Eski dilde ezgi, makam, nağme…

光明

Terane,
Farsça, Terane, ترانه

İng. chant,
Gürcüce, დგას
Ezgi,
Makam,
Nağme.
Ahenk,
Çok tekrarlandığından usanç verici bir durum alan söz.
Çok yinelendiğinden bıktırıcı bir durum alan söz.
Terane, Divan edebiyatında Rubainin bir adı.
Rübainin bir başka ismi, terane.
Terennüm.
Nağme, ahenk, makam.
Bir şiiri makam ile okuma,
Şarkı söyleme.

Önemli azın yasası ya da etken seyrekliği ilkesi olarak bilinen kuralı açıklayan İtalyan matematikçi ve ekonomist …

Vilfredo Pareto,
Vilfredo Frederico Damaso Pareto,

(d. 15 Temmuz 1848, Paris – ö. 19 Ağustos 1923, Cenova),
İtalyan iktisatçı, filozof ve sosyolog.

1848 yılında Paris’te doğdu. Babası İtalyan ihtilalci Mazzi taraftarı olduğu için 1836 yılında Cenova’dan Fransa’ya göç etmiş. Babası Paris’te bir Fransızla evlenmiş. 10 yaşında iken ailesi ile beraber, sürgündekilere çıkan af sonucunda İtalya’ya geri dönmüş. İtalya’da fizik, matematik öğrenimi görmüş. 1869 yılında Torino Teknik Üniversitesi’nde fizik doktorası yapmış. Demir çelik sanayisinde çalışmış. İtalya’da 1874 yılında Coğrafya Akademisi’ne seçildi. 1877 yılından itibaren ekonomik teorilerle ilgili eserlerini yayınlamaya başladı.

1894 yılında Lozan Üniversitesinde ekonomi politik kürsüsünde ders vermeye başladı. 1912 yılına kadar iktisadi konularda yazılar yazdı. Pareto ve Lozan okulunun temsilcileinden olan iktisatçı Leon Walras ile beraber Lozan Ekolü’nün kurucusu olarak bilinir. İktisat Teorisi’ne matematik analiz metotlarını uygulamıştır.

1889 yılında Dina isminde Rus Kontesi ile evlenmiş. 1898 yılında amcasından çok büyük bir kalmış ve karısı terk etmiş. 1900 yılında Regis isminde 22 yaşında bir çıtır ile evlenip Genova gölü kıyısında, Cligny’de sakin bir hayat sürmüş. 1923 yılında Cenova’da ölmüş.

Eserleri;
Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü (1901), Sosyalist Sistemler (1902-1903),
Ekonomi Politik Elkitabı (1906), Genel Sosyoloji Dersleri (1916),

Pareto ilkesi; Önemli azınlık (%20) ile önemsiz çoğunluk (%80) arasındaki bu ilişki,
Pareto ilkesi,
Pareto,

Pareto Prensibi,
Pareto kuralı,
Önemli azın yasası,
Etken seyrekliği ilkesi.
Asgari Çaba İlkesi,
80/20 kuralı,
Dengesizlik İlkesi,
Kural, bir sistem üzerindeki etkilerin %80’inin, etkenlerin %20’sinden kaynaklandığıdır.
Pek çok olay için, etkilerin kabaca % 80’i etkenlerin % 20’sinden kaynaklanır.

Bu ilke İtalya’ nın % 80 arazisinin sahibinin nüfusun % 20’si olduğunu gözleyen İtalyan ekonomist Vilfredo Pareto’nun adıyla isimlendirmiştir. İş dünyasında yaygın bir kuraldır. Mesela, satışların % 80’i müşterilerin % 20’sinden gelir. “Sizin kazancınızın %80’ini karşılayan diğer %20’ye focus olmalısınız” diyen bir pazarlama kuralı oluşmuştur.

Vilfredo Pareto, tarafından ortaya konulan Pareto verimliliği ile sadece yüzeysel olarak ilgilidir. Pareto her iki kavramı da nüfustaki gelir ve zenginlik dağılımı bağlamında geliştirmiştir. Belki de ilk defa duyduğunuz bu 80/20 kuralı, ortaya çıkan etkinin %80’i, etkenlerin sadece %20’sinden kaynaklanır.

Önemli azın yasası (Law of the Vital Few) ya da etken seyrekliği ilkesi (Principle of Factor Sparcity) olarak bilinen bu kural, bir sistem üzerindeki etkilerin %80’inin, etkenlerin %20’sinden kaynaklandığını söyler.

Unutmayalım ki bu ilke yaşamdaki dengesizlik prensibini anlamamıza yardımcı olduğu kadar, aslında hayatımızdaki ve günlük yaşantımızdaki birçok etkinin yalnızca %20 kadarının gerçekten önemli olduğuna kişisel zaman yönetimimiz için bu %20’lik kısma ağırlık vermenin gerekliliğine de vurgu yapıyor. Pareto ilkesi ilginç bir biçimde hayatın hemen hemen her alanında işlemektedir.

Pareto’ya göre dünya üzerindeki tüm ülkelerde nüfusun %20’si gelirlerin %80’ine sahip.
Trafikte meydana gelen kazaların %80’ini, yapılan hataların %20’si meydana getirir.
Satılan ürünlerin %20’si toplam karın %80’ini oluşturur.
Dolabınızda bulunan kıyafetlerinizin %20’sini tüm zamanlarınızın %80’inde giyersiniz.
Bir firmada yapılan işlerin %20’si gelirin %80’ini oluşturur.
Ülkenin % 80 zenginliğinin, nüfusun % 20’sine aittir.
Sonuçların %80’i, girdilerin sadece %20’sinin etkisiyle oluşur.
Eğer bir işin en önemli %20’lik kısmını çok iyi yaparsak, işin %80’ini halletmiş oluyoruz.
Nedenler ve sonuçlar arasındaki dengesiz orantı kaçınılmazdır.
Satışın kabaca %80’ini, satışçıların %20’si yapıyor.
Zamanımızın %80’inde, gardırobumuzdaki kıyafetlerin sadece %20’sini giyeriz.
Vaktimizin %80’i, tanıdıklarımızın yalnızca %20’siyle geçer.
Türkiye’deki yayınların %80’i, üniversitelerin % 20’si tarafından yapılıyor.
Nobel ödüllerinin % 86’sını, ülkelerin %20’si kazanıyor.
Microsoft en fazla raporlanan hataların %20’sini çözerek, çökmelerin %80’inin engellenmesinin mümkün olduğunu belirtmiş.
Bir şirkette giren paranın kabaca %80’i, müşterilerin %20’sinden geliyor. Yani 100 müşteriden en iyi 20’yi elde tutmakla, ciro ve karlılığın %80’ine hükmedilmiş olunuyor.
Bir işi bitirmek için ne kadar süreniz var ise o işi bitirmek o kadar zaman alır.

“Evren bizimle barbut oynuyor; ancak zarlar hileli. Ana hedef, hangi kurala göre hile yapıldığını bulmak ve bunları kendi amaçlarımız için nasıl kullanabileceğimizi keşfetmektir.” – Joseph Ford

Akdeniz ve Egede yetişen ve yemeği yapılan, Girit mutfağına özgü bir yıllık dikenli bitki …

Şevketibostan,
Askalivrus, askolibrus.

Bostanotu,
Şevketotu,
Mübarekdikeni,
Akkız
(Cnicus benedictus),
(Osmanlıca شوكتِ بوستان)

Papatyagiller familyasından olan şevketibostan, Akdeniz Havzasında yetişen ve yemeği yapılan, 60 cm boyunda bir yıllık dikenli bir bitkidir.
Bugün Orta Avrupa’da, Güney Amerika Birleşik Devletleri’nde, Orta ve Güney Amerika’nın bazı bölgelerde yabani bir ot olarak kendiliğinden yetişmektedir. Tüylü bir yapıya sahip olan şevketi bostan bitkisi kök kısmı toprağın altında yetişen sap kısmı ise yeşil olan bir bitki türüdür. Sap kısmı yeşil olan şevketi bostan bitkisi ağustos aylarında sarı renkte çiçekler açmaktadır. Şevketibostan bitkisinin topraküstü kesimleri körpeyken kesilip toplanır. Daha sonra iyice soyulup dikenlerinden temizlenir. Ege ve Akdeniz bölgesinde sebze olarak tüketilmektedir.

Şevketi bostan bitkisi vitamin ve mineral zenginidir. İçerisinde magnezyum, kalsiyum ve demir minerali bulunan Şevketibostanın içerisinde, tadı acı olan sinisin adlı madde ile flavonid, uçucu yağ ve yapışkan bitki sıvısı vardır.

Girit mutfağında ve Girit’ten batı Anadoluya göç eden Girit Türkleri tarafından, şevketibostan bitkisi, kemikli kuzu etiyle pişirilerek yemeği veya haşlanarak salatası yapılır.

Şevketibostan yemeğinin yapılışı;
Malzemeler;
500 gram ayıklanmış şevketibostan,
yarım limon suyu,
2 bardak soğuk su,
200 gram kuşbaşı kuzu eti,
15 arpacık soğan,
4 kaşık zeytinyağı,
1 çay kaşığı karabiber,
1 tatlı kaşığı tuz,
2 buçuk bardak sıcak su.
Terbiye için 1 tatlı kaşığı un, yarım limonun suyu.

Hazırlanışı;
Yarım limon suyunu soğuk suya dökün. Temizleyip ayıkladığınız ve doğradığınız şevketibostan sebzesini bu suya koyun. Başka bir tencerede kuzu etini zeytinyağıyla birlikte et suyunu verene kadar pişirin. Sonra suyunu çekene kadar pişirin. Üzerine soyduğunuz arpacık soğanlarını ekleyerek biraz daha pişirilir. Sıcak suyu ekleyerek bir süre bu şekilde pişmeye bırakın. Bir kasede yemeğin terbiyesi hazırlanır. Kase içine unu ve limon suyunu koyup karıştırın. Yemeğin suyundan da bir kaşık ekleyin. Daha sonra bu karışımı yemeğe ekleyin. Bu şekilde 25-30 dakika daha pişirin. Piştikten sonra tuz ve karabiberini ekleyin. Bir taşım karıştırıp ocağı söndürün. Afiyet olsun.

Utanma, sıkılma …

恥辱

Haya,
Utanma,
Sıkılma,

(Arapça, Haya, حیا )
Farsça, Haya Er bezi.
Utanma duygusu,
Hicab,
Edeb,
Ar, namus.
Utanç duyma.
Utanç, utanma, sıkılma.
Allah korkusu ile günahtan kaçınmak.
Ayıp şey,
Haya, Lat. testis
Er bezi.

Bazı duygular vardır ki, günah ve ayıp sayılan şeyleri yapmamıza engel olur. Bu duygulardan birisi de utanma duygusudur. Arapça haya, ar, çekinmek ve utanmak demektir.
Hoşa gitmeyen şeylerin veya terk edilmesi yapılmasından daha uygun olan bir şeyin yapılması anında insanın yüzünde beliren ince kızarma hali diye tarif edilebilir. Utanma ve sıkılma anlamlarına gelen haya, insana güzel ahlakı kazandıran duygularda birisidir.
Haya, bir milletin manevi savunma mekanizmasıdır.

Unvanı “El Caudillo” olan, ülkeyi 36 yıl diktatörlükle yöneten İspanyol lider …

Francisco Franco,
Francisco Franco Bahamonde,
Lakabı “El Caudillo” (Önder)

(4 Aralık 1892, Ferrol – 20 Kasım 1975, Madrid, İspanya),
Demokratik cumhuriyetin yıkılmasıyla sonuçlanan İspanya İç Savaşı’nda (1936-1939) milliyetçi güçlere önderlik eden İspanyol general ve devlet adamı.

4 Aralık 1892 yılında İspanya’da dünyaya gelmiş. Babası Nicolas Franco, annesi Maria del Pilar Bahamonde’dir. 1907 yılında Toledo Piyade Akademisini 3 yılda bitirmiş. Koyu bir Katolik olan Franco, 1912 yılında İspanyol birliklerinin Fas’ta başlattığı askeri harekata gönüllü olarak katılmış. 1913 yılında üsteğmenliğe, 1915 yılında yüzbaşılığa yükseltilmiş. 1916 yılında savaşta ağır bir şekilde yaralandığı için İspanya’ya gönderilmiş. 1917 yılında binbaşı olmuş. 1920 yılında İspanyol Yabancılar Lejyonu’nun komutan yardımcılığına atanmış ve 1923 yılında bu birliğin komutanlığına getirilmiş. 1923 yılında Carmen Polo ile evlenmiş. 1926 yılında Maria del Carmen adında bir kızı olmuş.

1926 yılında tuğgeneralliğe yükseltilmiş. 1928 yılında Zaragoza Askeri Akademisinin komutanlığına atanmış. 1931 yılında yönetim kızağa çekmiş. Kral yanlısı olarak bilinen Franco 1933 yılında tutucu güçlerin başa gelmesiyle 1934 yılında tümgeneralliğe atanarak aktif görev verilmiş ve ayaklanan maden işçilerinin isyanını bastırmış.

Francisco Franco, 1935 yılında genelkurmay başkanlığına getirilmiş. 1936 yılındaki seçimler sonucunda Halk Cephesi iktidara gelmiş. Bu tarihten sonra Franco görevinden alınarak Kanarya Adalarına sürgüne gönderilmiş. Sürgünde Halk Cephesi’nin kurduğu hükümeti devirmek için sağcı subaylarla, darbe hazırlıklarına başlamış.

18 Temmuz 1936 yılında askeri ayaklanma başlatarak Fas’a gider ve ordunun denetimini ele geçirir. 1936 yılında Jose Sanjurjo’nun ölümünden sonra faşist hareketin başına geçmiş. 1936-1939 yılları arasında süren İspanya İç Savaşında Franco, başkomutan ilan edilmiş. Bu dönemde Franco hem Hitler hem de Mussolini ile iyi ilişkiler sağlamış ve iç savaşta büyük desteklerini görmüştür. Sovyetler Birliği’nin lideri Stalin yüzlerce tankı ve uçağıyla solcu cumhuriyetçileri desteklemiş. 350 bin kişinin öldüğü İspanya iç savaşında milliyetçilerin yaptıklarına beyaz terör, cumhuriyetçilerin yaptıklarına kızıl terör adı verilmiş. 30 Ocak 1938 yılında devlet ve hükümet başkanlığı ile kara ve deniz kuvvetleri başkomutanlığına getirilmiş.

İspanya İç Savaşı, milliyetçilerin başarısıyla sonuçlanmış ama ülke cumhuriyetçi solcular ve milliyetçi sağcılar olarak ikiye bölünmüş. Ülke büyük zarar görmüş. İspanya’yı eski gücüne kavuşturmak için çalışmalara başlayan Franco, II. Dünya Savaşı’nda Hitler’e ve Mussolini’ ye yakın durarak akıllıca bir politika izlemiş ve tarafsız görünmeye çalışmış.

Franco Hitler’in zaferine kesin gözüyle bakmadığı için savaşa katılmamış. Buna ek olarak; 36 yıl boyunca iktidarda kalan İspanyol lider, ülkede diğer faşist liderler gibi acımasız ve sert bir politika izlemiş. Pek çok cumhuriyetçinin tutuklanması, ülkeden uzaklaştırılması ve idam edilmesi gibi olaylar 1960’lı yıllara kadar devam etmiş. Ayrıca Franco karşıtı yayın organları kapatılmış, kadınların çalışma hayatına ciddi kısıtlamalar getirilmiş, sosyalistler, komünistler, eşcinseller ve cumhuriyetçiler farklı yöntemlerle cezalandırılmış. Tutucuların ve burjuvanın desteğini de alan Franco, arkasındaki güç sayesinde her türlü muhalefeti susturmayı başarmış.

1947 yılında ülkeyi Katolik ve sosyalist devlet olarak tanımlayarak kendisini hem devletin ömür boyu koruyucusu hem de kral naibi ilan etmiştir.
1953 yılında İspanya ile Amerika arasında 10 yıllık askeri yardımlaşma antlaşması imzalanmış. Daha sonra da Birleşmiş Milletler’e üye olmuş.
1966 yılında devlet ve hükümet başkanının yetkilerini birbirinden ayıran Franco, 1969 yılında da XIII. Alfonso’nun torunu Juan Carlos’u veliaht ilan etmiş. 1973 yılında başbakanlık görevini bırakmış. Ancak silahlı kuvvetler başkomutanlığını ve Falanj liderliğini sürdürmüş. Yaşamının sonuna kadar yönetimde söz sahibi olan Francisco Franco, 19 Temmuz 1974 yılında hastalandığı için görevini Juan Carlos devralmış.

30 Ekim 1975 yılında komaya girmiş. Sonrasında ise yaşam destek ünitesine bağlanan Franco, ailesinin izniyle 20 Kasım 1975 yılında, Falange’nin kurucusu Jose Antonio Primo de Rivera ile aynı günde ölmüş. 82 yaşında hayata veda eden Francisco Franco’nun ardından Juan Carlos devlet başkanı olmuş.

Son faşist diktatör olarak nitelendirilen Francisco Franco, diğer diktatörlerin aksine hayatının sonuna kadar iktidarda kalmış ve XX. yüzyılın en etkili siyasi kişilikleri arasında gösterilmiştir.

İç Savaş’ın ardından 36 yıl boyunca ülkeyi diktatörlükle yöneten Francisco Franco, bir çok sanatçı tarafından eleştirilmiştir. Picasso imzalı Guernica tablosu, Franco diktatörlüğünde yaşanan katliamı anlatmaktadır. Ernest Hemingway’in Nobel ödüllü eseri Çanlar Kimin için Çalıyor eserinde İspanya İç Savaş’ını gözler önüne sermiştir.
Sonuçta; Francisco Franco siyasi açıdan başarılı gösterilse de çoğu kişi tarafından binlerce insanın katledilmesine yol açan zalim bir diktatör olarak anılmaktadır.

Kesyap …

Kolaj
Fransızca, Collage,
İng. Collage.

拼貼
Kesyap,

Bir karton üzerine yapıştırılan çeşitli kumaş, tahta, kağıt vb. parçalarıyla yapılan resim.
Çeşitli yerlerden derlenip oluşturulmuş şey.
Değişik sanat dallarının bir arada düzenlenmesiyle oluşturulan kompozisyon.

Değişik malzemeleri özellikle kesilmiş kağıtları tuvale yapıştırma işlemi ve böylece oluşturulmuş yapıt.
Kolaj, düz bir yüzey üzerine fotoğraf, gazete kağıdı ve benzeri nesnelerin yapıştırılmasıyla ve bazen boya ile de karıştırılarak uygulanan bir resimleme tekniğidir.
Resim alanından gelme bu terim, hazır ünitelerin bir araya getirilmesiyle oluşan kompozisyondur.
Kağıt üzerine yapılan fıkra veya benzeri şeylerin fotoğrafların üzerlerine farklı malzemeler ile yapıştırma sanatıdır. Kolaj, eski fotoğrafların saklanmasında da büyük rol oynar.

“Belleğin Azmi,” adlı eseriyle ve gerçeküstü eserlerindeki tuhaf ve çarpıcı imgelerle ünlenmiş İspanyol sürrealist ressam …

Dali,
Salvador Dali,
Salvador Domingo Felipe Jacinto Dali Domenech,

(d. 11 Mayıs 1904 – ö. 23 Ocak 1989),
İspanyol sürrealist ressam.
Katalan sürrealist ressam.
Gerçeküstü eserlerindeki tuhaf ve çarpıcı imgelerle ünlü ressam.
Dali hayatı boyunca, sanatıyla olduğu kadar eksantrik giyimi, davranışları ve sözleriyle de dikkat çekmiştir.

Dali, ressamlığın yanı sıra heykelcilik, fotoğrafçılık ve filmcilikle de ilgilenmiş, Amerikan animasyoncu Walt Disney ile beraber yaptığı Destino adlı kısa çizgi film, 2003 yılında “en iyi kısa animasyon filmi” dalında Oscar adayı olmuştur.

İspanya tarafından çevrilmiş olan, Casa De Papel adlı dizide Dali maskesi kullanılması ünlünün haklı olarak bir kez daha gündeme gelmesine neden olmuştur.

En iyi bilinen eseri 1931 yılında tamamladığı Belleğin Azmi’dir. Eriyen Saatler olarak da bilinir. Bu eser, Dali’ye kısa sürede kazanç sağlamış, adının tüm dünyada duyulmasına yardımcı olmuştur. Daha sonralarında iç savaş öngörüsü adı ile bilinen Haşlanmış Fasulyeli Yumuşak Yapı isimli eserini ortaya koymuştur. Dali hayatı boyunca, 1500’den fazla resim ve heykel üretmiştir.

Salvador Dali 11 Mayıs 1904’de Figueras’ın (İspanya’nın Kuzeyinde Pirienelere yakın bir kasaba) bir köyünde doğdu. 1920 yılında Madrid San Fernando Akademisine başladı. Ancak anarşist hareketleri nedeniyle okuldan atıldı ve bir süre Girona’da tutuklu kaldı. 1927 yılında Paris’te Picasso’yla tanıştı. Kadınları erotik fantezileri için gerekli görüyordu. Ancak 1926 yılında eşi Gala ile tanıştı ve hayatının akışı değişti. Gala, bir Rus avukatın kızı ve sürrealist şair Paul Eduard’ın eşiydi. Gala Dali için bir aşık, bir arkadaş, esin perisi, model, danışman ve herşeyin ilerisinde varlığının yöneticisi olmuştur. 1982 yılında Gala öldü. O tarihten sonra resim yapmayı bıraktı. Dali, Gala’nın mezarının olduğu Pubol’e yerleşti.

Dali, 1980 yılında başlayarak ölümüne dek, matematikle ilgilendi. Dali bilime olan düşkünlüğü ile de tanınırdı. Dali’nin doğum yeri olan Figueres’te, 1986 yılında, 81 yaşındayken “Doğada Rastlantı” adıyla bir kongre düzenledi. Konuşmacıların neredeyse tamamı, Nobel ödülü kazanmış bilim insanlarıydı. Kimyacı Ilya Prigogine, fizikçi Jorge Wagensberg, matematikçi Rene Thom oradaydı. Dinleyicilerin arasında bilim dünyasının ileri gelenleri, ünlü filozoflar ve sanatçılar bulunuyordu.

Freud’un içten ve ve fanatik olarak tanımladığı, Dali hiçbir zaman taptığı esin perisi Gala’dan ayrılmadı. Pubol Şatosundaki yangından kurtuldu. 23 Şubat 1989 yılında Figueras hastanesinde, 84 yaşında öldü. Cesedi ilaçlanarak Figueras’daki müzesine hakim olan dev kubbenin altına gömüldü.

Eserleri;
Cabaret Scene-1922
Büyük Mastürbatör-1929,
Belleğin Azmi-1931,
Yanan Zürafa,-1937, Uyku-1937,
Yağmurlu Taksi,
Filler-1948,
Anıların Direnci,
Çarmıha Gerilme, (1965 yılında New York’taki Rikers Island Hapishanesi’ne bağışladığı çarmıha gerilmiş İsa resmi, 1981 yılına kadar hapishanenin yemekhanesinde asılı durduktan sonra buradan alınarak hapishanenin lobisine asılmış, 2003 yılında ise kimliği belirsiz kişilerce lobiden çalınmıştır.)
Yeni İnsanın Doğuşunu İzleyen Jeopolitik Çocuk,
Savaşın Yüzü,
Belleğin Azminin Dağılışı,
Aziz Antonius’un Baştan Çıkarılışı,
Atomik Leda-1949
Picasso Portresi,
Penceredeki Kadın
Ekümenik Konsül
Halüsünasyonel Boğa Dövüşçüsü
Amerikan Şiiri
Üç Çağ
Uyanmadan Bir Saniye Önce Nar Etrafında Uçan Arının Sebep Olduğu Rüya-1944
Christ of saint john of the cros-1951
Soft Construction with Boiled Beans (Premonition of Civil War)-1936
Metamorphosis of Narcissus-1937
Savaşın Yüzü-1940
Son Akşam Yemeği Ayini-1955,
Nükleer Haç,
Freud’un Portresi
Sonbahar Yamyamlığı
Paranoyak Kritik Yalnızlık,
The First Days of Spring-1929
The Enigma of Desire-1929
Spider Of The Evening1940
Meditative Rose
Ekmek Sepeti-1945
Honey is Sweeter than Blood-1941
Penceredeki Kız-1925
Mae West’in Dudak Koltuğu-1937
Raphael’e Özgü Kafa Patlaması-1951
Belleğin Azminin Dağılışı-1952
Yeni İnsanın Doğuşunu İzleyen Jeopolitik Çocuk-1943
Lobster Telephone-1936
Aziz Antonius’un Baştan Çıkarılışı-1946
Ekmek Sepeti-1945
Tuna Fishing-1967
Landscape Near Figueras-1910
Slave Market with the Disappearing Bust of Voltaire-1940
Galarina-1945
Young Virgin Auto-Sodomized by the Horns of Her Own Chastity-Kendi Namusu Tarafından Arkadan Tecavüze Uğrayan Genç Bakire, 1954
Bulutlarda Savaş
Kritik Paranoyak Kasabanın Banliyöleri
Labirent için Sahne Seti
Sibernetik Odalık
Rüya
Venüs’ün Doğuşu
Venüs ve Amorini
Üçgen Saatler
Haşlanmış Fasulyelerle Soft Konstruksiyon
Objelerin Yamyamı

Bugün Dali’nin eserlerinin büyük çoğunluğu, Figueres’deki Dali Tiyatro ve Müzesi’nde bulunur. St. Petersburg kentindeki Salvador Dali Müzesi, Madrid’deki Reina Sofia Müzesi ve Los Angeles’taki Salvador Dali Galerisi sanatçının yüzlerce eserini barındırmaktadır.

Çamsakızı, reçine …

Edemik,
Çamsakızı,

Ahılkan.
Ahılgan,
Reçine.
Bedük,
Akındırık,
Akma,
Agma,
Bus,
Balsam,
Mırra, Reçine Sakızı.
Akındırık, (Halk dilinde).

Çamsakızı, Ağaç sakızı.
Reçine, (Rumca).
Reçine (İng. resin).
Yalımık.

Edemik, Çam ağacından çıkarılan reçine, acı sakız, bedük. Dünyanın her yerinde ağaçlar kendilerini korumak için reçine salgılar. Reçine, yeraltında sertleşerek kehribara dönüşmesi milyonlarca yıl alır. Genelde eski kehribarlar daha serttir. Aselbent, Hekimlikte ve koku yapımında kullanılan aselbent ağacından, gövdesi çizilerek elde edilen bir tür reçinedir.

Bazı bitkilerde, özellikle çamlarda oluşan, katı veya yarı akışkan organik salgı maddesi.
Çam, elma, erik gibi bazı odunlu bitkilerin salgıladıkları katı ya da yarı akışkan, yarı saydam, suda çözülmeyen salgı maddeleridir.
Reçineler, Bitkilerin doğal yaşamları sırasında üretip gövdelerindeki kovuklarda biriktirdikleri ya da yapay olarak üretilen polimerler. Yapay reçine sonsuz polimerleşme ile elde edilir. Bu reçineler büyük moleküllü yapay maddelerdir.

Kauri adlı fosil reçinesi vernik yapımında kullanılmaktadır. Hala da bu alanda yoğun olarak değerlendirilmektedir.

Sakız ağacı.
Bazı ağaçların ve özellikle sakız ağacının kabuğundan sızan, çiğnendiğinde yumuşayan, hoş kokulu, beyaz renkli reçine.

Güney Amerika’nın ünlü et rostosu ..

Asado,
Asado (İspanyolca)

Rosto,
İspanyol usulü et rostosu.
İtalyanca rosto, modern yazımı arrosto.
Haşlandıktan sonra veya haşlanmadan fırında kızartılan ve dilim dilim kesilerek garnitürle yenen et yemeği.
Santiago usulü et rostosu olan asado karabiber ve tuz ile yenir. İçerisinde kesinlikle doğuya özgü baharatlar kullanılmaz.

Arjantin’de, Şili’de, Paraguay’da ve Uruguay’da barbeküye verilen ad.
Asado genellikle, ızgarada pişirilen, parrilla veya açık ateş olarak adlandırılan sığır, sosis ve bazen diğer etlerden oluşur.

Bir asado hemen hemen her zaman et ve genellikle embutidos (sosis vb.) ve sakatat içerir. Genellikle daha ayrıntılı versiyonlarda, embutidos ve etlere kırmızı şarap ve salata eşlik eder. Daha resmi etkinliklerde ve lokantalarda, yemek, asador veya parrillero olan bir kişi tarafından hazırlanır. Gayri resmi ve rahat ortamlarda, bu genellikle gönüllüler tarafından kolektif bir şekilde yapılır.

İspanya’da genellikle sokak çalgısı olarak kullanılan, telli bir çalgı…

Bandurya,
Bandola,

Mandurria,
Bandurria.
Telli bir çalgı,
İspanyol sokak çalgısı.
İspanya’da genellikle sokak çalgısı olarak kullanılan, telli bir çalgı.
İspanya’da sokak çalgısı, telli bir çalgı.

Bandurya, lavta ailesinden kısa saplı, armut biçiminde, sırtı düz, telli bir çalgıdır. Anayurdu olan İspanya’ da genellikle sokak çalgısı olarak çalınır. XIV. yüzyılda mandurria adıyla tanınırdı. Balear Adalarında halen aynı adla kullanılmaktadır. Banduryaların önceleri üç ya da beş telli ve perdeli ya da perdesiz türleri vardı. Banduryanın sapında 12 sabit perde bulunur. Banduryaların altı çift hay­van bağırsağından yapılan tel ve metal sargılı ipek tellerinden yapılmıştır. Kısa ve sert bir penayla çalınır.

BANDURA

“Yılancık” da denilen akut deri enfeksiyonu …

Erezipel,
Erizipel (Crveni vjetar).
İng. erysipelas

Yılancık,
Bir deri enfeksiyonu.
Yılancık hastalığı olarak da bilinen erizipel; deride ağrı, kızarıklık, şişlik ve ısı artışı ile ortaya çıkan en çok bacaklarda görülen bir deri enfeksiyonudur. Cilt altında ilerleyen kırmızı, sıcak, dokunmaya hassas Hemofilus İnfluenza adlı bakteriler sebep olur.

Bacaklarda, kollarda, yüzde ve bebeklerin göbek kısmında ortaya çıkan bir tür bakteriyel enfeksiyon olan Erezipel bir cilt hastalığıdır. Mikrop küçük yaralardan, sıyrıklardan girer. Girdiği deri bölgesinde ağrılar yaşanır. Derinin mor ve kırmızı arası bir renge dönüştüğü görülür. Genelde 3 yaşın altındaki çocuklarda, yaşlı insanlarda ve damardan uyuşturucu bağımlılarında görülür.

Hastalığın belirtileri; Yüksek ateş, üşüme ve titreme, kırgınlık, kenarları kabarık, kırmızı, şiş, sıcak ve ağrılı deri bölgesi ve kabarcıklar, yüzde, kırmızı şişmiş erizipel alanı genellikle hem burun hem de yanakları kapsar. Tedavide gecikilirse enfeksiyon vücuda yayılabilir.

Genel olarak, tedavi 10-14 gün boyunca devam eder. Erizipel tedavisinde antibiyotik ve topikal antibiyotik tedavisi uygulanır. Penisilin gibi antibiyotikler, erizipel için normal tedavidir. Lezyonun olduğu bölgenin 7-10 süre ile sabunlu su ile yıkanması gereklidir.

Yılancık hastalığı, hasta kişilerden sağlam kişilere doğrudan doğruya bulaşabilir. Genelde hasta kişinin kirlenmiş eşyalarının kullanılması ile dolaylı olarak da bulaşabilmektedir. Bu nedenle eskiden bu hastalığa sahip kişiler karantinaya alınarak tedavi edilmekteydi.

Mısır’ın ikinci cumhurbaşkanı, Arap dünyasına damga vurmuş, sosyalist, asker ve devlet adamı …

Nasır,
Cemal Abdül Nasır,
Arapça; جمال عبد الناصر

(d. 15 Ocak 1918 – ö. 28 Eylül 1970),
Mısırlı asker ve devlet adamı.
Devrimci, milliyetçi, sosyalist lider.
Mısır’ın ikinci cumhurbaşkanlığını yaptı.

Krallığa son veren darbenin ardından başbakan ve devlet başkanı olarak Mısır’da ve Arap dünyasında köklü dönüşümlere damgasını vurmuş bir önder.

15 Ocak 1918 yılına İskenderiye’de doğmuş. Adı Cemal Paşa’ya atfen verilmiştir. Ortaöğrenimini Kahire’de tamamladı. 1937 yılında Kraliyet Askeri Akademisi’ne girdi ve 1939 yılında mezun oldu. Sudan’daki Mısır ordusunda görev yaparken Zekeriya Muhiddin, Abdülhakim Amir ve Enver Sedat ile birlikte gizli Hür Subaylar Hareketini kurdular. Hareketin amacı İngiliz egemenliğine ve krallık yönetimine son vermekti.

I. (1948-1949) Arap-İsrail Savaşı’nda Filistin’de çarpıştı. 1951 yılında yarbaylığa yükseldi. Savaşın ardından baş gösteren siyasi bunalım sırasında Hür Subaylar Hareketi 23 Temmuz 1952 yılında darbeyle yönetime el koydu. Orgeneral Muhammed Necib’in devlet başkanlığına getirildi. Ancak gerçek iktidar Nasır’ın denetimindeki Devrimci Komuta Konseyi’ nin elindeydi. Ocak 1953 yılında siyasi partiler kapatıldı ve Özgürlük birliği adlı yeni bir parti devlet içinde çekirdek örgütler kurdu. Haziran 1953 yılında Cumhuriyet ilan edildi. İngilizlerle Süveyş Kanalı bölgesinin boşaltılmasını öngören bir antlaşma imzalandı. 1954 ilkbaharında Necib’in görevden alınmasına yol açan iç çekişmelerden sonra perde arkasındaki konumundan çıkarak başbakanlık görevini üstlenen Nasır, en güçlü muhalefet odağı olan Müslüman Kardeşler’i sindirerek konumunu pekiştirdi. Ocak 1956 yılında tek partili siyasi sisteme dayalı yeni anayasayı yürürlüğe koydu. Haziranda da tek aday olarak, oyların yüzde 99,95’ini alarak cumhurbaşkanı seçildi.

1955 yılında Bandung Konferansına katılarak Yugoslavya devlet başkanı Josip Tito ve Hindistan başbakanı Jawaharlal Nehru ile birlikte bağlantısızlar hareketinin önderleri arasında yer aldı. Birleşik Krallık ve ABD’nin, Asvan Barajı projesinin finansmanından vazgeçmesi üzerine gerekli kaynağı sağlamak için Süveyş Kanalını millileştirme yoluna gitti. Ekim 1956 yılında İsrail, Fransa ve Birleşik Krallık’ın giriştiği ortak harekatla başlayan Süveyş Bunalımı sırasında, İsrail’in Sina Yarımadasını Şarmü’ş-Şeyh’e kadar işgal etmesine ve Mısır Hava Kuvvetleri’nin ağır bir darbe yemesine karşın, ustaca manevralarla dış müdahaleyi boşa çıkardı. Arap dünyasındaki saygınlığını artıran bu olayın ardından daha radikal bir çizgiye yöneldi.

1958 yılının başlarında Mısır ve Suriye’nin Birleşik Arap Cumhuriyeti adı altında birleşmesine öncülük etti. Suriye’nin 1961 yılında birlikten çekilmesini Arap ülkelerindeki gerici rejimlere bağlayarak Arap dünyasındaki devrimci hareketleri etkin biçimde desteklemeye başladı. 1962 yılında Arap Sosyalist Birliği’ni kurdu.

Nasır, Mısır’ın sosyalist ülkelerle yakınlaşmaya girdiği bu dönemde özellikle Sovyetler Birliği’nin teknik ve mali yardımıyla geniş çaplı bir kalkınma hamlesi başlattı. 1968 yılında Asvan Barajı’nı tamamladı. Sanayileşmeyi hızlandırma ve köylüleri topraklandırma gibi başarıların yanı sıra kadınların haklarını genişletme ve eğitimi yaygınlaştırma gibi önemli adımlar attı. Bu arada kendi kişisel otoritesinde odaklanan ve siyasi muhalefeti etkisiz kılan sıkı ve baskıcı bir devlet mekanizması yarattı.

28 Eylül 1970 yılında görevdeyken Arap liderlerle yaptığı zirve sonrası, ağır bir kalp krizi geçirdi ve öldü. Nasır ağır bir sigara içicisiydi. Nasır’ın ölümü Arap ülkelerinde ve dünyada şok etkisi yarattı. 1 Ekimde Kahirede düzenlenen cenaze törenine 5 milyon kişi katıldı. 10 km lik kuyruk oluştu. Suudi Arabistan Kralı Faysal hariç tüm Arap liderler cenazeye katıldı. Arafat ve Kral Hüseyin açıkça ağlarken, Libya lideri Muammer Kaddafi üzüntüden iki kez bayıldı. Lübnanda çıkan Le Jour gazetesi Nasır’ın ölümünü “100 milyon Arap yetim kaldı” manşetiyle duyurdu. Nasır Kubbe semtinde bir sene önce inşa edilmiş bir camiye defnedildi.

Mısır devlet başkanı, Afrika ülkesi Mısır’ın yönetim sistemini monarşiden cumhuriyete değiştirdiği 1953 yılından bu yana ülkenin en üst makamında bulunan kişiye verilen unvandır.
Devlet Başkanları;
1953-1954 Muhammed Necib,
1954-1970 Cemal Abdül Nasır,
1970-1981 Enver Sedat,
1981-1981 Sufi Ebu Talib,
1981-2011 Hüsnü Mübarek,
2012-2013 Muhammed Mursi,
2013-2014 Adli Mansur,
2014-2018 Devam Abdülfettah el-Sisi,

Kertenkele derisi …

Lezar,
Fransızca lézard (fr).
İng. lizard, kertenkele.

Kertenkele derisi.
Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir tür deri.

Kertenkeleler pullu sürüngenler (squamata) olarak bilinir. Kertenkeleler Sürüngenler, takımının (Reptiles) bir üyesidir. Lezar denilen Kertenkele derileri tropikal ve subtropikal iklimlerde yaşayan kertenkelelerden elde edilmektedir. Genellikle tuzlu, kuru veya hava kurusu yöntemlere konserve edilerek piyasaya sunuluyor. Kertenkele derilerinin üretimi daha çok yaşadığı ülkelerde az miktarda yapılmaktadır. Mamül hale getirilen bu deriler pahalı ve fantazi tip ayakkabı, çanta, cüzdan ve deri eşyaların üretiminde kullanılmaktadır. Saraciye sektörünün gözde ürünü bu derileri bilim insanları şimdilerde bir başka amaç için araştırmaktadırlar. Endüstriyal ve tıbbi amaçlar için kullanmaya çalışmaktadırlar.

Yapılan araştırmalarda kertenkele derisi de yeniden ürüyor. Bu insan deri hücrelerinde olduğu gibi olup gelecekte yapılacak deri nakillerini ön görebilirsiniz. Sunshine Coast Üniversitesi’nden Doktor Jolanta Watson kertenkele derisindeki bu mucizeyi şöyle paylaşıyor. Kertenkele derisi de yeniden ürüyor. İnsan deri hücrelerinde olduğu gibi. Kertenkele derisinin sadece suyu geri püskürtmediği aynı zamanda kendi kendini temizleme özelliği olduğu da belirtildi. Gelecekte yapılacak deri nakillerini ön görebilirsiniz.

Halk dilinde salep otuna verilen ad…

İletir,
Sahlep otu,

Salep otu,
Çayırotu,
Çamçiçeği,
Orchis

Orchidaceae (orkideler) ailesinin birçok türünün toprakaltı yumrularından elde edilen içecek. Ayrıca orkide türlerine Anadolu’da verilen genel ad. Sahlepgiller familyasından; tel köklü otsu bir bitkidir. Gövdesi, dik ve silindirimsidir. Çiçekleri salkım veya başak şeklindedir. Kullanılan yeri köklerindeki yumrularıdır. Salep otu tel köklü bir bitkidir. Mart ve Mayıs aylarında çiçekleri açar. Boyları 10 ile 30 santimetre arasında değişmektedir. Kökünde iki tane yumru vardır. Yurdumuzda Akdeniz, Marmara ve Ege bölgelerinde yetişir. Salep otu ormanlarda ve nemli yerlerde yaygındır. Bir çok çeşidi daha çok süs bitkisi olarak yetişir.

Batı Akdeniz, Eğe, Marmara ve batı Karadeniz bölgelerinde yaygın olarak yetiştirilir. Yurdumuzda bir çok çeşidi vardır. Salep yumruları müsilaj, glikoz ve uçucu bir yağ taşır. İçerdiği en önemli madde glikomannandır. Su ve sütle birlikte kullanıldığında şiştiği için yaygın bir şekilde dondurma hammaddesi olarak kullanılır. Özellikle Maraş Dondurması olarak bilinen dondurmaya tat ve koku kazandıran, dünyada sadece Kahramanmaraş’ın dağlarında yetişen bir orkide türünden elde edilen saleptir. Toprak kazılarak kökünün yumruları alınır.

Faydası :
Göğsü yumuşatır. Öksürük ve bronşitte faydalıdır. Kabızlığı giderir. Basur memelerinde faydalıdır. Zihni çalışma gücünü arttırır. Kalbi kuvvetlendirir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Vücudun ısınmasını sağlar. Cinsel gücü artırır. Osmanlıdan bu yana yukarıda sayılan etkilerin varlığı söylenegelse de içerdiği müsilaj yapısında maddelerden kaynaklı öksürük dindirici etkisi dışında tıbben kanıtlanmış bir etkisi yoktur. Özellikle afrodizyak(cinsel istek arttırıcı) etkisi kesinlikle bilimsel bir söylem olamaz. Müsilaj (suyla şişen maddeler) içeren her gıda kabız engelleyici olarak düşük bir etkiye sahiptir.

Salep borsası Burdur’un Bucak ilçesindedir. Tüm Türkiye’deki salepler burada alınıp satılmaktadır.

Salepin Hazırlanışı:
Salep bitksinin kökü mevsiminde toplanır. Bir süre kurutulduktan sonra toz haline getirilir. Daha sonra isteğe göre tarçınla harmanlanır. Sütle birlikte kazanlarda uzun süre kaynatılır ve hazır hale getirilir. Öğütülmüş kök yumrulardan 1 çay kaşığı az su ile bulamaç hale getirilip üzerine 300 gr. su konarak karıştırılıp 15 dakika kaynatılır. Bal ile tatlandırılarak üzerine zencefil ekilerek sıcak sıcak içilir. Aynı tarif süt ile de yapılabir. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer kahve fincanı içilir.

Yılan zehiriyle zehirlenme …

Ofidizm,
Yılan zehiriyle zehirlenme.

Yılan zehiri, yılanın gözlerinin arkasındaki özel toksik bezlerin aktivitesinin bir ürünü olan salyadır. Bu yılan zehiri, yılanın dişleri ile kurbanın vücuduna girer. Yılan zehri, belli yılan türlerinin tükürük bezlerinde ürettiği salyadır.

Yılan başının her iki yanında, gözlerin arkasında bulunan salgı bezi, Zootoksin salgılar. Yılan zehri birçok farklı enzim ve protein içerir. Yılan zehri avı öldürmeye, sindirmesine, kendisini korumasına yardım eder. Yılanlar en kompleks zehire sahip hayvanlardır. Yılanın dişlerini kauçuk veya parafilm zara geçirerek, zehrin bir kaba gönüllü olarak boşaltılması sağlanarak tıp biliminde kullanılır.

Edirne yöresinde yaşayan Romanların 5 Mayıs’ta düzenledikleri geleneksel bahar eğlencelerine verilen ad…

Kakava,
Edirne yöresinde yaşayan Romanların 5 Mayıs’ta düzenledikleri geleneksel bahar eğlencelerine verilen ad…

Edirneli Romanlar, baharın müjdecisi “Kakava Şenlikleri” nedeniyle sabah ezanından sonra Tunca Nehri”nin kıyısına akın etti. Yüzlerce Roman burada yüzlerini yıkadı ve pet şişelere nehir suyunu doldurup dilekte bulundu. Bazı Roman erkekler ise yüzerek nehrin karşı kıyısına geçti. Evlenme çağına gelen genç kızlar gelinliklerini giyerek Tunca kıyısında davul zurna eşliğinde göbek atıp eğlendi.

Bazıları da giydikleri gelinlikleri nehre attı.
Edirne”deki Bulgar Sveti Georgi Kilisesi’ nde de “Giorgion Bayramı” dolayısıyla ayin düzenlendi.

Rahip Aleksandır Çıkırık yönetiminde düzenlenen ayine, Bulgaristan’ ın Edirne Başkonsolosu Angel Angelov ve Bulgaristan”dan gelenler katıldı. Ayinin ardından, katılanlara kutsanmış ekmek ve etli pilav ikram edildi.

Kakava,
Edirneli Romanlar, baharın müjdecisi “Kakava Şenlikleri” nedeniyle sabah ezanından sonra Tunca Nehri”nin kıyısına akın etti. Yüzlerce Roman burada yüzlerini yıkadı ve pet şişelere nehir suyunu doldurup dilekte bulundu. Bazı Roman erkekler ise yüzerek nehrin karşı kıyısına geçti. Evlenme çağına gelen genç kızlar gelinliklerini giyerek Tunca kıyısında davul zurna eşliğinde göbek atıp eğlendi. Bazıları da giydikleri gelinlikleri nehre attı.

Edirne”deki Bulgar Sveti Georgi Kilisesi’ nde de “Giorgion Bayramı” dolayısıyla ayin düzenlendi.
Rahip Aleksandır Çıkırık yönetiminde düzenlenen ayine, Bulgaristan’ ın Edirne Başkonsolosu Angel Angelov ve Bulgaristan”dan gelenler katıldı. Ayinin ardından, katılanlara kutsanmış ekmek ve etli pilav ikram edildi.

Anadolu’nun bazı yörelerinde çınara verilen ad …

Çınar,
Biladan,

Anadolu’da çınara verilen adlar.
Biladın, Biladin, Beladan, Biledan, Bulada, Bildan,
Çaymığ, Çaynuğ, Çilbirtir, Çohar,Çünük,
Gavlağan, Gavlan,
Kavlagan, Kavlağan, Kavlan,
Sınar, Şınar.

Çınar, Platanaceae (Çınargiller) familyasından, kışın yapraklarını döken bir ağaçtır. Yaklaşık 1000 yıl yaşama süresine sahip olan çınar ağaçlarının en önemi özelliklerinden biri, 10 m. çevresiyle, 30-40 m. boylarıdır. Ülkemizde en çok rastlanılan türü, Doğu Çınarı (Platanus orientalis) dır. Çınar ağacının, kökleri sağlam, dalları dağınık ve kalındır. Kirli havayı emme özelliğine sahiptir. Güneşe benzeyen meyveleri vardır. Dökülen yaprakların uçları sivri ve dişli, dipleri ise yuvarlaktır. Türkiye’nin en yaşlı ağaçlarından biri 600 yaşındaki Bursa’nın İnkaya köyünde İnkaya Çınarıdır. Anadolu coğrafyasında ulu çınar diye onurlandırılan çınar ağacı anavatanı Kuzey Amerika ve Doğu Avrupa olarak bilinmektedir.

Büyük gövdesi ve hava kirliliğinden etkilenmemesi nedeniyle park, bahçe ve yol kenarlarına dikilir. Çınar ağacı, uzun yaşamı ile anıt ağaç olarak bilinir.

Kütük sürgünü verme özelliğine sahiptir. Çok hızlı bir şekilde büyüme özelliği vardır. Ömürleri çok uzundur. Yaşlı çınar ağaçlarının içleri çürür, ama yaşamlarını devam ettirirler. Her türlü toprakta yetişebilmektedir. Dört mevsimde ekilir. Çınar ağacı, Mobilya, ahşap, parke ve Tıp sektöründe kullanılır. Mürekkep yapımında kullanılır.
Çınar ağacının kabuğu, diş ağrısına iyi geldiği bilinmektedir. Diş ağrısını gidermek için ağacın kabuğu sirke ile kaynatılıp gargara yapılır. Diş etlerini güçlendirmektedir.
Hafif yanıkları iyileştirme özelliği vardır. Yanıklarda sirke veya suyla kaynatılan çınar kabukları derinin yenilenmesinde yardımcı olur. Vücuttaki şişleri indirmede kullanılır.
Hayvan zehirlenmelerine iyi geldiği, merhemiyle sedef hastalığına iyi gelmektedir. Kabuğundaki tannik asit (tanen) bulundurması nedeniyle bazı deri hastalıklarında ve göz rahatsızlıklarında antiseptik olarak, ayrıca ishalde ve yüksek ateşte kullanılır. Kabuğu yakılarak elde edilen kül, iltihaplı yaralara uygulandığında tedavi edicidir. Çınar ağacı kabuğunun kabız yapıcı özelliği bulunur, dikkat ediniz. Her şekilde doktorunuza danışmadan tedavi amaçlı kullanmayınız.

Çınar ağacının türleri şunlardır.;
Doğu çınarı, Batı çınarı, Arizona çınarı, California çınarı, Meksika çınarı, Londra çınarı
Rzedowski çınarı, Gentry çınarı, Chiapas çınarı, Kerr çınarı, Oaxaca çınarı.

Büyük sunda takımadalarının en büyüğü …

Sumatra,
(Sumatera)

Bölge Güneydoğu Asya’da, Endonezya’ya ait bir adadır. Büyük Sunda Takımadalarının en batısındadır.
Yüz ölçümü 470,000 km2
Nüfus yoğunluğu 96 kişi/km2

Etnik gruplar;
Açe,
Batak,
Minangkabau,
Malay
Sumatra

Ada eski bir volkan üzerindedir. Toba gölü bu volkanın sonucudur.
Halen bölgede faaliyette olan yanardağlar;
Sinabung, Agung, Semeru ya da Mahameru, Merapi Yanardağı, Karakatau,

Eski çağlarda ülkede bulunan altından dolayı, Sanskritçe Altın Adası, Swarnadwipa veya Altın Toprak anlamında, Swarnabhumi adıyla anılmış. XIV. yüzyılda Samudra krallığı tarfından ismi Sumatra olarak yaygın bir şekilde kullanılmış. Güneydoğu Asya’da Sunda Adaları’nın en batıda olanı ve en büyüğüdür. Endonezya’nın en büyük adası olup, 470,000 km2 ‘lik yüzölçümü ile dünyanın da en büyük altıncı adasıdır.

En önemli şehirleri;
Medan,
Padang.
Lampung,
Brastagi,
Krakatoa,

Koruyucu parlak bir cilayla kaplanarak camsı bir görünüş kazandırılmış seramikler için kullanılan sözcük …

Vitrifiye,
Fr. vitrifier, İng. vitrified

Cama benzer biçimde olan.
Camlaşmış.
Camsı.

Koruyucu parlak bir cilayla kaplanarak camsı bir görünüş kazandırılmış seramikler için kullanılan sözcük. Vitrifiye bir seramik ürünüdür. Islak zeminlerde kullanılır. 1280 °C derecede dayanıklılık gösteren bir üründür. Çoğunlukla seramiktir. Vitrifiye, kil ve kaolin karışımından meydana gelir. Karışım yapıldıktan sonra pişirilir. Karışıma daha sonra ince öğütülmüş kuvars ve feldspat eklenir. Isıl genleşmeyi etkileyen kuvars, seramik sırın iyi bir şekilde oluşmasını sağlar. Feldspat ise üründe akışkanlık ve sertleşme yapar. Vitrifiye sağlam ve dayanıklıdır. Yüksek derece asitlerle temas halinde bile hiç bir leke ve iz bırakmaz. Bu nedenle sağlık kuruluşlarında kullanılır.

Genel Özellikleri;
Yüzeyin parlak ve gözeneksiz olması,
Bakteri ve mikrop barındırmaması,
Kir tutmaması, kolay temizlenmesi,
Su emmemesi nedeniyle koku yapmaması,
Asit ve deterjandan etkilenmemesi,
Aşınmaması, uzun ömürlü olması,
Ateşe dayanıklı olması.

Vitrifiye üreten firmalar;
Duravit, Ege Vitrifiye, Güral Vitrifiye, Serel, Hatria, Bozvit, Novarte, QVit, Çanakçılar Şirketler Grubu, Kale Grubu, Ece Vitrifiye, İdevit, Watex Vitrifiye, Vitra, Viba, Yurt, Doğvit, Selvit, Creavit, Esvit, Seramiksan, Çanakkale.

Genellikle askerlerin giydiği konçlu ve kaba potin …

Postal,
Farsça, postal.

Askerlerlerin giydiği uzun bilekli ayakkabı.
Eskimiş ayakkabı.
Genellikle askerlerin giydiği konçlu ve kaba potin.

Potin,
Fr. bottine.
Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan, bağcıklı veya yan tarafı lastikli ayakkabı.
Erkek ayakkabısı, fotin, iskarpin.

Postal kelimesinin bir başka anlamı, mecazi, düşkün kadın demektir.

Bitkisel tellerden yapılmış kaba örgülü büyük çuval …

Telis,
Tillis,

Arapça, تَلِّيسٌ
Tillis,
İng. Hessian cloth.

Bitkisel tellerden yapılmış kaba örgülü büyük çuval.
Keten ya da kendirden seyrek dokunmuş çuval.
Büyük çuval,
Küçük çuval ince örülmüş çuval.
Bir çuval türü
Çuval,
Harar,
Torba,

İthal edilen telis bezi kumaşı bir çok sektörde yaygın olarak kullanılırlar. En çok kullanıldığı sektörlerden biri de inşaat sektörüdür.

Yurdumuzda kurulmuş köy enstitüleri …

Köy Enstitüleri,
İş için iş içinde eğitim.

Köy Enstitüleri, ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile açılmış okullardır. Tamamen Türkiye’ye özgü olan bu eğitim projesini 28 Aralık 1938 tarihinde milli eğitim bakanı olan Hasan Ali Yücel bizzat yönetti.

2. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru 1945 yılında Sovyetler Birliği lideri Stalin’in Türkiye’den Kars, Artvin ve Ardahan’ı ve Boğazlarda askeri üs istemesi üzerine, Milli Şef de ABD’den askeri destek istemişti. Bu desteği vermeye hazır olduğunu belirten ABD, Truman Doktrini ile yardıma başlamıştı ama karşılığında Türkiye’de serbest seçimlere dayanan demokrasi düzeninin yerleştirilmesini ve Milli Şeflik, “5 yıllık kalkınma planları” ve “Köy Enstitüleri”leri gibi Sovyet taklidi uygulamaların kaldırılmasını talep etti.
1946 yılında hükümetin yaklaşan seçimleri yitirme kaygısıyla CHP içinden muhalif milletvekillerinin başını çektiği örgütlü muhalefetin kampanyasıyla, müfredatında ve yapılanmasında kuruluş amaçlarından uzaklaşan değişiklikler yapıldı. İlerleyen yıllarda da, daha önceleri sıkı sıkıya bağlı olduğu “iş için iş içinde eğitim” ilkesinden uzaklaştırıldı. Önceleri yaratıcılığın ön plana çıktığı eğitim anlayışının yerine giderek geleneksel, ezberci eğitimin yerleştiği öğretmen okullarına dönüştürülerek 1954′ te kapatıldılar.

Yurdumuzda kurulmuş köy enstitüleri;

Akçadağ / Malatya
Akpınar-Ladik/ Samsun
Aksu / Antalya
Arifiye / Sakarya
Beşikdüzü / Trabzon
Cılavuz / Kars
Çifteler / Eskişehir
Dicle-Diclegani / Diyarbakır
Düziçi – Haruniye / Adana
Ernis-Erciş / Van
Gölköy / Kastamonu
Gönen / Isparta
Hasanoğlan / Ankara
İvriz / Konya
Kepirtepe / Kırklareli
Kızılçullu / İzmir
Ortaklar / Aydın
Pamukpınar / Sivas
Pazarören / Kayseri
Pulur / Erzurum
Savaştepe / Balıkesir

1 2 3 46