Retimnon (Resmo)’daki Venedik kalesi ve Samarya,
Aya İrini ve Aradena geçitlerinin doğal güzellikleri sayılabilir.
Minoan uygarlığı olarak adlandırılan Girit uygarlığı, Avrupa kıtasının en eski uygarlığıdır. Minoan uygarlığına ait kalıntıların bulunduğu diğer adalar Kea, Kithera, Milos, Rodos ve Santorini adalarıdır. Bu dönemden kalan en önemli ve dünyaca ünlü Knossos sarayı Girit’in Kandiye kentindedir.

Girit adasında diğer şehirler;
Adanın başkenti; Heraklion, Heraklion (Iraklion veya Kandiye)
Hanya (Chania),
Rethimno, Retimnon (Resmo),
Ayos Nikolaos,
Sitia, (Sitya),
Yerapetre (Yerapetre),

Girit adasına yakın adalar;
Gramvusa
Elafonisi
Paksimadya
Dionisades
Hirisi,

“Hanya’yı Konya’yı anlamak görmek” atasözü/deyimi, bir işin gerçek yönünü anlayarak aklı başına gelmek, akıllanmak durumunu anlatır. Bu deyim Girit ile ilgilidir. Hikaye şöyle;
Almanlar, II. Dünya savaşında adayı ele geçirir. Hanya kentinin dağlık bölgesinde Venedikliler tarafından Gogna olarak anılan Gonia (Gonya) adında küçük bir kasabası varmış. Osmanlı devleti 1669 yılında ada yönetimini ele geçirir. Girit’te, özellikle Hanya ve Gonia’da denetimi ele alamaz. Her zaman silahlı olan kasaba halkı vergileri ödemez ve Osmanlı’ya karşı bir duruş sergiler. Buyruğu altına alamadığı bu kasabaya bu nedenle Asi Gonia demişler. 1895 yılında Osmanlı ordusu ve Giritliler arasında şiddetli savaşlar olmuş. 1867 yılının Ekim ayında Asi Gonia’da kanlı bir mücadele gerçekleşir. Yaşanan bu korku dolu savaşın namı Anadolu’ya kadar ulaşır. Hem Hanya hem de Gonya ‘nın ne denli korku saldığı “Hanya ve Gonya’yı görmek” sözünde yansıma bulur. Bu deyimdeki Gonya zaman içinde Konya’ya dönüşmüş.

Yozgat’ın Sorgun ilçesinde bulunan en büyük Hitit kentlerinden biri …

Zippalanda,
(Çadır Höyük)

Yozgat’ın Sorgun ilçesinde bulunan en büyük Hitit kentlerinden biri.

Diğer Hitit Kentleri;
Arinna,
Ankuwa,
Hattusa,
Nerik.
Tawiniya,
Zippalanda, Ziplanda,

Çadır Höyük,
Yozgat İl sınırları içindeki Alişar Höyüğü’nün 13 km. kuzeybatısındadır.
Sorgun İlçesi’nin güneydoğusunda Kanak Suyu Ovasında, Peyniryemez Köyü içinde Çadır Höyük yer alır. Hitit yazıtlarında belirtilen dini merkezin olduğu Zippalanda kentinin Çadır höyük olduğu sanılıyor.

Uşaklı Höyük,
Yozgat’ın Sorgun İlçesi, Büyük Taşlık Köyü sınırları içerisindedir.

Diğer Hitit şehirlerinde bulunan çiviyazısı ile yazılmış belgeler, Hitit kralının Zippalanda ve etrafındaki Daha Dağına gelerek, Fırtına Tanrısının kutsal ayinlerine burada katıldığını tarif ediyor. Çadır Höyük, Zippalanda kadar önemli bir dini merkez olduğu, Çal Tepe zirvesinde yapılan kazılarda bulunan 40×80 m. taş kalıntılardan anlaşılmaktadır. Bulunan kaseler ve dini figurlerin ayinlerde kullanıldığı sanılıyor.

Ortaçağ’dan kalma yapılarıyla UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan tarihi kalıntılarıyla ünlü İsveç kasabası …

Visby
Kurban yeri kenti,
İsveç,

İsveç’in Baltık denizindeki Gotland adasında bulunan tek kentidir.
Ortaçağ’dan Ringmuren adı verilen tarihi surları ile ünlü kasaba.

Tarihi Ringmuren adı verilen surlar, kenti ve eski kilise kalıntılarını çevrelemektedir. İskandinavya’daki en turistik yerler arasında bulunan kasaba UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor.
Visby, eski Nors dilinde kurban yeri anlamına gelen Vis, ve kent anlamına gelen by sözcüklerinden türemiştir. Ortaçağ surlarıyla çevrili kasabada, büyük kilise, asırlık St. Meryem Ana Katedrali, St. Mary ortaçağ kalıntıları, Nicolai ve Aziz Karin, Stora Torget meydanı, kafe ve restoranları ile parke taşı kaplı sokakları ile ünlüdür.
Meryem’e adanan Visby Katedrali XII.yüzyılda inşa edildi. Katedral 1225 yılında Linköping piskoposu tarafından hizmete açıldı.

Şehri çevreleyen Ringmuren surları 1300 yılında mevcut durumuna getirilmiş. 1361 yılında Danimarka kralı IV. Valdemar tarafından fethedildi. 1391, 1394 ve 1398 yıllarında şehir, korsan kardeşler tarafından ele geçirildi. 1411 yılında Pomeranyalı Erik, Visborg’u tekrar ele geçirdi. 1525 yılında Visby kenti, Alman Lübeck kentinin halkı tarafından yakıldı.

İsveç 300 yıllık bir Danimarka hakimiyetini 1645 yılında sona erdirerek Visby’i Brömsebro Antlaşması ile kalıcı olarak İsveç’e bağladı. 19. yüzyıla kadar kent eski hali ile kaldı. Kent, bu yüzyıldan sonra tekrar ticari olarak önem kazanmaya başladı. 1808 yılında Rusya tarafından fethedilen ada, iki ay sonra tekrar İsveç’e barış yoluyla teslim edildi.

Visby güllerin ve yıkıntıların kenti olarak tanımlanır. Ada halkına göre ise kent, kasaba olarak anılır. Ağustos ayında, 32. haftaya Ortaçağ Haftası (Medeltidsveckan) olarak kutlanır. 1984 yılından beri bu hafta düzenli olarak kutlanmaktadır.

Denize doğru akan derelerin getirdiği kumların birikerek kıyıda set oluşturması ve dere ağzını kapatması sonucu akarsuyun biriktiği yerde oluşan bir özel ekosistem …

Longoz,
Rumca, longoz.

Subasar Ormanı.
İng. deeps,

Longoz ormanları nadir rastlanan ekosistemlerdir.
Deniz veya ırmaklarda birdenbire derinleşen yer.
Hamsi veya küçük boylu balıkların soğuk sularda yattıkları çukurlar.

Longoz, denize doğru akan derelerin getirdiği kumların birikerek kıyıda set oluşturması ve dere ağzını kapatması sonucu akarsuyun biriktiği yerde oluşan bir özel ekosistemdir. Longoz ormanları nadir rastlanan ekosistemlerdir. Bu ekosistemin devamlılığı için en temel koşul, bol suyun devamlı var olmasıdır.

Türkiye’de İğneada (Kırklareli), Acarlar (Sakarya), Karacabey (Bursa) ve Sarıkum (Sinop) longoz ormanları ile Kızılırmak Deltasında (Samsun) longoz niteliğine sahip ormanlardan çok küçük kalıntıları kalmıştır.

Su, getirdiği kil ve organik materyal ile bu sahaların topraklarını mineral ve organik materyal yönünden zenginleştirir. Bu sucul ormanlar yağmur ormanları gibi gürdür. Bununla birlikte, yağmur ormanları gibi sadece yağışa ve hava nemine değil, daha çok ‘taban suyu’na bağımlıdır. Bu özellikleri ile tropikal bölgelerin ‘mangrove’ ormanlarına benzer.

Kış ve ilkbahar mevsiminde sular altında olan longozlarda, yaz ve sonbaharda ise su kısmen çekilir. Tropikal ormanlara benzeyen longozlar taban su seviyeleri düştüğü zaman, kısa sürede longoz ekosistemi özelliklerini kaybeder. Bu ekosistemin devamlılığı için en temel koşul, bol suyun devamlı var olmasıdır.

Longoz ormanlarını tercih eden canlı türleri ise; dişbudak, kızılağaç gibi ağaç türleri, göl soğanı, su menekşesi gibi bitkiler, kara leylek, balıkçıl gibi kuşlardır. Nadir rastlanan ekosistemler olan Longoz ormanları, Türkiye’de İğneada (Kırklareli), Acarlar (Sakarya) ve Sarıkum (Sinop) da bulunur. Bunların yanında Kızılırmak Deltası’nda da (Samsun) longoz niteliğine sahip ormanların kalıntıları görülmektedir.

Bu ekosistemin devamlılığı için en temel koşul, bol suyun devamlı var olmasıdır. Longoz, denize doğru akan derelerin getirdiği kumların birikerek kıyıda set oluşturması ve dere ağzını kapatması sonucu akarsuyun biriktiği yerde oluşan bir özel ekosistemdir. Yalnızca belirli ağaç (örneğin, dişbudak, kızılağaç, vs), bitki (örneğin, göl soğanı, su menekşesi, vs) ve kuş (örneğin, kara leylek, balıkçıl, vs) türleri bu yaşam ortamını tercih ederler. Longozlar dünyada sadece Amazon, Afrika Kongo Havzası ve İğneada’da bulunuyor.

İğneada longozunda 670 çeşit bitki, 668 çeşit özel yabani hayvan türü ve bölgede konaklayan veya yaşayan 184 kuş türü var. Yalnızca belirli ağaç (dişbudak, kızılağaç, vs), bitki (göl soğanı, su menekşesi, vs) ve kuş (kara leylek, balıkçıl, vs) türleri bu yaşam ortamını tercih ederler. Su, getirdiği kil ve organik materyal ile bu sahaların topraklarını mineral ve organik materyal yönünden zenginleştirir. Bu sucul ormanlar yağmur ormanları gibi gürdür. Tropikal bölgelerin mangrove ormanlarına benzer.

Amerika Birleşik Devletleri’nin uzay programı çalışmalarından sorumlu olan kurum. ..

NASA,
National Aeronautics and Space Administration

Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi,
Washington, DC
Amerika Birleşik Devletleri’nin uzay programı çalışmalarından sorumlu olan kurum.

29 Temmuz 1958 tarihinde ABD Başkanı Dwight Eisenhower tarafından kurulmuştur.
NASA’nın öncüsü olan NACA 1915 yılında kuruldu. NACA (National Advisory Committee for Aeronautics-Havacılık Alanında Ulusal Danışma Komitesi) uçaklar üzerinde çalışmaktaydı. 29 Temmuz 1958 yılında ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower, tarafından kurumun adı, NASA olarak değiştirildi.

NASA’nın bütçesi 1970 yılında Amerikan federal bütçesinin %1’i, 1966 yılında Apollo Programı için Amerikan federal bütçesinin %4.41’i olarak sarfedilmiş (!). Ancak halk tarafından inanılan yapılan araştırmalara göre NASA’nın bütçesinin Amerikan federal bütçesinin %20’i olduğudur.

NASA’nın çalışmaları;
Uzay mekiği,
Ares I ve Ares V iniş araçları,
X-15 Roket Uçak (1959-1968)
Mercury Projesi (1959-1963)
Gemini Projesi (1961-1966)
Apollo Projesi (1961–1972)
Skylab uzay istasyonu (1965-1979)
Apollo – Soyuz Test Projesi (1972-1975)
Uzay Mekiği Programı (1972-2011)
Uluslararası Uzay İstasyonu (1993-2018)
Ticari Tedarik Servisi (2006-2018)
Ticari Mürettebat Programı (2010-2018)
Alçak Dünya Yörüngesi Ötesi Programı (2010-2018)
İnsansız Programlar
Güncel ve Planlanan Çalışmalar
Plüton’a yönelik Yeni Ufuklar görevi 2006 yılında başladı.

2011 yılından beri NASA’nın hedefleri:
Güneş Sistemi’ndeki insan aktivitesini sürdürmek ve arttırmak
Dünya ve evren hakkında bilimsel bilgiyi arttırmak
Yenilikçi uzay teknolojileri geliştirmek
Havacılık araştırmalarında gelişmeyi sağlamak
Olanaklar ve katılım sağlamak için NASA’yı halk, eğitimciler ve öğrencilerle paylaşmak
Uzayda tıp
Ozon tabakasının incelmesi
Yer bilimleri
Ulusal Yenilenebilir Enerji Laboratuvarı ile birlikte çalışarak yüksek detaylı bir küresel güneş enerjisi kaynağı haritası hazırlamaktadır.

NASA’nın tesisleri;
Kennedy Uzay Merkezi,
(John F. Kennedy Uzay Merkezi)
Huntsville, Alabama’daki Marshall Uzay Uçuş Merkezi
(Bu tesiste Saturn V roketi ve Skylab geliştirilmiştir.)
Cape Canaveral diye bilinen dev uzay üssünde fırlatma rampaları, uzay kontrol merkezleri, telekomünikasyon sistemleri gibi sayısız tesis yer almaktadır.

NASA’nın aktif programları;
Curiosity’nin tekerleği, Mars, 2012
Spitzer Uzay Teleskobu,
Hubble Uzay Teleskobu
2001 Mars Odyssey, Mars için uydu sondası
Cassini, Satürn için uydu sondası
MAVEN
Curiosity kâşif robotu(Mars Bilim Laboratuvarı)
Dawn, asteroid sondası
Uluslararası Uzay İstasyonu
Kepler görevi
Messenger, Merkur uydu sondası
Yeni Ufuklar
Mars Keşif Sondası
Opportunity kaşif robotu, Mars
Chandra X-ışını Gözlemevi

Fransız havacı ve çerçevesiz paraşütün mucidi …

Garnerin,
André-Jacques Garnerin,

(D. 31 Ocak 1769 – Ö. 13 Ağustos 1823)
Fransız havacı ve çerçevesiz paraşütün mucidi.
Jacques Charles’nın öğrencisi.
Fransız Devrimi esnasında Birleşik Krallık Ordusuna esir düştü. Avusturya’daki hapishaneden firar etmek için Paraşüt’ü tasarladı ve hapishaneden firar etti.

31 Ocak 1769 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te dünyaya geldi. Fransız ordusuna katılmadan önce Fizik eğitimi gördü. Sıcak hava balonları ile ilgilendi. 1783 yılında Louis – Sébastien Lenormand iki şemsiyeli paraşütü dışında bir paraşüt geliştirdi. Fransız havacı çerçevesiz paraşütü icat eden kişidir. Atlayışlarında beyaz tuval ve ipek 7 m. çapında şemsiye şeklinde bir paraşütü kullandı.
André-Jacques Garnerin 13 Ağustos 1823 tarihinde Paris’te hayatını kaybetti.
Garnerin eşi de Jeanne-Genevieve Garnerin, 1799 yılında paraşüt ile atlayan ilk kadın oldu.

Fransız bilimadamı ve mucit, matematikçi Jacques Alexandre César Charles’in öğrencisidir. Paraşütü keşfettikten sonra hapishaneden nu vasıtayla kaçtı. 22 Ekim 1797 tarihinde Paris, Parc Monceau bölgesinde 975 m. yüksekliğindeki bir balondan paraşütle atlayarak tarihe geçti.

Paraşüt gösterilerine İngiltere, Clausen-Lüksemburg, Moskova ve Paris’te devam etti. İngiltere’de 2.440 m. den atladı.
Hayatını adadığı keşif için Paris’te yapımını üstlendiği bir balon kazasında 13 Ağustos 1823 tarihinde hayata gözlerini yumdu.

Karaciğerin körelmesiyle beliren hastalık …

Siroz, Karaciğer Hastalığı

Fr. cirrhose.
İng. cirrhosis.
Arapça, التليف الكبدي
Rusça, цирроз печени
Çince, 硬化
Gürcüce, ციროზის

Siroz, karaciğerin körelmesiyle beliren bir hastalıktır.
Antik Yunan döneminde scirrhus kelimesi, portakal sarısı ve koyu sarı rengi ifade etmek için kullanılmış. Bu anlamda siroz hastalığı ifade edilir.
Karaciğerin büyümesi veya körelmesi ile ortaya çıkan bir hastalık.

Siroz hastalığı ölümcül hastalıklar sıralamasında ilk ondadır. Alkol kullanımı ve hepatit hastalıkları karaciğerde yapısal düzensizliğe yol açar. Hücreler zarar görür. Hücreler gitgide yok olur ve karaciğer küçülmesi meydana gelir. Bir çok göreve sahip olan karaciğer görevlerini yerine getiremez. Böylelikle organ bozukluğu ortaya çıkar. Siroz hastalığının bir diğer nedeni ise kalp yetmezliğidir. Uzun süreli ve bilinçsiz ağrı kesici kullanımı da siroz hastalığının nedenleri arasındadır.

Siroz hastalığının belirtileri;
– Tüm vücut damarlarında karıncalanma
– Uyuşukluk
– Aşırı derecede halsizlik

– Dalgınlık
– Konsantrasyon güçlüğü
– Sebepsiz yere kilo kaybetme
– Bacaklarda şişme
– Mide bulantısı
– Kusma
– İştahsızlık
– Karında şişme
– Gözlerde ve cilt üzerinde sarılık
– Cilt üzerinde kaşıntı
– Yüksek tansiyon
– Dalak büyümesi
– Vücudun değişik yerlerinde enfeksiyon
– Beslenme bozukluğu
– Cilt üzerinde morarma
– Kolayca kanama başlama
– Beyinde toksin madde birikmesi
– Kemik ağrıları
– Safra kesesi kanal taşları
– Karaciğer kanseri

Karaciğer nakli dışında sirozun tedavisi yoktur.
Siroz tedavisinde yapılması gerekenler şunlardır:
– Kişi alkol kullanıyorsa hemen alkolü bırakmalıdır
– Hastaya ek vitamin takviyesi yapılmalıdır.
– Tansiyon, özellikle yüksek tansiyon kontrol altında ve sürekli düşük tutulmalıdır.
– Karın ve bacaklarda görülen şişmeler, idrar söktürücü ödem attırıcı ilaçlarla giderilmelidir.
– Hasta aşırı yağlı yemeklerden kesinlikle uzak durmalıdır.
– Doktorun önermediği ilaçların hiç birisi kesinlikle kullanılmamalıdır.

“Hortlaklar”, “Bir halk düşmanı” adlı eserleriyle tanınmış Norveç’ li ünlü oyun yazarı ve şair…

Henrik İbsen
Norveçli oyun yazarı

(1828′ de Skien’ de doğmuş ve 1906′ da Oslo’ da ölmüştür),

Norveçli oyun yazarı, burjuva tragedyasının son evresinin temsilcisi, eleştirel gerçekçi tiyatronun en önde gelen yazarlarındandır. Parasal açıdan bunalıma düşmüş Norveçli bir tüccarın oğludur. İlk oyunu Catiliana’yı 1850’de yazar. 1851’de Bergen’de Den Nationale Scene’ ye Sahne Ozanı olarak atandıktan sonra oyun yazarlığı daha ağırlık kazanır. Dönemin en ünlü yazarı Bjornson’ dan mali destek görerek 1864’ te İtalya’ ya gider ve zaman zaman Norveç’ e dönse de 27 yıl yurt dışında kalır. Ibsen, yazdığı eleştirel gerçekçi oyunlarında, burjuva toplumu bireylerinin yanılsamalarını ve ruhsal çalkantılarını açığa sermiş; analitik bir dramaturji doğrultusunda burjuva bireyin boşa çıkan yaşam uğraşını, burjuva toplumun dışyüzü ile içyüzü arasındaki karşıtlığın yol açtığı çelişkilerin üstesinden gelemeyişini irdelemiş; burjuva tragedyasının son evresinin anlatım biçimi olarak “burjuvanın ölüm” biçimlerini, burjuva bireyin maddi iflasını olduğu kadar, manevi iflasını sergileyerek, kendisini gerçekleştirmek için çırpınan burjuva bireyin tragedyasını eleştirel bir gözle vermiştir.

Ibsen’in yazarlık serüveni, Scribe, Sardou ve Dumas’ın iyi-kurulu-oyun tekniğiyle ve romantikçiliğin etkisinde yazılmış oyunlar ileyarı-tarih ve halk tiyatrosu oyunlarını kapsar: Savaşçının Mezarı (1850), Ermiş Johanna Gecesi (1852), Ostraatlı Bayan Inger. Ibsen’in ütopyacı, simgesel oyunlarla olmuştur yazdığı, Aşkın Komedyası (1862), Brand (1865), Per Günt-Peer Gynt (1867) adlı eserleridir. Ibsen’in asıl kendisini bulduğu, gerçekçi ve natüralist çözümleyici oyunlara yöneldiği eserleri, burjavazinin ikiyüzlü ve yalan dayalı toplumsal ve ailesel yaşamını, gerçekçi görüşler ile sahte toplum yaşamı arasındaki çatışmayı, kadın özgürlüğü ve sahte demokrasi gibi konuları ele aldığı dönemidir. Ibsen’ in son dönemi, toplum içinde yerini almış bireylerden toplum dışına kaçmış, yalnız başına değişik yaşam biçimlerini arayan bireye yönelen, psikolojinin olduğu kadar, simgeciliğin de yoğunlaştığı, gizemsel bir havaya bürünmüş oyunları kapsar.

Başlıca eserleri;
Peer Gynt (Per Günt) (1867) Çehov’un “en beğendiğim yazar” diye tanımladığı, Norveç tiyatrosunun dünyaya mal olmuş ünlü oyun yazarı Henrik İbsen ’in başyapıtlarından biridir.
Nora, Bir Bebek Evi (1879)
Hortlaklar (1881)
Bir Halk Düşmanı (1882)
Hedda Gabler (1890)
John Gabriel Borkman (1896)
Yaban Ördeği (1884),
Rosmersholm (1886),
Hedda Gabler (1890),
Denizden Gelen Kadın (1888),
Yapı Ustası (1892),
Küçük Eyolf (1894),
Biz Ölüler Uyanınca (1899)

İslam ülkelerinde kadın köleye verilen ad …

Cariye,
(Arapça, جارية ).

İslam ülkelerinde kadın köleye verilen ad.
Odalık,
Hizmetli.
Cariye ya da halayık,
Halayık,
Cariye,
Keniz,
Nikahsız eş,
Kenizek, Farsça Küçük Cariye’ye Kenizek denir.
Karavaş, Savaşta esir edilen kadınlara karavaş denir.

Akda, Himaye altında olan cariye, kadın, köle.
Mevali, Azad edilmiş köleler.
İslam ülkelerinde özgür bırakılmış kölelere mevali denir.

Sadece bir bölgede yetişen veya yaşayan (bitki, hayvan) …

Endemik,
Bir bölgeye özgü, yerli olan.

İng. endemic,
Frn. endemik,
Farsça, اندمیک

Yerel bitki örtüsü.
Belli bir yetişme ortamına özgün, başka hiçbir yerde bulunmayan yerel türler.
Sadece bir bölgede yetişen veya yaşayan (bitki, hayvan).
Belli bir bölgede salgın olmaksızın sık görülen (hastalık).

Belli bir bölgede salgın olmaksızın sık görülen hastalık.
Yıllık rapor edilen vakalarının sayısı sabit veya artmayan bir hastalık durumu.

Endemik; Yunanca en = içinde demek, Yunanca demos=halk demek. Latince endemos (indigenous) kelimesinden gelir ve yerli anlamında kullanılmaktadır.
Endemik demek bir memleket ya da iklimde doğal olarak yaşayan ya da büyüyen anlamındadır.

Sivas ilinde Balıklı Çermik’te bulunan ve sedef hastalığına iyi gelen balık türü vardır. Bu balıklar su içinde sedef hastalığının göstergesi olan döküntü veya kabukları yiyerek bir çeşit tedavi uygulamaktadır. Bu balıklar endemiktir.

Benzer şekilde Van ters lalesi denilen bitki de endemik olup yanlızca Van’da yetişir.

Sepet yapımında kullanılan fındık çubuğu …

Kondak,
İstemi,

Hayıt,
Sepet yapımında kullanılan fındık çubuğuna kondak denir.

Sepet yapımında kullanılan, kondak adı verilen fındık çubuklarının, kenarlarındaki kabuk kısmı (tomaç) çıkarıldıkdan sonra ortasında kalan yuvarlak bölüme, Trabzon ve Rize yöresinde istemi adı verilir.

İstemiler ortadan ikiye ayrılarak sepete boyuna yerleştirilir. Etrafına enine doğrultusunda tomaçlar örülerek sepet yapılır.
Temeçi, sepet yapmak amacıyla boyuna yarılan fındık dalı, kondarinin her bir parçasının adıdır. Kondak’tan elle üretilen bu uzun ve yassı şeritlere tomaç, temci, temeçi, temeç denir.

Kestane ya da fındık çubuklarıyla örülen iki kulplu sepete Çitinek denir.
Sepet yapılan düzgün fınfık dalına hayıt denir. Hayıt Akdeniz çevresinde yetişir. Dalları sepet örmekte kullanılır. Hayıt, mavi, beyaz ya da menekşe renginde çiçekler açan bir ağaçcık.

Ayıt, Akdeniz çevresinde yetişen ve dalları sepet örmekte kullanılan bir ağaçcık.

Çiten, dallardan örülmüş büyük sepete verilen isimdir. Fındık çubuğundan seyrek dokuda örülmüş sepetlere denir. Anadoluda saman taşımak için kağnı üzerine konulan büyük sepet için de çeten denir. Çeşitli yörelerde Çeten, Çatan denir. Lazca paska denen bu sepetler Sürmene’de Kofin Çayelin’de Çehter, İkizdere’de küfe ya da çufe denir. Çiten, tezek sepeti, muta ve pençehter da denir.

Sepet örmede kullanılan yontulmuş ince fındık dalına Gümüşhane ve Trabzon yöresinde Zon denir. Ermenice con sepet örmek için kullanılan ağaç kabuğu şeritleri anlamındadır.

Muta, fındık çubuklarından yapılan ve ot taşımakta kullanılan bir sepet türüne Rize ve yöresinde verilen ad.

“Hawaii Kazı” da denilen bir kuş …

Nene,
Hawaii Kazı,


Maui Adası, Kauai Adası ve Hawaii Adasına endemik kaz türü, ABD’nin Hawaii eyaletinin resmi kuşudur.
Dünyada nadir bulunan Hawaii dilinde ve halk arasında nene olarak bilinen bir kuştur.

Branta sandvicensis ördekgiller familyasından, 41 cm boyunda orta büyüklükte, yumuşak sesli ötüşlü bir kazdır. Dişiler erkekler ile aynı renklerdedir ve biraz küçüktürler.

Erkeklerin başı ve ensesinin arkası siyah renklidir. Yanakları ten rengidir. Kazın boynu oldukça yoğun çizgili olup boyunda siyah ve beyaz diyagonal şeritler görünür. Nene denen kazın gagası, ayakları ve bacakları siyah renklidir. Çenesinin altında yumuşak tüyler bulunur. Koruma altına alınan ve soyu tükenen nene kazları İngiltere’de Doğa tarihçisi Peter Scott, üremelerini sağlamıştır.

Nişasta …

Ket,
Nişasta,

Anarut,
Neşa,
Nişa,
Farsça, Nişasta, نشاء .
İng. starch,
Fr. amidon,

Tahıllardan ve patatesten elde edilen tatsız ve kokusuz bir tozdur.
Tahıl tanelerinden, mercimek, mısır, bezelye vb. bakla türleri veya patates gibi birtakım yumrulardan özel yöntemlerle çıkarılan una benzer bir madde.
Bitkilerde depo maddesi olarak meydana getirilen polisakkarit, (C6H10O5), yoğunluğu 1,5 g/cm³ .
Nişasta, bitkilerdeki meyve, tohum, kök gövdesi (rizom) ve yumru köklerde bulunur.

Nişasta şekeri, Dekstroz olarak bilinir. Tapyoka, bir nişasta türüdür. Nişasta, soğuk suda, alkol ve eterde çözünmez. Sıcak suda kısmen çözünür. Saf halde beyaz ve amorf toz şeklindedir. Nişasta, farin veya amidon, suda çözünmeyen, kompleks bir karbonhidrattır.

Bitkiler tarafından fazla glikozu depolamak için kullanılır. Gıda sanayisinde kıvamlandırıcı, yemek yapımında sıvıları koyulaştırmakta kullanılır. Endüstride tutkal, patlayıcı, kağıt ve tekstil işlerinde kullanılır. Nişasta, amiloz ve amilopektin kısımlarından oluşmuş, bitkiler tarafından üretilir.

Türkiye’de nişastanın başlıca kaynakları buğday, pirinç, patates ve mısırdır. Yemeklik baklagiller (bakla, mercimek, bezelye, nohut) nişasta bakımından zengindir.

Dünyada yaygınca kullanılan nişasta kaynakları arasında arrakaça, karabuğday, muz, arpa, manyok, konjak, kudzu, oka, sago, kocadarı (sorgum), taro, Hint yeralması ve tatlı patates sayılabilir.

İzlanda’nın Muhteşem Kanyonu …

Fjadrargljufur,
İzlanda’nın bir Kanyonu.

Fjaðrárgljúfur,

İzlanda’nın güney doğusunda 100 m derinliğe ve yaklaşık 2 km uzunluğa sahip olan ve içinden Fjaðrá nehri akan bir kanyondur. Kanyonu ülkedeki diğer turizm yerlerinden ayıran ve görmeye değer kılan bu özelliğidir.
Kanyonun dik duvarlarının oluşumu iki milyon yıl önce Buz Çağı’nın soğuk dönemlerinde oluşmuş. Kanyon’a Kirkjubæjarklaustur köyünün Çevre Yolundan ulaşılmaktadır. Başkente yaklaşık 240 km uzaklıkta olan Kirkjubæjarklaustur’a, karayolu üzerinden 3 saatte ulaşılabiliyor. Reykjavik’te kalıp, günübirlik gezilebilir. Kirkjubæjarklaustur’daki pansiyon tipi konaklama yapılabilir.

Çalılıklardan ve otluklardan oluşan tipik ada bitki örtüsü dışında ilginç görünümlü bazalt kayalıklara da ev sahipliği yapan bölge, yabancı turistler kadar yerlilerin de özellikle hafta sonu kaçamakları için tercih ettiği bir destinasyon.

Kanyon, buzullardan binlerce yıl boyunca akan suyla erozyon ile oluşmuştur. Kanyonun batı tarafına doğru akan bir şelale, doğu kenarında bir mil uzunluğundaki yürüyüş yolunun sonundaki bir gözlem platformundan rahatlıkla görülebilmektedir.
Fjadrargljufur, baştan sona doğa harikası olup İzlanda’nın pek çok yeri gibi büyüleyici ve telaffuzu zor mekanlarından biridir.
Kanyon’u ülkedeki diğer yerlerden ayıran ve kesinlikle görmeye değer kılan özelliği yaklaşık 100 metre derinliği ve 2 km uzunluğuyla İzlanda’nın en etkileyici kanyonudur. Özellikle doğa severlere ve alternatif yerleri keşfetmekten hoşlananlara hitap eden kanyon, benzersiz bir tatil deneyimi sunuyor.

Bitki örtüsü ve zemin yapısının düzlüğü nedeniyle fazla engebeli değil. Başkent Reykjavik’ ten araç kiralayarak öncelikle Kirkjubæjarklaustur’a ulaşıp, ardından kanyon gezilebilir.
Reykjavik, Borgarnes, Blönduós, Akureyri, Egilsstaðir, Höfn ve Selfoss bölgeleri de gezi kapsamına alınabilir.

“Cumhuriyetin Divası” olarak da bilinen usta ses sanatçısı …

Müzeyyen Senar,
Müzeyyen Dombayoğlu,

Doğum adı, Zeliha Eren.
(D. 16 Temmuz 1918 Bursa – Ö. 08 Şubat 2015 İzmir)
Cumhuriyetin Divası,
Atatürk’ün en sevdiği sanatçılardan birisidir.
Türk sanat muziğinin usta sesi,

1918 yılında Bursa’da doğdu. Bursa, İnegöl’de Hilmiye adlı bir Gürcü köyünde, Zeliha Eren adıyla doğdu. Anne babası Batum’dan İnegöl’e göç eden Fatma ve Reşit. Başka kayıtlara göre Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1918 yılında Bursa’nın Keles ilçesi Gököz köyünde doğdu.

Müzeyyen Senar, müzik eğitimine, Anadolu Musiki Cemiyeti’nde , kemençe üstadı Kemal Niyazi Seyhun Bey ve udi Hayriye Hanım gözetiminde başladı. Güçlü bir sese sahip olan bu kız çocuğunun ünü yayıldıkça, hafız Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Lemi Atlı, Mustafa Nafiz Irmak gibi devrin önemli üstatları da ona dersler verdi, zamanın sevilen şarkılarının yanı sıra, kendi bestelerini de öğretip söylemesine yardımcı oldu.

Kemal Niyazi Bey ile İstanbul Radyosu’nda şarkı söylemeye başlayan Senar meşhur oldu. Dinleyenler arasında bulunan İstanbul’un en önemli müzikhollerinden biri olan 10. Yıl Belvü Gazinosu’nun sahibi İbrahim Dervişzade, 1933 yılında Müzeyyen Senar’ı sahneye çıkarttı. Senar, sonraki yıllarda İstanbul’un başka ünlü gazinolarında da sahne aldı.

Müzeyyen Senar’ın yeteneği, Cumhuriyet’in kurucusu ve Türk sanat müziğinin büyük hayranı Mustafa Kemal Atatürk’ün de ilgisini çekti ve sanatçı birçok kez onun huzurunda, özel meclislerinde şarkı söyledi. Müzeyyen Senar kitabında Atatürk’ün Rumeli türkülerinde kendisine eşlik ettiğini ve çok güzel zeybek oynadığını da belirtiyor.

1938 yılında Ankara Radyosu’nun ilk yayınlarına katıldı ve 1941 yılına kadar radyo aracılığıyla dinleyicileri ile buluşmayı sürdürdü. Türkiye’nin ünlü gazinolarında yaptığı başarılı sahne programları ve plak çalışmalarıyla Türk musikisine katkıda bulunan Müzeyyen Senar, son sahne konserlerini 1983 yılında İstanbul Bebek Gazinosu’nda verdi.

Müzeyyen Senar 1998 yılında Devlet Sanatçısı seçildi. Senar, 2004 yılında Sezen Aksu tarafından düzenlenen ve sanatçı dostlarınında katıldığı gecede 72.sanat yılını kutladı. İstanbul Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’ndaki konserde Müzeyyen Senar’a sahnede Emel Sayın, Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Sibel Can, Halit Kıvanç gibi ünlü isimler eşlik etti.

Müzeyyen Senar son konserini 5 Eylül 2006 tarihinde İstanbul Sarayburnu’nda Sepetçiler Kasrı’nda verdi. Muhteşem bir performans sergileyen sanatçıyı veda konserinde kızı Feraye, Bülent Ersoy, Adnan Şenses, Mediha Şen Sancakoğlu, Feriha Tunceli, Erol Evgin, Ahu Tuğba, Levent Yüksel gibi ünlü isimler yalnız bırakmadı.

30 Ekim 2009’da öğrencisi Bülent Ersoy tarafından anısına Müzeyyen Senar’ın sanat yaşamından fotoğrafların yer aldığı Cumhuriyetin Divası: Müzeyyen Senar sergisi açıldı.

Sanatçı, 8 Şubat 2015 tarihinde sabah saat 07:30’da zatürre dolayısıyla tedavi gördüğü Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 97 yaşında hayatını kaybetti. Unutulmaz sanat müziği icracısı Müzeyyen Senar’ın cenazesi 10 Şubat 2015’te Bebek Camii’nde kılınan öğle namazını müteakip Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedildi.

MÜZEYYEN SENAR

Dürbün ..

Bakaç,
Dürbün.
Arapça, .ثنائي العينين
Dürbin.
İng. Binoculars or field glasses
Irakgörür,
Alan gözlüğü,
Gözetleme deliği.
Uzaktan gören.

Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet, bakaç.
Uzakta bulunan cisimlerin yakındaymış gibi görünmesini sağlayan optik araçtır.
Bir silindirik boru ve her iki ucuna yerleştirilmiş birer yakınsak mercekten oluşur. Cisim yönündeki merceğe objektif, gözle bakılan merceğe ise oküler denir. Dürbünün üstündeki rakamlardan biri dürbünün gücünü, öteki ise objektifin yarı çapını mm olarak gösterir. Objektif merceğinin odak uzaklığının, oküler merceğinin odak uzaklığına oranı dürbünün büyütmesi olarak bilinir.

Yakınsak merceklerin yaklaştırıp büyütmesinden faydalanılarak, Adrian Metaus (1571 – 1635) adlı Hollandalı bir gözlükçü tarafından 1608 yılında icat edilmiş. 1609 yılında ünlü İtalyan bilgini Galieo Galilei (1564 – 1642) tarafından geliştirilmiştir.

Dürbün çeşitleri;
Yer Dürbünü, Gök Dürbünü (Galile Dürbünü), Gece dürbünü.

Genel kullanım alanları;
Gözlem Kulelerinde jetonla işletilen optik dürbün,
Arazi etüdleri ve coğrafi veri toplama işleri,
Kuş gözlemciliği,
Avcılık,
Menzil bulma,
Askeri,
Denizcilikte, gemi dürbünü,
Astronomi işlerinde.

Osmanlılar döneminde Venedik’ten ithal edilen ve yeniçerilere dağıtılan bir tür çuha ..

Iskarlat,
İtalyanca, Iskarlat,

Halk dilinde İskerlet.
Parlak Venedik çuhası.
Parlak ve çok kırmızı renkli Venedik çuhası.
Osmanlılar döneminde Venedik’ten ithal edilen ve yeniçerilere dağıtılan bir tür çuha.

Venedik’ te dokunan ve Osmanlılar döneminde ithal edilerek yeniçerilere dağıtılan parlak renkli bir tür çuha. Bu çuhanın beyaz ve yeşil renkleri ile makbul olan parlak kırmızı renkli olanıdır. Öyle ki ıskarlat kelimesi parlak kırmızı renk için kullanılmaya başlanmış. Iskarlat, eski devirde bilhassa yeniçeriler tarafından giyilen çuhaların en makbul olanıydı. Devletçe temin edilirek yeniçerilere dağıtılırdı. Yeniçeri ağzında ve halk ağzında ıskarlat kelimesi çoğunlukla iskerlet şeklinde telaffuz edilirdi. Bu çuha (çuka) kumaşı, elmas, sedef, yeşim, mercan, beygir gibi kıymetli bir malzeme olduğu Katip Çelebi tarafından bir çok kitabında belirtilmiş. Eski devirlerde Venedik mensucatından, boyası has ve kumaşı dayanıklı bir nevi ıskarlat denilen çuha üretilirmiş. Bu kumaş doğu ülkelerinde çok makbulmuş. Yeniçeri ocağının ileri gelen ağalarına, sekbanbaşına ve yeniçeri katiplerine her sene bu çuhadan verilir veya bedeli para olarak ödenirmiş. Bu paraya da iskarlat bedeli olarak bilinir. Osmanlıcada iki değişik şekilde iskarlat, Iskarlat olarak yazılan bu kelime aslında İtalyanca olup, scarlato kelimesinden türemiştir. En iyi cins kırmızı boya ile boyanmış ve çok parlak bir cins çuha olup Venedik çuhası olarak ün yapmıştır.

1918 yılında Bolşevikler tarafından eşi, çocukları ve yakınlarıyla beraber idam edilen Rus Çarı …

Nikolay,
II. Nikolay,

Nikolay Aleksandroviç Romanov.
(d. 18 Mayıs 1868, Tsarskoye Selo – ö. 17 Temmuz 1918, Yekaterinburg)
Rusya İmparatoru,
Rus Çarı,
(1 Kasım 1894 – 15 Mart 1917)
Çar II. Nikolay, Rus İmparatorluğu’nun son imparatoru ve Romanov Hanedanının hüküm süren son üyesidir.

Romanov Hanedanı mensubu olup babası III. Aleksandr ve annesi Maria Fyodorovna’ dır.
18 Mayıs 1868 yılında Sankt-Peterburg’da Tsarskoye Selo (Rusça Çarın köyünde) doğmuş. Ortodoks, Çar II.Nikolay, 17 Temmuz 1918 tarihinde, 50 yaşında öldürüldü. Çar II. Nikolay’ dan sonra monarşi kaldırılmıştır.

1917 yılında Şubat Devrimi’nden sonra tahttan çekildi. Ailesi ve yakınlarıyla birlikte Yekaterinburg’da tutuldu. 16/17 Temmuz 1918 gecesi, Bolşevikler tarafından II.Nikolay, eşi (Aleksandra Fyodorovna), çocukları (Olga, Tatyana, Mariya, Anastasya, Aleksey), hekimi, uşakları ve aşcısıyla beraber Yekaterinburg’da tutuldukları evin bodrumunda idam edilerek öldürüldü.

Saltanatı sırasında Rus İmparatorluğu, Dünya’nın büyük güçlerinden biriyken ekonomik ve askeri çöküşe sürüklendi. Rusya, Baltık Filosu’nun yok edildiği Rus-Japon Savaşı’nda Japonya’ya karşı küçük düşürücü bir yenilgiye uğradı. Çar II.Nikolay 1914 yılının ağustos ayında I. Dünya Savaşı için seferberliği onaylayarak milyonlarca Rus’un ölümüne neden oldu.

Ölümünden sonra 17 Temmuz 1998 yılında cenazesi Sankt-Peterburg’daki St. Peter ve Paul Katedraline defin edilmiştir. 2000 yılında Rus Ortodoks Kilisesi tarafından aziz ilan edildi.

1 2 3 4 73