Bir kimsenin davranışlarına temel olan ahlak ilkelerinin tümü…

Etik,
Fr. éthique
İng. (Yun. ethics)
ethics
Töre bilimi.
Çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü.
Etik bilimi.
Bir kimsenin davranışlarına temel olan ahlak ilkelerinin tümü.
Ahlak felsefesi.
Ahlaki, ahlakla ilgili.

Felsefenin ‘ödev’, ‘yükümlülük’, ‘sorumluluk’ ve ‘erdem’ gibi kavramları analiz eden, ‘doğruluk’ veya ‘yanlışlık’ ile ‘iyi’ veya ‘kötü’yle ilgili ahlaki yargıları ele alan, ‘ahlaki eylem’in doğasını soruşturan ve iyi bir yaşamın nasıl olması gerektiğini açıklamaya çalışan dalı.

Ahlak,
Huy, tabiat.
İnsanın davranış tarzı, tutum ve tavrı, bir cemiyette makbul ve iyi sayılan davranış kuralları ve kaideleri inceleyen ilim.

Kalelerde mazgalların oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü…

Barbata,

anadoluhisar

Kale korkuluğu.
Kalelerde mazgalların oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü.
Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü,
Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askeri önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı, kermen.

Kale duvarlarında iç yanı geniş, dış yanı dar deliklere mazgal denir. Yağmur sularını kanalizasyon şebekesine çekmek için kullanılan üzeri parmaklıklı demirle kapatılmış deliklere de mazgal denir. Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısına burç denir. Kale duvarlarında düşmana ok atmak için açılmış deliklere barbakan denir. Kale, bir şehrin veya önemli bir yerin korunması için taştan yapılmış, yüksek duvarlı ve kuleli, çevresinde hendekler bulunan küçük kale, kermen, germen.

XV. ve XVI. yüzyıllarda Anadoluda dokunan ve ünlü bir Alman ressamın adıyla anılan bir cins halı …

Holbein,
Holbein halıları.
Alman ressam Hans Holbein’in adıyla anılır.
Holbeinjpg
XV-XVI. yüzyıl Erken Osmanlı Devri Halıları’nda (Holbein Halıları) zemin küçük karelere bölünerek karelerin içine yerleştirilen sekizgenler ve bunların arasındaki, kaydırılmış eksenler halinde düzenlenen, eşkenar dörtgen şekilli motiflerle karekteristike olmuştur.

Uşak çevresinde dokundukları kabul edilen bu halılar yün malzemeyle ve Türk düğüm tekniğiyle dokunmuşlardır. İtalyan ressam Lorenzo Lotto’nun tablolarında rastlanılan desenlerle imal edilen halılar da Alman ressam Holbein adıyla anılmıştır.

İnme …

Felç,
İnme,
Paralizi,
Pleji,
Nüzul, (Arapça).
Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması, felç.
spasticity
Paralizi, nüzul.
İniş, inmek, aşağı inmek.
Felç hastalığı.
Spastisite,-Kaslarda katılaşma.
Felç kısaca, kaslarınızda ve sinirlerinizde meydana gelen bozukluklar sebebiyle hareket edememezlik durumudur.

Felç durumu beyninizin bir bölümüne kan gitmemesi sonucunda meydana gelmektedir.

Afrika’da yaşayan ve “turako” da denilen, rengarenk parlak tüylü bir kuş…

Muzcul,
Turako,
Hartlaub Turako Kuşu,
turako

Afrika’da muzculgiller (Musophagidae) familyasından Turako kuşu (Touroco coryhaix) nun genç olanlarının da kanatlarında pençeler mevcuttur.
Kenya ve Tanzanya’da bulunan turakolar, işgalcidir. Ortam müsait oldu zaman çiftler üremeye çalışır. Boyu kırk santimetredir ve ömrü ortalama on iki yıldır. Kuluçka süresi yirmi gündür. Yavrular yirmi sekiz gün sonra tüylenmeye başlar.
Bu kuşların fosillerinden sürüngenlerle kuşlar arasında bir geçiş olduğu evrimciler tarafından söylenmektedir. Günümüzdeki kuşlar dişsiz olduğu gibi, eskiden yaşayıp nesilleri tükenmiş dişli kuşlar da vardır.

Nitekim günümüzde yaşayan kurbağaların bir kısmı dişli, bir kısmı ise dişsizdir. Dişsiz sürüngenler de mevcuttur. Yayınlanan bir makalede; ’Jura’ devrinden daha yaşlı tabakalar arasında gerçek kuşların varlığı anlaşılmıştır.

Türleri;
Turaco, Ross’s, Turaco, Violet, Turaco Green, Turaco Hartlaub’s, Turaco Knysna, Turaco Livingstone’s, Turaco Purple-crested .

Yayılma, genişleme …

imbisat

İmbisat,
Osmanlıca, İnbisat,
İng. expansion
Alm. ausdehnung
Fr.dilatation
Yayılma,
Genişleme,
Genleşme.
Açılma,
Isı ya da dönüşüm nedenleriyle, bir özdeğin oylumunda oluşan genişleme.
Isıtılan özdeklerde görülen oylumsal büyüme.
Sıcaklığın veya dış basıncın değişmesine bağlı olarak bir cismin boyutlarının büyümesi.
Açık yüzlü olma.
Şâd, mesrur ve mahzuz olma.
Gönül açıklığı.
Kalb ferahlığı.
Sıcaklığın etkisiyle madeni cisimlerin enine, boyuna büyüyüp uzaması.

Yayılmak işi ise intişar’ dır.

Dağcılık …

dagcili

Alpinizm.
Dağcılık,
Dağa tırmanma sporu.
Dağcılık dağlarda yürümeyi, kamp kurmayı ve tırmanmayı kapsayan bir doğa sporudur. Dağcılık ekipmanları, rüzgar geçirmeyen elbiseler, yün iç çamaşırlar, özel ayakkabılar, kalın çoraplar, başlık, kar gözlüğü, buz baltası, üzengi, delikli çivi, tırmanma ipi, pusula, izci çakısı, piton(özel çiviler), buz tırnağı, çekiç, halka, uyku tulumu, burgu, takoz, barometre ve oksijen tüpleridir. Dağcılığın başladığı tarih 850 olarak kabul edilir.

Dağların zirvelerine çıkma sporu olup bir çok uygulama stili vardır.
Alpin-Hafifliğin ve hızın önemli olduğu, teknik tırmanış içeren dağcılık sporudur.Kayalar ve buzlar üzerinde yapılan tırmanış stilidir.
Trekking ve Hiking- Dağ veya doğa yürüyüşü Hiking’dir. Aynı spor kamplı yapılarak yapılırsa adı Trekking olur.
Ekspedisyon-Yüksek İrtifa Tırmanışı-Uzun zaman gerektiren ve tırmanılan yükseklik bakımından vücudun klimaya uyum sağlayabilmesine olanak sağlamak amacı ile bol miktarda iniş çıkış içeren Yüksek
Ferrata-Kayaya sabitlenmiş metal merdivenleri kullanarak tırmanma stilidir.
Serbest stil-Free climbing-Serbest stil en çok kullanılan tırmanış türü.
Free solo-Hiçbir emniyet aleti kullanılmadan, kaya tırmanış ayakkabısı ve toz torbasıyla yapılmakta olup çok fazla deneyim gerektirir.

Türkiye’de ilk dağcılardan bazıları;
Miralay Cemil Cahit Bey-Erciyes’e tırmanan ilk dağcı.
Asım Kart,
Bozkurt Ergör,
Halil Alpay, Haşim Kılıç, Hüseyin Özbek,
Latif Osman Çıkıgil,
Mecit Doğru, Muvaffak Uyanık, Muzaffer Erolgez,
Servet Taş, Sönmez Targan,
Yalçın Koç,

Bulgur ya da pirinçle pişirilen üzerine yoğurt dökülerek yenilen ıspanak, semizotu gibi sebze yemeği ..

Borani,
(Borana, Boranı).
borani
Bulgur ya da pirinçle pişirilen üzerine yoğurt dökülerek yenilen ıspanak, semizotu gibi sebze yemeği.
Halk dilinde pirinçli, yumurtalı, yoğurtlu ıspanak vb. sebze yemeğine verilen ad.
Yumurta, yağda kızartıldıktan yahut suda haşlandıktan sonra üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan yemek
Anadolu’nun çeşitli yörelerinde farklı şekillerde hazırlanır.

Yalvaç ve Mecitözü civarlarında borani, ıspanaklı ve fasulyeli olmak üzere iki çeşit yapılır. İçerisine bulgur katılarak haşlanmak suretiyle pişirilir.
Haşlanmış, soyulmuş ve halka halka dilimlenmiş patates üzerine kızdırılmış yağ ve yoğurt dökülerek yapılan yemek.
Yoğurtlu mantı, tatar böreği.
Sarımsaklı yoğurt.
Yoğurtlu bir çeşit köy yemeği.
Bakla taneleri veya pancar saplarıyla yapılmış ve içine bulgur köftesi konulmuş yemek. Pancardan, çömlekte pişirilen ve üstüne sarımsaklı yoğurt dökülen yemek.
Ayva dolması.
Taze ot, pancar, bulgur vb. yapılan yemek.

Tarifi;
1 kg. ıspanak ayıklanıp, yıkanır ve ince ince doğranır. Bir tencerede kendi suyunda kavrulur. Ocakta 5-10 dakika sonra ocaktan alınır. Ispanaklar tencereden alınarak bir tabağa suyu sıkılarak konur ve doğranır. Tencereye 2 kaşık sıvı yağ konur ve kızdırılır sonra ıspanaklar eklenir. Bir kaşık un eklenir. Ispanakların yapışmaması için tencereye azcık su konur. 2 diş sarımsak ince ince kıyılır veya döveçte dövülerek bir kase yoğurt ve tuz ile karıştırılır. Sonra bu yoğurtlu karışım, ıspanakların üzerine dökülür. Bir kaşık tereyağı tavaya konarak eritilir. Sonra üzerine pul biberler atılarak kızdırılır. Hazırlanan bu sos, yoğurtlanmış ıspanağın üzerine dökülür.
Afiyet olsun.

Arkeolojide eski kentlerin mezarlıklarına verilen ad …

nekropol
Nekropol,
Nekropolis.
Mezarlık,
Arkeolojide eski kentlerin mezarlıklarına verilen ad.
Arkeolojik şehirlerde mezarlıkların ve toplu mezar yerlerinin bulunduğu bölgedir.
Yunanca nekros ölü demek olup buradan türetilmiştir. Yine şehir anlamındaki polis kelimesi eklenerek ölüler şehri anlamında nekropol kelimesi türetilmiştir.
Antik çağdaki şehirlerde mezar yerleri şehrin içindeymiş. Daha sonraları yerleşim yerlerinin uzağında dışında mezarlıklar yapılmıştır.

Osmanlı Devleti’ nin kuruluş yıllarında büyük yararlılıklar gösteren Kayı Beyi …

kayı
Kayı Beyi.
Gündüzalp,
Gazi Gündüzalp,
Osmanlı Devleti’ nin kuruluş yıllarında büyük yararlılıklar gösteren Kayı Beyi .
Osman Bey’in dedesi.
Gazi Gündüzalp’in eşi Hayme Ana olup; Sungurtekin, Gündoğdu, Ertuğrul ve Dündar adında dört oğlu vardır.

Ertuğrul Gazi’nin annesi, Osman Gazi’nin de ninesidir. Oğlu Ertuğrul Gazi ile torunu Osman Gazi’yi Türk-İslâm ananelerinde göre yetiştirmesi, Kayı boyuna analık yapması ve Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna vesile olmasından dolayı “Devlet Ana” olarak da anılmıştır.

Oğuzların Kayı aşiretinin damgası lYl şeklinde yanlarda iki ok ile ortada bir yaylı oktur.
Kayı’nın manası muhkem, kuvvet ve kudret sahibi demektir.

Eski Mısır’da ölülerin koruyucusu olan tanrı…

Osiris,
osiris
Ölülerin koruyucusu tanrı. Adı yunanlılar tarafından verilmiştir.
Osiris hep sivri külah başlığıyla, ayakları bitişik olarak tasvir edilir.
Osiris, Nut ve Geb’in ilk çocuğu, Set, Nephthys ve İsis’in kardeşi olup İsis’in kocasıdır.
Osiris yeraltı dünyasının hakimi, ölümsüz yaşam için diriliş tanrısı, kural koyucu, ölülerin koruyucusudur.

Osiris’in eski adı “gözün yeri” anlamına gelen Asar (Usire). Taht ve göz anlamına gelir.

Eski Mısır’ da ölüler tanrısı, Anubis (Anpu, Yinepu, İnpu) Anubis, ölülerin kılavuzu. eski Mısırda bir rivayete göre Nephthys ve İsis’in oğludur. Başka bir rivayete göre ise İsis ve Osiris’in oğludur.

Mor çiçekli, güzel kokulu çiğdem cinsinden soğanlı bir kültür bitkisinden elde edilen baharat …

Safran,
safran-nedir

Mor çiçekli, güzel kokulu çiğdem cinsinden soğanlı bir kültür bitkisinden elde edilen baharattır. Safran çiğdem çiçeğinden elde edilir. Süsengiller familyasındandır.
Dünyada adını bir yerleşim yerine veren tek bitkidir. Bu yerleşim yeri Safranbolu’ dur. Safran, Osmanlı padişahlarının kuvvet macunu olarak kullandığı bir bitkidir. Safran çok pahalı bir baharat olduğu için “Kırmızı Altın” olarak bilinir.

Hindistan’da Keşmir eyaletinde (Pampore) en kaliteli safran üretilir. Safran’ın üretimi Hindistan, İspanya ve İran’da yapılıyor. Keşmir safranı en iyi ve en pahalı safran olarak bilinir. İlk olarak Yunanistan’da üretilmiştir. İlaç yapımında ve yemeklerde baharat olarak kullanılan safranın cinsel gücü arttırdığı da bilinir.

Mor çiçekli çiğdemler keskin bir koku saçar etrafa. Keşmir’in popüler çayı “kehwa” yı renklendirme ve tatlandırmak için safran kullanılır. Tarçın, kakule ve safran gibi birçok baharat ile hazırlanan kehwa çayı bal ve badem ile sıcak içilir.
Yarım kilo safran üretimi için 75 bin çiğdem çiçeği toplanması gerekiyor. Kuru safranın kilosu üç bin dolar civarındadır.

Omurga eğriliği, omurganın göğüs veya bel bölgelerinde görülebilen, yana doğru eğriliğine verilen ad…

Skolyoz,

skolyoz

Omurga eğriliği,
Omurganın göğüs veya bel bölgelerinde görülebilen, yana doğru eğriliğine verilen ad.
Skolyoz (Omurga eğriliği) omurganın, sağ ya da sol yana doğru eğrilmesi anlamına gelmektedir.

Normal ve sağlıklı omurgada omurlar arkadan bakıldığında boyun, sırt ve bel olmak üzere düz bir hat şeklindedir. Omurlar sağa veya sola doğru yer değiştirir ve eğri bir biçimde olura buna skolyoz denir. Skolyoz gözle görülebilir bir rahatsızlıktır. Omurgada ciddi bir eğrilik olarak görülür.

İdiopatik, Nöromusküler ve Konjenital skolyoz olmak üzere üç tür skolyoz vardır. Bu hastalığın tedavisi, gözlem, korse tedavisi ve cerrahi süreçler olmak üzere herhangi birinin uygulanması ile yapılabilir. Çocuklarda eğrilik sırtta 45, belde 35 dereceyi aşmadıkça cerrahi müdahaleye gerek duyulmuyor. Sadece skolyoz korsesi kullanmak yeterli oluyor.
Boyun ve bel bölgesinde hafif çukurluk (lordoz) ve sırt bölgesinde hafif kamburluk (kifoz) vardır. Omurga arkadan bakıldığında ise tam düz olmalıdır.

Kan gruplarını bularak kan nakli yapılmasına imkan sağlayan bilim adamı …

Karl Landsteiner,
(1868 Vienna, Austria-1943 New York, USD)
Karl Landsteiner Avusturyalı bir hekimdir. Viyana Tıp Fakültesinden mezun oldu.
Karl Landsteiner immunitenin basamaklarını araştıran ilk bilim adamlarından biridir ve serolojinin kurucusu olarak tanınır. İnsan kanının birden fazla tipi olduğunu kanıtlamış ve hemablütinasyona dayanan ABO sistemini ortaya koymuştur.
Kan gruplarının bulunuşu tıp uygulamasında kan transfüzyonunu rutin hale getirmiştir. Landsteiner bu buluşuyla, 1930 yılında tıp veya fizyoloji alanında Nobel ödülüne layık görülmüştür. Kan gruplarının bulunması sağlanmıştır. Karl Landsteiner sayesinde kan nakli tıpta basit bir işlem haline gelmiştir.

Landsteiner
Kan gruplarını bulunması ve kan naklinin tıpta basit bir işlem haline gelmesini sağlamıştır. Karl Landsteiner 1929 yılında ABD vatandaşlığına geçmiş ve ABO kan grupları sistemini geliştirmesiyle 1930 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü almıştır. Karl Landsteiner 1898-1908 arasında Viyana Patoloji Enstitüsü’nde araştırmacı olarak çalışırken insanlarda kanın yapısındaki farklılıkları bularak, uygun olmayan kan nakillerinin tehlikelerini de ortaya çıkardı.

1900 yılında kandaki alyuvarlarda hücre zarının dış katmanına bağlanan antijenlerin türüne göre insanda kanın dört ana grupta olduğunu, bu grupların kişiden kişiye farklı bulunduğunu ispatlamıştır. Bu gruplama ABO sistemi olarak bilinir. Kan grubları A, B ve O olarak adlandırılmıştır. A ve B antijenlerinin ikisini birden taşıyan ve AB antikorları içermeyen AB grubu bulundu. 1927 yılında M ve N gruplarını, 1940 yılında ilk kez bulunduğu maymun türünün adını taşıyan Rhesus (Rh) faktörünü saptamıştır. Bilinen Rh faktörü, anne ve dölütün kanında ortaya çıkabilen ve düşük, ölü doğum ya da yeni doğanda ölümcül bir hastalığa yol açan bir dizi tepkimenin temelini oluşturmuştur.

İran mitolojisinde sözü edilen otuz kuş büyüklüğündeki efsanevi yaratık …

Simurg,
Simurg kelimesi “otuz kuş büyüklüğünde” anlamındadır.
Senmurw (Pehlevi).
Sina-Mru (Pazand).
Sireng,
Simurg, (Farsça: سيمرغ ).
Taraklı.
Tuğrul kuşu.
Efsanevi bir kuş.
Efsanevi yaratık.
hüma
Kaynağı Pers mitolojisi olan kuşun küllerinden yeniden doğan kuş anlamındadır. Ayrıca Farsça si, otuz anlamında olup otuz kuş büyüklüğünde efsanevi yaratık. Türk mitolojisinde karşılığı Tuğrul kuşu’dur. Anka kuşu, mekanı Kafdağı olarak rivayet edilir. Kafdağı yeşil zümrütten oluştuğu için bu kuşa Zümrüdü Anka denmesine neden olur.

Diğer isimleri şunlardır.;
Zümrüdüanka adlarıyla da bilinir. Cennet kuşuna benzer yeşil bir kuş olduğu için bu ad verilmiştir. Devlet kuşu da denilen Hüma kuşu, Türk ve İran mitolojilerinde kuşların en asili olarak bilinir. Anka’nın mekanı kabul edilen Kafdağı’nın yeşil zümrütten oluşu gösterilir.
Çavuş kuşu,
Hüthüt, Hüdhüd,
İbibik, İbikli.
Kaknus-Musikar,(Kuğu kuşu).
Phoenix,
Semender.

Kastamonu’nun Cide ilçesinde bir vadi…

Loç,
Loç vadisi.

Kastamonu, Cide ilçesinde bulunur.

loç

Loç vadisi doğal güzellikleri, orkideleri, birçok bitki türü ve şelaleleri ile bir yeryüzü cenneti olan vadi. Küre dağlarında bulunan vadi Karadeniz sahilinden 10 km içeridedir. Yörenin ve ülkemizin akciğeri konumundadır. Loç Vadisi, Rafting ve trekking gibi doğa sporuna uygun kanyonları ile ünlüdür.

Kastamonu Şenpazar’dan Cide’ye giderken Cide’ye 23 km kala ana yoldan ayrılarak 8 km.lik bir yol ile Loç Vadisine gidilir. Hamitli Köyü, Karakadı köyü, Çamdibi Köyü, Devrekani Çayı, Valla Kanyonu, Kayacık Gen Ormanı, Şeh Dağı, At Köprüsü, Dönen Göl, Sal Deresi bu bölgededir. Loç vadisinin kuzeybatısında Gökçeler köyü civarında doğal güzellikleriyle Evken şelalesi yer alır.

Anton Çehov’un bir eseri …

anton-çehov
Anton Çehov’un eserleri …
Ayı.
Vanya Dayı,
Üç kızkardeş,
Orman cini,
Vişne Bahçesi,
Martı,
İvanov,
Teklif,
Jübile,
Düğün,

Besleme,
Korkulu Gece,
Kara Keşiş,
Maran­gozun Köpeği Kaştanka.
Bir Taşralının Öyküsü,
Asma Katlı Ev,
Belalı Misafir .

Antov Çehov. (1860-1904 ),
Anton Pavloviç Çehov,
Öyküleri ve oyunlarıyla dünya edebiyatında çok özgün bir yeri olan Rus yazarlarından Anton Pavloviç Çehov, Azak Denizi kıyısındaki Taganrog’ da doğdu. Özgürlüğe kavuşmuş bir kölenin torunu ve bir taşra bakkalının oğludur. İlk ve orta öğrenimini doğduğu kentte tamamladı. 1879′ da tıp öğrenimi görmek üzere Moskova’ya gitti. Öğrenim yıllarında ailesine destek olmak amacıyla gazete ve dergilere yazılar ve kısa mizah öyküleri yazdı. Çehov tıp öğrenimini bitirdiğinde yazılarıyla yaygın bir ün kazanmıştı. O yıllarda dönemin önde gelen dergilerinden Yeni Zamanın yönetmeniyle tanıştı ve takma ad kullanmaktan vazgeçerek, öykülerini kendi imzasıyla yayımlamaya başladı.

Anton Çehov’un eserleri …
Ayı.
Vanya Dayı,
Üç kızkardeş,
Orman cini,
Vişne Bahçesi,
Martı,
İvanov,
Teklif,
Jübile,
Düğün,

Besleme,
Korkulu Gece,
Kara Keşiş,
Maran­gozun Köpeği Kaştanka.
Bir Taşralının Öyküsü,
Asma Katlı Ev,
Belalı Misafir .

Antov Çehov. (1860-1904 ),
Anton Pavloviç Çehov,
Öyküleri ve oyunlarıyla dünya edebiyatında çok özgün bir yeri olan Rus yazarlarından Anton Pavloviç Çehov, Azak Denizi kıyısındaki Taganrog’ da doğdu. Özgürlüğe kavuşmuş bir kölenin torunu ve bir taşra bakkalının oğludur. İlk ve orta öğrenimini doğduğu kentte tamamladı. 1879′ da tıp öğrenimi görmek üzere Moskova’ya gitti. Öğrenim yıllarında ailesine destek olmak amacıyla gazete ve dergilere yazılar ve kısa mizah öyküleri yazdı. Çehov tıp öğrenimini bitirdiğinde yazılarıyla yaygın bir ün kazanmıştı. O yıllarda dönemin önde gelen dergilerinden Yeni Zamanın yönetmeniyle tanıştı ve takma ad kullanmaktan vazgeçerek, öykülerini kendi imzasıyla yayımlamaya başladı.

Her tür deniz aracının rıhtım, iskele gibi yerlere yanaşmaları sırasında olabilecek çarpmaları önleyici nitelikte halat, ağaç, lastik, plastik gibi esnek malzemeden yapılmış, sabit veya taşınabilir yastık.

Usturmaça,
Kökeni İtalyancadır.
Stramazzo,bir denizcilik terimidir.
Bir birinin üzerine veya rıhtıma yanaşan teknelerin bordalarının zarar görmemesi için araya koydukları ağaç, lastik, plastik veya halatlardan yapılmış olan, balon, silindir, tekerlek biçiminde yastık.
Her tür deniz aracının rıhtım, iskele gibi yerlere yanaşmaları sırasında olabilecek çarpmaları önleyici nitelikte halat, ağaç, lastik, plastik gibi esnek malzemeden yapılmış, sabit veya taşınabilir yastık.
usturmaça

Rusların ünlü bir destanı …

igor destanı
İgor,
Rusların ünlü bir destanı.
Bu destan Kuman – Kıpçak Türkleri ile Rus Knezliklerinin 1103-1185 yılları arasındaki savaşlarını anlatır.
Novgorod-Severski Prensi olan İgor Svyatoslaviç’in 1185 yılında Kumanlara karşı düzenlediği İgor Alayı Destanıdır. Ritimli bir şiir dilinde anlatılan destan köylü ozanlarca günümüze kadar ulaşmıştır.

Rus milli edebiyatının ilk örneğidir. Başarısız olan bu seferi anlatan destan Rusların ünlü kahramanlık destanlarından birisidir. Bu destan Ruslar için olduğu kadar Kumanlar içinde önemlidir.

Felsefedeki kuşkuculuk öğretisinin eski adı…

İnadiye,
Kuşkuculuk.

İnadiye,
Kuşkuculuk,
İng. scpticisme
Fr. scepticisme,
Alm. skeptizismus
Hisbaniyye,
Reybiye.

Kuşkuculuğun kurucusu Pyrhon (Pîrron).(Yaşamının olduğu kadar isminin yazılışının bile üzerinde henüz anlaşılamadığından değişik yazarlar eserlerinde kimi kez Pyrhon, kimi kez de Pyrrhon adını kullanmışlardır. En genel anlamda herhangi bir şeyden duyulan belirgin kuşku; kuşkulanma tutumu. Eski Yunanca’da “gözlemek”, “incelemek” anlamına gelen skeptesheia sözcüğünden türetilmiş felsefe terimi.

Gorgias ve sokrates
Yerleşik Felsefe dilinde, kesin bir tutum almamayı, enson bir yargıya varmamayı ilke edinmiş; bütün değerlerden, inançlardan, bilgi savlarından ilkece kuşku duymanın doğruluğunu savunan felsefe anlayışı.
Felsefe tarihinin bilinen en eski kuşkuculuğu Eski Yunan’ın gezgin düşünürleri sofıstlerce temellendirilmiştir. BaştaProtagoras ile Gorgias olmak üzere bütün sofistler, herkesçe benimsenecek ortak genelgeçer doğruların olmadığını, doğrunun her bireye ayrı görünen bir şey olarak kişiden kişiye değiştiğini savunarak felsefece düşünmeyi olanaksız kılacak denli ileri götürmüşlerdir kuşkuculuğu. “Sofıst Öğreti”nin olmazsa olmaz bileşeni kuşkuculuk, Eski Yunan’da özellikle yapılan siyasal tartışmalarda karşı tarafın savunduğu düşünceyi kuşkuculuk yoluyla çürüten sofıstlere büyük bir retorik üstünlük sağlamıştır. Eskiçağ kuşkuculuğunun dizgeli bir biçimde temellerini atan Elisli Pyrrhon, Felsefe tarihçileri arasında genellikle kuşkuculuğun da kurucusu olarak görülmektedir. Bilginin değerini yücelterek göklere çıkartanStoacılar ile Epikurosçulara karşı Pyrrhon, düşünce kesinliği varsayımına dayanan bilgi olanağını salt öznel yorumlarla ilintili bir konu sayarak bütünüyle yadsımış usa dayalı düşüncelerle şaşmaz kesinliklere varılamayacağını öne sürmüştür.Yöntembilgisel kuşkuculuğuyla modern çağa damgasını vuran Descartes, verimsizliği nedeniyle tıkanmış olduğunu düşündüğü geleneksel kuşkuculuk anlayışına yeni bir yön çizerek bir anlamda kuşkuculuğun önünü açmıştır. İnsan zihninin hiçbir zaman kesin nesnel doğrulara ulaşamayacağı düşüncesi üstüne bina edilmiş eskiçağ kuşkuculuğunun, yerini kuşkunun bilgiye ulaşmada izlenecek bir yöntem olarak yeniden tanımlandığı yeniçağ kuşkuculuğuna bırakması bir anlamda modern felsefe döneminin başlangıcını da yansıtmaktadır.

1 2 3 46