Nobel ödülü sahibi Alman fizyolog, kanser çalışmaları ile tanınmış, biyokimyacı ve tıp doktoru …

Otto Heinrich Warburg
(8 Ekim 1883, Freiburg – 1 Ağustos 1970, Berlin),
Alman fizyolog, tıp doktoru ve Nobel ödülü sahibi,


Otto Heinrich Warburg, Freiburg-Baden şehrinde dünyaya geldi. Babası “Gerçek Gizli Devlet Konseyi Fiziksel Reichsanstalt” Başkanı, fizikçi Emil Warburg’dur.

Birinci Dünya Savaşı sırasında elit Alman mızraklı süvari askeri (süvari alayı) bir subay olarak görev yapmış ve cesareti için Demir Haç madalyası kazanmıştır.

Yirminci yüzyılın tanınmış biyo kimyacılarından birisi olup 1931 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülünü kazanmıştır.
Ayrıca Nobel ödülüne üç kez de aday gösterilmiştir.
Kaiser Wilhelm Enstitüsünde çalıştı. Öğrenim Berlin Üniversitesinde ve Heidelberg Üniversitesinde çalıştı.

Aldığı ödüller;
Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü (1931).
Evlenmemiş ve atletizm sporu ile ilgilenmiştir.
Oksijen eksikliği kanserin başlıca nedeni değildir, toksinler kanserin başlıca nedendir. Kanser sürecinin kendisi oksijen yetersizliğinin çoğuna neden olur, kanser sürecine neden olan oksijen eksikliği değildir.

Yürek biçiminde yaprakları olan ve süs bitkisi olarak yetiştirilen otsu bir bitki…

Kolyos,
Yaprak güzeli,
Coleus (Kolyos-Kolyoz) Çiçeği.
Yürek biçiminde yaprakları olan ve süs bitkisi olarak yetiştirilen otsu bir bitki. Botanik adı ‘solenostemon scutellarioides’ dir. Ballıbabagiller familyasındandır. Kolyoz çiçeğinin, 150 kadar türü vardır. Anavatanı Asya ve Afrika’nın tropikal bölgeleridir. Bitkinin adı olan kolyoz, veya kolyos, ingilizce adından ( coleus blumei ) uyarlanmıştır.

Kolyos gösterişli yaprakları olan, çok yıllık, yaz kış yapraklı, otsu bir süs bitkisidir. Halk arasındaki adı, ‘yaprak güzeli’ dir. Bir adı da ‘solenostemon’ dur. Kolyozlar renkli ve desenli yaprakları nedeniyle yetiştirilirler, çiçekleri güzel değildir, dekoratif bir bitkidir. Kolyos çiçeklerinin yaprakları, iki zıt renkli ve çok değişik desenlidir. Sıcak iklimlerde yetişen bir bitkidir. Bazı türleri yaprak biçimleri ile çok ilginçtir.

Güneş, bu bitki için çok önemlidir, yapraklarının rengi güneşe göre renk değiştirmektedir. Gölge yerlerde yaprakların rengi yeşile döner ve canlılığını kaybeder. Çiçek direkt güneşi ve gölge yerleri sevmez, yarı gölge yerler en uygun yerlerdir. Yazın yapraklarına sık sık su serpilmelidir. Tohum almak dışında çiçek açmasına izin vermemek gerekmektedir. Kolyos çiçeği tohumdan yada çelik ile üretilmektedir. Özellikle çelikle çok kolay olup, kesilen dal suya konarak ya da doğrudan toprağa dikilerek çoğaltılabilir.

Fırça gibi dik kesilmiş erkek saçı …

Alabros,
Fr. à la brosse,
İng. Crew cut,
Alablus,

Fırça gibi dik kesilmiş (erkek saçı).
Fırça gibi dik kesilmiş erkek saçı.
Subay Tıraşı,
Bir saç modeli.
Fransızca fırça anlamına gelen kelime.
Her taraf üç numara, önde azcık saç bırakılan kesim şekli. Eskilerin çok tercih ettiği bir model.
Berber koltuğuna oturup, alablus tıraş dedim mi işte bu tıraş modelidir.

Ucu halkalı civata …

Mapa,
İt. mappa
İng. ring, hooded lantern
Ucu halkalı civata.
Ucu halkalı cıvata.

Güverte yada küpeşteye perçin yada kaynakla takılmış olan ve tepesinde palanga ya da loça takmaya yarar ucu halkalı cıvata.
Gemi içini aydınlatmaya yarayan, içinde zeytinyağı bulunan siperli fenerlere de mapa denir.
Gırgır ağlarının alt kısmında yer alan ve ağın alttan kapatma düzeneğinde görev yapan istinga halatının içinden geçtiği halkalar mapa olarak adlandırılır.

Zincir kilidi olarak kullanılan ekipmana da mapa denir.
Bir demir kaldırmak için bedenine konmuş olan mapaya askı mapası denir.

Pamuktan dokunmuş basma…

Çit,
Pamuktan dokunmuş basma.
Basma, patiska ve ketenin ortak adı.

Pamuk ipliği kullanarak veya pamuktan dokunan kumaşlara genel olarak Basma denir. Anadolu’ da uzun yıllar boyunca erkeklerin, kadınların, genç kızların ve çocukların, halkın tercih ettiği ucuz, giyim malzemesidir. Basmadan dikilen giysiler, yörelere göre aşağıdaki isimlerle bilinir.
Göynek,
Entari,
Fistan(Pistan),
Elbise,
Libas,
Tımman(Tumman),
İçlik,
Don.

Palamut balığının küçüğü …

Gaco,
Vanoz,
Palamut balığının küçüğü.
Torik yavrusu.

Palamut balığının iri bir türü…
Torik,
Piçuta,
Altıparmak,
Zindandelen,
Kestane,

Büyüklüğüne göre çeşitli isimler ile anılır:
0–10 cm. Vanoz-Gaco, Palamut vonozu,
10-25 cm. Çingene palamudu,
22-28 cm. Kestane palamudu,
28-35 cm. Palamut,
35-40 cm. Zindandelen,
40-45 cm. Torik ,
45-55 cm. Sivri ,

Torik,
Piçuta,
Altıparmak,
Zindandelen,
Kestane,
Palamut,
(Sarda sarda, Scombridae, Perciformes),
Genellikle sıcak ve ılık denizlerde hem açık hem de kıyı taraflarında yaşayan kemikli balıktır.

Yabancı dilde palamut;
Bonito, Atlantic Bonito (İng., USA, İsp.), Bone jack (USA),
Palamida (Yunanca),
Pelamide (Alm., Rom.) isimleri ile anılır.

Oldukça büyük ve keskin dişlerle kaplı olan ağzı, vücudunun ucundadır. Sırtlarının genellikle mavimsi rengi, yanlara doğru gidildikçe karında gümüşi beyaza dönüşür. Sırtlarından başlarına kadar siyaha yakın koyu renkte birçok şerit bulunur. Sürüler halinde mevsimlik uzun göç yaparlar. Ege ve Akdeniz’de kışlayan palamut ve torikler nisan ayından itibaren Çanakkale boğazı, Marmara denizi, İstanbul boğazı yolu ile yazı geçirmek ve beslenmek üzere Karadeniz’e çıkarlar.

Sürü halindeki uskumru, kolyoz, istavrit, hamsi, sardalya gibi balıklara saldırarak yer. 18 – 20 derece sularda 400.000 den birkaç milyona kadar yumurta dökerek açık denizde ürer.

“Dünya Başkenti İstanbul”, “Senfoni Türk”, “Beyazıt’ta Zaman” gibi albümleriyle tanınmış besteci ve piyanistimiz …

Uluyhan Uğurlu,
(

(d. 15 Kasım 1965 İstanbul, ö. – ),
Türk besteci ve piyanist.
Dünya Başkenti İstanbul, Senfoni Türk, Beyazıt’ta Zaman, gibi albümleriyle tanınmış besteci ve piyanistimiz …
İstanbul Belediye Konservatuvarı piyano bölümüne 4 yaşında başladı. Cemal Reşit Rey’in öğrencisi oldu.

Harika Çocuklar Sınavını 7 yaşında kazanarak yurt dışında yüksek müziği eğitimi yapmaya hak kazandı. Konservatuvar eğitimini Viyana Müzik Akademisinde tamamladı.
1996 yılında Türkiye’de İstanbul Kanatlarımın Altında film müziği ile ünlendi. Cumhuriyetin 75. yıl kutlamaları için Mustafa Kemal Atatürk ve Güneşin Askerleri, büyük depremin ardından Şehrin Gözyaşları isimli eserlerini besteledi.

Sanatçı 2003 yılından itibaren konserlerini konser salonlarının dışına taşımıştır. Nemrut Dağı (2150 m.), Sirkeci Garı, Hattuşa, Truva, Tuşba antik kentleri, Dolmabahçe, Yıldız, Çırağan ve Beylerbeyi Sarayları, Çimenlik Kalesi, Sultanahmet Meydanı, Kapalıçarşı gibi yerlerde konserler verdi. 26 Ağustos 2005 sabahı saat 05.30’da piyanosunu 1753 metrede Kocatepe’ye çıkararak, Atatürk ve şehitler için çaldı.
2005 yılında hazırlanan İstanbul tanıtım filminin müziklerini yaptı.

Eserleri;
Go with God (1987
Kutsal Kitaplardan Ayetler-1 (1993)
Kutsal Kitaplardan Ayetler-2 (1997)
Mustafa Kemal Atatürk ve Güneşin Askerleri (1998)
Şehrin Gözyaşları (1999)
Benim Babam Bir Ozandı (2000)
Beyazıt’ta Zaman (2002)
Senfoni Türk (2002)
Dünya Başkenti İstanbul (2006)
Akdeniz (2009)
İstanbul Kanatlarımın Altında (1996)
Sonsuza Kadar İstanbul

Tuluyhan UĞURLU

Biberlerin acılık birimi …

Scoville,

Biberlerin acılık birimidir.
Biberlerin acılığını ölçmek için bu acılığa sebep olan kimyasal capsaicin (kapsaisin) değerini ölçen skaladır. Kapsaisin içeren meyveler acı biber olarak ifade edilir ve Scoville ölçümü de kapsaisin oranının hesaplanması esasına dayanır.
1912 yılında Wilbur Scoville isimli farmakolog tarafından geliştirilen, bir test metodudur. Bir miktar biber ekstresinin tadı denekler tarafından hissedilmeyecek hale gelene kadar şekerli su ile seyreltilmesi ve acının hissedilmediği anda şekerli su ile biberin oranlarının ölçülmesi prensibine dayanan bir ölçüm sistemidir.

Bu kimyasal madde, çevre koşullarına göre değişiklik göstermektedir. Biberin acılığı sadece bitkinin genetiğine göre değil, yetiştirildiği yere göre de değişiyor. Dünyanın en acı biberi, ABD’nin Güney Karolina eyaletinde yetiştirilmiştir. Ucunda minik kuyrukları olan ve acılığı nedeniyle Yüksek Güç-HP22B adı verilen bu kırmızı bu biberler, Scoville Acılık Ölçeğine göre 2.2 milyon birime ulaşarak dünya rekoru kırmıştır. Normal bir acı biberin, Scoville acılık ölçeğindeki birimi ise sadece 5 bin birimdir. Daha önceki rekor Hindistan’da yetiştirilen biber 1.2 milyon birim ile Bhut Jolokia türü Hint biberidir.

Biberlerin acılık değerleri;
Dolmalık biber : Sıfır Scoville.
Hafif acı sivribiber : 100 Scoville.
Acı kırmızıbiber : 500 Scoville.
Tabasco : 2.500 Scoville.
Meksika biberi, (Serrano) : 10 bin Scoville.
Brezilya ve Jamaika’da yetişen Malagueta biberi: 50 bin Scoville.
Sri Lanka’da yetişen, Naga Jolokia biberi : 800 bin Scoville.

Yukarıdaki biberlerden Malagueta biberi yenmeyecek kadar ve elinizi dahi yakıyor. Hatta Naga Jolokia biberi yendiği zaman insanı öldürüyor.

Türk öğretmen ve eğitimci, F klavyenin mucidi …

İhsan Sıtkı Yener
(D. 1925, Afyon-Ö. 2 Eylül 2016, İstanbul),
F klavyenin mucidi.
Türk öğretmen ve eğitimci,
INTERSTENO – Uluslararası Bilgi İşlem ve İletişim Federasyonu, Türkiye Temsilciliği Onursal Başkanı Dr. İhsan Sıtkı Yener.

30 bin sözcüğü inceleyerek Türkçede en sık kullanılan seslere göre F klavyeyi tasarladı.

İzmir Ticaret Lisesini 1942 yılında bitirdi. Ortaokul yıllarında daktiloda on parmak yazı yazmaya başlayan İhsan Sıtkı Yener, 1940 yılından itibaren standart klavye hususunda çalışmaya başladı. Sultanahmet Lisesinde daktilografi öğretmenliği yaptı. 1946 yılında İstanbul’ da Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini bitirdi.

1955 yılında On parmak için ideal Türk Klavyesini kabul ettirdi ve 1974 yılında tüm daktiloların F klavye olmasını sağladı. Yüksek Lisans için ABD’ye giderek New York Üniversitesinde Ölçme ve Değerlendirme konusunda master yaptı.

İnovasyon …

Yenileşim,
Yenilik,
Yenileme,
Değişim,
İnovasyon,
Latince innovatus,
İng. Frn. Alm. Innovation,
Rusça, инновация,
Çince, 革新

Türkçe’de yenilik, yenileme gibi sözcüklerle karşılanmaya çalışılsa da, anlamı tek bir sözcükle ifade edilemeyecek kadar geniştir.

İnovasyon, toplumsal, kültürel ve idari ortamda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması anlamındadır. Yenilik dendiğinde ticari başarıya sahip olsun veya olmasın, her türlü yeni eylem anlaşılmaktadır. Bilim ve teknolojinin ekonomik ve toplumsal yarar sağlayacak şekilde yenilenmesi sürecidir. Yani yaratıcılığın, ticari ustalıkla birleştirilmesidir. Değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması, yenilik.

İnovasyon, ekonomik ve toplumsal fayda sağlayacak yeni fikirler, yöntemler, ürünler geliştirmek ve bunları uygulamaktır. Böylece, daha önce çözülmemiş sorunları çözmek veya daha önce karşılanmayan ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla geliştirilebilir ya da zaten var olan pek çok ürün ve hizmeti daha güzel, daha kullanışlı, daha çok insana fayda sağlayacak hale getirmeyi amaçlayabilir. Bu fikirlerin hayata geçirilmesi ve ortaya ürün, hizmet veya yöntemlerin çıkarılmasıyla ve ardından bu ürün ve hizmetlerin satılmaya veya yöntemleri uygulanmaya başlanmasıyla inovasyon yapılmış olur.

Yenileşim, geçim bilimsel açıdan uygulanabilirlik aşamasına getirilmiş yeniliktir. Bu anlamda buluş (icat bilim-inventology) olgusundan öte bir kavramdır. Yenilik ve giderek yenileşim dediğimiz şey üç biçimde ortaya çıkabilir: Yeni mal veya hizmet olarak yeni ürün; yeni mal ve hizmet üretim süreci; başka amaçlı mal ve hizmet ürünlerine başka yeni kullanım yerleri ve pazarları bulmak.

Uzun boyunlu ve kulpsuz küçük rakı sürahisi … .

Karafaki,
Karafa,
Fransızca carafe,
Uzun boyunlu ve kulpsuz küçük rakı sürahisi.
Karaf, sürahi, Cam sürahi.
Kulpsuz sürahilere verilen ad.
Karaf, İçerisine içki konulan küçük sürahi.
Şarabın açıldıktan sonra havalandırılması için konulması gereken özel sürahiye verilen ad.
Şarap karaf’ tan, rakı karafaki’ den servis edilir.

Şarabın karafa aktarılması, teknik açıdan da gerekli bir uygulama. Özellikle genç ve sert tanenli şarapların daha rahat içilebilmesi için karafta havalandırmak gerekir. Şarabın, bir karafa aktarılmasına, dekante etmek deniyor. Bu işlemin öncelikli hedefi, şarabı mümkün olduğunca hava ile temas ettirmek.

Genelde şarabın servisten birkaç saat önce karafa alınması önerilir. Bunun için kavaf’ ta dekante edilmesi gerekir. Pek sevmeyiz ama şarabın zarif ve saydam bir karaftan kadehe doldurulması her zaman insanın gözünü okşayan teknik bir gerekliliktir.

Karafaki çeşitleri;
Donald Karafaki,
Göbekli Karafaki,
Nota Karafaki,
Eğik karafaki,
Optikli Kemer Karafaki,
Kemer Karafaki,
Uzun Karafaki,
Karlıklı Karafaki,

Suriye’de, Büyük İskender’in Pers ordusunu bozguna uğrattığı savaş yeri …

Gaugamela.
Gaugamela savaş alanı.
Gaugamela Muharebesi,
Suriye’de, Büyük İskender’in Pers ordusunu bozguna uğrattığı savaş yeri.
Büyük İskender bu savaş sonunda Asya Kralı unvanını almıştır.

İssos Savaşı sonrası MÖ 332 yılında Büyük İskender önderliğindeki Makedonlar ile III. Darius önderliğindeki Pers İmparatorluğu arasında Arbela’daki Gaugamela savaş alanında yapılmıştır.

Bu savaşı, askeri taktikleri ile çok güçlü Darius’u bozguna uğratmış. Darius savaştan kaçmış. Pers orduları dağılmış. Savaşı Büyük İskender kazanmıştır. İki ordu Mezopotamya ovasında bugünkü Erbil olarak bilinen Arbela’da karşılaşmışlardır. Bu savaş bazen Arbela Savaşı olarak da adlandırılmaktadır.

Huş ağacına verilen bir başka ad …

Betula,
Huş,
Huşgiller (Betulaceae) familyasındandır.
Betula pendula.
Betula cinsinden ağaçlara huş ağacı denir.

Ağacın kabukları gençken beyaz, sonradan yer yer siyah lekelidir. Huş ağacı, sarımsı yeşil renkli çiçekler açar. Ağaç dik, silindirik, 2-2,5 m. yüksekliğinde bir orman ağacı olup, dallar sarkıktır. Yol kenarlarında, park ve bahçelerde süs ağacı olarak yetiştirilir.

Huş ağacı kızıl, kahve, sarı ve beyaz renklerde olabilmektedir. Huş ağacı kuzeyde, dağlık bölgelerde, nemli yerlerde ve asitli topraklarda yetiştirilmektedir. Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerikanın yüksek bölgelerinde, ılıman iklimlerde görülmektedir. Kırk çeşidi bulunan, Huş ağacının, yumuşak, parlak dokusu ve sağlam yapısı nedeniyle kerestesinden mobilyacılıkta yararlanılır. Huş ağacının kabuğu, yaprağı ve tohumu da ilaç olarak da kullanılmaktadır

Bitkinin kabuk ve dallarında katran, tanen, kserol-kreosol gibi çeşitli fenoller bulunur. Huş ağacında saponin, flavonoidler, C vitamini ve çeşitli uçucu yağları da barındırır. Vücuttaki ödemi atar. Kanı temizler ve durultur. Huş ağacı idrar söktürücü özelliği vardır. Böbreklerin düzenli çalışmasına destek verir ve böbrek yetmezliğine iyi geldiği bilinmektedir. Dıştan deri hastalıklarında, veterinerlikte hayvan yaralarına antiseptik olarak kullanılır. Romatizmaya iyi gelir. Yaprakları ödem, romatizma, nikris ve idrar söktürücü olarak kullanılır.

Çeşitleri;
Himalaya huşu, Rize huşu, Sarı huş, Kara huş, Bodur huş, Japon huşu, Sicilya huşu, Bataklık huşu, Adi huş, Kuzey Çin kırmızı huşu, Çin bodur huşu, Tatlı huş, Fındık yapraklı huş, Kuzey huşu, Farges huşu, Amerikan bodur huşu, Kalp yapraklı huş, Delevay huşu, Dahurian huşu, Kral huşu, Tüylü huş, Alaska huşu.

Mersin’in Silifke ilçesinde antik bir kent. ..

Ura,
Olba,

Mersin’in Silifke ilçesinde antik bir kent.
Silifke yakınlarındaki antik kent.
Silifke yakınlarındaki antik Roma yerleşkesi.
Mersin’in en önemli ve en iyi korunmuş tarihi kalıntıları Silifke ilçesinin 30 km kuzeyindeki Uzuncaburç beldesindedir.

Ura, Helenistik dönemde Olba Krallığının merkezi ve önemli bir ticaret şehridir.
Helenistik çağda Olba Krallığının ibadet yeri olan bugünkü Uzuncaburç yerleşim yerinin 4 km. uzağındadır. Bir tepenin üzerinde kurulmuş bulunan antik kentten günümüze kadar gelebilmiş kalıntılar arsında çeşme binası, su kemeri, evler, tiyatro ve nekropol vardır.
Buradaki en önemli yapıtlardan biri olan çeşme binası Septimus Severus (İ.S. 193 – 211) zamanında yaptırılmıştır. Nekropolün bulunduğu vadi üzerine kurulmuş, olan 150 m uzunluğunda, 25 m yüksekliğinde dört kemerli bir akadüktür.

Antik çeşme ile aynı dönemde yapılmış olan su kemeri, Bizans İmparatoru II. Justin döneminde, 566 yılında onarım görmüştür. Olba kentinin oldukça geniş olan nekropol sahasında kaya mezarları ve lahitler görülebilir.

“Çirozname” adlı şiiriyle ünlü Fransız şair…

Charles Cros,
(October 1, 1842 – August 9, 1888).

Émile-Hortensius, Charles Cros.
“Çirozname” adlı şiiriyle ünlü Fransız şair.
“Çirozname” adlı yergili şiiriyle ünlü Fransız şair.
Şiirleriyle sembolist ve gerçeküstücü şairleri etkileşmiş bir şair ve bilgindir.

1 Ekim 1842 tarihinde Fabrezan’da doğdu. 9 Agustos tarihinde Paris’te öldü.

Mekanik ve fizik ile ilgilenerek Paris’te bohem hayatı yaşadı. Şiir yanında bilimle de ilgilendi. 1867 Evrensel Sergisinde, otomatik telgraf aletini yaptı. 1874 yılında Yeni Dünya Dergisinin editörü oldu. Manet tarafından gravürleri yayınlandı. 1876 ​​yılında aktör Coquelin Cadet bir araya geldi ve monologlar yazmaya başladı ve Dixains’da yayınladı. 1879 yılında, Charles Cros Hydropathe ve Molière gibi dergiler için yazar.

Antoine Cros, hukukçu, şair, filozof ve doktor babası gibi cumhuriyetçi fikirleri yüzünden 1849 yılında üniversiteden atılır. Büyükbabası, Antoine Cros gibi sanskritçe, ibranice, matematik ve müzik ile ilgilenir. 1859 yılında tıp eğitimine başlar.

Charles’ın kız kardeşi, Henriette ve iki erkek kardeşi vardır. 1870 yılında Paris Kuşatması sırasında tanıştığı, Verlaine Rimbaud ile 1871 yılında evlenir. 1878 yılında, Mary Hjardemaal ile evlenir ve iki oğlu Guy-Charles (1879-1956) ve René (1880-1898) olur. Bohem hayatı yüzünden sağlığı bozulur. O, 1889, 9 Ağustos öldü.

Eserleri;
Şiir;
Le Hareng saur-Çirozname,
Te Bilboquet-Hacıyatmaz,
Le Coffret de sandal-Sandal ağacından kutu, (1873),
Le Fleuve-Irmak (1875),
Le Collier de griffes (Ölümünden sonra 1908).
The Kippered Herring,

İnceleme;
Etudes sur les moyens de communication avec les planetes-Gezegenler arası iletişim araçları üzerine incelemeler, (1869).

ÇİROZNAME
Beyaz kocaman bir duvar – çıplak mı çıplak
Üüzerinde bir merdiven – yüksek mi yüksek
Duvar dibinde bir çiroz – kuru mu kuru

Bir herif geldi elleri – kirli mi kirli
Tutmuş bir çekiç bir çivi – sivri mi sivri
Bir büyük yumak da sicim – zorlu mu zorlu

Çıktı merdivene derken – yüksek mi yüksek
Mıhladı sivri çiviyi – tak tak da tak tak
Duvarın taa tepesine – çıplak mı çıplak

Attı çekici elinden – düş allahım düş
Taktı çiviye sicimi – uzun mu uzun
Astı ucuna çirozu – kuru mu kuru

İindi mervidenden tekrar – tıkır da tıkır
Ssırtında çekiç merdiven – ağır mı ağır
Çekti gitti başka yere – uzak mı uzak

O gün bugündür çirozcuk – kuru mu kuru
Mezkur cismin ucunda – uzun mu uzun
Nazikçe sallanır durur – durur mu durur

Ben bu hikayeyi düzdüm – basit mi basit
Kudursun bazı adamlar – ciddi mi ciddi
Ve gülsün diye çocuklar – küçük mü küçük.

Çeviren: Orhan Veli KANIK

Şenay Yüzbaşıoğlu – Çirozname

1876-1946 yılları arasında yaşayan ve “Üç Köşeli Şapka”, İspanya Bahçelerinde Geceler” gibi yapıtlarıyla tanınan İspanyol Besteci …

Manuel De Falla,
Manuel de Falla y Matheu,
(D. 23 Kasım 1876, Cádiz – Ö. 14 Kasım 1946, Alta Gracia)
İspanyol besteci.
İspanya’nın en tanınmış ve sevilen sanatçısı.

Halk ezgilerini ve folklor türkülerini özümsemiş bir bestecidir.
En sevilen eserlerinden El Sombrero a tres Picos (Üç Köşeli Şapka- Hükümet temsilcilerinin giydiği), bale müziği, 1919 yılında tamamlanmış ve orkestra süitleri olarak düzenlenmiştir.

Köylü değirmencinin karısına (Molinera) göz koyan ve onu elde etmeye çalışan köy kadısı (Corregidor) çarpıcı danslarla canlandırılarak alaya alınır. Bu dans Farruca tarzında, sert ve ritmik, giderek hızlanan erkeksi bir danstır.

Küçük yaşından beri müzik derslerini annesinden alan sanatçı, 1882 yılında, 6 yaşındayken ilkokula başladı. Müzik derslerinde ve okulun öteki gösterilerinde piyanosuyla kendini tanıtıyor. Piyano çalışmalarını E. Galluzo, armoni ve müzik bilgisi derslerini de A. Odero ve E. Broca yanında sürdürdü. İspanyol modern müzik okulunun en önemli bestecisi olan M. De Falla, ses ortamını yaratırken eşsiz telkin gücüyle, biçim ve çalgı çalma konusunda en ünlü bestecidir.
Başlıca yapıtları;
Kısa Yaşam (1905), Krallık Güzel Sanatlar Akademisi ödülü.
İspanya Bahçelerinde Geceler,
Üç Melodi (1909),
Armonize Edilmiş Yedi İspanyol Halk Türküsü (1914 – 1918),
Psykhe, Debussy’ye Saygı (1920),
Cordoba (1927),
Dukas’ın Mezarı (1935),
Pedro Ustanın Kukla Oyunu,
Sihirbazın Aşkı,
Üç Köşeli Şapka,
İsa’nın Son Yedi Sözü,
Değirmencinin Dansı,
Komşunun Dansı,
Keman için Jota parçaları,
Ara Oyunu Dansı

Toplumcu hareketin ancak işçilerin önderliğinde yürütülebileceğini savunan öğreti … 

Uvriyerizm,
İşçicilik,
Uvriyerizm sözcüğü Fransızca “ouvrie” yani “işçi” sözcüğünden gelmektedir.
İşçileri yücelten, onların attıkları her adımın doğru olduğunu kabullenen ve savunan tavır. Onları uygun biçimde eleştirmeyen, onları ortak siyasi hedefe yöneltmeye çalışmayan anlayış.

Toplumcu hareketin ancak işçilerin önderliğinde yürütülebileceğini savunan öğreti,
İşçicilik, işçi kuyrukçuluğu olarak da tanımlanabilir. İşçi mücadelesinde siyasi önderlik şartı. Uvriyerizm sosyalizm saflarındaki ekonomist sapmayı ifade etmek için kullanılır.
İşçi sınıfının kurtuluşunun kendi eseri olacağını ve işçi sınıfını, teorisinin merkezine yetiştiren klasik marksist anlayış ile işçicilik birbiriyle karıştırılmamalıdır. İşçicilik, marksizmin tersine ekonomi ile politika arasındaki bağı görmezden gelerek ekonomik eğilimi öne çıkartır ve işçi sınıfı içinde kök salmış olan daha geri eğilimlere tabi olur.

Sivas yöresine özgü kuşbaşı et ve kuru üzümle yapılan bir yemek…

Üzümleme,
Et, yağ, üzüm ve erikle pişirilen bir yemek.
Haşlanmış kuru üzümün üstüne, kızarmış yağ dökülerek yapılan yemek.

Yemekler;
Etli küfte,
Üzümleme,
Herle,
Uğut,
Kavut,
Topaç,
İçli küfte,
Kesme aşı,
Baviko,
Kelle tatlısı,
Dal turşusu,
Peskütan çorbası,
Madımak,
Pezik,
Bulamaaşı (yayla çorbası),
Sirok, gömme (Hamurlu bir yiyecektir. Hazırlanan hamur fırında üzeri gevrek olana kadar pişirilir, ardından sert üst kısmı kesilir. Hamurun içi ufalanır, üst kısmı kare şeklinde kesilir. Üzerine tereyağı, kenarlarına ayran dökülerek yenir.)
Sübüra (Kare ya da yuvarlak şekilde hazırlanmış hamurlar, yoğurtla çorba haline getirilir. İçindeki hamurun adı boncuk mantıdır, yoğurtla hazırlandığında sübüra olur. Soğuk servis edildiği için yaz günlerinde bir ferahlık verir)

İpek ipliği…

Pual,
İpek,
Organsen,
Trom,
Krep
İpek ipliğine verilen ad.

İpek böceğinin ürettiği yumuşak, parlak bir liften elde edilen iplik. İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince, esnek ve parlak tel.

Ham ipek ipliğine verilen büküm miktarına göre iplik, ipek, organsen, trom, pual ya da krep gibi çeşitli adlar alır. İpliklerin kalınlıkları numaralarıyla ölçülür.

İplik,
Kumaş dokuma veya dikiş dikmek için kullanılan, pamuk, keten, yün, ipek vb. doğal maddelerin bükülmesinden ya da naylon gibi sentetik maddelerden yapılan tel. Tekstilde dokuma ve dikiş ipliği olarak kullanılan iki tür iplik vardır.

Dokumada kullanılan ipliklerden sağlam ve yüksek direnç gösterenlere çözgü ipliği, yüksek direnç göstermeyenlere de atkı ipliği denir. İplik üretimi sanayide, ham madde fitillerini belirli yollarla çekerek istenilen inceliğe getirdikten sonra büküm yoluyla bağlayıp masura üzerine saran iplik makineleriyle yapılır.

Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinde, neolitik çağa ait bir yerleşim merkezi…

Nevali Çori,
Nevali Çori,
Şanlıurfa ilinin Hilvan ilçesine bağlı Güluşağı mahallesinde, Kantara köyünün sınırları içerisinde Fırat nehrinin sağ tarafında ve onun bir kolu olan Katara Deresinin yanında yer almaktadır. Güneybatı Asya’nın Neolitik Çağ’ındaki dinsel yaşantıyı ortaya çıkaran Nevali Çori adıyla tanınan antik yerleşme yeridir.

Şanlıurfa Hilvan’da bulunan Nevali Çori, Atatürk Baraj Gölü’nün suları altında kalan arkeolojik yerlerden birisi olup, Almanya Heidelberg Üniversitesinden Prof. Dr. Harald Hauptmann’ın danışmanlığında 1980 yılında kazılmıştır. Neolitik Çağın başlangıcıyla ilgili verdiği bilgiler nedeniyle büyük ilgi uyandırmıştır. Neolitik Çağ toplumlarının 1950 yılına kadar Toros Dağlarının kuzeyine geçmediği düşünülmüş. Halbuki aksine Güneydoğu Anadolu’da neolitik çağa ait olan Çayönü, Hallan Çemi, Gusir Höyük, Nevali Çori, Göbeklitepe gibi yerleşmelerin bulunmuş.

Balıklı Göl:

(Aynzeliha ve Halil-Ür Rahman Gölleri )
Urfa şehir merkezinin güneybatısındadır. İbrahim Peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen bu iki göl, kutsal balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler ile Urfa’nın en çok ziyaretçi çeken yerleridir. İbrahim Peygamber, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve
halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca, Nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından ateşe “Ey ateş, İbrahim’e karşı serin ve selamet ol” emri verilir. Bu emir üzerine, ateş suya odunlar da balığa dönüşür. Hz. İbrahim bir gül bahçesinin içerisine sağ olarak düşer. Hz. İbrahim’in düştüğü yer Halil-ür Rahman gölüdür. Rivayete göre Nemrut’un kızı Zeliha da İbrahim’e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atar. Zeliha’nın düştüğü yerde de Aynzeliha Gölü oluşmuştur. Her iki göldeki balıklar halk tarafından kutsal kabul edilmiştir.

Mercimek ve hamurla yapılan bir yemek…

Sakala çarpan,
(Afyon)

Yalnız yaşayan bir ihtiyara komşusu çorba yapıp getirmiş. Dede de çorbayı kaşıkla değil de tastan içmiş. Çorbanın içindeki erişteler dedenin sakalına yapışınca çorbanın adı “sakala çarpan” olarak kalmış.

Malzemeler:
1 su bardağı yeşil mercimek
1 su bardağı ev eriştesi
1 çorba kaşığı nane

1 tatlı kaşığı salça
1 orta boy soğan
1 fincan sıvı yağ
1 çay kaşığı kırmızıbiber
8 su bardağı su veya et suyu.

Yapılışı:
3 su bardağı su ile mercimeği pişirin. Mercimek piştikten sonra suyunu süzün. Beş su bardağı sıcak su veya et suyunun içine mercimeği ve erişteyi ilave edin. Ağır ateşte 15-20 dakika pişirin. Ayrı bir tavanın içine yağı, ince ince doğranmış soğanları pembeleşinceye kadar kavurun. Salça, nane, kırmızıbiber sos haline getirip, pişmiş çorbanın içine katılarak servis yapılır.

Konya’nın Akşehir ilçesine özgü, taneleri yenen haşlanmış taze fasulye yemeği. ..

Sıyırtmaç,
Konya’nın Akşehir ilçesine özgü, taneleri yenen haşlanmış taze fasulye yemeği.

Malzemeler:
– 1 kg Fasulye
– Su
– Tuz
– İsteğe göre Sıvı Yağ

Yapılışı:
İçli fasulye ayıklanıp yıkandıktan sonra tencerede tuz ekilip su ile haşlanır.

Pişen fasulyelerin süzgeçte suyu süzüldükten sonra sıcak olarak servis yapılır. İsteğe göre yağda hafif kavurarak da yapılabilir.

Çift sürerken pulluğa yapışan çamur ve pislikleri sıyırmakta kullanılan baş tarafı üçgen biçiminde demir araç için de sıyırtmaç denir.
Ayrıca, Bir çeşit ip bağlama biçimine de sıyırtmaç denir.

1 2 3 55