Issız ve kapalı bir yerde yalnız, tek başına, başbaşa kalma …

Halvet,
Arapça, خلوت

Eski dilde,
Başbaşa kalma,
Issız ve kapalı yerde yalnız kalma.
Yalnızlık. Tenhaya çekilme.
Tek başına kalmak.
Gizlilik.
Hamamlarda çok sıcak küçük yer.
Hamamlarda tek kişilik yıkanma hücresi.
Hamamlarda terlemek için yapılmış sıcak yer.
Tapınma için bir insanın içine girip yalnız kaldığı oda.

Yukarıda yapılan açıklamalardan gayrı argoda sevişmek anlamında da kullanılır. Toplum içinde sevişmek, cinsel birleşme anlamı daha çok kullanılır.

Eskiden halvete girmek, ibadet ve zikir ile meşgul olmak için yalnız başına tenha bir odada kalmaktır. Tekkelerde halvethane denilen tek kişilik hücreye, kapanmaktır. Halvete çekilmek, tenha bir yerde yalnız başına oturmaktır.

Tekkelerde çile denilen kırk günlük halvet eğitimi, çilehanede, halvethanelerde yapılırmış. Farsça’ da, çihil, kırk demek. Kırk gün tek kişilik bir odada ibadet etmeye halvet eğitimi yapılırmış, bu odaya da çilehane denir. Hak ile gizli konuşmak şeklinde tanımlanabilir. Bununla birlikte tekkelerde halvet, genellikle kırk gün sürdüğü için buna arapça erbain kelimesinden erbain çıkarmak denir.

Bir tür tafta …

Luizin,
İpek tafta,


Bir tür ipek tafta.
İki yüzü de birbirinin aynı olan bez armür üzerine dokunmuş perdahlı bir kumaştır.
Biraz sert tuşeli, metalik bir parlaklığı ve ince, çapraz görünümü olan iplik sıklığı fazla ipek türü kumaş.
Bez ayağı dokumadır ve yalnızca doğal ipektendir. Şemsiye üretiminde kullanılır. Kara çarşaf da bu kumaştan yapılır.

Diğer tafta çeşitleri;
Luizin,
Kamelyon,
Fay,
Muare,
Luizin,
Payet,
Ponje,
Fular,
Florans.

Toplum yaşayışından kaçıp tek başına yaşama …

Uzlet,
Arapça, عزلت


Yalnızlık.
Köşesine çekilme.
Toplum yaşayışından kaçıp tek başına yaşama.
İnsanlardan ayrılarak bir tarafa çekilip yalnız kalmak.

DÜŞÜNCE
Ülfet belalı şey, fakat uzlet sıkıntılı,
Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?
İnsanlar anlaşıldı. Cihanın da sırrı yok,
Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok

En tatlı bir hayal için atmazdım ufkuma.
Dalsın yakında gözlerim artık son uykuma!
“Yalnız duyan yaşar” sözü, derler ki, doğrudur
“Yalnız duyan çeker” derim, en doğru söz budur.

Gördüm ve anladım yaşamak macerasını,
Bakiyse ruh eğer dilemezdim bekasını.
Hulyası kalmayınca hayatın ne zevki var?
Bitsin, hayırlısıyla, bu beyhude sonbahar!

Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi,
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.

Yahya Kemal BEYATLI

“Altın Oran” da denilen, yaklaşık 1,61 değerindeki sayıya verilen ad …

Fi, Phi Ø
Altın oran,
1,618034


Kutsal oran,
İlahi oran,
Altın Bölüm,
Altın Sayı
Altın Oran olarak tanımlanan 1,618034 rakamı.
Greek alfabesindeki Phi Ø ile gösterilir.
Altın orana kısaca “göz nizamının oranı” da diyebiliriz.

Fibonacci sayı dizisinin Leoardo Fibonacci tarafından bir problemin çözümünde bulunduğunu ve bu sayıların 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144,… şeklinde kendinden önce gelen iki sayının toplamı şeklinde ilerlediği görülmektedir. Fibonacci sayılarını oluşturan, 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987. .. dizisindeki terimleri kendilerinden sonra gelen sayıya bölersek, gittikçe 0,618033989 sayısına yaklaşılır. 13. sıradan sonra tekrar etmeside ilginç bir durumdur.

(0/1=0,0000, 1/1=1,00000, 1/2=0,5000, 2/3=0,666666, …, 34/55=0,6181818, 89/144=0,6180555, 144/233=0,618025, 610/987=0,61034 … gibi)
Bu yöntemle ilerleyecek ve bu işlemi sonsuza devam ettirecek olursak 0,618033989 sayısına giderek yaklaşacaktır. Diğer taraftan, F2/ F1 = 2, F3/F2 = 1,5 olarak devam edersek, yani dizilim içinde bir sayıyı kendisinden önce gelen sayıya bölerek ilerlersek ulaşacağımız sonuç: 1,618034 rakamına sürekli yaklaşacak şekilde oluşacaktır.

Altın Oran ile doğada hemen hemen her yerde karşılaşmaktayız. Bitki yapraklarında, tohumlarında, çiçek yapraklarında, çam kozalaklarında, deniz kabuklarında, en yakın örneği ise insan vücudundadır.

Ayçiçeğinin merkezinden dışarıya doğru sağdan sola ve soldan sağa doğru tane sayılarının birbirine oranı, altın oranı verir. İnsan boyuna x, göbek deliğinden ayak uçlarına kadar olan bölüme de y dersek; göbekten başa kadar olan uzunluk “x-y” olacaktır. Bu durumda ideal yani altın orana göre olan insan vücudunun denklemi: x / y = y / (x – y ) olacaktır.
Bu formül insanın diğer uzuvları, parmak boğumları, kol oranı, yüz hatlarının oranı için de geçerlidir.

Mısır Piramitleri:
Her bir piramitin tabanının yüksekliğine oranı yine altın oranı veriyor.
Sanatta ve mimaride ise Altın Oranı veren birçok eser bulabilmekteyiz. Eski Yunan Mimarisinden Leonardo Da Vinci, Raphael, Rubens, Boticelli gibi ünlü ressamlar da resimlerinde Altın Oran’ı kullananların başında gelmektedir. Altın Sayı, matematiksel hayal gücünün değil de, denge yasalarına ilişkin doğal prensibin bir ürünüdür. Kısaca altın orana “göz nizamının oranı” diyebiliriz.

Leonardo Da Vinci’ ye ait olan “The Annonciation” adlı yukarıdaki tablonun da gelişi güzel değil, belli bir oran dahilinde yapıldığı görülmektedir. Leonardo ve çağdaşlarının o dönem sadece resim ve mimari ile uğraşmadığı, çok yönlü, yani matematik, fizik gibi dallarla da yakından ilgili olduğu düşünüldüğünde bunu tablolarına yansıtmaları mantıklı durmaktadır.

Görüldüğü gibi Fibonacci sayı dizisinin ve Altın Oran’ın kullanıldığı ve doğada görüldüğü alanlar saymakla bitmiyor. İşte tam da bu yüzden, bugüne kadar bu konuda araştırma ve inceleme yapmış bilim insanları ona Tanrı’nın dünyayı yaratırken kullandığı oranı kastetmek amacıyla Kutsal Oran, İlahi Oran benzetmesini yapmışlardır.

http://www.bulmacabil.com/search?q=alt%C4%B1n

Asur Krallığı’nın başkenti…

Ninova,
Asur Krallığının Başkenti,


Ticaret ile uğraştılar. Kolonicilik yapmışlardır.
Anadolu’nun en eski yazılı belgeleri Kayseri’de Kültepe tabletlerinde bulunan belgeler Asurlu tüccarlardan kalmadır.
Asurlular Asya’da ilk atlı birlikleri oluşturmuşlardır. İlk sömürge imparatorluğudur ve en önemlisi Dünaynın ilk kütüphanesi Ninova’da kurulmuştur.

Asurlular,
Hareketli, güçlü, aynı zamanda da acımasız ve kan dökücü bir halk olan Asurlular, korkunç savaşlarla büyük zaferler kazandılar. Asur ordusu çok iyi örgütlenmişti. Mızraklı askerler ve okçular, örme zırhlar giyerlerdi; savaş arabaları çok çabuk yer değiştirebiliyordu; kuşatma gereçleri son derece gelişmişti. Ayrıca, gerçek bir süvari sınıfı da tarihte ilk olarak Asur ordusunda kurulmuştu. Ne var ki, bu yırtıcı insanlar, kazandıkları her zaferin ardından, ele geçirdikleri savaş tutsaklarına büyük işkenceler yapıyor, işgal ettikleri ülkelerdeki insanları ya öldürüyor ya da sürüyor, ülkeyi sistemli biçimde yakıp yıkıyorlardı.

Asurluların ilk büyük kralı, Tiglatpileser l (M.Ö.1112-M.Ö.1074) olmakla birlikte, Asur imparatorluğu özellikle Sargonlar sülalesi (M.Ö. 721-M.Ö.610) zamanında en parlak dönemini yaşadı. Başkent Ninova’ da, Sargon II (M.Ö.727- M.Ö. 705) büyük bir saray yaptırdı ve önemli bir kitaplık kurdurdu. Sargon II’nin yeri ne geçen Sanherib (M.Ö.705-M.Ö.681),Basra körfezi kıyılarındakı halkları boyunduruk altına alabilmek için bir donanma yaptırarak, Fenike ve Filistin kıyılarını bütünüyle ele geçirdi.

Asur Banipal döneminde (M.Ö.668-M.Ö.626), imparatorluk en geniş sınırlarına ulaştı. Avrupa’dan gelen İskitler tarafından istila edildi. Ninova M.Ö.612 yılında alındı ve yerle bir edildi. Babil kralları, Asur İmparatorluğu’nun büyük bölümünü elde ettiler ve Asurluların egemenliğinden kurtulabilmek için canla başla savaştılar.

Asurlular, aşırı savaşçılıklarının yanında büyük bir medeniyet meydana getirmişlerdir. Kuvvetli bir hükümet teşkilatı kurmuşlar tek tanrı fikrini benimsemeye başlamışlar, çivi yazısını kullanmışlar, sanat, edebiyat, mimarlık ve hukuk alanlarında bir çok eserler yaratmışladır. Asurluların sanatlarında Sümer Hitit sanatlarının izleri açıkça görülür de, Asur sanatındaki doğruluk, gerçek bağlılık, nispetlerde ve çaptaki ululular, bu sanatı, öbür sanatlardan ayırır.

Afrika çevresini dolaşmaya gerek kalmadan, Asya ile Avrupa arasında deniz taşımacılığı yapılmasını sağlayan kanal …

Süveyş Kanalı,

Arapça: قناة السويس‎,
Qana el-Suways.
Suez Canal.

Mısır topraklarında bulunan suveyş kanalı, Akdeniz ile Kızıldeniz’i birbirine bağlayan yapay su yoludur. Sina Yarımadası’ nın batısındadır. 193,3 km. uzunluğundadır. Kanalın en dar yeri 313 m. genişliğindedir. Asya ile Avrupa arasındaki deniz taşımacılığını sağlar. Dünyada kapakları olmayan gece ve gündüz geçiş yapılabilen en uzun kanaldır.

Temeli Osmanlı İmparatorluğu zamanında atılmıştır. Kanalın açılmasıyla baharat yolunun ve Akdeniz ticaretinin canlandırılması sağlanmıştır. Süveyş kanalı, I. Dünya Savaşında Almanya’nın isteği ile Birleşik Krallık ve Arapların yardımı ile Osmanlı topraklarından çıkarak Birleşik Krallık sınırlarına dahil edilmiştir. Birleşik Krallık tarafından 17 Kasım 1869 yılında deniz trafiğine açılmıştır.

Satılacak şeyler, mallar …

Emtia,
Arapça, امتعه

Mallar, Meta.
Eski dilde mal.
İng. commodity.

Ticarete konu olan mallar.
Satılacak şeyler, mallar.
Ticaret malları, meta
Ticaret malları.
Zahire,
Emtia, ticarete konu olan altın, gümüş, petrol, doğal gaz, bakır, pamuk, mısır, buğday, şeker, kahve gibi malların tümüne verilen addır.
Bu malların alım-satımının gerçekleştirildiği piyasaya Emtia Borsası denir

Bir tür çökelek peyniri …

Lolik.
Çökelek Peyniri


Ulaşık,
Lolik peyniri,
Bir çeşit sertleştirilmiş çökelek peynirine, Kurut denir.
Çökelekle Karışık Peynire, Alaman denir.
Yağı alınmış ayranın ısıtılması sonucu ortaya çıkan yoğurt parçalarına, Çökelek denir.
Çökelek peynirinde albümin ve kazein proteinleri bulunur. Lor peynirinde bu proteinler bulunmaz. Hayvansal yağlı gıdaların vücutta birikmesi ile kalp, damar tıkanıklığı ve sertliği, yüksek kolestorel, hipertansiyon, kangren gibi rahatsızlıklar oluşmaktadır. Az yağlı çökelek peynirinin kalori değeri düşük, iyi bir protein ve kalsiyum kaynağıdır.

Mersin ili, Silifke ilçesinde hamçökelek, Anamur yöresinde keş, Trakya’da ise ekşimik denir. Doğu Karadeniz bölgesinde minci-minzi, ve Hatay’da sürk, denir. Azerbeycan’da çökelek peynirine, şor denir.

Çökelek peyniri, görünüş olarak lor peynirine benzerlik gösterir. Ancak farklı peynirlerdir. İrimçik, bir tür lor peynirine verilen ad.

Çökelek türleri;
Cabaaltı, (İnebolu) Koyunun ilk iki gün verdiği ağızdan yapılır. Bir süt çökeleğidir.
Tortu ya da Ekşimik peyniri, Isparta Sütçüler ilçesinde koyun ya da keçi sütünden yapılır. Kahverengi bir çökelek türüdür. Yoğurdun ayranına süt ilave edilerek kaynatılması sonucu elde edilir.
Kars çökelek peyniri,
Antakya Zahterli Cara çökeleği,
Milas Kırk tokmak peyniri,
Hatay tulum çökeleği,
Kurçi-Kurçta, Rize ve Erzurum yöresinde yayık altı suyundan kestirilerek yapılır. Elle ovuşturulduğunda ufalanır ve özellikle mısır ekmeği ile birlikte tüketilir.
Giresun çökelek peyniri,
Keş Peyniri,
Antakya Sürk Peyniri,
Küflü Çökelek.

Çökelek peynirinin yapım metodu;

Normal sağılmış süt bir gün öncesinden ekşimeye bırakılır. Ekşiyen süt ocak üzerinde hafif sıcaklıkta (40-45°C) çöktürmeye başlanır. Bunu hızlandırmak amacıyla içersine limon sıkılır ya da limon tuzu atılır. İçindeki su yavaş yavaş buharlaşır ve tortusu dibe çöker. Dibe çöken tortu, süzülmek için tülbent bezine alınır ve yüksek bir yere asılır. Tortu içindeki peynir suyu süzülür. Suyu iyice süzülen çökelek, bezden çıkarılıp tuzlanır. Genellikle taze olarak tüketilir. Bazen, daha sonra tüketilmek üzere tuzlanarak hava kalmayacak şekilde küp yada tulumlara basılır. Çökelek peynirinin olgunlaşması için serin bir yerde 3-4 ay bekletilir.

14 Şubat’ ta kutlanan Sevgililer Günü’ nün simgesi olan aziz …

Valentine,
Valentine ya da Valentinus,

Hıristiyan inanışına göre Roma azizlerden biridir. 269 yılı civarında öldürüldüğü sanılmaktadır. Aşıkların Azizi olarak da bilinir. Valentine, her yıl 14 Şubat günü anılır, zamanla bu gün Sevgililer Günü’ ne dönüşmüştür.

Hristiyan metinlerinde Valentinus şeklinde anılan başka bir aziz daha vardır. Bu iki azizi tek kişi kabul edenler olsa da bazı araştırmacılar Sevgililer Günü’nün Valentine’den değil de Valentinus denen diğer azizden kaynaklandığını iddia ederler. Valentine kelimesi batı medeniyetlerinde “hoşlanılan kişi” ya da “sevgili” anlamında kullanılır. Sevgililer Günü’ nde gençler hoşlandıkları kişilere “Be my valentine” (Sevgilim olur musun?) yazılı kartlar verirler.

Omuzlara kadar inen bir tür fes püskülü …

Omuzdöven,
Omuzlara kadar inen bir tür fes püskülü.


Omuzdöven olarak adlandırılan daha çok gemiciler tarafından kullanılan ve omuzlara değin inen bir tür fes püskülüdür. Tunus’tan Osmanlıya gelmiştir. Fesin Fas’tan geldiğini düşünülür, amma fesin üretim yeri, ilk çıkış yeri Fas’ın Fes şehri olup Osmanlıcaya da Fes adıyla girmiştir. Fes püsküllü, silindir şeklinde, genelde kırmızı renkte, tepesi düz bir tür başlıktır. Osmanlı İmparatorluğunda olduğu gibi bir çok müslüman ülkelerde de kullanılmıştır.

Subayların, polislerin erlerin feslerinin püskülleri burma şeklinde olup ortasında tahta bir düğme olurmuş. Zeybeklerin püskülleri uzun ve serpme şeklindedir. Feslerin püskülleri için ferahi denilen dökme pirinçten bir tepelik kullanılırdı. Fese has olan kırmızı rengi, kızılcık boyasından alır. Bazı feslerde püskül fesin her tarafını kaplar ve rüzgarlı, yağmurlu havalarda birbirine karışır. En iyi püskül Dublin’den gelir ama Tunus’un mavi püskülleri de çok meşhurmuş. Çocuk feslerine süs olarak nazarlıklar, muskalar, ziynet altınları gibi şeyler takılırmış.

Fes gibi bir başlık türü olan Şapka, Türkiye’ye ilk getiren, Beyaz Ruslar’dır. İstiklal Caddesinde, şapkacı dükkanı açarak, yaptıkları şapkaları, azınlıklara satmaya başlarlar. 1923 yılında ilk şapkayı Jön Türkler, takmıştır.

Fes çeşitleri:
Aziziye,
Sıfır.
Zuhat.
Mecidiye.
Hamidiye.

İslamiyete karşı Budizmi savunmuş, bu yolda babası Hulagü Han’ ın başlattığı mücadeleyi sürdürmüş ünlü İlhanlı hükümdarı….

Abaka Han,
İlhanlı hükümdarı (Moğolistan 1234 – Hemedan, İran 1282).


Cengiz Han’ ın torunu ve İlhanlılar devletinin kurucusu Hülagu Han’ ın ve Yesuncin Hatun’ un oğludur.1256 senesinde, babasıyla birlikte İran’a geldi. Hülagu Han, Bizans İmparatorunun kızını istemişti. Fakat kız yolda iken, Hülagu öldü. Abaka Han babasının yerine bu kızla evlendi. Koyu bir budist olan Abaka Han, Bizans İmparatorunun kızıyla evli olduğundan, Müslümanlara karşı düşmanca, Hıristiyanlara karşı ise dostça bir siyaset takib etti.

1243 Kösedağ Savaşından sonra Moğollar, Türk Selçukluları üzerinde hakimiyet kurmuşlar ve Anadolu’ yu işgale başlamışlardı. Sultan Baybars, Moğol ordusunu Elbistan’ da bozguna uğrattı. Moğol ordusunun yenilgiye uğradığını haber alan Abaka Han, büyük bir ordu hazırlayarak Anadolu’ ya girdi. Bu sırada Melik Baybars, geri çekilip Suriye’ ye döndü. Abaka Han ise Kayseri ve Erzurum arasında yaptığı mezalimlerde binlerce masum kişiyi katlettirdi.

Budizmin yayılmasına çalıştı ve birçok Budist tapınakları yaptırdı. 1282 senesinde Hemedan’ da öldü. Abaka Hanın ölümünden sonra yerine yeni müslüman olan kardeşi Ahmed Han (Teküdar) geçti.

Yunan mitolojisinde güzel sanatların dokuz perisinden biri…

Erato,
Yunan mitolojisinde güzel sanatların dokuz perisinden biri.

Eski Yunan mitolojisinde edebiyat, bilgi, müzik ve dans tanrıçaları olan Musalar varmış. Tanrıların kralı Zeus ile bellek tanrıçası Mnemosyne’ nin dokuz kızı varmış.
Dokuz kız kardeş Pireus’ da doğmuş ve öteki dağlara yayılmışlar. Vakitlerinin çoğunu Boiotia’ da bulunan 1750 m. yüksekliğindeki Helikon dağında geçirirlermiş.

Erato

(Yunanca, sevimli demek.), Yunan mitolojisinde, 9 müzden (ilham perileri) birisidir. Lirik şiirin, aşk şiirlerinin ve korolu şiirlerin ilham perisidir.
Arcas’ dan Azan isminde bir oğlu olmuştur.
Zeus ile Minemosyne’ nin kızı Aşk ve lirik şiir perisi

Yunan mitolojisinin dokuz perisi;
-Erato
-Polhymnia (Polihimnia) tanrılara sunulan ilahiler,
-Kalliope (Kalyope) epik şiir (ya da belagat), (İlham perilerinden biri, Calliope), Yunanca güzel sesli anlamındadır. Müzlerin en büyüğü ve en zekisidir.
-Urania, (Cennet gibi, cennetsel) Yunan mitolojisindeki müzlerden (musalardan) yani ilham perilerinden biri. Gökbilim ve astrolojinin ilham perisidir. Göklerdeki Nymphelere verilen ad Bunlar gök kubbesini idare ederlerdi Astronomi.
-Melpomene, trajedi, tragodia,
-Talia, (Thalia) Komodia, komedi yazarları,
-Terpsikor (Terpsikhore), dansın esin perisi,
-Klio (Kleio) tarih,
-Euterpe flüt çalanlar, lirik şiir (bazılarına göre müziği),

1960 ‘lı yıllarda Jamaika’da doğan bir müzik türü …

Ska,

Asıl kökeni kuzey ve kuzeydoğu Hindistan olan, vurmalı sazların ve sert ritimlerin ağırlığını hissettirdiği bu hareketli müzik türü, Jamaika’nın da yerel müziği. İngilizler, Jamaikalıları çalışmak için gittikleri İngiltere’de barlar açarak müziklerini dinlemeye ve içkilerini yudumlamaya devam etmişler. Sonra ünlenen bu Jamaika barlarına yavaş yavaş beyazlar da takılır olmuş. Ska’nın İngiltere’de tutulmasının ardından ve siyahlarla beyazların birlikte ska icra etmesiyle duotone başlamış. Aslında duotone o dönemki politik ska gruplarının bulunduğu plak şirketinin adı. Siyah-beyaz kareler de bu şirketin sembolü, yani ska sevenlerin giydiği kareli ayakkabı ve aksesuar mevzusu buradan geliyor.

Ska, Jamaika’nın sıcaklığından ve biraz da marijuana ağırlığından yavaşlayarak reggae’ye dönüşmüş demek mümkün. Özellikle ‘roots reggae’ türü rastafarianizm ile iç içe ve sözlerinde genelde rastafari muhabbetler dile getiriliyor; inanç, aşk, barış, yoksulluk, eşitsizlik.

SKA

“Yılanyastığı, filkulağı” gibi adlar da verilen bir süs bitkisi…

Arum,

(Latince Aron).

Yılanyastığı,
Yılan kavı,
Yılan ekmeği,
Yılan bıçağı,
Buzağı otu.
Filkulağı,
Yılan bucağı.

Yılanyastığıgiller familyasından olan bitkiye Latince Aron adlı bir besin adından esinlenerek arum denmiştir. 30-50cm. boyunda yumru köklü çok yıllık bir bitkidir. Uzun sapları krem ya da beyaz damarlı üçgen şeklinde yaprakları olan bu bitki Nisan-Mayıs aylarında dişi çiçekler dalın alt kısmında erkek çiçekler üst kısmında olmak üzere çomak şeklinde çiçekler açarlar.

Sonbaharda da mısır koçanı biçiminde kırmızı darı gibi meyveler verir. Anayurdu Kuzey Afrika ve Avrupa olan bu bitki deniz seviyesinden 1500 m. yüksekte gölgeli, hendek ve çalılıklarda, serin yerlerde yetişir. Taze yaprakları ve meyveleri zehirlidir. Taze yaprakların haşlanarak zehiri giderildiği söylenir. Taze yapraklar zamk, nişasta ile saponin ve konisin alkoloitleri içerir.

Kurutulmuş köklerin kabızlık giderici, balgam söktürücü etkisi vardır. Taze yaprakları ve kökü az suda kaynatılıp sivilceler pansuman yapılır. Yara ve iltihap için yaprakları ve kökü kaynatılıp pansuman yapılır. Egzama, kaşıntıya karşı yaprakları ve kökü kaynatılıp kaşınan yerlere pansuman yapılırak tedavi yapılır. Yılan yastığı sivilce ve çıbanları çabuk olgunlaştırır.

“Aptal, avanak” anlamında argo sözcük …

“Aptal, avanak” anlamında argo sözcük


Denyo,
Kaşkaval,
Kaşalot,
Aptal,
Samrana,
Salak,
Anlayışsız,
Sersem,
Dümbelek,
Pilaki,
Gebeş,

Hırt,
Budala,
Ahmak,
Şavalak,
Alık,

Peygamber öküzü,
Saf,
Hışır,
Hırtapoz,
Şaşkın,

Düdük makarnası.
Ayran ağızlı,
Andaval,
Armut, Angut, Bön,
Dallama,
Orta oyununda budala tipine, Denyo ya da Denilo denir.

Adem ile Havva’ nın üçüncü oğlu …

Şit,
Seth,

Adem ile Havva’ nın üçüncü oğlu …

Hz. Adem’ in oğullarından ve ondan sonra peygamber olan zat olup kendisine 50 sayfalık kitab nazil olmuştur. Kabe-i Mükerreme’ yi ilk önce taştan bina eden zat olduğu Kısas-ı Enbiya’da mezkûrdur.

Adem ile Havva’ nın oğulları,
1. Kabil
2. Habil
3. Şit (Topal anlamında).

Kabil (Musevi kaynaklarında Kain, Kayn, Kayin)
Habil (Musevi kaynaklarında Hevel),
Tanah’ta, Eski Ahit’te, Kur’an’da ve hadislerde bahsi geçen dini şahsiyetler.

Kabil, Adem ve Havva’nın büyük oğlu, Habil ise küçük oğludur. Kabil’in, kardeşi Habil’ i öldürdüğüne ve tarihteki ilk katil olduğuna inanılır. Üçüncü oğul topal anlamında Şit (Seth)’ tir.

Âdem ve Havva’dan çocuklar oldu her birini ikiz doğurdu. Allah bir batından gelen erkek ile kızın, bir başka batından gelenlerle evlenmesini emreyledi. Habil ve Kabil arasında kıskançlık bürüdü. Çünkü Adem İklima’yı Habil’e, Lübüda’yı da Kabil’e nikahlamıştı. İklima daha güzeldi. Bu yüzden kıskançlık doruğa ulaştı ve ilk cinayet Kabil tarafından gerçekleşti.

İlk kan, ilk kardeş katili. Böylece dünyanın gidişatı iki kutup üzerine cereyan etti. Habil merhametin, güzelin, iyiliğin kutbu, Kabil ise kötülüğün, fesadın kutbu oldu. Adem üzülse de dünya var oldukça hem kötüler hem de iyiler sahnede yerini alacak.

Habil’in ölümünden beş yıl sonra Şit dünyaya geldi. Şit Adem’in bir nebze olsa üzüntüsünü almıştır. Artık Adem’ in ahır ömrü yaklaşmış ve hastalanmıştır. İlk insan aynı zamanda ilk peygamber olarak bu dünyadan göç eden Adem Peygamberden sonra Şit(Seth) ikinci peygamber olarak yoluna devam etmiştir.

Oğlak burcunun eski adı ..

Cedi,
Capricornus,
Arapça, جدی
Eski dilde Oğlak.

Cedi (Oğlak burcu).


Oğlak burcunun eski adı cedi.
Güneş medarının oniki burcundan birisi de cedi’dir.
Oğlak burcu.
Güneşin cenuba doğru inişinin en aşağı derecesini bildirir.
Keçinin erkek yavrusu, erkek oğlak

Oğlak Burcu : 22 Aralık – 21 Ocak

Güneşin burçlara karşı olan durumunun değişmesi yüzünden, bugün burçlardan hiçbiri kendi adıyla anılan bölgede bulunmamaktadır.

Bütün kaygılardan kurtulup gönlü rahata kavuşan, içi rahat olan …

Müsterih,

Arapça, مستریح
Rahat,
İstirahat eden.
Eski dilde müsterih,
Müsterih olan.
(İng. be at ease).

Bütün kaygılardan kurtulup gönlü rahata kavuşan,
İçi rahat olan.
İstirahat eden, rahat bulan.
Gönlü rahat.
Herhangi bir kaygısı bulunmayan.

Arapça dinlenen rahat eden anlamında mustarih kelimesinden türemiştir.

Kuran’da bir süre …

Kuran’da bir süre;


Alak,
Taha,
Abese,
Rad,

Kuran’daki sıraya göre süre isimleri;
1. Fatiha
2. Bekara
3. Âl-i İmran
4. Nisa
5. Maide
6. En’âm
7. A’raf
8. Enfal
9. Tevbe
10. Yunus
11. Hud
12. Yusuf
13. Ra’d
14. İbrahim
15. Hicr
16. Nahl
17. İsra
18. Kehf
19. Meryem
20. Taha
21. Enbiya
22. Hac
23. Mü’minun
24. Nur
25. Furkan
26. Şuara
27. Neml
28. Kasas
29. Ankebut
30. Rum
31. Lokman
32. Secde
33. Ahzab
34. Sebe
35. Fatır
36. Yasin
37. Saffat
38. Sad
39. Zümer
40. Mü’min
41. Fussilet
42. Şura
43. Zuhruf
44. Duhan
45. Casiye
46. Ahkaf
47. Muhammed
48. Fetih
49. Hucurat
50. Kaf
51. Zâriyat
52. Tur
53. Necm
54. Kamer
55. Rahman
56. Vakıa
57. Hadid
58. Mücadele
59. Haşr
60. Mümtehine
61. Saf
62. Cum’a
63. Münafikun
64. Tegabün
65. Talak
66. Tahrim
67. Mülk
68. Kalem
69. Hakka
70. Mearic
71. Nuh
72. Cin
73. Müzzemmil
74. Müddessir
75. Kıyamet
76. İnsan
77. Mürselat
78. Nebe
79. Naziat
80. Abese
81. Tekvir
82. İnfitar
83. Mutaffifin
84. İnşikak
85. Büruc
86. Tarık
87. A’la
88. Gaşiye
89. Fecr
90. Beled
91. Şems
92. Leyl
93. Duha
94. İnşirah
95. Tin
96. Alak
97. Kadir
98. Beyyine
99. Zilzâl
100. Adiyat
101. Kari’a
102. Tekasür
103. Asr
104. Hümeze
105. Fil
106. Kureyş
107. Ma’un
108. Kevser
109. Kafirun
110. Nasr
111. Tebbet
112. İhlas
113. Felak
114. Nas

Börülceye verilen bir başka ad …

Acıbek,
Acebek,
Çukurova’da taze börülcenin ismidir.
Börülce,
(Vigna unguiculata),
Maş,
Karnıkara,
Lobik, (Doğu, Elazığ yöresi.)
Fasulyeye benzer bir bitki.
(Vigna sinensis).
Lobya,


Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve göbeği koyu benekli tohumu.
Börülce, baklagiller (Fabaceae) familyasından fasulyeye benzer, tek yıllık otsu bir tarım bitkisidir. Yaprakları üç yaprakçıktan oluşan bileşik yaprak şeklindedir. Börülce tohumlarının meyveye bağlandığı yerde kara renkli halkası vardır. Bu yüzden karnıkara denir.

Dolmalık acı biberle zeytin yağlı yemeği yapılır.
Börülce salatası ve zeytinyağlı yemekleri çok güzel olur.

Selçuklularda şehzadeleri eğitmekle görevli vezirlere verilen ad…

Atabey,
Atabek,
Şehzade eğitmeni,
Selçuklularda şehzadeleri eğitmekle görevli kişilere verilen san.
Eski Türk devletlerinde özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi ya da bağımsız bir eyaletin yönetimi ile görevli vezirlere Atabek denir.

Müslüman Türk devletlerinde, özellikle Selçuklular’ da yüksek düzeyde görev ve unvan.
Atabeylik kurumu bir hükümdarın oğullarını yetiştirilmek üzere güvendiği bir askeri şefe emanet etmesine dayanır.
İlk kez Selçuklular’ da görülen bu unvan bazı varsayımlara göre Orta Asya Türk geleneklerinden kaynaklanmaktadır. Selçuklu sultanları bir eyaletin yönetimini verdikleri küçük yaştaki şehzadelerin yanına, onların eğiticisi olarak bir atabey atıyorlardı. Atabey unvanını ilk taşıyan kişi, genç yaşta tahta çıkan Melikşah’ ın bazı unvanlarla birlikte atabey unvanını da verdiği ünlü vezir Nizamülmülk’tür.

Melikşah’ ın ölümünden sonra atabeylik kurumu giderek yaygınlaştı ve önemi arttı. Bu göreve özellikle köle kökenli Türk komutanlar atandı .
Atabeyler, şehzade adına eyaleti yönetir, onun tüm iktidarını yönlendirme yetkisine sahip olurlardı. Şehzade ergen olunca güçlerini büyük ölçüde yitirerek, gerektiğinde öğüt vermesi beklenen biri durumuna gelirlerdi.

Atabeyler kendi ihtirasları doğrultusunda kukla şehzadeler adına taht kavgalarına giriştiler; eğittikleri şehzadelerin saltanatı süresince de devlet yönetiminde etkili oldular. Küçük yaşta tahta çıkan şehzadeler döneminde ise devlet yönetimi hemen hemen tümüyle atabeylerin elindeydi. Onlar bazen şehzadelerin dul anneleriyle evlenerek yönetimdeki etkilerini daha da artırdılar. Selçuklu yönetimi iyice zayıfladıktan sonra da vasisi bulundukları şehzade adına kullandıkları iktidarı, kendi adlarına kullanmaya başladılar. Böylece islam tarihinde atabeyler adı verilen hanedanlar ortaya çıktı. Şam atabeyleri (Böriler), Musul atabeyleri (Zengiler), Azerbaycan atabeyleri (ildenizliler), Fars atabeyleri (Salgurlular) bu yolla oluştu Selçuklu devletinin yıkılışından sonra da atabeylik kurumu kimi devletlerde sürdü. Harizmşahlar’da bu kuruma yaygın biçimde rastlanır. Anadolu Selçuklularında atabeylik Kılıç Arslan I’ den başlayarak kurumsallaştı. Ama, buradaki atabeylerin yetkileri daha kısıtlıydı. Kurum bazı değişikliklerle Eyyubiler ve Memluklarda da varlığını sürdürdü.

Osmanlı devletinde şehzadelerin yanında eyaletlere gönderilen “lala”lar, hiçbir zaman Selçuklu atabeyleri gibi güç kazanamadılar.

Yunan mitolojisinde, güzel sanatların dokuz perisinin annesi olan bellek tanrıçası …

Mnemosin,
Mnemosyne,
Hatıraların Titanı.
Bellek Tanrıçası,
Uranus ve Gaia’nın kızı.
Hafıza ve hatıranın şekil bulmuş halidir.
Yunan Mitolojisi’nde hafızanın tecessümü olan Titan, tanrıça, Gaia ve Uranüs’nın kızı.

Zeus’tan, peri olarak da bilinen 9 kızkardeş olan Museları doğurmuştur. Zeus’la, Mnemosyne 9 gece beraber olmuşlardır ve 1 sene sonra da 9 kızları olmuştur. Eski Yunan mitolojisinde edebiyat, bilgi, müzik ve dans tanrıçaları olan Musalar varmış. Tanrıların kralı Zeus ile bellek tanrıçası Mnemosyne’ nin dokuz kızı varmış. Dokuz kız kardeş Pireus’ da doğmuş ve öteki dağlara yayılmışlar. Vakitlerinin çoğunu Boiotia’ da bulunan 1750 m. yüksekliğindeki Helikon dağında geçirirlermiş.

Mnemosyne aynı zamanda yeraltı dünyasında (ahiret – hades) akan bir nehrin adıdır. Yunan mitolojisi’nde yeraltı dünyasında (Hades) akan nehirlerden biri de Lethedir. Bu nehrin suyundan içen gölgeler (ölülerin ruhları) dünyada yaşamış oldukları geçmiş fani hayatlarına dair her şeyi unuturlardı. Lethe’nin zıddı olan bu nehir, Mnemosyne kendisinden içenlere (ki bunlar reenkarne olmaya hazırlanan ölü canlardır) geçmiş yaşamları hakkındaki her şeyi hatırlatır.

Yakışıklı bir çoban kılığına girmiş Zeus’la dokuz gece beraber olduktan sonra, ilham perileri olarak bilinen, dokuz kızları olmuştur:

Mnemosyne, kızları:

Calliope,- Epik Şiir
Clio – Tarih
Erato – Aşk Şiiri
Euterpe – Müzik
Melpomene – Tragedya
Polyhymnia – İlahi
Terpsikhore – Dans
Thalia – Komedi
Urania – Astronomi

Mnemosyne aynı zamanda yeraltı dünyasında (ahiret – hades) akan bir nehrin adıdır. Lethe’nin zıddı olan bu nehir, kendisinden içenlere (ki bunlar reenkarne olmaya hazırlanan ölü canlardır) geçmiş yaşamları hakkındaki her şeyi hatırlatır.

1 2 3 63