Gaziantep yöresine özgü, pirinç ve pekmezle çorba biçiminde hazırlanan bir tür tatlı …

Munu,
Muni,
Munu şorbası,
Muni çorbası,
Şirinli çorba,
Pirinçle yapılan bir tür tatlı çorba.
Gaziantep yöresine özgü, pirinç ve pekmezle çorba biçiminde hazırlanan bir tür tatlı.
Pekmez ve pirinç ile yapılır ve bu tatlı daha çok loğusalara yedirilir.

Gaziantep’te iyi yemek yapanlara kerdiman, keyvanı derler.

Munu, Muni, Şirinli Çorba. Aynı zamanda bu bir tatlıdır.;
Malzemeler;
2,5 su bardağı pirinç,
12 bardak su,
2 su bardağı şeker,
12 yemek kaşığı pekmez.
Dövülmüş ceviz yada fıstık.

Yapılışı;
Pirinç suda açılıncaya kadar haşlanır. Haşlanınca şeker yavaş yavaş karıştırılarak ilave edilir. Daha sonra pekmez konup bir iki taşım kaynatılır. Koyulaştıktan sonra ocaktan alınır.
Üzeri fıstık ya da ceviz içi ile süslenerek servis yapılır.

Gaziantep yöresinde yapılan lezzetli bir çorba, Beyran çorbası, sabah kahvaltıda yenir.;
Malzemeler,
1 kg kuzu incik
2 çay bardağı pirinç,
5-6 su bardağı su
1 yemek kaşığı tereyağı
2 tatlı kaşığı biber salçası
2 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
8 diş sarımsak
Tuz ve Karabiber.

Yapılışı;
Düdüklü tencerede kuzu eti ve kabukları soyulmuş bütün sarımsaklar ile su beraber haşlayınız. Haşladığınız eti çorba için didikleyin. Haşladığınız etin suyunu ve yıkadığınız pirinci ekleyip haşlayın. Üzerine tereyağı, salça, pul biber, tuz ve karabiberi ilave edip 2-3 dakika kaynatın. Etleri ilave edip 1-2 dakika kaynattıktan sonra ocaktan alın. Sıcak servis yapın.

Gaziantep yöresine özgü diğer yemek isimleri;
Çirli Yahni, Soğan yerine kayısı kurusu konularak yapılır.
İrmik helvasına verilen ad, memiye (arapça mamuniye) helvesi denir.
Mıhşı, mihşi, Gaziantep yöresinde dolmaya verilen ad.
Mıkla, mıhlama, Kıyma ve soğanla pişirilen yağda yumurta.
Şeyhülmuhşi, Gaziantep, Kilis ve Hatay yöresine özgü, taze acur, patlıcan yada kabak ve kıymayla yapılan bir yemek.
Mugaşşer (Muhasser, mukaşşer, mukasser), Gaziantep yöresinde kabukları soyulmuş ve ikiye bölünmüş nohuta verilen ad.
Hasbir, Gaziantep yöresinde yemeklerde kullanılan safran’a verilen ad.
Tarhın, Yemeklerde çokça kullanılan bir nane türüne verilen ad.

Sosyolojide boy…

Klan,
(Fr. clan, İng. clan ).
Boy,
Fratri,
Sosyolojide boy.

Ortak bir atadan geldiklerine inanan, kendi aralarında evlenmeyen, hem ana, hem de baba çizgisine göre düzenlenmiş, birbirleriyle akraba, birden çok büyük ailenin bir araya gelmesi sonucu oluşan toplumsal birlik.

İlkel toplumlar (klan, boy), Üretmesini bilmeyen, dogada hazır bulduklarını tüketen göçebe toplumlar klan, klanların birleşmesinden oluşan boylar (fratri) ilkel toplumları oluşturur.
En küçük bir toplum.
İlkellerde küçük cemiyet,
Basit yapılı toplum,
Aralarında kan bağı bulunan ailelerin oluşturduğu toplum.

Antik Roma’da gens (çoğul gentes) klan, kast, ya da ortak bir atadan geldiklerine inanılan ve aynı adı (nomen) paylaşan bir aile topluluğunu tanımlamak için kullanılırdı. Romalı şahıs isimlerinde bulunan ikinci ad kişinin ait olduğu gens’i ifade ederdi. Terim aynı zamanda klan sistemi içerisinde yer alan aileleri tanımlamak için de kullanılmıştır. Gensler, Romalıların ataları kabul edilen Remus ve Remulus’un bır kurt tarafından emzirilmesi sonucunda ortaya çıkmışlardır. ”

Cemiyet,
İş bölümünün geliştiği, akılcılığın egemen olduğu, daha çok organik dayanışmanın görüldüğü toplumdur. Irk, etnik köken, sosyo ekonomik statü ve kültürce farklılaşmış topluluklardır. Cemiyetler kişisel olmayan, soğuk, rasyonel ve özgür ilişkiler üzerine kuruludur. Sanayi ve ticaret işletmeleri, baskı grupları, şehirler gibi örnekler.

Cemaat,
Kan bağlılığının, benzerliğin, geleneklerin bulunduğu, iş bölümünün görülmediği insan topluluğudur. Zaman içerisinde yavaş yavaş meydana gelen, bireyleri arasında duygu ve düşünce birliği olan insan topluluğudur. Irk, etnik köken ve kültür bakımından farklılaşmış kişilerden meydana gelirler. Cemaat üyeleri arasında sıcak, samimi, yürekten, duygusal ilişkiler vardır. Aile, akrabalık, klan gibi kana bağlı; komşuluğa dayanan köy gibi yere bağlı, düşünce ve duygu benzerliğine dayalı topluluklar cemaate örnek verilebilir.

Renksiz, sarımsak kokulu, güçlü ve beyaz bir ışık vererek yanan hidrokarbonlu gaz …

Asetilen,
Acetylene,
Asetilen (etin),

Asetilen gazı, renksiz, sarımsak kokulu, şiddetli yanıcı, havadan hafif , zehirli etkisi olmayan fakat havanın oksijenini azaltarak boğucu etki yaratabilecek bir gazdır. Bir tür hidrokarbon’ dur. Üçlü bağ taşır ve formülü C2H2 şeklindedir.

Brethelot tarafından total sentez yöntemiyle elde edildi. Asetilen sanayide karpitin su ile reaksiyonu sonucunda elde edilir. Asetilen yanma esnasında çıkardığı yüksek ısıdan dolayı endüstride çok yaygın olarak kullanılır. Asetilen tüpleri için 50ºC çok tehlikeli bir sıcaklıktır.

Kaynama noktası: -84 °C
IUPAC numarası: Ethyne
Molar kütle: 26,04 g/mol
Yoğunluk: 1,1 kg/m³
Sınıflandırma: Alkin

Sonunda yumuşayıp açılarak yara halini alan enfeksiyon kökenli deri kabartısı …

Gom,
Sonunda yumuşayıp açılarak yara halini alan enfeksiyon kökenli deri kabartısı.
Sonunda yumuşayıp açılarak yara halini alan enfeksiyon kökenli, yumru biçiminde deri kabartısı.
Gom, boyutları daha büyük, ülserleşen nodüllere denir.
Gomlar, patojen mikroorganizmaların dokular üzerine etkisi ile oluşturduğu reaksiyon sonucu ortaya çıkarlar.

Gomlar, yumuşamaya ve ülserleşmeye başlayıp deri yüzeyine açılmaya yönelen hipodermik nodozitlerdir. İyileşirlerse de yerlerinde nedbe izi kalır. Gomlar oluşum dönemi yumuşama dönemi, ülserleşme dönemi ve iyileşme dönemi olmak üzere dört dönem geçirirler. Gomlar iskelet sistemi de dahil olmak üzere vücudun her yerinde ortaya çıkabilir.

Deri, vücudun en büyük organı olup, vücudun sıvı dengesi, dokunma, seks ve sosyal iletişimi fonksiyonlarını yapar. Deri üç tabakadan oluşur, Epidermis (Ektoderm), Dermis (Mezoderm), Subkutan doku (Hipodermis).

Hastalarda sinir hasarına bağlı olarak menenjit, şiddetli ağrılar, felç ve ölüm gelişebilir.
Sifilis, lepra, tüberküloz ve bazı mantar hastalıkları gomlarla seyrederler.

Sfilisin bu döneminde kılcal damarların hasarına bağlı olarak gom adı verilen yumuşak şişliklerin oluşması da tipiktir. Gomlar, dokudaki inflamasyona bağlı “granuloma” yani reaksiyonel şişliklerdir.

Deri hastalıkları;
Deri hastalıkları, deri dokusunda oluşturdukları özel patolojik değişikliklerle belirginleşir.
Makul,
Eritem,
Purpura
Diskromi,
Papül,
Vezikül
Bül,
Püstül,
Tüberkül,
Nodozite,
Gom,
Vejetasyon,
Gangren,
Keratoz,
Skuam (Pul),
Skleroz
Atropi,
Ülkerasyon,
Krut,

Yunanistan’da simit’in adı …

Kuluri,
Yunanca, (κουλούρι), koulouri.
Simit’in Yunanistan’daki adı Kuluri’dir.
Ermenice, (բոկեղ) Simit, gevrek, Bokegh.

Simit, Gevrek,
Susamla kaplı yuvarlak biçimli ekmeklere verilen genel addır. Türkiye ve Yunanistan için yaygın olarak tüketilir. Yunanistan’da simit’e kuluri adı verilir.

Kültürlere göre değişkenlik gösterse de simidin her zaman gevrek olması tercih edilir.

Çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan …

İzbiro,
İtalyanca sbirro,
İtalyanca’dan dilimize geçmiştir.

Çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan.
Denizcilik terimi, İng. sling ,
Makaraların tablaları çevresindeki halat veya demir kuşaklar.
Gemilerde yük kaldırmakta kullanılan çeşitli malzeme.
Gezer köprü, vinç, palanga gibi uygun bir cihazla kaldırmak için bir yükün etrafına sarılan çelik veya kenevirden yapılmış kısa halata sapan denir.

Bir cins baykuş …

Yapalak,
Boz yapalak.
Bir cins baykuş.

Baykuş,
Puhu kuşu,
Arapça, بومة
Gürcüce, ბუ
İngilizce, owl
Fransızca, hibou eril,
Fransızca, chouette dişil.
Tatarcada baykuşa yabalak denir.

Baykuşlara verilen diğer isimler;
Altın baş, Devletli, Ulu kuş, Baguş, Conk kuşu, Çirona, Duguk, Gökçe pilav, Gulu guşu, Hacı murat, Hayırlı kuş, Huma kuşu, Hümmatun, Kavalak, Kor yapalak, Kör kuş, Körüğü, Kuku, Kuvalak, Murat kuşu, Ören kuşu, Puğu, Yapalak, Yalpak.

Yunan mitolojisinde uğur simgesi olan baykuş’a Athena kuşu denir. Roma’da baykuş uğursuzluk ve yıkım sembolüdür. Ülkemizde de baykuşlar yaygın olarak uğursuz olarak nitelendirilir. Çizgi filmlerde baykuşlar, ormandaki bilge hayvan olarak tanımlanır. Mısır’da ise uygarlığı temsil ediyor.

Dünyada 220 türü, ülkemizde 10 türü vardır. Kuşlar sınıfının gece yırtıcıları alt takımında yer alır. Tüm kuşlar içinde en sessiz uçuşu baykuş gerçekleştirir. Baykuşlar avlarını bütün olarak yutarlar. Avların kıl, kemik gibi sindiremedikleri kısımlarını ise daha sonra pelet adı verilen bir topaç halinde kusarak çıkarırlar.

Baykuş çeşitleri;
Alaca baykuş,
Balık baykuşu,
Bataklık baykuşu,
Boz yapalak,
Çizgili baykuş,
İshak kuşu,
Kar baykuşu,
Kır baykuşu,
Kukumav,
Kulaklı orman baykuşu, (Asio otus),
Paçalı baykuş (Aegolius funereus).
Peçeli baykuş,
Puhu,
Yapalak,

“Gönül Yarası”, “Muhsin Bey”, “Eşkıya” gibi filmleriyle tanınmış sinema yönetmenimiz…

Yavuz Turgul,
(D. 5 Nisan 1946 İstanbul, – Ö.-)
Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden biridir.
Sinema filmi yönetmeni, reklamcı, metin yazarı, gazeteci, senarist, prodüktör, süpervizör.

5 Nisan 1946 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsünü bitirdi. Itır Esen ile evli olup, iki çocuk babasıdır. Gazetecilik yaptı. Ses dergisinde çalıştı. Arzu Film‘de senarist olarak çalıştı.
İlk senaryosu Sultan’ı (1976) yazdı. 1984 yılında Fahriye Abla ile yönetmenliğe başladı. Muhsin Bey ve Gölge Oyunu filmlerinin ardından, 1996 yılında izleyici rekorları kıran Eşkiya filmini çekti. 1999 yılında TV için İkinci Bahar dizisini çekti. 2003 yılında yönetmenlik ve aktif reklamcılık kariyerine nokta koydu.

Yavuz Turgul, son olarak 2006 yılında Şener Şen, Meltem Cumbul ve Timuçin Esen’in başrollerini paylaştıkları Gönül Yarası (Lovelorn) filmini çekti.

Yönetmenliğini Yaptığı Filmler;
1984 Fahriye Abla,
1987 Muhsin Bey,
1990 Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni,
1993 Gölge Oyunu,
1996 Eşkıya,
2005 Gönül Yarası,
2010 Av Mevsimi,

Senaryosunu Yazdığı Filmler;
1976 Tosun Paşa,
1978 Sultan (Film Müziği),
1979 Erkek Güzeli Sefil Bilo, Banker Bilo
1981 Davaro, Hababam Sınıfı Güle Güle, Çiçek Abbas
1982 İffet
1983 Aşk Kadını, Şekerpare
1984 Fahriye Abla
1985 Züğürt Ağa
1986 Muhsin Bey
1990 Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni
1993 Gölge Oyunu
1996 Eşkıya
2005 Gönül Yarası
2007 Kabadayı
Efsane Başkentli
Aşk Kadını (1983)
Şekerpare (1983)
Gölge Oyunu (1993)

Aldığı Ödüller;
En İyi Film (Gönül Yarası) / Uluslararası Queens Film Festivali 2005
En İyi Senaryo (Eşkıya) / 19.Siyad Türk Sineması Ödülleri 1997
En İyi Film (Eşkıya) / 19.Siyad Türk Sineması Ödülleri 1997

Gaziantep’in bir ilçesi …

Nizip,
Gaziantep ilinin en büyük ilçesidir. Nizip ilçesinde tarım ve tarıma dayalı sanayi oldukça gelişmiştir.
Gaziantep il merkezine 45 km mesafededir.

1517 yılında Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmış. Türkiye dünya arkeoloji tarihi açısından önem taşıyan ve kazı çalışmaları büyük bir heyacan ile izleyen Belkıs Zeugma antik kenti, Nizip’in 10 km kuzeyinde bulunmaktadır.

Birecik Baraj Gölünün tatlı su balıkları ile mavi suları, antik kentin kıyılarını örtmektedir. Ayrıca merkezinde bulunan Bizans Dönemine ait Nizip Fevkani Kilisesi ziyaretçilerin ilgisini çekmiştir. Nizip çayı kıyısında bulunan Karpuzatan piknik alanı tabiatla buluşup, nefes almak isteyenler için ideal mekanlar sunulmaktadır.

Gaziantep ilinin ilçeleri;
Araban,
İslahiye,
Karkamış,
Nizip,
Nurdağı,
Oğuzeli,
Şahinbey, Şehitkamil,
Yavuzeli,

Gümüşhane-Bayburt karayolunda bir dağ ve geçit …

Vavuk,
Vauk dağı geçidi,
Vavuk Geçidi,

Gümüşhane-Bayburt kara yolunda bir dağ ve geçit.
Vauk dağı geçidi, Vavuk Geçidi, (Gümüşhane Bayburt sınırı).
Gümüşhane Bayburt yolu arasında yer alır.

Gümüşhane’den çıkışla Kale ilçesinden 16 Km. sonra varabilirsiniz. 875 Rakımlık bir yükseltiye sahiptir. Güvercinlik mevkisindedir.

Gümüşhane ilindeki yeryüzü şekilleri;
Şiran Ovası : 1.250 m – 1.500 m.
Zigana-Trabzon Dağları (Çakırgöl Tepesi) : 2,193 – 2,500 m. Çakırgöl Tepesi: 3.063 m.
Teslim Dağı : 1.800 m ile 2.700 m arası
Kelkit Ovası : 1.450 m – 1.750 m.
Abdal Musa Zirvesi : 3,331 m
Tersun Dağı : 1.800 m ile 2.700 m
Çimen Dağlar (Akdağ) : 2.710 m.
Kuşakkaya ve Alemdar Tepesi : 2.000 m civarında.
Harşit Çayı : Harşit Çayı Karadeniz’e dökülür. İl sınırları içerisinde 142 km mesafe katleder.
Kaşkar Dağları : 3.932 m.
Soğanlı Dağı : 2.330 m.
Pöske Dağı : 10800 m ile 2.700 m.
Gavur Dağları : 2.720 m – 2.970 taban yüksekliği.
Tomara Şelalesi : Dağın eteğinden 40 ayrı yerden çıkar. Genişliği: 15 m. Yüksekliği: 25 m.
Kostan Dağı : 1.800 m – 2.700 m.
Vauk Dağı : 1.800 m- ile 2.700 m.

Ülkemizdeki geçitler ve tüneller;

Japon armudu …

Naşi,
Naşhi Armudu,
Pyrus pyrifolia,
Hosui Japon(Naşi) Armudu,
Naşi armudu,

Japon armudu olarak bilinen naşi armudu orta irilikte, açık kahverengi zemin üzerine sarı benekli bir meyvedir. Bu meyve az paslı, uzun saplı, basık ve şişkin bir armut cinsidir.

Naşi armudu çok sulu, eti beyaz, aromalı ve çok dayanıklı ve lezzetlidir. Armut ve kavun karışımı farklı bir aromaya sahiptir. Şeker oranı çok yüksek, gevrek, sulu bir meyvedir. Naşi armudu armut şeklinden farklı olarak yuvarlak olduğundan elmaya benzetilir. Hatta elma armudu da denir.

Uygun soğutma uygulandığında uzun süre tazeliğini korumaktadır. Meyvenin 7-8 ay depolanabilmesi nedeniyle tercih edilmektedir. Ülkemizde Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinde yetiştirilir. Organik madde içeriği bakımından zengin ve geçirgen topraklarda daha iyi yetiştirilir.

C vitamini eksikliğinde ortaya çıkan bir hastalık. ..

İskorbüt,

C vitamini (askorbik asit) eksikliği nedeniyle ortaya çıkan bir hastalıktır.
İskorbüt, C vitamini eksikliği yüzünden kolayca kanayan ve geriye çekilen diş etleri, zayıflık, dermansızlık, ciltte morluklar ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteren bir hastalıktır.

Bu hastalığa denizci hastalığı da denilmektedir. Hastalık, halk arasında diş eti çekilmesi olarak bilinmektedir. C vitaminin en önemli görevi vücudun hastalıklara karşı direncinin artmasını sağlamaktır. Bu vitaminin eksikliğinde kişide bağ dokusu, kıkırdak, kemik ve diş yapısında bozukluklar oluşur.

Tavsiye edilen günlük C vitamini miktarı, kadınlar için 75 miligram ve erkekler için 90 miligramdır. Kimi insanlar beslenme yoluyla çok fazla C vitamini alırken diğerleri çok az almaktadır. Vücut C vitamini fazlasını idrar yoluyla atar.

C vitamininin bol olduğu bitkiler;
Ananas, Biber, Bezelye, Brokoli, Çilek, Domates, Greyfurt, Ispanak, Kabak, Kavun, Kivi, Karnabahar, Kuşkonmaz, Limon, Maydanoz, Papaya, Patates, Portakal, Turunçgiller.

Eski Mezopotamya halklarının deniz tanrıçası …

Tiamat,
Eski Babil dininde, tuzlu denizin ilkel bir tanrıçasıdır.
Tiamat, genç tanrıları üretmek için tatlı su tanrısı Abzu ile çiftleşir.

Tiamat, Ulu Tanrıça veya Ana Tanrıça, Toprak Ana, tüm yaşamı besleyen, Apsu’nun karısı, Tuzlu su Tanrıçası. Babil mitolojisine göre, Apsu ve Tiamat evrenin ilk varlıkları olarak bilinir.


Apsu,
(Abzu veya Engur olarak da bilinir). Tiamat’ın kocası, Anşar ve Kişar’ın babası, tüm tanrıların ve tatlı suların efendisi. Anşar ve Kişar’ın annesi, tuzlu suların efendisi. Tatlı su tanrısı.

Babil Mitolojisinin tanrı ve tanrıçaları;
Evren, bütün tanrılar ve insanlar bu iki varlıktan, diğer bir deyişle sudan meydana gelmiştir. Tatlı ve tuzlu suların birleşmesinden ilkin erkek yılan Lakmu ile dişi yılan Lakamu doğuyor. Bunların birleşmesinden de Anşar ve Kişar meydana geliyor. Tanrılar ve insanlar işte bu gökle yerin birleşmesinden doğuyorlar.

Anşar, Tiamat ve Apsu’nun oğlu, Kişar’ın ağabeyi ve kocası.
Kişar, Tiamat ve Apsu’nun kızı, Anşar’ın kız kardeşi ve karısı.
Mummu, Tiamat ve Apsu’nun oğlu, sislerin tanrısı.
Anu, Anşar ve Kişar’ın oğlu.

Damnika, Ea’nın karısı ve Marduk’un annesi.
Ea, Anu’nun oğlu, Damnika’nın kocası, Marduk’un babası ve Apsu’dan sonra tüm tanrıların ve tatlı suların efendisi.

Enlil, Yeryüzü ve gökyüzü arasındaki havanın tanrısı. Anun ve Nintu’nun oğlu, Hava ve Tarım tanrısı. Anu ile beraber tanrıların efendisi olmuştur.

Marduk, Ea ve Damnika’nın oğlu, en akıllı ve yetenekli tanrı, tüm tanrıların efendisi.
Kingu, Marduk’a karşı Tiamat’ın güçlerini yönetir.

Sin, Ay tanrısı, Şamaş’ın babası.
Şamaş, Sin’in oğlu, Zayıfları, haksızlık yapılanları ve gezginleri koruyan Güneş tanrısı.

İştar, Akad mitolojisinde bir tanrıçadır. Asur ve babil’in en gözde tanrıçasıdır. Sümer mitolojisindeki İnanna’dan türemiştir.

Gürcistan’da bulunan, dünyanın en derin mağarası …

Krubera,
Krubera Mağarası,
Voronja Mağarası,
Voronya mağarası,
Mağara ismini Rus jeolog Alexander Kruber’ den alır.

www.barcroftindia.com


Gürcistan’daki Arabika Dağları’nda yer alır. Gürcistanın kuzey-batısında, batı Kafkasyada, Karadeniz kıyısında bulunur. Abhazya Cumhuriyetinin Gagra ilçesi yakınlarındadır.

Krubera mağarası dünyanın bilinen en derin mağarasıdır ve yaklaşık derinliği 2190 m. ve uzunluğu ise 13.432 metredir.

Speleoloji, Mağaraları inceleyen bilim dalı.
Mağara Bilimi

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nin kısa yazılışı…

CERN,
Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi.
European Organization for Nuclear Research.

Fransızca Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire sözcüklerinin kısaltması olup Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi anlamındadır.

1954’de kurulan CERN laboratuvarı, Cenevre yakınlarındaki Franco-İsviçre sınırında yer alır.

CERN sözleşmesi 1953 yılında Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya Federal Cumhuriyeti, Yunanistan, İtalya, Hollanda, Norveç, İsveç, İsviçre, Birleşik Krallık ve Yugoslavya’nın kurucu devletleri tarafından imzalandı ve 29 Eylül’de yürürlüğe girdi Daha sonra Avusturya (1959), İspanya (1961-1969, 1983’e tekrar katıldı), Portekiz (1985), Finlandiya (1991), Polonya (1991), Çekoslovak Cumhuriyeti (1992), Macaristan (1992) , Bulgaristan (1999), İsrail (2014) ve Romanya (2016). Çek Cumhuriyeti ve Slovak Cumhuriyeti 1993’te karşılıklı bağımsızlıklarını kazanarak CERN’e tekrar katıldı. Yugoslavya, 1961’de CERN’den ayrıldı.

Bugün CERN’de 22 üye ülke var. Sırbistan, Kıbrıs ve Slovenya, üyelik öncesi aşamada yardımcı üye konumundadır ve Türkiye, Pakistan, Ukrayna ve Hindistan ortak üyelerdir.

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi, CERN’ de fizikçiler ve mühendisler evrenin temel yapısını inceliyorlar. Maddenin temel unsurlarını – temel parçacıkları – incelemek için dünyanın en büyük ve en karmaşık bilimsel araçlarını kullanıyorlar. Parçacıklar ışığın hızına yakın bir şekilde çarpışırlar. Süreç, fizikçilere, parçacıkların nasıl etkileşime girdiği konusundaki ipuçlarını verir ve doğanın temel kanunlarına dair bilgiler sağlar.

CERN’de kullanılan araçlar, amaçlı olarak hazırlanmış parçacık hızlandırıcıları ve dedektörlerdir.
Hızlandırıcılar, kirişlerin birbirleriyle veya sabit hedeflerle çarpışmadan önce yüksek enerjilere parçacık kirişlerini artırır.
Dedektörler, bu çarpışmaların sonuçlarını gözlemler ve kaydederler.

Bir geminin rüzgara karşı kolayca ilerleyebilmesi için zikzak yapması …

Volta,
İtalyanca,
Bir geminin rüzgara karşı kolayca ilerleyebilmesi için zikzak yapması.
Geminin rüzgara karşı gidebilmek için sağa sola zikzak yapması.
Rüzgara karşı gidebilmek için zikzaklı bir rota izlemek, volta vurmak.


Apaz seyri, En hızlı yelken seyridir.
Pupa seyri, Tekne bu seyirde rüzgarla aynı yönde hareket ettiği, yani rüzgardan daha hızlı hareket edemediği için apaz seyrine göre daha yavaş gider.
Volta seyri: Rüzgara karşı gidebilmek için zikzaklı bir rota izlemek, volta vurmak.
Orsa Seyri, Yelkenli tekneler rüzgarın geldiği yöne doğrudan ulaşamazlar. Yelkenler rüzgarla dolmaz, tıpkı direkte sallanan bir bayrak gibi sallanır ve ses çıkarırlar. Ancak rüzgar 45 dereceden daha büyük bir açıyla geliyorsa, yelkenli tekneler yol alabilir. İşte rüzgara dar açılarla yapılan bu seyre, Orsa seyri denir.

Volta kelimesinin diğer anlamları;
Bir halatı bir yere bir kez dolama veya babalara yöntemince sarma.
Zincirin demire veya iki zincirin birbirine dolanması.
Sürekli aşağı yukarı gidip gelme, yürüme, dolaşma.

Bir salgı bezi dokusunda gelişen tehlikesiz epitelyum uru …

Adenom,
(İng. Adenoma)
Bir çeşit tümör demektir.
İyicil bez uru.

Salgıbezi dokularından kaynaklanan iyi huylu bir tümör.
Bir salgı bezi dokusunda gelişen tehlikesiz epitelyum uru.
Lenf bezlerinin şişmesi veya büyümesi, adenoma, genellikle bez dokusu uru.
Adenom (adenoma) bezsel kökenli veya bezsel bir yapıda meydana gelen iyicil tümördür.

Bu tümörler iyi huylu tümörler olarak tanımlanırlar. Büyüme özelliği hemen hiç olmayan, vücudun diğer dokularına yayılmayan tümörlere iyi huylu denir. Genellikle iyi huylu olan ve epitel dokusunda, özellikle bez ve bez benzeri yapılarda oluşan tümörlerdir. Adenomlar kolon, adrenal, hipofiz, tiroid dahil birçok organda ortaya çıkabilirler.

1939 yılında doğan ve dışavurumcu bir anlayışın egemen olduğu büyük boyutlu yapıtlarıyla tanınan ressamımız …

Tomur Atagök,
Prof. Tomur Atagök,
Ressam,
Dışavurumcu bir anlayışın egemen olduğu büyük boyutlu yapıtlarıyla tanınan ressamımız.

1939 yılında İstanbul’da doğdu.
1959 Amerikan Kız Koleji – Robert Kolej, İstanbul
1962 Oklahoma State University (BFA), College of Arts and Crafts ABD
1965 University of California, Berkeley (MA), ABD
1983 Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (PhD), İstanbul
1984 Yıldız Üniversitesi Kültür, Basın ve Dış İlişkiler direktörü oldu.
1993 Profesör oldu.
2004 YTÜ Sanat ve Tasarım Fakültesinin dekanlığını yaptı.
2006 Emekli olup, Demirciköy, Sarıyer, İstanbul’da yaşıyor.

Yayınları
Bildiklerim Gördüklerimdir, Gördüklerim Bildiklerimdir (Seçme yazılar), İstanbul, 2011
Yeniden Müzeciliği Düşünmek, İstanbul, 1999
Cumhuriyet’ten Günümüze Kadın Sanatçılar, Ankara, 1993.
Ne Ekersen Onu Biçersin, (Zafer Sükan ile birlikte), İstanbul, 1980.
Tonton Turuncu Mavi Maviş, İstanbul, 1980.
Yarın Okuyacağım, (Zafer Sükan ile birlikte), İstanbul, 1978.

Ödülleri
1962 Society of Illustrators, New York, ABD, Mansiyon
1962 En Başarılı Sanatçı Mezun Oklahoma State University, Oklahoma, ABD
1972 Mixed Media/Karışık Malzeme, Mother Lode Art Exhibition, Birincilik Ödülü
1974 Devlet Resim ve Heykel Sergisi, Ankara, İstanbul, Başarı Ödülü
1976 UFACSI Clermont-Ferrand et Vichy International Arts Prix, Fransa, Grup Ödülü
1979 Ev Dekorasyon Dergisi Altın Palet Yarışması, İstanbul, Birincilik Ödülü
1983 Günümüz Sanatçıları 4. İstanbul Sergisi, İstanbul, Başarı Ödülü
1983 Yeni Eğilimler Sergisi, İstanbul Sanat Bayramı, İDGSA, İstanbul, Gümüş Madalya
1985 Türkiye Büyük Millet Meclisi, Milli Egemenlik Yarışması, Ankara, İkincilik Ödülü
1989 Ankara Sanat Derneği, Ankara, Yılın Başarılı Ressamı
2015 UNESCO bünyesindeki Uluslararası Plastik Sanatçılar Derneği (AIAP/UPSD),
Sanatçı Onur Ödülü/Award of Honor

Çanakkale Savaşları’nın en şiddetli çarpışmalarına sahne olan ve ”Conkbayırı” da denilen yöre. ..

Bomba Sırtı,
Conk bayırı,
Çanakkale Savaşlarında ”Conkbayırı” da denilen yöre.

Gelibolu Yarımadası’ nın batı sahili kesiminde, kıyıdan Kabatepe ile Suvla Koyu arasında, karadan ise 261 Rakımlı Tepe ile Besim Tepe arasında kalan tepenin ismi Conkbayırı’ dır. Bölgedeki tepeler içerisinde bölgeye en hakim noktadır. Savaş boyunca kuzey hattının en önemli tepesi olmuştur.

Conkbayırı Muharebesi, 6 Ağustos 1915 tarihinde Anzak (Anzac, Australian New Zealand Army Corps) ve İngiliz birliklerinin Conk Bayırı Osmanlı mevzilerine taarruzlarıyla başlayan ve 10 Ağustos 1915 tarihine kadar süren savaşlardır. Anzac birlikleri 8 Ağustos 1915 tarihinde yaptıkları taarruzlar ile 268 rakımlı tepenin bir bölümünü ele geçirmişlerdir. Ele geçirdikleri tepeden akşam saatlerinde Çanakkale’nin ışıklarını görmüşler ve bu tepeye Chunuk Bair yani Çanak Bayırı ismini vermişlerdir. Bölgedeki bazı isimler yabancı kaynaklardan çevrilerek alınmıştır. Chunuk Bair isminin ne şekilde Conkbayırı olduğu ve adının nereden geldiği tam olarak bilinmemektedir.

İşaret diliyle konuşabilen gorilin adı …

Koko,
Hanabiko,
İşaret diliyle konuşabilen gorilin adı.
Koko bir dişi goril.
Goril Koko,
Dünyanın en ünlü primatlarından Goril Koko.
Dünyanın en meşhur gorili. Goril Koko’yu meşhur eden özelliği ise işaret dili ile iletişim kurabilmesidir.

Goril Koko, 1971 yılında San Francisco Hayvanat Bahçesinde dünyaya geldi. Araştırmacı Öğrenci Penny Patterson, hayvanat bahçesini ziyareti sırasında Koko’nun işaret dili ile iletişim kurduğunu fark etti ve bunun üzerine çalışmalar yaptı. Koko’ya işaret dilinde yüzlerce kelime öğretti. Koko günümüzde hala yaşıyor ve binden fazla kelime konuşabiliyor. Hatta kendi kendine sözcükler üretebiliyor.

Koko’nun kendine ait evcil hayvanları var, kedileri çok seviyor. All Ball adını verdiği kedi ile saatlerce oyun oynayıp, onunla ilgileniyor. Fakat bir gün kedisinin ölüm haberini alıyor ve derin bir üzüntü içine giriyor, ağlıyor.

İnsanlarla işaret dilini kullanarak iletişime geçen Goril Koko’nun son mesajı düşündürücü;
“İnsanlar aptal, dünyayı kurtarın!”.

Goril Koko, Paris’te devam eden İklim Zirvesi’ne şu mesajı gönderdi:
“Ben Koko. Ben çiçeğim, ben doğayım. İnsanları seviyorum, dünyayı seviyorum, ancak insanlar salak, salak! Çok üzülüyorum, ağlıyorum. Zaman azalıyor, dünyayı düzeltmeliyiz, ona yardım etmeliyiz. Çok çabuk olmalıyız, doğa sizi görüyor. Teşekkürler.”

Ben doğayım …

Ünlü aktör Robin Williams ile Goril Koko arasında müthiş bir arkadaşlık vardı. 2014 yılında hayatını kaybeden Robin Williams’ın ölüm haberini alan Koko’nun, o sıralar sessizleştiği ve içine kapandığı belirtilmiş, vakfın çalışanları da Koko’nun ağladığına şahit olduklarını bildirmişler.

İntihar eden, kendini öldüren (kimse).

Müntehir,
(Arapça, منتحر),
İntihar,
İntihar eden, kendini öldüren (kimse).
Müntehir, Kendini öldüren, intihar eden,
İntihar eden, canına kıyan,
Nahr kelimesinden müntehirin:
İntihar eden, kendini öldüren.

İntihar,
Bir kimsenin, ruhsal ve toplumsal nedenlerle, yaşamına kendi eliyle son vermesi, kendini öldürmesi.

İntihar için gerekli etkenlerden en başta gelenleri ruhsal hastalıklar, bağımlılık, depresyon, çift kutuplu psikoz, şizofreni ve alkol ya da uyuşturucu bağımlılığı bulunuyor. İntiharın nedenlerinin bireyden çok toplumda aranması gerekir. Ölüm kararlarının çoğu, olayların nasıl yorumlandığına bağlıdır. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan araştırmalar, intiharların % 90′ nından fazlasının böyle hastalıklarla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Dünyada 40 saniyede 1 kişi intihar ederek ölüyor.

“Zıkkımın Kökü”,” Deliye Her Gün Bayram”, “Uçtu Uçtu Ali Uçtu” adlı eserleriyle tanınmış ve 84 yaşında ölen çocuk kitaplarının usta yazarı …

Muzaffer İzgü,
(1933, Adana – 26 Ağustos 2017, İzmir),
Türk yazar, Öğretmen.
Çocuk kitaplarının usta yazarı.

29 Ekim 1933 günü, Adana’da doğdu. Yazar, yoksul bir çocukluk geçirdi. Diyarbakır İlköğretmen Okulunu bitirdikten sonra Silvan’da, Aydın’ın Akçakoca Köyü’nde, Cincin Köyü’nde, Aydın merkezindeki yetiştirme yurdunda, Güzelhisar İlkokulku’nda öğretmenlik yaptı. Aydın Gazipaşa Ortaokulu’nda Türkçe öğretmenliği yaptı ve 1978 yılında emekli olarak öğretmenliği bıraktı ve İzmir’e yerleşti. 3 çocuk babası yazar İzmir’deki evinde karaciğer kanserinden, 84 yaşında yaşamını yitirdi.

Yazar, roman, mizah, çocuk kitaplarının usta yazarı, röportaj ve öykülerin yanı sıra tiyatro oyunu da yazmış. Özel tiyatrolarda oynanan, radyolarda yayınlanan oyun ve skeçleriyle ün yaptı. Yazdığı ilk oyun, Nejat Uygur için yazdığı İnsaniyettin’dir.

Eserleri;
Türk edebiyatına ünlü isminin 98’i çocuk kitabı olmak üzere yayımlanmış 154 eseri var.

Öykü, Mizah
Hıdır Baba
Bando Takımı (1975)
Donumdaki Para (1977)
Deliye Her Gün Bayram (1980)
Sen Kim Hovardalık Kim (1980)
Her Eve Bir Karakol (1980)
Devlet Babanın Tonton Çocuğu (1981)
Lüplüp Makinesi (1982)
Kasabanın Yarısı (1982)
Demokrasimiz Kaç Para Eder (1988)
Anneannem (seri)
Dayak Birincisi
Çanak Çömlek Patladı
Üç Halka Yirmibeş
Ortadireği Yıkan Ayı
İşte Mühür İşte Sen
Devletin Malı Deniz
Azrail Nasıl Rüşvet Yedi
Siz Bilirsiniz Paşam
Şeker Kız
Bir Namussuz Aranıyor
Yıl Sıfır Darbe Hazır
Bizim Ayılar Amerikalıları Çok Sever
Anayasa, Hangi Anayasa

Roman (42 Roman)
Gecekondu (1970) İlk kitabı.
İlyas Efendi (1971)
Halo Dayı (1973)
Korkak Kahraman(1998)
Kasabanın Yarısı
Zıkkımın Kökü
Çizmeli Osman

Oyun
Karadüzen (1971)
İnsaniyettin (1972)
Reçetesi Peçete (1974)
Utanmıyorum Üşüyorum (1975)
Lütfen Kızımla Evlenir Misiniz?
Gön
Her Devrin İti

Çocuk Kitapları
Bülbül Düdük (Çocuk romanı, 1980)
Ekmek Parası (1979)
Çizmeli Osman (1980)
Pazar Kuşları (1980)
Uctu Uçtu Ali Uçtu (1980)
Ökkeş dizisi.
Konuşan Balon
Karlı Yollarda(1982)
Bandocu Çocuk
Anaannem sihirbaz (2003)
Yaşasın anaannem spor (1979)

Aldığı Ödüller;
1977 – Nasrettin Hoca Gülmece Öykü Yarışması; üçüncülük ödülü,
1977 – Akşehir Ulusal Gülmece Öyküsü Yarışması; üçüncülük ödülü
1977 – Milliyet Sanat Dergisi Gülmece Öykü Yarışması; ikincilik ödülü,
1978 – Türk Dil Kurumu Öykü ödülü,
1980 – Bulgaristan Altın Kirpi Ödülü,
İstanbul Uluslararası Çocuk Kitapları Fuarı birincilik ödülü,
1997 – TÖMER En Başarılı Çocuk Kitapları Yarışması; İkincilik ödülü

İzmir’in Yamanlar dağında bulunan Tanrıların gazabına uğramış bir göl …

Karagöl,
Tantalos,
Yamanlar Dağındaki Karagölün diğer bir adı da Tantalos Gölüdür.
Tanrıların hışmına uğrayan Kral Tantalos’ dan adını alan bir göl.
İzmir’e 40 km uzaklıktaki Yamanlar Dağında bulunur.
Efsanevi hikayeleri ile ünlü 1076 m. yüksekliğinde ve 35 dekar büyüklüğünde minik bir krater gölüdür.

Rivayet odur ki, Karagöl’ün olduğu yer önceleri bir köydür. Hz. Hızır dilenci kılığında köye gelir ve yardım ister. Bir kadının dışında hiç kimse yardım etmez. Hz. Hızır, bu kadını yanına alarak köyü terk eder. Köy suya batar, insanlar da balık olur. Köyün battığı yerde oluşan gölün suyunun rengi siyah olduğundan göle Karagöl denir.

Başka bir rivayete göre M.Ö. 600 yıllarında yaşamış eski Frigya Kralı Tantalos, mitolojiye göre Baş tanrı Zeus ile Pluton adında çok güzel bir hatunun çocuğu imiş. Batı Anadolu’ ya yayılmış Frigya devletini yöneten Kral Tantalos, zengin madenlerin bulunduğu, bağlık ve bahçelik olan Spilios dağında yaşarmış. Tantalos’un Pelops isimli bir oğlu ile Niobe isimli iki çocuğu varmış. Kral Tantalos Anadolu Tanrıçası Kibele’ye inandığı için Olimpos Tanrılarının gazabına uğramış. Tanrı Zeus, kral Tantalos’a tanrıları küçük gördüğü için bir ceza verir. Tanrıların hışmına uğrayan kral Tantalos, yaşadığı Spilos Dağının bir yarığından yeraltına, atılırak Yeraltı tanrısının, Hades’in yanına gönderilir. Hades’e gönderilen Tantalos burada Zeus tarafındn ebedi açlık ve susuzluğa mahkum edilmiş. Bu yarık daha sonra göl haline gelir. Bu göle Tantalos gölü denir. Yeni adı Karagöl.

Karagöl’e yani Tantalos gölüne, Karşıyakadan gelip Çanakkale yolunda giderken, Girne caddesindeki tabelaları takip ederek Örnek köy tabelasından sağa sapılır. Yaklaşık 25 km. sonra Karagöl’e ulaşırsınız. Yamanlar Tabiat Parkı içerisindedir.

Kastamonu’da, geçmişi 10 bin yıl öncesine dayanan “bulgurun atası” olarak adlandırılan bulgur …

Siyez,
Siyez bulguru,
Hitit bulguru.
Einkorn,
Kabulca,
Kaplıca,

Triticum boeoticum türü yabani buğdayın kültüre alınmış formudur.
Kastamonu’da ekilen ve “Kabulca”, “Kaplıca” veya “Hitit bulguru” olarak da bilinen siyez buğdayından elde edilen bulgur. Sağlık açısından önemli bir besin olan siyez buğdayının genetiği bozulmayan tek buğday türüdür. Türkiye’de siyez buğdayının ekim alanları kısıtlı olup, Türkiye’de Kastamonu civarında (İhsangazi, Seydiler, Devrekani) ilçelerinde yetiştiriliyor. Başakçıkları tek taneli ve kavuzlu yapıya sahiptir. Hasadı yapılan siyez buğdayı, kaynatıldıktan sonra kurutulur ve taş değirmenlerde öğütülerek bulgur elde edilir.

Siyez, Fransa, Fas, Yugoslavya ve Türkiye’de yetişir. Normal buğdaydan farklı olarak besin içeriği açısından farklılıklar göstermektedir. Soğuk veya kuraklık gibi zor durumlara daha dayanıklıdır.

Siyez buğdayı içinde bulunan lutein maddesi diğer buğdaylara göre daha çok orandadır. Bildiğiniz gibi Lutein göz sağlığı açısından önemli özelliklere sahiptir. Lif oranı yüksek olup hem sağlık açısından hem de glisemik indeks değeri olarak buğday çeşitlerine göre daha düşüktür. Buğdaylarda bulunan kan yağlarını düşürücü bir enzim olan Fitik asit miktarı daha azdır. Posa bakımından zengindir. Lifli yapısından dolayı kabızlığı engeller ve sindirimi kolaylaştırır. Bağırsak kanserini önler. Yüksek antioksidan içeriğine sahiptir. Küf yapmaz, bozulmaz. Hücre yapısını korur ve yaşlanmayı geciktirir. Kolesterol içermiyor.

1 2 3 4 55