Arkeolojide, yıkılmış bir yapının büyük bir bölümünün alan üzerindeki buluntularla ve ilk yapılışında uygulanan mimarlık yöntemleriyle yeniden yapılması …

Anastilosis,
İng. anastylosis
Arkeolojik restorasyon.
Rekonstürüksiyon.

Yıkılmış bir yapının büyük bir bölümünün alan üzerindeki buluntularla ve ilk yapılışında uygulanan mimarlık yöntemleriyle yeniden yapılması.
Tümüyle yıkılmış, yok olmuş ya da çok harap durumda olan bir anıtın veya sit eserin elde bulunan belgelere dayanılarak yeniden yapılması.

Kazı sonucunda ortaya çıkarılan bir yapının, hiç bir yeni öge eklenmeksizin eski biçimiyle yeniden yapımı.
Yıkılan bir yapı veya anıtın orijinal mimari unsurları kullanarak en iyi şekilde restore edildiği bir rekonstrüksiyon tekniği için kullanılan arkeolojik bir terim.
Yunanca, anastellein, yeniden yükselmek anlamında olup, Arkeolojiye anastilosis olarak geçmiştir.

Börülce salatası …

Sallama,
Börülce salatası,

Malzemeler:
Yarım kilo taze börülce,
1 veya 2 limon, (Limon veya koruk suyu)
5-6 diş sarımsak,
1 çay bardağı sızma zeytin yağı,
Tuz,

Yapılışı:
Börülceler özenle ayıklanır. Taze olmayan kart börülcelerin içleri çıkarılır. Tencerede az tuzlu suda haşlanır.
Haşlanan börülceler ne çok ne de az pişkin olmamalıdır. Pişme zamanı önemli. Servis tabağına alınır. Ayıklanan sarımsaklar döveç içinde dövülür. Sarımsakların üzerine limon suyu, zeytinyağı karıştırılarak dökülerek servis edilir..

Ama sallama Balıkesir usulü yapılacak ise ki daha güzel; üzerine küçük küçük doğranmış iki domates ve bir tutam doğranmış maydanoz ile yarım bardak sirke karıştırılarak ilave edilir.

İpek kozasının dışından alınan en kaliteli ipek ..

Flatör,
Örgü,
İpek kozasının dışından alınan en kaliteli ipek.

Kozalar sıcak su içine bırakılır. Sıcak su ipliği kozaya ve birbirine yapışan “serisin” maddesini yumuşatıp eritir. Uçu eğri süpürge gibi araçlar vurularak kozaların uçlarının açılmasını ve takılmasını sağlar. Bu uçlara kamçı başı denir. Uçlar kopartılıp sonra birleştirilerek istenilen kalınlıkta iplik elde edilir.

İpek iplik eldesi kozadan ipek çekimi ile başlar. İki veya daha fazla ipliğin katlanarak birbirine bükülmesiyle elde edilen ipliğe filatör iplik denir.

Farklı yapıda ipliklerden oluşan çok katlı ipliktir. Önce flamentlerin bir araya getirilip onları doğal serisinleriyle bağlayarak kozalardan çıkrığa sarma işlemidir. Çekilen elyaf bükülerek değişik kalınlık, kat ve bükümlerde iplik hâline getirilir. Hatalı koza, ipek çekimine elverişli olmayan ve bağlı olduğu türü göstermeyen kozadır. Bu kozalar ipek çekimi (filatür) sırasında kopma sayısının artmasına, ipek veriminin düşmesine, iş gücü ve zaman kaybına neden olduğundan istenmeyen kozalardır. Bu kozalar ezik, lekeli, ölü krizalitli, küçük, kükürtlü, küflü, formollü (formaldehitli), delik, ince gömlekli, şekilsiz, kaba (satenli), çifte kozalar askı hatalı kozalardır.

Flatör iplik üretiminde amaç:
İpliğin mukavemetini arttırmak
Daha düzgün iplik elde etmek
Muhtelif cins ve renkteki iplikleri birlikte bükerek istenilen nitelik ve görünümde iplik elde etmek.
Tek kat iplikleri muhtelif gerginlik altında bulundurarak fantezi iplik oluşturmak. İpeğin çekilmesi işlemini yapan makineye flatür denir. Bu makinada liflere büküm de verilerek çile haline getirilir.

1281 yılında Japonya’yı işgale hazırlanan Moğol donanmasını dağıtan tayfuna verilen ad…

Kamikaze,
Moğolların Japon imparatorluğunu işgal için başladıkları Japonya seferi esnasında Moğol donanmasının yaklaşık dörtte üçü bu çok şiddetli kamikaze denen fırtınada batmıştır.

Kubilay Han tarafından Japonya’ya karşı düzenlenen 1274 seferi olmak üzere iki askeri sefer ve savaşı kapsar.

İşgal girişiminin başarısız olması tarihsel açıdan büyük önem taşır. Başarısızlık sonucunda Moğol İmparatorluğunun yayılmasının doğal sınırları belirlenmiş ve Japon ulusal tarihi de derinden etkilenmiştir. Japonlar adalarını başarıyla savunurlar ancak Moğol donanmasının yaklaşık yüzde yetmiş beşinin çok şiddetli fırtınada batmasının da istilanın başarısız olmasında payı büyüktür. İşgal çok sayıda esere kaynaklık edecek ve Japon edebiyatında ilahi rüzgar anlamına gelen kamikaze kelimesinin ilk olarak bu dönemde kullanıldığı görülecektir. Ayrıca Japonya’nın II. Dünya Savaşı sonrası ABD Silahlı Kuvvetleri tarafından işgal edilmesi sayılmazsa adanın yıkıcı bir işgal tehlikesiyle yüz yüze kaldığı tek durumdur.

Ölmüş birinin anısına yazılan yazı …

Nekroloji,
Fransızca, nécrologie,
Nekroz bilimi,
Ölmüş birinin anısına yazılan yazı.
Ölmüş kişilerin iyi özelliklerinin anıldığı, biyografi türüdür.

Herhangi bir alanda tanınmış bir kişinin, ölümünün hemen ardından arkadaşları tarafından yazılan yazılara denir. Ölen ünlü bir kişinin hemen ölümünden sonraki günlerde genellikle gazete ve dergilerde yakın çevresinde yer alan kişiler tarafından onun üstün niteliklerinin erdemlerinin çalışmalarının ve diğer özelliklerinin anı üslubuyla anlatıldığı yazılar nekroz bilimi kapsamındadır. Bu yazılar bir anlamda öleni çok seven birisi tarafından yakılan ağıt veya duygusal açıklamalardır.

Örnek olarak Yahya Kemal’in ölümü nedeniyle Vehbi Cem Aşkun tarafından İstanbul Aşığını Kaybetti yazısı, 5 Kasım 1958 tarihli Dünya gazetesinde yayınlanmıştır.

Nekroloji biyografinin bir çeşididir. Kendi alanlarında söz sahibi olan bilim adamı, siyaset adamı, edebiyatçı, sporcu ve benzeri kişilerin hayatlarını, ortaya koydukları eserleri, insanlık adına neler yaptıklarını, hayatlarının önemli başarılarını ve dönüm noktalarını bütünüyle anlatan yazı ve kitaplara biyografi, (yaşam öyküsü) denir. Arap edebiyatında ise biyografiye tabakat denir. Divan edebiyatında biyografi türüyle benzerlik gösteren eserlere, tezkire denir. Eski edebiyatımızda ise biyografiye, Tercüme-i Hal (Hal Tercümesi) denirdi.

Biyografi Türleri;
Evrensel biyografi,
Ulusal biyografi,
Bölgesel biyografi,
Mesleki biyografi,
Dönem biyografisi,
Portre,
Monografi,
Bilimsel biyografi,
Nekroloji,
Otobiyografik roman,
Biyografik roman.
Anı,

Yelkenli gemilerde pruva direğinin en altta bulunan ana sereni ve bu serene bağlayan yelken …

Trinketa,
Trinket,
Trinketa yelkeni,
İtalyanca, trinchetto,
İngilizce, Foresail
Ön yelken,
Yelkenli gemilerde pruva direğinin en altta bulunan ana sereni ve bu serene bağlanan yelken.

Rüzgar gücünden yararlanarak geniş bir yüzey oluşturacak biçimde yan yana dikilen ve teknenin direğine uygun bir biçimde takılarak onu hareket ettiren kumaş veya şeritlerin tümüne yelken denir. Yelkenli gemilerde bulunan bazı yelkenlerin adları şunlardır;

Bocurum, Filika ve kotralarda ve bazı küçük teknelerin kıç aynalığı üzerinde bulunan direğe çekilen yamuk dörtgen şeklindeki yelken.
Randa, Gemilerde mizana direğinin gerisindeki yelken.
Velena, Yelkenli gemilerde iki direk arasına gerilen üçgen yelken.
Mayistra, Grandi direğinin en alt sereni ve bu serene çekilen yelken.
Trinket, Yelkenli gemilerde pruva direğinin en altta bulunan ana sereni ve bu serene bağlanan yelken.

Seren, Yelkenli gemilerde yelken açmak, işaret kaldırmak için kullanılan direğe yatay bağlanmış göndere verilen ad.

Foa, Üç direkli yelkenlilerde mizana direğinin en altta bulunan serenine denir.

Borinata, Denizcilikte, Tirinket yelkenini açıp gergin tutmakta kullanılan borinaya verilen ad. Yani Trinket yelkeninin borinasına Borinata denir. Pruva direğinin en alttaki yatay sereninin halatıdır.

Yelkenli tipleri;
Ketch, Gulet, Tırhandil, Yelkenli, Motorlu Yat

Hindistan film prodüksiyon merkezi için kullanılan Hollywood’a benzer isim … .

Bollywood,
Hindistan sinemasının Hollywood’u.

Hindistan film prodüksiyon merkezi için kullanılan isim.
Hollywood ve Bombay şehrinden esinlenerek oluşturulmuş eş anlamlı bir isimdir. Hindistanda bu şekilde bilinir. Hindistan, Dünyada en çok film üreten ülkedir. Hindistan’da filmlerin büyük bir bölümü Bollywood platolarına üretilmektedir.

Amerikan Sineması’nın diğer bir adı olan Hollywood, California eyaletinin Los Angeles kentinde bir bölgedir. Film yapımcıları açık alan ve rahat çekim imkanı olan bu bölgeye taşınarak faaliyetlerine devam etmişlerdir. Oyuncuların ve yapımcıların burada ikametlerinin yoğunlaşması neticesinde Amerikan sineması ile özdeşleşerek ünlenmiştir. Hollywood Amerikan ekonomisinin yapı taşlarındandır. Buna benzer olarak da Bollywood ise Dünyada en çok film çekilen ülke olan Hindistan’da bulunan eski adı Bombay yeni edı Mumbai’de bulunur. Hindistanın Hollywood’u olarak ünlenmiştir. Görsel olarak müzikleri ve dansları güzeldir. Hint kültürü rahatlıkla filmlerde görülür.

En Tanınmış Bollywood Şarkıcıları; Kumar Sanu, Udit Narayan, Lata Mangeshkar, Sonu Nigam, Shreya Goshal, Roop Kumar Rathood, Atif Aslam, Javeed Ali, Ali Zafar, Rahat Fateh Ali Khan, Nusrat Fateh Ali Khan.

En tanınmış Bollywood oyuncuları;
Raj Kapoor, Shah Rukh Khan, Salman Khan, Madhuri Dixit, Kareena Kapoor, Kajol Devgan, Priyanka chopra, Aamir Khan, Aishwarya Rai, Imran Khan,Saif Ali Khan, Anushka sharma, Amitabh Bachan, Ranbir kapoor, Shahid Kapoor, Hritnik Roshan, Akshay Kumar, Ajay devgan, Depika Padukone, Abhishek Bachan, Sonakshi sinha, Preity zinta, Katrina Kaif, Rani mukherjee,

Bollywood’un ünlü filmlerinden örnekler;
Awara, Khaake, Baghban.


Awara;
Film fakir Raj (Raj Kapoor) ile zengin Rita’nın (Nargis) karmaşık hikayeleri üzerine 1951 yılında çevrilmiştir. Film yönetmen ve yapımcı Raj Kapoor ile yazar Khwaja Ahmad Abbas’ın ünlü ekibinin ortak yapımıdır. Müzikleri de Shankar Jaikishan’ın ekibi tarafından gerçekleştirilmiştir.

Sözlerini Shailendra’nın yazdığı ve Mukesh tarafından seslendirilen Avara Hoon şarkısı Hindistanda olduğu gibi Rusya, Romanya, Türkiye ve Çin gibi ülkelerde de son derece popüler bir şarkı haline gelmiştir.

Hayvanlara yapılan otopsi …

Nekropsi,
Hayvanlara yapılan otopsi.
Ölüm sonrası muayene,
Postmortem muayene,

Nekropsi (patoloji), hayvanlara yapılan otopsiye verilen ad.
Otopsi, ölüm nedenini bulmak amacıyla, kadavranın iç organ ve boşluklarının dikkatle kesilmesi, açılması ve incelenmesidir.

Nekropsi, hayvanın ölümünden hemen sonra otoliz olayı (kendi kendini sindirme olayı) başlamadan yapılmalıdır. Aksi halde hücrelerin kendi kendini öldürmesi ile bozulma başlar. Eğer bozulma başlamış ise mikroskobik tanı, yani Putrefekasyonda hata yapılmasına neden olur. Nekropsi yapılacak yer hayvan barınaklarına veya gömüleceği yere yakın, temiz ve aydınlık olmalıdır. Kullanılacak kıyafet ve ekipman uygun olmalı ve mutlaka dezenfaktan bulundurulmalıdır. Operasyondan sonra kadavra gömülür ve üzerine kireç dökülür veya krematoryumda yakılarak imha edilir. Nekropside kullanılan malzemelerin dezenfeksiyonu yapılmalıdır. Benmari veya otoklavda steril hale getirilmelidir. Eldiven önlük ve çizme yıkanarak dezenfekte edilmelidir.

Artvin yöresine özgü, asma yaprağı ve etle yapılan bir yemek …


Nepürşen,
Artvin yöresine özgü, asma yaprağı ve etle yapılan bir yemek.
Çevrede yetişen fasulye, lahana, soğan, bakla gibi sebzelerden belli yemekler yapılır. Diğer kır ve bahçelerde kendiliğinden yetişen dağ pancarı, kuşekmeği, kazayağı, gımı, kavurma, semizotu, ebegümeci gibi bitkilerden yapılan sebze yemekleri de olup, taze asma yaprağı kurutularak yapılan nepürşen ve taze fasulyenin kurutulup kabulları ile etli ve ekşili olarak yapılan puçuko halk arasında yemeklerin en meşhurudur.

Hamur işlerinden katmer, erişte, hıngal, çerbağaz, bişi, lokum ve börekler yer almaktadır.

Köy evlerinde kışlık kavurma yapılarak uzun süreli olması için saklarlar ve taze etlerle ağaç şişlerle döner başta olmak üzere çeşitli kızartmalar yapılır. Tatlılardan başlıcaları ise hasuta, kaysefe, zurbiyet, ballı lokumdur.

Çoğunlukla hidrojen ya da helyumla şişirilmiş güdümlü balonlara verilen ad …

Zeplin,
Zeppelin (Almanca)
İng. aerostat, airship, dirigible.
Hava gemisi.

Çoğunlukla hidrojen veya helyumla şişirilmiş, hava taşıtı olarak kullanılan, güdümlü çok büyük balon. Balona benzer, motorlu hava taşıtıdır. İçinde hafif gaz bulunduran, itme gücüyle çalışan yönlendirilebilir hava aracıdır. Zeplin, Havada istenilen tarafa götürülebilen bir balondur.
Adını, Alman yapımcısı, mucit ve uçak üreticisi Ferdinand Adolf August Heinrich Graf von Zeppelin’den alır.

Zeplinlerin, yassı oval biçiminde metalden yapılmış balon bölümüne, hidrojen ya da helyum gazı doldurulur. Bu zeplinin havada asılı kalmasını sağlar. Zepline bağlı olan motor ya da motorlar da zeplinin hareket etmesine yardımcı olur. Zeplini balondan ayıran en büyük özellik tahrik ve dümen sistemidir. Zeplinler, I. Dünya Savaşında silah olarak kullanılmıştır. I. Dünya Savaşı sırasında Paris ve Londra zeplinlerle bombalandı.

19.06.1910 yılında Almanya’da Deutschland adlı ilk Zeplin balonu, ilk havalanışını başarıyla gerçekleştirdi. Graf Zeplin ve 1936 yılında yerine geçen Hindenburg (adını Almanya Cumhurbaşkanı Mareşal Paul von Hindenburg’ dan alan), uzun yıllar yük ve yolcu taşımada kullanıldı.

LZ 129 Hindenburg Alman zeplini, bugüne kadar yapılmış olan en büyük hava taşıtıdır.

Hizmetinin ikinci yılında iniş sırasında yanarak yok olmuştur. Zeplinin yanarak düşüşünün statik elektrikten kaynaklandığı kanaatine varıldı.

Zeplinler, eni yolcu uçaklarının geliştirilmesi ve büyük kazalar nedeniyle 1949 yılının sonlarında üretimden kaldırıldı. Günümüzde sadece ABD’de reklam amaçlı olarak kısıtlı sayıda üretilmektedirler. Bu amaçla 2006 yılında Palm Dubai’nin reklamı için yapılmış Dubai’nin Ruhu isimli zeplin dünyanın en büyük zeplinidir.

Artvin yöresel yemekleri …


Garşo (Ekmek aşı),
Hinkal,
Harşo,
Puçuko-Puçiko,
Çimur,
Gaviçi (Gaşil,Papa),
Gemdimalı, Süt Çorbası,
Motrella,
Lapurçen,
Lenger kebabı,
Sinor,
Çinçar (ısırgan otu) Çorbası.
Çarğala (pazı) yemeği,

Zurbiyet,
Şoti Baklava,
Hasuta,
Çaşur,
Çergabaz,
Nağiço,
Sığen,
Kaygana,
Çılbır (Sarmısaklı),
Dügmeç,
Kuymak,
Kalaç aşı,
Kağ (Meyve kurusu).
Çadi, Mısır Ekmeği,
Pileki,
(Nişoşlu) Yoğurt Çorbası,
Boran,
Ağoz,
Pampara,
Nepürşen, (Artvin yöresine özgü, taze asma yaprağı kurutularak, asma yaprağı ve etle yapılan bir yemek).
Artvin ve çevresinde yetişen fasulye, lahana, soğan, bakla gibi sebzelerden belli yemekler yapılır. Diğer kır ve bahçelerde kendiliğinden yetişen dağ pancarı, kuşekmeği, kazayağı, gımı, kavurma, semizotu, ebegümeci gibi bitkilerden çok lezzetli yöreye sebze yemekleri yapılır. Kış öncesi yaylalarda yapılan kavurma da genelde yemeklerde kullanılır. Bölgenin doğal yapısından dolayı çok eski bir yarı göçerlik geleneği olan yaylacılık nedeniyle hayvansal besin de önemli bir yer tutmaktadır. Balık yalnızca taze değil, değişik biçimlerde işlenerek kışın da tüketilir.

Yemeklerin Açıklamaları;

Hinkal,
Mayalı hamur mantı kıvamında yarım avuç içi büyüklüğünde puf böreğine benzer şekilde açılır ve içine az yağlı kavurma konur, mantı gibi pişirilir. Yoğurtsuz ve üzerine yağ dökülmeden yenir.

Kete,
Fırın , kuzine sobası veya tandırda arasına ceviz ve un karışımı katılarak pişirilen ekmek.
Çimur,
Yeni pişmiş mısır ekmeği tere yağ ile karıştırılır ve bulamaç şekline gelene dek kaşık veya elle yoğrulduktan sonra ayran veya çay ile afiyetle yenir.

Garşo (Ekmek aşı),
Bayat ekmek üzerine tercihe göre tere yağlı sos dökülür.Sos, sadece tere yağlı olabileceği gibi, mevsimine ve tercihe göre domates ve soğanlı ay da yoğurtlu da olabilir.

Su Böreği,
Ülkemizin diğer yörelerinde de yapılan su böreği Artvin’de de yapılır. tere yağı ve içine konan Çiçil, Çeçil, Civil Peynir (uzayan) peynirle yapılması yöreye özgüdür.

Gaviçi (Gaşil,Papa),
Mısır veya buğday unu sıcak papa şeklinde pişirilir, ortası açılarak eritilmiş tere yağ veya ayran konur. Kaşıkla alınan papa tere yağ veya yarana bandırırlarak yenir.

Kada,
Az yoğurtla açılan hamur için tercihe göre kavrulmuş un, öğütülmüş fındık ya da ceviz konarak burma şeklinde tepsiye halkalar halinde dizilir.Üzerine yoğurt sürülerek fırında pişirilir.

Fırın ekmeği,
Özellikle esmer buğday unu ile tuğla örülü fırınlarda odun ateşinde pişirilen son zamanlarda yaygın Trabzon ekmeği büyüklüğünde lezzetli ekmektir.Bayatlamaya dayanıklı olması açısından tercih edilir.

Tandır Ekmeği;
Ağırlıklı sahil ilçeleri dışındaki yerlerde, esmer buğday unu ile tuğla örülü yer altı tandır fırınlarda çalı ateşi ile pişirilen lezzetli bir ekmek türüdür.Kısa sürede bayatlaması nedeni ile anlık ihityaçlarda kullanılır.

Mısır Ekmeği (Çadi),
Mısır unu ile pileki veya kuzine sobada pişirilir. Hemen her öğünde sofraların baş tacıdır.

Kerk,
Artvin Şavşat yöresinde mısır ekmeği için kerk sözcüğü kullanılmaktadır.

Pileki Ekmeği,
Kilden yapılmış tepsi büyüklüğünde iki plaka içinde buğday veya genellikle mısır unundan yapılan bir ekmek türüdür. Pileki ekmeği, halen bulunmakla birlikte gelişen teknoloji ile birlikte maalesef kaybolmaya yüz tutmaktadır.
PİLEKİ

Pilek kebabı, Pileki
Pileki, içinde ekmek pişirilen çamurdan yapılmış ekipmana denir. Pilekinin içine, topraktan yapılmış sini veya alüminyum sini konulur. Dövülen et, soğan ve biberle birlikte pişirilir.

Lavaş Ekmeği
Fırın, pileki veya tandırda ekmek pişirmeden önce ince hamurdan yapılmış pide karın kısa sürede pişirilir ve taze tere yağı ile yenir.

Hamsili Ekmek
Ağırlıklı sahil ilçelerinde, içine pırasa, salça, vb sebze konarak fırında pişirilir.

Artvin Pidesi
Özellikle yuvarlak veya kayık şeklinde,üzeri açık veya kapalı içine tercihe göre peynir, kavurma, kıyma, yumurta konularak veya sade (yağlı) taş fırında tere yağla pişirilir.

Katmer;
İçine kavrulmuş un, kırılmış ceviz veya fındık konarak taze yufka ile yapılan bir börek türüdür.

Erişte;
İnce ince kıyılmış yufka fırında kavrularak kurutulur ve yıl boyunca saklanır. Üzerine kaynar su gezdirildikten sonra tere yağda döndürülerek servis yapılır.Tercihe göre üzerine toz şeker dökülerek de yenir.

Sinor;
İnce boru şeklinde kıvrılarak bir 4-5 cm eninde kesilen yufkalar fırında kavrularak kurutulur ve yıl boyunca saklanır. Üzerine kaynar su gezdirildikten sonra bir kat yoğurt sürülür ve tere yağ ile servis yapılır. Tercihe göre, bir süre fırında pişirilir.

Kaymaklı Börek;
İçine kaymak konarak taze yufka ile yapılan bir börek türüdür.

Lokum;
Mayalı hamur ekmek kıvamında çorba hacminde top eklinde özellikle halis zeytinyağında kızartılır; bal, pekmez veya yoğurda banarak afiyetle yenir.

Bişi;
Mayalı hamur ekmek kıvamında iki avuç içi büyüklüğünde ince yuvarlak pide şeklinde özellikle halis zeytinyağında kızartılır; bal, pekmez veya yoğurda banarak afiyetle yenir.

Ev Makarnası (Mantı),
Mayalı hamur muska veya eksem şeklinde içine kıyma konmadan makarna gibi pişirilir. Üzerine yoğurtsuz ve tere yağ dökülerek afiyetle yenir.

Cevizli/Fındıklı Börek,
İçine öğütülmüş ceviz veya fındık konarak taze yufka ile yapılan bir börek türüdür.

Çorbalar;
(Nişoşlu) Yoğurt Çorbası,
Nane benzeri ve dağlarda yetişen “nişoş” aromalı bitkinin kullanılarak yapılan tere yağlı yoğurt çorbasıdır ve özellikle Artvin’in iç kesimlerinde yayla, mezra ve dağ köylerinde yaygındır.

(Beyaz) Lahana Çorbası,
Beyaz lahana ince ince doğranarak yoğurt ve çok az un ile yapılan bulamaça su katılarak nane benzeri ve dağlarda yetişen “nişoş” aromalı bitkinin kullanılarak yapılan tere yağlı yoğurt çorbasıdır. Özellikle Artvin’in iç kesimlerinde ; yayla, mezra ve dağ köylerinde yaygındır.

(Gemdimalı) Süt Çorbası,
Gendima (haşlanıp güneşte kurutulmuş buğday tanesi) ile su yerine süt katılarak yapılır.Bir tür, bol sütlü şekersiz (tercihe göre tuz katılabilir) sıcak sütlaç tadını andırır. Özellikle reyhan ve nane katılan bu çorba, Artvin’in iç kesimlerinde yaygındır.

Ağoz,(Avuz),
İneğin doğumundan sonraki ilk sütüne denir. Ağoz’a yumurta kırılıp, tuz ve şeker katılıp karıştırılarak yenir. Ağuz katılarak kek de yapılır.

Kesme (Mantılı Süt Yemeği)
Kesme (parça halinde içi boş mantı) su yerine süt katılarak yapılan bir tür çorbadır.

(Siyah) Mercimek Çorbası
İçine erişte biçiminde kesilmiş ev mantısı katılarak siyah mercimek ile yapılır.Üzerine tercihe göre sirke dökülerek servis yapılan bu çorba, Artvin’in iç kesimlerinde yaygındır.

Çinçar (ısırgan otu) Çorbası
Çinçar (ısırgan otu) ile yapıla daha çok sahil ve sahile yakın yerlerde yaygındır.

Şalgam çorbası,
Şalgam (pancar) otu, un, yoğurt ve/veya taze kaymak bulamaçı ile yapılan bu çorba türü daha çok dağ köylerinde yaygındır.

Yemekler;
Motrella,
İpsiz taze fasulye çok az su ile (yağsız) pişirilir.İçine kuru veya taze soğan,öğütülmüş ceviz veya fındık konarak iyice karıştırılarak servis yapılır.Özellikle mısır ekmeği doğranarak sıcak veya taze yenir.Daha çok sahil ve sahile yakın kısımlarda yenir.

Lapurçen,
Bahar aylarında toplanan taze asma (üzüm) yaprağı güneşte kurutulur.İçine salça konulmadan özellikle zeytinyağı ile parça et veya kemikli etle birlikte doğranmış soğan ile pişirilir.

Puçuko, Puçiko,
İpsiz taze fasulye güneşte kurutur. Etli ve ekşili olarak yapılır. Özellikle kış aylarında, içine çok az bulgur veya gendime ve salça konarak pişirilir. Tavada salça ve soğanla kavrulan yağ (anuğ) katılır. Lora sarımsak doğranıp sos yapılarak üzerine dökülüp servis yapılır. Tercihe göre üzerine sirke dökülerek yenir.

Pampara,
İlkbaharda kırlarda yetişen, sütlü bir çeşit ot ile yapılan yemek.
Pampara,sütlü bir ot

Kara lahana,
Yıl boyunca tüm ilçelerde vazgeçilmez geleneksel bir yemektir.Kara lahana, ıspanak büyüklüğünde kesilerek suda iyice pişirilir.Suyu süzüldükten sonra içine mısır kırığı (ğırğıl), tercihe göre taze ekşi erik (veya marmeladı), taze mısır taneleri, acı sivri biber ve domates konularak iyice pişirilir. Üzerine eritilmiş tere yağ konarak servis yapılır.İçine taze pişmiş mısır ekmeği doğranarak afiyetle yenir.

Murebbe,
Bir çeşit erik yemeği. Erikler ezilir çekirdekleri ayıklanır. Etiyle birlikte pişer.

Koruh,
Kızılcıklar pişirilip, süzülür. Kalan suyu katı bir hal alıncaya kadar kaynatılır. Kızılcık, kiren marmeladı olarak da bilinir. Suyla açılarak yemeklerin yanında yenir. Dağda toplanan pancar veya tarlalarda toplanan yemeklik bitkilerden kurutularak çeşitli yemekler yapılır.

Çinçar (ısırgan otu) yemeği,
Özellikle bahar aylarında taze ısırgan otu ıspanak gibi pişirilir.

Kabaklı Taze Fasulye,
Taze fasulye bol bal kabağı katılarak çok az tuz ve şeker ile pişirilir.

(Bulgurlu) Taze Fasulye,
Taze fasulye, içine çok az bulgur pişirilir.

(Kinzili) Taze Fasulye,
Taze fasulye, yörede salata vb yemeklerde kullanılan ve sevilen bir otsu bitki olan (maydonaza benzer) kinzi katılarak pişirilir.

Kara Lahana Sarması,
Yıl boyunca tüm ilçelerde vazgeçilmez geleneksel bir yemektir. Kara lahana yaprakları suda iyice pişirilir.Suyu süzüldükten sonra özellikle kıymalı içle sarılır.Mısır ekmeği ile afiyetle yenir.

Taze fasulye kızartması,
Taze fasulye özellikle biber, soğan ve patates ile az zeytin yağında buğulanarak kızartılır.

Çarğala (pazı) yemeği,
Yörede bilinen adı ile pazı, ıspanak gibi sulu veya yumurtalı özellikler zeytinyağda pişirilir.

Kabaklı Pilav
Malzemeler:
2 dilim bal kabağı,
2 su bardağı pirinç,
2 yemek kaşığı tereyağı,
1 tatlı kaşığı tuz,

Yemeğin Tarifi;
Pirinci ılık tuzlu suda 1 saat bekletin. Kabağı temizleyip, yıkayın ve küp şeklinde doğrayıp tencereye koyun. 2 bardak su ekleyip, kısık ateşte 15 dakika pişirin.
Tereyağını eritin. Suyu süzülmüş pirinci koyup kısık ateşte 10 dakika karıştırarak kavurun. Üstüne haşlanmış kabak, 3 bardak sıcak su ve tuz koyun. Pilav suyunu çekene kadar pişirin. Ocağın altını kapatıp, pilavı havalandırın. 10 dakika dinlendirip servis yapın.
Pilavlık pirinç ve ince doğranmış bal kabağı birer sıra tencereye konur ve karıştırılmadan az ateşte pişirilir.Tercihen tere yağı kullanılır.

Tutmaç çorbası, Tutmaç çorbası
Ahıska bölgesinde aynı çorba yapılmaktadır. Mayasız hamur sert kıvamlı olarak yoğrulur. Kalınca yufka açılır. Bu yufka ikiye katlanarak, üç parmak eninde parçalara ayrılır. Bu parçalarda dört köşe küçük kareler halinde kesilir. Kaynamakta olan suya dökülür. Pişince ateşten alınır. Soğuk suyla açılmış lor katılır. Ayrı bir tavada kızartılan sarı yağın-tereyağın içine bir avuç kadar kare kesilmiş hamurlar atılarak kızartılır.

Kalaç aşı,
Kalaç Türkleri, Çoruh nehrinin aşağılarında, Artvin-Borçka-Ardanuç-Şavşat kesiminde yaşamışlar ve bu bölgeye adını vermişlerdir. Bayat ekmekler derin bir kaba doğranır. Soğan ve yağ tavada kavrulur. Üzerine suyla açılmış lor konur. Biraz kaynatılır. Ekmeklerin üzerine dökülerek servis yapılır.

Lenger kebabı,
Soyulmuş patatesler doğranır. Bir tepsiye daha doğrusu lenger denilen kaba dökülür. Parça et ve soğan ve tereyağıyla birlikte fırına sürülür.

Malzemeler,
1 kg iri parça dana veya kuzu eti
2 adet büyük boy soğan
4-5 adet orta boy patates
1 yemek kaşığı domates salçası
1 çay kaşığı pul biber
1 çay kaşığı karabiber
Sıvı yağ Tuz

Yapılışı,
Etler bir gece önceden satır yardımıyla, satır kıyması çekilir gibi çekilir, ancak etler iri parçalar halinde olmalıdır. Soğanlar yarım ay şeklinde doğranır ve üzerine biraz tuz eklenerek suyunu salana kadar ovulur. Etler ve soğanlar bu aşamada birleştirilir, karabiberi eklenir ve güzelce karıştırılır, üzeri kapatılarak buz dolabında dinlendirilir. Ertesi gün; etler pişirileceği fırın kabına alınır, soyulan patatesler yarım ay şeklinde doğranır, etlerin üzerine alınır. Sıvı yağ, pul biber ve gerekirse tuz eklenir, salça biraz suyla açılarak üzerine gezdirilir, tüm malzemeler karıştırılır, üzeri alüminyum folyo ile kapatılır. Hazırlanan lenger kebabı önceden ısıtılan yüksek derecedeki fırında pişirilir. Pişen yemek biraz dinlendikten sonra sıcak sıcak servis edilir.

Papa,
Mısır unu kaynamakta olan suya yavaş yavaş verilerek karıştırılır. Tuz ilave edilir. Hamur kıvamına gelince ateşten alınarak bir tepsiye dökülür. Ortasında yuvarlak bir şukur açılır. Bu çukura eritilmiş sarı yağ dökülür. Hamurdan alınan parçalar yağa batırılarak yenir. Yanında ayranda içilir.

Ham domates yemeği,
Olmamış domateslerin çekirdekleri çıkarılır. Yağ ve soğanın içine dökülür. Bulgur ve tuz katılarak pişirilir.

Şalgam (Pancar) Yemeği,
Şalgam (pancar) patates yemeği gibi çok az pirinç ve salça ile pişirilir.

Turşu Kavurma,
Özellikle fasulye turşusu ince ince doğranarak soğan (ve pırasa) ile çok az yağ ile buğulanarak kavrulur.Taze pişmiş mısır ekmeği ile afiyetle yenir.

Hamsili Pilav,
Pirinç ve önceden ayıklanmış salamura veya taze hamsi ile birer sıra tepsiye dizilerek fırında pişirilir.

Turşulu Pilav,
Pilavlık pirinç ve ince doğranmış özellikle fasulye turşusu az ateşte pişirilir.Tercihen tere yağı kullanılır.

Hamsi Buğulama,
Kuru soğan ve limon halkalar halinde tepsiye bir sıra dizilir, üzerine ayıklanmış hamsi sıralanır.Üzerine tercihe göre sulandırılmış salça ve bir miktar sıvı yağ eklenir. Az ateşte fırında pişmeye yakın üzerine maydanoz serpilir.

Salamura Hamsi,
Özellikle sahil kesiminde hamsi sezon dışı kullanılmak üzere salamura olarak saklanır.İhtiyaç duyuldukça kullanılır.

Cağ Döneri, Yatık-Döner, Meşhur Yusufeli Çağ Kebabı,

Özellikle iç kesimlerde az yağlı koyun veya dana eti, oğlak eti dilimler halinde şişe takılarak köz üzerinde yatık bir şekilde yavaşça pişirilir. Pişen kısımlar cağ adı verilen küçük şişlere geçirilerek yenir. Tercihen, et parçaları arasına soğan, domates veya taze biber konur. Karabiber ve tuz etin terbiyesinde vazgeçilmezdir.
edilmiş soğanımız baharatlarımızı (reyhan,kırmızı pul biber) ve dilimlenmiş domatesimiz ile bir güzel karıştırılır yoğrulur tuzlanır ondan sonra şişe dizilir ve yatay bir şekilde ateşe verilir kebabımız afiyetle cağlara kesilerek servise sunulur.

Fırında Kabak,
Kabak soyulup ufak parçalar halinde doğranır. Bir tepsiye dökülür. Soğan,yağ ve ceviz dökülerek fırına sürülür.

Harşo,
Kızartılmış soğanın üzerine domates konularak yapılır. Biber patlıcanda ilave edile bilir.

Kuymak,
Eriyen ve uzayan (çiçil) peynir tercihe göre beyaz un veya mısır unu, çok az su ve tere yağ/sıvıyağ ile beğendi kıvamına gelene dek tavada karıştırılarak pişirilir. Pişmenin en iyi işareti kuymağın kusması yani yağını salıvermesidir. Tüm öğünlerde baş tacıdır. Pratik ve kolay bulunurluğu bakımından her zaman tercih edilir.

Kaymağın Kuymağı,
Taze kaymak tercihe göre beyaz un veya mısır unu ile beğendi kıvamına gelene dek tavada karıştırılarak pişiriliir. Pişmenin en iyi işaretei kuymağım “kusması” yani yağını salıvermesidir.Daha çok kaymağın bol olduğu yayla ve mezralarda yaygındır.

Mıhlama,
Uzayan(civil) peynir eritilmiş tere yağda bir müddet pişirildikten sonra üzerine çırpılmış yumurta ilave edilerek ekmek banabilecek kıvama geldiğinde özellikler mısır ekmeği ile afiyetle yenir.

Peynir tavalama,
Uzayan(civil) peynir ve tercihe göre süzme yoğurt veya lor eritilmiş tere yağda bir müddet pişirilir.

Katık,
Yöreye özgü peynir çeşitlerinden en özgün olanıdır. Yağdan arındırılmış, oldukça tuzlu ve bitter (acı) bir tadı olan peynir yapılır.

Dügmeç Kuymak,
Bayat ekmek terağda kavrularak (tercihe göre çok az peynir konabilir) genelde kahvaltıda yenir.

Çılbır (Sarmısaklı),
İçine çok az su konan bir tavaya kişi başına bir adet olmak üzere pişirilen yumurta üzerine (tercihe göre sarımsaklı) eritilmiş tere yağ dökülerek afiyetle yenir.

Çılbır (Sütlü),
İçine çok az süt konan bir tavaya kişi başına bir adet olmak üzere pişirilen yumurta üzerine eritilmiş tere yağ dökülerek afiyetle yenir.

Kavurmalı Yumurta,
Kışlık olarak hazırlanan kavurma üzerine çırpılmış yumurta konarak tavada pişirirlir.

Sahanda Yumurta,
Bakır sahan (tabak) içine konan tere yağ içine köy yumurtası konup üzeri bir başka sahan ile örtülerek kendi halinde pişmeye bırakılır.

Kaygana Çılbır (Sarmısaklı),
Yumurta tercihe göre sade veya sebzeli omlet şeklinde tavada pişirilir.

Sığen,
Yeni doğum yapmış ineğin sütünden yapılan ve kendine özgü bir tadı olan yoğurt.

Nağiço,
Koyun kuyruğu kavurması soğuk olarak kahvaltıda katık olarak yenir. İlk önce kuyruk yağını zeytin büyüklüğünde kuşbaşı olarak doğranır. Kızgın sacın üzerine dökün, kuyruk yağı pembeleşince üzerine kuşbaşı etleri ekleyin, Etler pişinceye kadar kavurunuz. Etleri 1 dakika kadar kavurduktan sonra, tuz karabiber ve pul biberi atın. Sacın üzerine bir kapak örtün ve ocağı söndürün, Kapak sacın üzerinde 2 dakika durduktan sonra kavurma hazırdır.

Kavrulmuş Zeytin,
Yörede Çoruh şeridinde yetişen zeytinlerin en kalitelisi özellikle az ısıda fırında çok az kavrulur. Kendine özgü lezzeti ve kısa sürede tüketilmesi zorunluluğu ile az üretildiği için yörede çok makbuldür.

(Ceviz/Fındıklı) Cacık
Rendelenmiş salatalık ve öğütülmüş ceviz/fındık içine su katılmamış yoğurt ile karıştırılır.Üzerine tercihe göre nane veya yörede yetişen reyhan konarak servis yapılır.

Boran (pazı veya ıspanaklı yoğurt),
Suda haşlanmış ıspanak veya pazı yaprağı cacık şeklinde yenir.

Lorlu Pekmez,
Taze tuzsuz lor üzerine yöre pekmezi dökülerek tahinli pekmez kıvamında kahvaltılık olarak yenir.

Haşlanmış Mısır,
Karlı kış günlerinde yazdan haşlanarak kurutulmuş mısır taneleri suda pişirilerek kaşıkla eğlencelik olarak sıcak yenir.

Çaşur,
Kayalık ve yüksek alanlarda yetişen otsu bir bitki olan çaşur turşu şeklinde salamura olarak kahvaltıda veya diğer öğünlerde yenir.Yumurtalı ıspanak gibi de pişirilebilir.

Küme,
Diğer illerde sucuk olarak da bilinen üzüm veya dut şırası, fındık veya ceviz içi ile yörede yapılan kümenin kendine has bir lezzeti vardır.

Pestil,
Küme maltının bez üzerine yayılarak (özellikle ceviz ve fındık konmaksızın) kağıt kalındığında kurutulmuş şeklidir.

Kesme,
İçine ceviz veya fındık konmamış sade pestilin kalınca kesilip kurutulmuşudur.

Papa,
Pekmez veya koyu marmelat mısır unu veya beyaz un ile malt kıvamında ateşte pişirilir; tercihe göre sıcak veya soğutularak (üzerine fındık veya ceviz konarak) yenir.

Kağ (meyve kurusu),
Doğranarak güneşte kurutulmuş meyve özellikle uzun kış günlerinde çerez gibi yenir.

Çam sakızı,
Yöre ormanlarında yetişen köknar ağacı reçinesi sakız olarak çiğnenir..

Tatlılar;
Hasuta,
Pekmez veya şeker nişasta az su ile tere yağda malt kıvamında pişirilir, sıcak servis yapılır.Özellikle, bebek,çocuk ve hasta yemeği olarak bilinir.

Laz Böreği,
Köy yumurtası, tere yağ, süt ve şekerle yapılan karışım birkaç kat yufka arasına konarak fırında pişirilir. Pişmeye yakın üzerine karabiber taneleri serpilerek sıcak veya soğuk olarak afiyetle yenir.

Şoti Baklava,
Saçda kavularak kurutulmuş yufka aralarına öğütülmüş ceviz veya fındık konarak yapılır; pişirildikten sonra üzerine baklava ağdası dökülür.Ağda baklavanın içine sinmesinden sonra servis yapılır.

Kağ (kuru meyve) hoşafı,
Doğranarak güneşte kurutulmuş meyve ile yapılır.

Erişte tatlısı;
İnce ince kıyılmış yufka fırında kavrularak kurutulur ve yıl boyunca saklanır.Üzerine kaynar su gezdirildikten sonra içine şeker katılarak tere yağda döndürülerek servis yapılır.

Sinor tatlısı,
İnce boru şeklinde sarılmış yufka birkaç santim genişliğinde kesilerek kurutulur ve yıl boyunca saklanır.Üzerine kaynar su ve tere yağ gezdirildikten içine şeker katılarak fırında pişirilir.

Kayısefe,
Doğranarak güneşte kurutulmuş meyve (özellikle kayısı ve erik kurusu) içine öğütülmüş ceviz veya fındık katılarak çok az su ve tere yağ ile tavada karıştırmadan pişirilir.Tatlı veya yemek şeklinde yenir.

Fırında Elma/Ayva;
Bütün elma veya ayva özellikle kış aylarında fırında pişirilir.

Zurbiyet;
Kızdırılmış tere yağına bal, pekmez veya şeker ağdası ilave edilerek sıcak yenen tatlıdır. Tabağa konulan pekmezin üzerine eritilmiş tereyağı dökülür.

Elma Yemeği;
Dilimlenmiş elma çok az su şeker ve su ile pişirilir, üzerine öğütülmüş fındık veya ceviz dökülerek servis yapılır.

“Avanak Avni”, “Utanmaz Adam” gibi tiplerin de yaratıcısı olan ünlü karikatür sanatçımız …

Oğuz Aral,
(1936-2004).
Karikatür Sanatçısı,
Yazar, karikatürist, pandomimci ve çizgi film yapımcısı.

1936 yılında İstanbul’un Silivri ilçesinde doğdu. Davutpaşa Lisesinde okudu. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi üçüncü sınıfından ayrıldı. 1950 yılından sonra çeşitli dergi ve gazetelerde karikatür çizmeye başladı.

Avanak Avni tiplemesini yarattı. Hayk Mammer, Köstebek Hüsnü, Utanmaz Adam ve Vites Mahmut gibi tiplemeleriyle de biliniyordu. Oğuz Aral’ın karikatürleri ve Huysuz İhtiyar başlığı altında mizahi öyküleri, Hürriyet Gazetesinde yayınlanmıştır. Tiyatro, müzik ve sinema konularında çalışmaları olmuştur.

1970 yılında Gün Gazetesinde, Gırgır adında küçük bir köşede çizmeye başladı. Gırgır mizah dergisinin kurucusu ve yöneticisi oldu. Gırgır dergisinin tirajını 300 binin üzerine çıkarttı. Avrupa’nın üçüncü büyük mizah dergisi durumuna getirdi. 1972 yılında yayın hayatına başlayan Gırgır dergisi 1989 yılına kadar yayınlanmıştır. Daha sonra Avni dergisini çıkardı.

26 Temmuz 2004 tarihinde Bodrum’da kalp krizi sonucu 68 yaşında vefat etti. Ölümünden sonra anısına 26 Temmuz 2005 tarihinde İstanbul Cihangir parkına heykeli dikildi.

Ünlü Karikatür Tipleri:
Avanak Avni,
Vites Mahmut,
Utanmaz Adam,
Mayk Hammer.

Çıkarttığı Mizah Dergileri:
Gırgır, Avni.

Yarattığı Çizgi filmler:
Koca Yusuf (1966), Direkler Arası (1967), Bu Şehri İstanbul (1968), Ağustos Böceği ile Karınca (1971) adlı çizgi filmleri hazırladı.

Yönettiği Bazı Tiyatro Oyunları:
Huysuz İhtiyar,
Keşanlı Ali Destanı.

Yerli bir limon çeşidi …

Lamas,
Yerli bir limon çeşidi.

Limon, Citrus
En çok bilinen narenciye türlerinden biridir. Kışın yapraklarını dökmeyen, yaprakları uçucu yağ içeren küçük bir ağaç türüdür. Ilıman iklime sahip yerlerde yetiştirilir. Yapraklarını dökmeyen, bu küçük ağacın meyveleridir. Turunçgiller familyasındandır. Ege ve Akdeniz bölgelerimizde yetişir. Narenciye meyvelerinden olan limonun eti, kabuğu, suyu yemek ve tatlılarda kullanılır. Limonun pH değeri 2-3 dür. Limon suyu % 5 asit değerindedir. Limon tuzlarına sitratlar adı verilir.

Halk arasında limon tuzu olarak bilinen, karboksil asitlerden, renksiz, kristal yapılı organik bileşiğe sitrik asit denir. Formülü C6H8O7 şeklindedir. Halk arasında limon tuzu denir. Limon tuzuna kimyada sitrik asit yada hidroksitrikarbolik asit denir. Kristalize bir yapıya sahiptir. Suda kolayca çözülme sağlar. Susuz limon asidi 153 ˚C’ de erir.

Limon, astıma ve mide rahatsızlıklarına iyi gelir. Sarı-yeşil, oval, bir ucu kabarıktır. Limon ekşi, asitli suyu ile dilde tükürük salgılanmasını sağlar.

Limon Çeşitleri;

Lamas Limonu: Türkiye’de en çok Akdeniz bölgesinde yetiştirilir. Mersin ilimizde, Erdemli’de çok yetiştirilir. Meyvesi orta büyüklükte olup silindirik, boyun halkalı ve belirgin memeli bir türdür.

Kara Limon (İtalyan memeli limonu): Bu limon çeşidi İtalya’dan gelmiştir. Ülkemizde oldukça fazla tüketilmektedir.

Kıbrıs Limonu: Alanya, Anamur yöresinde yaygındır. Bu limon türü oldukça sarı ve orta boydadır. Kıbrıs’tan ülkemize getirilmiştir. Ağacı kuvvetli ve dik büyür. Bu tür de limonlara özgü meme yok denecek kadar küçüktür. Meyve kabuğu sarı renkli, parlak, düzgün ve dalgalıdır.

Molla Mehmet Limonu: Mersin ilinde yetiştirilmektedir. Bu limonun asit içeriği daha fazladır. Limonun sap kısmında belirgin bir boynu vardır. Oldukça verimli olan bu limon türü oldukça yaygındır. Meyveleri sarı renklidir. Kabuk girintili çıkıntılı olup orta kalınlıktadır.

Kütdiken limonu: Ülkemizde üretilen en eski limon türlerinden biridir. İçel ve Hatay illerinde yetiştirilir. Meyve kalitesi çok iyi olup meyvesinin kabuğu düzgün, parlak, meyve etine sıkı bağlı, yeşil sarı veya limon sarısı renktedir. Meyve elips şeklindedir. Bol sulu ve yüksek asitli olan bu limon çok çekirdeklidir.

Enterdonat Limonu: Hatay bölgesinde yetiştirilir. Limon çeşitleri arasında en erken olan limon türüdür. Son derece fazla yetiştirilir. Bu limon çeşidi ülkemizdeki limonların büyük bir kısmını oluşturur. Uzun ve silindirik bir yapısı vardır. Meyve kabuğu, düzgün, açık yeşil renkli ve parlaktır. Çekirdek sayısı az olan meyvenin eti, yeşilimsi sarı renktedir.

Mayer Limonu: Bu limon türünün en büyük özelliği ağacının küçük, 2,5 m. bodur olmasıdır. Bu limon ülkemizde daha az üretilmektedir. Bol meyve verir. Yediveren çeşidi yılın her mevsiminde meyve vermektedir. Gece gündüz arasındaki sıcaklık farkının fazla olmadığı iklimi, bol güneşi sever. Tadı portakala benzer. Bir yılda meyve verir.

Lisbon Limonu: Lisbon limonunun en büyük özelliği diğer limonların iki katı büyüklüğünde olmasıdır. Ülkemizde çok fazla üretilmez. Kalın kabukludur.

Misket Limonu (Lime limonu): Çok lezzetli ve tadı çok sevilir. Yeşil limon olarak da bilinir. Diğer limonlardan daha pahalıdır. Genellikle kokteyl içeceklerin yapılışında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

Aşık olmaktan duyulan korku …

Amorofobi,
Aşık olmaktan duyulan korku …
Sevilmekten korkma.
Sevmekten, aşık olmaktan korkma.

Filofobi,
Sevmekten, aşık olmaktan korkma.
Aşık olmaya karşı hissedilen, makul olmayan korku ve endişe durumuna filofobi adı verilir.

Yunanca filos kelimesinden türetilmiş olup filofobi, sevgi dolu ya da sevilen anlamına gelir. Filofobi, sevgi ve ilişkileri içeren daha önceden yaşanmış travmatik bir tecrübe ile ilgilidir. Eğer bir kişi, evlenmiş, boşanmış ve geçmiş bir ilişki başarısızlığına sahip ise, bu filofobiye neden olabilmektedir. Filofobi, ayrıca kişinin ailesi ve çocukları ile olan ilişkisi etkili olmuş olabilir. Bir başkasının ilişkilerinde görülen başarısızlık ve problemler o kişinin aşk ve sevgi için etkisi olabilir.

Balkan köftesi …

Cevapçiçi,
Balkan köftesi,

Malzemeler;
1 kg dana döş kıyma
2 soğan
1 yumurta akı
1 çay kaşığı karbonat
1 su bardağı un
Yarım su bardağı doğal maden suyu
Tuz, Karabiber, Kırmızı toz biber, Sumak

Hazırlanışı;
Döş kıymayı geniş bir kaseye alın. Rendeleyip suyunu sıktığınız soğan, yumurta akı, karbonat, un, maden suyu, tuz ve baharatları ilave edin. Tüm malzeme iyice yoğrulur. Köfte harcını yoğurma kabına vurarak yoğrulması lezzetini artıracaktır. Harçtan mandalina büyüklüğünde parçalar koparılarak yuvarlak köfteler hazırlayın ve köfteleri bir gece buzdolabında bekletin. Ertesi gün yapışmaz yüzeyli bir tavada kızartın. Sıcak servis yapın.

Türkiye’de çağdaş resim çalışmalarını ilk başlatan portreleriyle tanınmış kadın ressamı …

Mihri Müşfik,
Mihri Müşfik Hanım.
Doğum 26 Şubat 1886 – İstanbul
Ölüm 1954 – New York – ABD

Mihri Müşfik Hanım, yaptığı Mustafa Kemal Atatürk (1922 yılında yaptığı mareşal üniformalı portresi Çankaya Köşkünde), Papa XV. Benedict, Naile Hanım portreleriyle tanınıyor.
Mihri Müşfik Hanım’ın Çingene isimli tablosu Louvre Müzesinde sergilenmektedir.
Ressam Hale Asaf’ın teyzesi olan ressam Türkiye’de çağdaş resim çalışmalarını başlatan ilk kadın sanatçıdır. Güzel Sanatlar Akademisi olan İnas (Kız) Sanayi Nefise Mektebinin ilk kadın yöneticisi olarak bir çok ressam yetiştirmiş.

İstanbul’da, Kadıköy’ün Bahariye semtindeki Dr. Rasimpaşa Konağında bir paşa kızı olarak dünyaya gelir. Resme olan ilgisi nedeniyle yaptığı bir resmi Sultan II. Abdülhamit’e hediye eder. Bundan sonra saray ressamı Zonaro’nın öğrencisi olarak ressamlığa devam eder. Roma ve Paris’te yaşar. Montparnasse’da kiraladığı evinin bir odasını kiraladığı Bursalı Selami Paşanın oğlu Müşfik Selami Bey’le evlenir. Mihri Müşfik Hanım adını alır. 1919 yılında boşanmış.

İstanbul’da bulunduğu dönemlerde İbrahim Çallı, Hikmet Onat ve Tevfik Fikret ile beraber çalışmış. 1915 yılında Tevfik Fikret’in ölümü üzerine yüzünün kalıbını alarak heykelini yapar. Türkiye’de ilk mask çalışması olarak bilinen bu eseri Aşiyan Müzesinde sergileniyor.

ABD’ye gider. Bu ülkede üniversitelerde konuk profesör olarak ve zengin ailelerin çocuklarına ders vererek geçimini sağlar. 1928 yılında New York’ta bir müzede de kişisel sergisini açar. Bundan sonraki yaşamı yoksulluk içinde geçer ve 1954 yılında New York’ta yaşamını yitirir ve kimsesizler mezarlığına gömülür.

Mermer yapıştırıcısı …

Akemi,
Mermer yapıştırıcısı,
İki elemanlı mermer yapıştırıcısı.

Mermer yapıştırmada kullanılan yapıştırıcıların en yaygınıdır.
Çabuk donması kullananlar için avantaj sağladığı için tercik edilmektedir. Piyasada krem olarak genellikle 1 kg kutularda satılmaktadır. Akemi sertleştiricisiyle kullanılır. Sertleştirici akemi ile birlikte ayrı kutuda bulunur.

Akemi piyasada üç çeşit olarak bulunur:
Normal (krem) akemi,
Beyaz akemi,
Şeffaf akemi.

Mermerin ve granitin doğal güzelliği, oldukça sert bir malzemeler olmasına rağmen kırıklar ve çatlaklar nedeniyle çok kolay bozulabilir. Bu tür sorunlar Akemi ile çözülür.

Hindistan’ın kuzey bölgelerinde evli kadınların kocaları için oruç tutması …

Karvaçot,
Karva Chauth,
Evli kadınların kocalarının uzun ömürlü, sağlıklı olmaları için tutulan oruç.
Pek çok ülkede Hindu kadınları tarafından kutlanan bir günlük festivaldir.
Hindistan’ın kuzey eyaletlerinde (Haryana ve Pencap) ekim sonu kasım başı gibi dolunayın dördüncü günü kutlanan bir festival.

Evli kadınların gün doğumundan gece ayın yükselişine kadar kocaları, nişanlı kadınların da yakın gelecekteki eşleri için oruç tutulan bir günlük festivaldir.
Oruç tutumu çok sıkıdır. Gün doğumundan sonra gece ayın dolunay haline kadar herhangi bir yiyecek yenmez ve su içilmez.

Toros Dağlarında yetişen yılan otundan yapılan çorba …

Tırşik,
Tırşik Çorbası.

Tırşik çorbası şifa kaynağı olduğundan, Kahramanmaraş civarında Andırın doktoru denir. Toros Dağları’nın eteklerinde yetişen yılan otundan yapılan bu çorbada kullanılan yılan otuna gavur pancarı, tırşik denir. Kış aylarında Doğu Akdeniz mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinde birisidir. Çukurovanın doğu kısımlarındaki dağlarda yetişen ve yılan otu olarak bilinen yabani bitkiden yapılan bu çorba, ekşimsi tadı ve damakta bıraktığı lezzetiyle farklı bir tattır.

Yılan otu, yaprakları ütüye ya da duvarcı malasına, pazıya benzeyen bu bitki çiğ yenmez. Toros Dağları’nın eteklerinden toplandıktan sonra deste haline getirilerek doğranan yılan otunun bir gece ekşimesi için bekletildikten sonra odun ateşinde pişirilmesiyle yapılan ekşi bir çorbadır.


Malzemeler;
1 demet tırşik-yılan otu-gavur pancarı (1/2 kg).
2 su bardağı taze sıkılmış limon suyu
½ Türk kahvesi fincanı pirinç
1 tatlı kaşığı kuru kekik
2-3 diş sarımsak
5 su bardağı su.
Tuz

Yapılışı;
Önce yılan otu, tırşik yaprakları yıkanır ve suyu süzülür. Sap kısımlarıyla birlikte çok ince kıyılır. Bir tencerede sıcak su, tuz ile kaynatılır. Kaynayan suyun üzerine kıyılmış ot ilave edilir. Önce harlı ateşte kaynadıktan sonra orta ateşte tırşik iyice pişene kadar tencerenin kapağı açık olarak kaynatılır. Pişmesine yakın içerisine yıkanan pirinçler ve limonsuyu ilave edilir ve onun da pişmesi sağlanır. Pişen çorbaya en son suyu azalmışsa koyuluğuna göre kaynar su ve bir tatlı kaşığı kekik ilave edilip bir taşım daha kaynatılır ve ocaktan alınıp soğutulur. Soğuyan çorbaya tuz ile dövülmüş sarımsak ilave edilip, servis yapılır.

Hindistan’da ışık festivali, bayramı …

Divali,
Diwali,
Işık Festivali,
Işık bayramı,

Divali, Hindistan’ da Hindu takvimine göre karanlık iki haftanın başlangıcı olarak belirlenmiş bir hint milli bayramıdır. Sanskritçe dipavali, pişmiş toprak lamba, kandil, pamuk fitil, tereyağ anlamındadır. Sembolik olarak şer üzerinde iyi zaferi ve karanlığın üzerine ışık zaferi anlamında divali olarak yorumlanmıştır.

Bir festival olarak havai fişekler ve ışıklarla genç ve yaşlı, kadın ve erkek, zengin ve fakir herkes tarafından ailecek kutlanır. Işık her zaman başarı ve umut demektir. İyiliğin kötülüğe ışığın karanlığa karşı galip geldiği gün olarak ışıklar, lambalar, mumlar ile beş gün bayram olarak kutlanır. Bu bayramda her ulusta olduğu gibi geleneksel kıyafetler giyilir. Evler süslenir. Yemekler ve tatlılar hazırlanır. Dua, müzik, çiçek ve iyi dileklerle kutlanır.

Japon ölüler Bayramı …

Bon,
Obon,
Japon ölüler bayramı.
Bir Budist geleneğidir.

Bon festivali geleneksel olarak 15 Temmuz’ dan itibaren birkaç gün sürüyor. Son zamanlarda bu festival 15 Ağustos’ ta kutlanmaya başlanmıştır. Belirtilen bu tarihlerde ölülerin ruhlarının kendi evlerine döndüklerine inanılıyor.

Japonlar, Bon bayramı esnasında ölmüş akrabalarının, atalarının ruhlarının bu dünyada kendilerini ziyaret ettiğine inanıyorlar. Japonya’da aileler yakınlarının mezarlarına giderek onları evlerine çağırıyorlar. Mezarlarına yiyecek bırakarak huzur içinde yatmaları için dua ediyorlar. Bu olaya mukae-bon denir. Ruhlara rehberlik etmesi için de evlerine chochin fenerleri asıyorlar. Bu bayrama özgü Bon Odori dansı ile ruhlara hoş bir karşılama yapılır. Obon bayramı evlere asılmış chochin fenerlerin ruhların geldikleri yere geri dönmelerine yardımcı olması adına göle ya da ırmağa bırakılmasıyla son buluyor.

Japonya’ da bayram ve festivaller Matsuri olarak adlandırılır. Yıl içerisinde çeşitli zamanlarda kutlanan bayram ve festivaller şunlardır.;

Çiçek Seyretme (Hanami), Mart ile Nisan ayları arasında,
Altın Hafta, (Golden Week), Mayıs ayında,
Yetişkinler Günü, Ocak ayında,
Bon Festivali, (Obon), Temmuz 13 ile 15 arası bazen Ağustos ayında,
Ay seyretme, (Tsukimi), Eylül ayı ortalarında yapılır.

Dünyaca ünlü atletleri yetiştiren Etiyopya’ daki ünlü köy ….

Weserbi,
Weserbi Köyü,
Oromiya Bölgesi.
Dünya şampiyonu atletlerin antrenman köyü. Weserbi , Etiyopya’nın Oromiya bölgesindedir. Dünyaca ünlü atletleri yetiştiren Etiyopya, farklı ülkelerden gelen ve Etiyopyalı sporcuların antrenman yapmak için uygun gördüğü yerlerden birisidir. Bu merkez, Başkent Addis Ababa’ya 12 kilometre uzaklıktaki Weserbi köyüdür. Saha ve iklim şartları uzun koşular için uygundur.

Weserbi köyü, dünya ve olimpiyat şampiyonu Büyük Britanya’lı atlet Muhammed Farah ve uzun mesafede dünya şampiyonlukları bulunan Etiyopyalı Mare Dibaba gibi birçok ünlü atletin buluşma noktası olmuştur. 2011 yılında düzenlenen Afrika Oyunlarında yarı maraton kategorisinden altın madalya ile dönen Etiyopyalı uzun mesafe koşucusu Lelisa Desisa ise buradaki sahanın antrenman yapmak için bütün özelliklere sahip olduğunu belirtmiştir. Bu köyde tepeler, ormanlar, kaliteli oksijen ve düz bir zemin antrenman için uygun. Weserbi köyü civarında bu özelliğinden dolayı antrenman için köye gelenlerin sayısı her sene artmaktadır. Bu tesis 2 bin 700 metre rakımda olup dünyaca ünlü, tarihin en iyi atletlerinden biri olarak gösterilen ve 27 dünya rekorunun sahibi Haile Gebrselassie’ye aittir. İngiltere, Çin ve Fransa gibi dünyanın farklı yerlerinden gelen atletler burada antrenman yapmaktadır.

Etiyopya asıllı Türk atlet Elvan Abeylegesse’nin de Weserbi’den yetişedir.

1 2 3 50